Psikopat denince aklınıza kimler geliyor? Freddy Krüger, Dr. Lecter, Derisurat, Çivikafa… Hepsini unutun, zira onlar sadece filmlerde karşımıza çıkıyorlar ve sinema salonunda ne kadar dehşete kapılırsak kapılalım normal hayata karıştığımızda kendimizi yeniden bütünüyle emniyette hissebiliyoruz. Bir de tabii esas korktuklarımız var; gazetelerde, televizyonlarda izlediğimiz katiller, sapıklar, intihar bombacıları… Ted Bundy ve John Wayne Gacy’nin günümüzdeki muadilleri… Evet, hepsi birer psikopat ama her psikopatın adam öldürmesi, işkence etmeyi sevmesi, suç işlemesi de şart değil. Yeni araştırmalar her 10 CEO’dan birinin psikopat olduğunu söylüyor. Sırf onlar mı? Hayır, cerrahlar, avukatlar, gazeteciler ve politikacılar arasında da psikopatlık hayli yaygın ve olağan
Bütün bunları Oxford Üniversitesi’nin psikiyatri bölümünden Prof. Dr. Kevin Dutton’ın yazdığı Olağan Psikopatlar adlı kitaptan öğreniyorum. Dr. Dutton kitabında hem insan doğasındaki psikopatolojileri ortaya koyuyor hem de toplumların daha önce hiç olmadığı kadar yoğun bir biçimde psikopatlaştığını iddia ediyor. O halde baştan alalım, acaba nedir bu psikopatlık?
Başta kendisi de pekala bir korku filminin tekinsiz adamını andıran Dr. Kevin Dutton olmak üzere psikiyatristlere göre, psikopatlık bir kişilik bozukluğu. Vicdandan ve empatiden yoksun acımasız, korkusuz, sert ama bir konuya odaklanma kabiliyeti yüksek ve kesinlikle karizmatik kişiler için kullanılıyor. Bir psikopatı unutulmaz kılan onun “yenilmez” olması. Dr. Dutton önsözünde kendi babasının da psikopatolojinin bütün özelliklerini taşıdığını anlatıyor. Gerçi seyyar satıcı olan adam hayatı boyunca bir kez bile şiddete başvurmamış. “Öyle acımasız, cüretkar ve büyüleyiciydi ki istese Taliban’a tıraş kremi bile satabilirdi” diyor oğlu. Hatta bir adım ileri giderek bizzat kendisinin de genlerinde bu özelliklerden bazılarını taşıdığını söyleyerek fotoğraflarını gördüğümde hissettiğim şeyi doğruluyor.
Bu durumda ister istemez ikinci bir soru geliyor aklıma: Bir psikopatı yenilmez yapan nedir? Karakterlerindeki temel çelişki aslında psikopatların en büyük silahı. Empati duygusundan yani başka insanların duygularını anlama, özümseme kabiliyetinden bütünüyle yoksun olmalarına karşın diğer insanların zihinlerini net ve açık bir şekilde okuyabiliyor ve böylece onları manipüle edebiliyorlar. Bu durumda başarıları kaçınılmaz oluyor.
Araştırmalarına yüksek güvenlikli hastanelerin psikopati koğuşları, Budist tapınakları ve komando eğitim kampları gibi özel izinle girilebilen mekanlarda bizzat yaptığı gözlemleri de katan Dr. Dutton şöyle bir örnekle psikopatları bize affettirmeye çalışıyor: “Yanan bir binanın içinde küçük bir çocuğun çığlık attığını hayal edin. Aşağıda da bir adam var ama sağır olduğu için çocuğun çığlıklarını işitmiyor. Bir koşu yukarı çıkıp çocuğu kurtarmadığı için onu suçlayabilir misiniz? Psikopatlar da başka insanların duygularına karşı aynen böyle sağırdırlar. Onları ilgisizlikle suçlayamayız, tabiatları böyle.”
Demek ki bütün bu liderlik avantajlarına rağmen psikopat olmak çok da kolay bir şey değil… Psikopatlık, ruhen ya da karakter bakımından engelli olmak gibi bir şey çünkü. Psikopat olmanın zararlarını da öğreniyoruz Kevin Dutton’dan. Bir kere anladığım kadarıyla hayatın en temel bazı zevklerinden habersiz yaşıyorlar. Âşık olmak, sevdikleriyle gülüp eğlenmek, arkadaşlarıyla yararsız oyunlar oynamak onlar için neredeyse imkansız. Dr. Dutton bunu “korkunç ıssız bir yaşam biçimi” olarak tanımlıyor ama şunu eklemekten de geri durmuyor: “Tabii neyi kaybettikleri konusunda bir fikirleri asla yoktur. İnsan hiç sahip olmadığı bir şeyi kaybetmiş olamaz ki!”
Öte yandan şunu katiyen unutmamamız gerekiyor: Bütün bu saydığımız özellikler bazı psikopatları seri katil yapıyor bazı psikopatlarıysa Wall Street’in zirvesine taşıyor. “Hayal edin” diye anlatıyor Dutton: Psikopatsınız ve çok yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmişsiniz. Dehşet zeki falan da değilsiniz, müthiş bir eğitiminiz yok, ayrıca agresif bir yapınız var, sık sık öfke krizleri geçirip şiddete başvuruyorsunuz. Yolunuz büyük ihtimalle hapishaneye düşecektir. Şimdi bu tablodan şiddet eğilimini çıkaralım. Pek bir şey değişmeyebilir. Belki adam öldürmezsiniz ama kirli işlere bulaşabilirsiniz. Şimdi üçüncü seçeneğe bakalım. Gene aynı insansınız fakat şiddet eğiliminiz yok ve okula gidebilecek kadar şanslı ya da kararlısınız. İşte o zaman hikaye tamamen başka hale gelir. Gene öldürürsünüz ama hayatta değil, iş dünyasında…”
Olağan PsikopatlarKevin DuttonDomingo Yayınları