Büyük velilerden Mansûr bin Ammâr hazretleri şöyle ibretli bir hâdise anlatır: “Tanıdığım bir kimse vardı. Çok ibâdet yapardı... Onu epey bir zaman görememiştim. Araştırdığımda hasta olduğunu öğrendim. Evine gittim. Perişan bir halde yattığını gördüm. Yüzü siyahlaşmış, dudakları şişmiş, gözleri masmâvi olmuştu. Kendisine;

-Ey kardeşim, Lâ ilâhe illallah de, bunu dilinden bırakma, dedim. Gözlerini bana dikip kızgın kızgın baktı. Sonra gene kapattı. Tekrar aynı sözü söyledim ve;
-Eğer Lâ ilâhe illallah demezsen, senin cenâzeni yıkamam, namazını kılmam, dedim. Tekrar gözlerini açıp;
-Ey kardeşim Mansûr, bu Kelime-i tevhîd ile benim arama bir engel kondu deyince, ona;
-Ey arkadaş! Sen namaz kılardın, oruç tutardın, geceleri teheccüde kalkardın. Ne oldu sana? diye sorunca;
-Evet bunları yapıyordum. Fakat insanlar görsün diye yapıyordum. Kendi başıma evime çekilince, perdeyi çeker şarap içerdim... Bir müddet bu hâl üzere devâm ettim. Ben bu kötü halde iken bir hastalığa yakalandım. Ölmek üzere iken çocuklarıma;
-Beni evin ortasına çıkarın ve elime Kur’ân-ı kerîmi verin, dedim. Kur’ân-ı kerîmi alıp, okuya okuya Yâsîn sûresine geldim ve;
-Yâ Rabbî! Bu Kur’ân-ı kerîm hürmetine bana şifâ ver, bu ağır hastalıktan kurtar. Bir daha günâh işlemeyeceğim diye duâ ettim. Duâm kabûl olunup hastalıktan kurtuldum. Fakat iyileşince, tekrar eski hâlime dönüp yine günâhla ve isyân ile vakit geçirmeye başladım. Şeytan beni yine saptırdı. Tövbemi bozdum ve günahlara daldım. Bir müddet sonra yine şiddetli bir hastalığa yakalandım. Neredeyse ölecektim. Yine önceki gibi duâ ettim ve hastalıktan yine kurtuldum. Ama yine tövbemi bozdum. Şiddetli hastalığa bir daha yakalandım. Duâ etmek için beni evin ortasına çıkarmalarını söyledim. Bu amansız hastalıktan kurtulmak için duâ edince gaibden bir ses, defâlarca tövbemi bozduğumu ve artık kurtulamayacağımı söylüyordu...
Bunları anlatınca, ibret ve dehşet içinde yanından ayrıldım. Evinden biraz uzaklaşınca, öldü haberini aldım. Allahü teâlâ sonumuzu hayır eylesin...”
Alıntı