Selim anaokuluna yeni başlamıştı ve çok güzel şeyler öğreniyordu. Aile bu durumdan gayet memnundu. Bir süre sonra aile bazı şeylerin ters gittiğini düşünemeye başladı. Bu düşünceye sevk eden şeyin ise selimin okuldan bahsederken yapmış olduğu şikayetlerdi. “Ahmet bana yumrukla vurdu, can beni iteledi, Büşra bana bağırdı…” bu ve buna benzer şikayetler Selimin annesini kaygılandırdı. Öğretmenini aradı ve durumu öğretmenine anlattı. Ama okulda bu tur şeylerin olmadığını söyledi öğretmeni. Fakat anne ve baba tatmin olamamış bu işte bir iş olduğunu düşünmüşlerdi. Dayanamadılar bir gün Anne-Baba okula gittiler ve öğretmeni ile yüz yüze görüştüler. “Bu çocuklar neden bizim çocuğumuza karışıyor, eğer karışmıyorlarsa Selim neden yalan söylesin. Eğer yalan söylüyorsa bu da bir sorun. Okula başladıktan sonra yalana mı alıştı?” gibi daha birçok kaygıyı dile getirdiler. Durumu okulun rehberlik servisine bildirdiler. Ve yapılan bir seri görüşmelerin sonucunda sebep ortaya çıktı. Selim evde izlediği çizgi filmlerin etkisi ile bilinçaltında bu tür olaylar kurguluyordu. Zaten bu yaştaki çocuklar hayal ile gerçeği ayırt etmezlerdi. Böylece anne baba rahatlamışlardı.

Çocuklar 5 yaş öncesinde gerçekle hayali karıştırırlar. Hayallerini gerçek gibi anlatabilirler. Düşüncelerini bilinçli, yalan olduğunun farkında olmadan ifade edebilirler.

Çocuk hayalinde oluşturduğu figürleri hikâyelerine de katar. Hatta hayatının içinde onu bir yerlere oturtur. Birlikte yaşar. Çocuğun hayal dünyasının ve zihin gelişiminin desteklenmesi için bu tür kurgulanmalara ihtiyaç bile vardır. Ancak çocuğunuzun yalanı bilinçli olarak söylediğini fark ettiğinizde durum değişir. Çocuklar genellikle 5 yaşından sonra yalan söylemeyi doğru olmadığını bile bile tercih etmeye başlayabilirler. Bireysel farklılıklar bu yaş seviyesini geri veya ileri alabilir. Önemli olan çocuğun yalan söylediğinin farkında olmasıdır.

Çocukların karakter eğitimine 2 yaşından itibaren başlanması gerekir. Bilinçli ebeveynler buna hassasiyetle dikkat ederler. Lakin yanlış davranışlardan koruyalım derken kendi yaşına göre bazı davranışları bize uygun gelmeye bilir. Bunları yaşlara göre de bilirsek çocukla iletişimimiz daha sağlam ve güçlü olacaktır.

Çocuklar Neden yalan söylerler?

Öncelikle büyüklerin bu konuya dikkat etmesi gerekir. Büyükler çocuklar için modeldirler. Sadece büyüklerin yalan söylemesi değil aynı zamanda yalana teşvik etmesi de söz konusudur. Bazı hususlarda çocukları sıkıştırmak çocuğun yalana başvurmasına sebep olur.

Benlik saygısının eksikliği çocukları yalana sürükleyebilir. Başkaları tarafından takdir görmek, değer verilmek için benlik saygısı eksik çocuklar dürüstlükten ayrılabilirler. Örn: Başarısız olduğu halde ‘Bugün okulda en çok yıldızı ben aldım!’diyerek apartmandaki arkadaşları tarafından değer kazanmayı planlayabilirler.

Başkası ile kıyaslanan çocuklar yalana başvurur. Bu durumdan hoşlanmayan birey ailenin kıyas yapmaması için kendini ondan iyi göstermenin yoluna başvurur. Örn; “Bak komşunun çocuğu okuldan çıkar çıkmaz eve gelir. Ya sen ne yapıyorsun. Dışarılarda sürtüyorsun.” Buna karşı çocuk ailenin hoşuna gidecek bir şeyler bulur; “Arkadaşıma gittim ödevim vardı onunla ders çalıştık” oysa internet cafeye takılmıştır.

Özellikle duygusal, başkalarının yorumuna çok önem veren çocuklarda yalan söyleme görülebilir. Yetişkinler arasında da bu kişilik özelliklerine rastlanır. Bazı insanlar başkalarının kendilerine dair yaptıkları yorumu çok önemserler. İşte bu yapıdaki çocuklarda da gerçeği söylerse sevilmemek, dışlanmak endişe oluşturur. Bu endişeden kurtulmak, başkalarının değer yargılarına zıt hareket etmemek için gerçek kimliklerini sergilemezler. Hatta bu düşünce ile topluluktan farklı olmamak için kendi zevklerinden, tercihlerinden bile ödün verirler. Grup psikolojisi ile hareket ederler.

Daha küçük yaşlarda çocuk, hayallerini gerçekmiş gibi söyleyebilir. Örneğin babasının kendisine büyük bir bebek almasını hayal eden bir çocuk; ‘Dün akşam babam bana kocaman bir bebek aldı’ diyebilir. ‘ Sen yalancısın’ gibi lakapların takılması çocuğun bu özelliği sahiplenmesine sebep olabilir.

Gözle görülen bir gerçeği çocuklarından da duymak için zorlayan ailelerde dürüstlükten ayrılma gözlemlenebilir. Örneğin çocuğunuzun yemekten sonra yemesini istediğiniz çikolatalı pastanın izlerini yemekten önce ağzının kenarında gördünüz. ‘Pasta yedin mi ‘diye sordunuz. Çocuk sizden ceza alma korkusu ile doğruyu söylemekten çekinebilir.

Beğenilmeyen ve yaptıkları çok eleştiri alan çocuklarda yalana meyil artar. Çocuklar eleştiri korkusu ile büyükleri tarafından tenkit almamak için gerçeği söylemek istemezler. Hatta çevrenin kendisinden yüksek beklentilere girmesi de doğruluktan ayrılmayı bir çözüm yolu olarak düşündürtebilir. Örn: Yarışmada kendisinden birincilik bekleyen büyüklerine, dereceye giremeyince, karın ağrısına bağlaması, ayağına kramp girdiğini dile getirmesi, başının ağrıdığını söylemesi… gibi.

Çocuğun stresli bir ortamda olması yalanı tetikleyebilir. Hiç yapılmaması gereken bir hata yapmış olma gibi. Örn; oynarken babasının arabasının camını yanlışlıkla kırma gibi.

Doğruyu söylersen kızmayacağım” denildiği halde gerçeği ifade ettiğinde azarlanıyorsa çocuk dürüst olma cesaretini kaybedebilir. Çocuk dürüstçe playstation a gittiğini söylediği zaman tepki gösterilirse bir daha gerçeği söylemez.

Ailede, çevrede, bir arkadaşının ya da büyüğünün doğru söylemediğini görmek çocuğun bu davranışı örnek almasına sebep olabilir. Örneğin; telefonda ki kişiye babanın evde olduğu halde “şuan şehir dışındayım döndüğümde görüşelim” gibi bir söylem de bulunması.

Cezadan kaçma, sorumluluktan kurtulmak için çocuk doğruluktan ayrılabilir. Örneğin; yaşının üstünde beklentilere girilmesi durumunda görevini yerine getiremeyince çocuk doğruluktan ayrılarak kurtuluş çareleri bulmaya çalışabilir.



Çocuğun Dürüst Davranmadığı Anlaşıldığında Ne Yapılmalı?

Gerçekten Yalan Söylediğinden Emin Olunmalı

Öncelikle çocuğunuzun gerçekten yalan söylediğine emin olmalısınız. Kesin bir kanıtınız olmalı. His etmekle ya da birinin söylemi ile hareket etmeyiniz. Eğer kesin yalan söylediği kanıtlandı ise bunu azarlayıcı bir dil kullanmak yerine sebepleri öğrenilmeli. Çocuğunuzun yalan söylemesine sebep olan durumu düşünmeli ve bu konuda önlemler almalısınız.

Çocuğun Yaşamında Her Şeyin İyi Gittiğinden Emin Olunmalı

Çocuğunuzun hayatında ters giden bir şeyler olup olmadığını takip etmelisiniz. Bazı şeyler var ki çocuklar sizden gizleye bilirler. Şüphelenseniz bile kabul etmeye bilirler. Bu durumu öğretmenleri ile ya da Rehberlik Servisi ile görüşüp tespit etme yoluna gidilir. Örn: Çocuğunuz duygusal olarak birine bağlanmış olabilir yani karşı cinsten biri ne aşık olmuş olabilir. Bunu sizden gizler. Ama siz bir şeyler olduğunu his edersiniz. Fakat çocuk sizden çekindiğinden ya da utandığından gizler. Hakikati öğrenme adına çocuğun üzerine fazla gidilmez. Sabredilir ve ilgili yerlere müracaat edilir.

Çocuğa Başarabileceği Sorumluluklar Verilmeli:

Akıllı bir ebeveyn, çocuğuna kaldıramayacağı sorumluluklar yüklememelidir! Verilen sorumlulukların, beklentilerin, çocuğun yaşına ve ilgi alanlarına uygun olmasına özen gösterilmelidir. Çocukların yerine getiremeyeceği beklentiler içine girilmesi, Benlik saygılarının zedelenmesine sebep olabilir. İçine kapalı bir çocuğa büyük bir salon önünde hiçbir egzersiz yapmadan şarkı söyleme görevinin verilmesi bu konuda örnek olarak düşünülebilir. Böyle bir çocuğa küçük gruplarda verilen görevlerden sonra büyük sorumlulukların verilmesi en isabetli adım olur.

Çocuğun ufak da olsa sorumluluklarını yerine getirme konusundaki gayretleri takdir edilmelidir. Örneğin çocuktan yatağının toplanması istenildi. Önce nasıl toplayabileceği anlatılmalı. Toplarken gösterdiği gayretler tebrik edilmelidir. Önemsiz gibi görülen tüm bu takdirler çocuğun kendini değerli hissetmesini sağlar. Zaten çocuk hak ettiği değeri görünce doğruluktan ayrılmaya tenezzül etmeyecektir.

Cevabı Bilinen Sorular Sorulmamalı…

Çocuğun hatalı bir davranış sergilediğini fark eden ebeveyn, gerçeği bir de ondan duymaya çalışmamalıdır. Zorlamalar kimi çocuklarda iyice içine kapanma ile kimilerinde de yalan söyleyerek kaçışla karşılık bulur. Bu tür durumlarla karşılaşıldığında suçlama, aşağılama, yargılama yerine ben dili kullanılmalı, çocuk incitilmemelidir. Diyelim ki çocuğunuzun yemekten önce izin vermediğiniz halde pastayı yediğini gördünüz. ‘Sen yoksa pasta mı yedin?’ demek yerine, yaklaşımınız şu şekilde olabilir:

“Yemekten önce pasta yemeni istemediğimi söylemiştim. Yemekten önce pasta yemiş olman iştahını kapatıyor ve bu durum gelişimini engelliyor. Ben sağlıklı olmayacağından dolayı çok üzülüyorum!”

Baskı ile doğruyu söyletmeye çalışmak hatalı ve aciz olmanın verdiği psikoloji ile çocuğu yeni yalanlara da sürükleyebilir. Ayrıca çocuk; baskı, eleştiri gördüğünde yaptığı hatanın bedelini ödediğini düşünür. Bunun yerine, ifade ettiğimiz duygularımız ve göstereceğimiz anlayış sorumluluğu çocuğa yükler. Çocuk da yaptığı hatasını daha rahat kabullenir.

Çocuğun doğru söylemediği bilindiği halde, bir şey yok gibi de davranılmamalıdır.

Yalana teşvik edici sorular da sorulmamalıdır. Örn: çocuğunuz yeni aldığınız bebeğini kırmış. Ertesi gün koltuk arkasında buldunuz.Bebeğin nerde?’ veya ‘ bebeğinle neden oynamıyorsun ?’gibi sorular sorarsanız bu durumda çocuk ‘Bilmiyorum! veya ‘Artık oynamak istemiyorum’ gibi cevaplar vererek dürüst davranmamaya başlar. Hâlbuki bu soruların cevaplarını biliyorsunuz.

Ebeveyn bu tür durumlarla karşılaştığında;

1. “Yanıtını bildiği soruları sormamalı!”

2. ‘Bebeğini koltuk arkasında buldum. Kolu kırılmıştı. Yazık, hem çok güzeldi hem de kıymetli bir bebekti…’ Şeklinde bir ifade ile çocuğa yardımcı olunmalı. Çünkü korku, yalana kapı aralar.

3.’Şimdi ne yapmayı düşünüyorsun?’ şeklinde soru yönelterek çözümü çocuğun bulmasına zemin hazırlanmalı.

4.Neden böyle bir davranışı sergilediğinin temel sebepleri araştırılmalı. Örn: Arkadaşının oyuncağından kendisinde olmamasına içerlenmiş olabilir.


Sözlerimize Dikkat…

Bir yanlışın düzeltilmesi maksadı ile de olsa olumsuzluğun sıkça nazara verilmesi, dikkatleri o davranış üzerinde toplayabilir. Bu nedenle ‘yalan, yalancı ’ kelimeleri çok sık kullanılmamalıdır. Bunun yerine dürüstlüğün daha fazla kullanılması, doğru sözlü insanların yaşamda karşılaştıkları güzelliklerden bahsedilmesi, olumlu davranışlara özen uyandırır.

Bazen de çocuklar oyun oynarken veya farklı aktiviteler esnasında birbirlerine zarar verebilirler. Bu durumda ebeveynlerin hemen müdahale edip; ‘yanlışlıkla olmuştur! Haydi, hemen birbirinizden özür dileyin!’ şeklindeki yönlendirmeleri çocuğa dürüstlükten ayrılmayı öğretir. Çünkü çocuk yanlışlıkla değil belki de bilerek arkadaşına zarar vermiştir. Bu şekilde bir durumla karşılaşıldığında problem çözme yöntemleri kullanılabilir.(bkz. Problem çözme)

Çocuğa dürüst davrandığında ebeveyn sinirlenip bağıracaksa ‘doğruyu söylersen kızmayacağım! dememelidir. Söyledi ise de kesinlikle kızmamalıdır. Özellikle dürüstlük ile ilgili bir durumda sözde durulmaması çocuğa hem kötü örnek olur hem de bu tavır yüzünden çocuk bir daha doğruyu söylemeye çekinir.

Çocuk sadece kırıcı sözler söylendiğinde incinmez. Hatası sonucunda doğruyu söylediğinde; ebeveynin sert bakışları, tavır almaları, sevgiyi azaltmaları da çocuğun dürüst davranmaya karşı sempatisini azaltır. Ebeveynler çocuklarının hassasiyetlerini dikkate alarak bu konuda duyarlı olmalıdırlar. Örneğin çocuğun zor bir durumda, dürüstlükten ayrılmamasını takdir etmelidirler.

Dürüstlük Hakkında Konuşulmak İçin Sakin Ortamlar Tercih Edilmeli…

Çocukla, dürüstlüğün önemi hakkında sakin bir ortamda konuşulmalı. Asla olay anında yalanın zararlarından bahsedip, nasihatler verilmemeli. Hiç kimse sinirli olduğu anda ya da mahcup edildiğinde öneri kabul etmek istemez.

Sakin zamanlarda yapılan sohbet, sadece karşılıklı konuşma şeklinde anlaşılmamalı. Hikâye anlatma, kukla oynatma v.s. bu amaçla kullanılabilmeli.

Dediğimi yap yaptığımı yapma…

Çocuğa hangi durumla karşılaşılırsa karşılaşılsın doğruluktan ayrılmaması gerektiği hakkında örnek olunmalı. Çünkü insanlar zor durumlarla karşılaştıklarında doğruluktan ayrılarak anlık çözüm yolları keşfederler. Bu sırada da planlarının aksine daha büyük sorunlara kapı aralamış olurlar. Çocuk çevresinde doğru sözden ayrılmayan örnek büyükler görmelidir. Her konuda olduğu gibi dürüst çocuk yetiştirmede de en önemli etmenlerden biri model olmaktır.

Hayali, Gerçek Gibi İfade Edebilir…

Çocuğunuzun hayal dünyasında ürettiklerini ifade ettiğini duyduğunuzda hemen telaşa kapılmamalıdır. Örn: Çocuğunuz geçen akşam babasının kendisine kocaman bir araba aldığını söyledi sizin yapmanız gereken ‘hani nerde’ tarzı çocuğu başka yalanlara sevk edecek davranışlar yerine, ‘ya demek senin kocaman bir araba istedin’ denilerek onun hayal dünyasına yardımcı olunur.

Bazen de çocuklar hayali arkadaşlar kurgulayarak onlarla oyunlar oynamayı çok severler. Yemekte, uykuya geçerken onunla konuşurlar. 4-6 yaş arası oluşan hayali arkadaşların varlığı ile ebeveynler asla endişeye kapılmamalıdırlar. Bu durumu çocuğun hayal dünyasını zenginleştirmek için bir fırsat olarak görebilirler.

Şaka da Olsa Yalan Söylememeli…

Çocuklar 2-6 yaş arası dönemde bir yalan söyleyip daha sonra ‘şaka yaptım!’ diyebiliyorlar. Bunu bazen çevrelerinden öğreniyorlar bazen de şaka ile yalanı karıştırıyorlar. Bu durumda; ‘Şaka da olsa hep doğru söylüyoruz!’ diyerek kuralımız hatırlatılmalı. Ayrıca ebeveynler de şakalarını doğru sözlülük çerçevesinde dile getirmelidirler. Örneğin; çocuğunuzu severken ‘İki kulaklı seni!’ demeniz hem onun için farklı bir sevgiyi alma şeklidir hem de gerçeğin ta kendisidir.

Çocuk başkaları tarafından eleştiri almamak için gerçeği söylemeye korkabilir. Başkaları tarafından ‘ yalancı’ etiketi ile yaşamanın, doğruyu söylemekten daha zor olduğunu ebeveyninden öğrenmelidir. Bu konuda yaşanan anılar, anlatılan hikâyeler çocuk için örnek teşkil edecektir.

Çocuğunuzun Kendi Kimliğinin Oluşumuna Destek Verilmeli….

Eğer çocuk başkalarından sık sık etkilenip zevklerinde, kararlarında değişiklik yapıyorsa; herkes gibi düşünmek zorunda olmadığı anlatılmalıdır. Bu durum çocuğun kendi kimliğinin oluşumunu geciktirir. Çocuğa; ‘Farklı düşünmek hata olmaz! Herkesin zevkleri birbirinden farklı olabilir!’ denilmelidir. Bunu desteklemek için oynanan oyunlarda, yaşam içinde yapılan tercihlerde farklılıkların olduğunu görmek çocuk için hem zevkli hem de kalıcı bir egzersiz olacaktır.

Ebeveynler, çocuktan güzellikleri duymak kadar olumsuz düşüncelerini de duymaya hazır olmalıdırlar. Çocuğunuzun da bir birey olarak tercihleri olabilir. Belki bazı durumların üstünü kapatmak veya inkâr yerine asıl sebebini öğrenmeye çalışmak daha doğru olur.

Örn: Çocuğunuz bir arkadaşını hiç sevmediğini söylüyor. Çoğu ebeveyn hemen; ‘Aaaa arkadaşlar hiç sevilmez mi? Diyerek çocuğun duygularını reddetmeye kalkışırlar. Hemen hüküm vermeyip neden sevmediği anlaşılmaya çalışılsa çok daha iyi olacaktır. Yaşanan bir diyalogdan kesit sunalım:

Başkalarına yalan söylemeye ihtiyacının olmadığının öğretilmesidir.”