Toplumların gelişmesi,yeni kuşakların sağlıklı yetişmesine ve iyi eğitilmesine bağlıdır.Bu nedenle gerek aileye,gerek okula ve gerekse topluma önemli görevler düşmektedir.Çocukların bedensel,zihinsel,duygusal ve ahlaki gelişimine olumlu yönde etki edecek uygun ortamı sağlamak öncelikle ailenin ve daha sonrada eğitim kurumlarının görevleri arasındadır. Çocuklar toplumların geleceğini oluşturacak yapı taşlarıdır.21.yüzyıla girerken dünya toplumları,toplumun geleceği ve güvencesi olan çocukların yaşam standartları ve kalitesini yükseltmeye çalışmaktadırlar.Dünya ülkeleri bu yönde en önemli(!) adım olarak çocuk hakları sözleşmesini imzaya açmışlardır.

Çocuk hakları sözleşmesi çerçevesinde çocuğun yaşam,gelişme ve korunma hakları güvence altına alınmaktadır.Ancak bazı toplumların, ekonomik açmazları,göç,kentleşme gibi sosyolojik olayları yoğun bir biçimde yaşamaları,çocukların haklarını ihlal eden ve yaşam kalitelerini düşüren olumsuz koşulları da beraberinde getirmiştir..bu olumsuz koşullar sokak çocuğu gerçeğinin oluşmasında önemli bir paya sahiptir.Bu yüzden sokak çocukları problemini, ülkenin genel çocuk problemlerinden ayrı düşünmek imkansızdır.



Sokak Çocuğu Kimdir?

18 yaşın altında bulunan 24 saat sokakta yaşayan,ailesiyle ilişkileri kopuk olup geçimini sokaktan sağlayan,zaman zaman suça karışıp,zaman zaman da tiner, bali gibi uçucu maddeler kullanan yada bunlara ihtiyaç duyan ve sokak ortamını mekan edinen çocuklara Sokak Çocuğu denir. Bu çocukların aile,okul,çocuk kurumları gibi kendine karşı sorumluluğu olan kişi ve kurumlarla hemen hemen hiç temasları bulunmamaktadır.

Çeşitli nedenlerle evden kaçmış,aile ve toplumla olan bağları tamamen kopmuş olan bu çocuklar toplu halde kendilerine özgü kurallarıyla köprü altı yaşamını seçmişlerdir.Yaşam ve yaşam kaynakları için sokak,onların 24 saatlik meskenleridir.



Sokakta Çalışan Çocuklar

Sokakta çalışan çocuklar ailesinin geçimine katkıda bulunmak yada kendi masraflarını karşılamak için günün bir bölümünde sokakta çalışan, gecenin erken yada geç bir saatinde evine dönen çocuklardır.Mendil, sakız, su ve kart satanlar, ayakkabı boyacılığı yapanlar vs. buna örnektir. Genelde tiner, bali…vb. madde bağımlılıkları yoktur.bu çocukların aile ilişkileri bir şekilde sürmektedir.

Bu tanımlardan sonra sokak çocuklarını iki grupta toplamak mümkündür. Birinci grup 24 saat sokakta yaşayan; ikinci gruptaki çocuklar ise hayatlarını sokakta kazanan çocuklardır.Bu çocuklar,aileleriyle az çok bağlantısı olan,başka bir deyişle akşam eve dönebilme imkanları olan çocuklardır.

Birinci gruptaki çocuklar ise tamamıyla evlerinden kopmuş ve sokaklarda yaşamayı seçmiş çocuklardır.Bazı araştırmacılara göre birinci gruptaki çocuklar gerçek sokak çocuklarıdır.

Sokak çocuklarının sayısı söz konusu olduğunda kesin bir rakam vermek zordur.Tanımlar birbirine girmiş birinci ve ikinci grup birbirinden kesin çizgilerle ayrılmamıştır. Ancak bu çocukların çoğu ergenlik yada ergenliğin ilk dönemlerinde bulunmaktadırlar.Yapılan araştırmalar sonucu en büyük yığılmaların 11-15 yaşları arasında olduğu tespit edilmiştir.Sokak yaşamının bu kadar erken yaşlarda başlamakta olması,bu çocukların sokakta karşılaştıkları tehlikelerle ilgili ilerde değineceğimiz bulgularla birlikte değerlendirildiğinde,alınması gereken önlemlerde gecikilmemesi gerektiği daha iyi anlaşılmaktadır. Bu çocukların çoğunluğu ( %80-90 ) parçalanmış ailelerden gelmekte, ebeveynlerin eğitim düzeylerinin ve seviyelerinin ise çok düşük olduğu tespit edilmiştir.Bu ailelerin sahip olduğu çocuk sayısının çok yüksek olduğu görülmüştür.

Sokakta yaşayan çocukların yaşantılarında fiziksel, duygusal ve cinsel istismara uğradıkları görülmektedir.Bu çocukların karşılaştıkları diğer tehlikeler ve zorluklara şunları örnek gösterebiliriz.Çevreden veya akranlarından gelen şiddet,fiziksel ve cinsel istismar,başkaları tarafından suç işlemeye zorlanmak,yanma-yaralama(uçucu maddelerden kaynaklanan) kronik,bulaşıcı hastalıklara yakalanma,bakımsızlık sonucu oluşan sendromlar, kaçırılma,öldürülme vb.



Sokak Çocuklarının Karşılaştıkları Sorunlar

Sokak çocukları için yaşamlarını sürdürebilmek çok önemlidir. Bunun için bu çocuklar; ayakkabı boyacılığından-çöpleri karıştırıp satılacak bir şeyler çıkarmaya, dilencilikten-hırsızlığa kadar,pek çok iş yapıp para kazanmaya çalışırlar. Sokaktaki kız çocukları kısa zamanda fuhuş batağına saplanır ve bununla birlikte cinsel yollarla bulaşan hastalıkları daha kolay kaparlar. Sokakta yaşayan çocukları bekleyen bir diğer tehlike ise uyuşturucu ve madde bağımlılığıdır (tiner, bali, esrar, eroin…vb.).

Sokak Çocukları Uçucu Maddelere Neden İhtiyaç Duyarlar?

Bu çocuklar sokakta uğradıkları şiddete karşı dayanabilmek,dayak yediklerinde acı hissetmemek,soğuk kış aylarına dayanabilmek(soğuğu hissetmemek),halüsinasyonlar görüp gerçekte yapamadığı şeyleri hayal ederek yapabilmek ve utanma duygularını yok edip çevrelerinden rahatlıkla bir şeyler isteyebilmek,özgürce konuşabilmek için bu maddelere ihtiyaç duyarlar.

Bunun yanında sosyal açıdan bir guruba ait olmak duygusuyla,sokaktaki grupların ortak yaşam biçimine ayak uydurarak kendini kabul ettirebilmek için tiner, bali gibi uçucu maddelerin ucuza kolayca bulunabilmesi de sokak çocuklarının bu maddelere ihtiyaç duymasını artırmaktadır.



Uçucu Madde Bağımlılığı

Madde bağımlılığı içinde en önemlilerinden bir tanesi de uçucu maddelerdir.Uçucu maddeler içinde bağımlılığı yapan “ toluen” denilen çözücüdür.Bağımlılar tarafından kullanılan uçucular; tiner,yapıştırıcılar, aerosoller, çakmak ve bütan gazı gibi maddelerdir. Uçucu maddelerin kullanımında ruhsal bağımlılık görülür.Bu maddeleri kullananların tamamına yakını erkektir ve genellikle de arkadaş teşviki ile başladıkları görülmektedir. Bu gençlerin büyük çoğunluğunun madde bağımlılığının yanı sıra sigara kullandıkları da görülmektedir.Uçucu madde kullanan sokak çocuklarında kullandıkları maddenin bağımlılık yapmayacağı, istedikleri zaman bırakabilecekleri şeklinde yanlış bir kanı vardır.

Uçucu Madde Bağımlılığının Nedenleri

1-Dayanıksız ve Güçsüz Bir Kişilik Yapısına Sahip Olma ve Kaygıdan Kaçma: Bağımlılar genellikle özgüveni zayıf ve kaygılı insanlardır.Muhtemelen aşırı koruyucu ana-baba tutumları nedeniyle gerginlik ve baskı doğuran durumlarla yüzleştirilmemiş, yeterince sorumluluk verilmemiş,çocuk-genç olarak yetiştirilmemişlerdir. Hayattaki olayların zorlukları,karşılaşılan engeller,başarısızlık ve üzüntüler bu gençler için dayanılması çok zor sıkıntılar getirir.Bu yapıdaki gençler bağımlılık yapan maddelere daha çok sığınabilirler.



2-İçten Denetimli Olmaktan Çok,Dıştan Denetimli Olma:Bağımlı bireyler karşı karşıya kaldıkları ve yaşadıkları sorunları hep kendi dışındaki nedenlere bağlı olduğunu düşünürler.Ve bunların çözümlerini dışsal gelişmelere bağlarlar.



3-Kendini Değersiz Algılama:Bağımlı bireylerde sürekli kendini aşağılama,suçlama,yetenek ve değerlerinin farkında olmama,kendine ait değerlendirmelerde olumsuz bir tutuma sahip olma gözlenir.



4-Duygusal Bakımdan Olgunlaşmamış Olma:Çocukluk döneminde ebeveyni tarafından reddedilmiş,sevgi yoksunluğuyla karşılaşmış bireyler,doyurulmamış ve tatmin edilmemiş bu duygularını bağımlılık yapan maddelerde aramaktadırlar.



5-Hazza Yönelik Olma:Duygularının ve bedeninin yeni heyecanlar yaşaması ve kısa sürelide olsa coşkulu bir biçimde zevk alma arzusu bireyi bu maddelerin sahte büyüsüne kaptırmaktadır.



6-Kötü Alışkanlıklara Sahip Arkadaş Çevresi:Ergenlikte arkadaş-akran etkileşimi yoğundur ve gençler arkadaşlarının etkisine açıktır.Bağımlılık yapan maddelerin kullanıldığı çevrelerde yaşayan ve bu maddeleri kullanan arkadaş çevresine sahip gençler,arkadaşlarına özenerek ve arkadaşları tarafından “kabul görmeyi ve dışlanmamayı isteyerek” bu maddelere tutsak olmaktadırlar.



Bağımlılık Yapan Maddelerin Kullanımının Önlenmesi

Eğitimsel ve psikolojik olarak madde kullanımı ile mücadelede kullanılan yöntemler şunlar olabilir:



1-Caydırma:Maddenin zararlarını anlatarak kullanacak kişileri vazgeçirmek.

2-Bilgilendirme:Maddenin yapacağı etkileri gençlere anlatarak onları eğitmek.

3-Kişiliğin Güçlendirilmesi:Gencin kendine güven duymasını sağlama ve kişisel sorularının üstesinden gelmesini sağlama.Okullarda Rehberlik Servisleri aracılığıyla bu sağlanabilir.

4-Sosyal Becerilerin Artırılması:Gençlerin serbest ve boş zamanlarını uygun becerilerle değerlendirebilmelerini sağlama ve başkaları ile iyi iletişim kurmayı öğrenmelerini sağlama. Okullarda gezi faaliyetleriyle,grup halinde ödev yaparak ve tiyatro gibi etkinliklerle bu sağlanabilir.

5-Uyuşturucu Karşıtı Bir Tutum Kazandırma:Uyuşturucu maddelere karşı bireydeki yanlış inanç, değer ve tutumların uygun inanç, değer ve tutumlarla değişmesini sağlamak.Bu da okulda öğrencileri bilgilendirmeyle sağlanabilir.



AİLELERE ÖNERİLER

Bilindiği gibi eğitim aileden başlar, sağlıklı bir toplum ve olumlu kişiliğe sahip, öz güveni yüksek, kendi yeteneklerinin farkında olan, kişiler arası iletişimi yüksek bireyler yetiştirmek için aileye düşen bazı görevler şunlardır:



1- Çocuğunuza sık sık söz hakkı verin.

2- Çocuğunuzun fikirlerine değer verdiğinizi ona hissettirin.

3- Çocuğunuzun olumlu davranışlarını mutlaka takdir edin.

4- Çocuğunuza özel olarak zaman ayırın.

5- Aşırı eleştirici ve yargılayıcı olmaktan çekinin.

6- Çocuğunuzun hatalı davranışlarını onunla konuşarak ve ona doğru olanı anlatarak çözmeye çalışın.

7- Başkalarının yanında çocuğunuzu küçük düşürmeyin.

8- Onu sevdiğinizi sık sık belirtin.

9- Basitte olsa onun için önemli olan şeylere sizde önem verin.

10- Yanlış ve uygunsuz cezalandırmalardan kaçının.

11- Çocuğunuzdan beklentileriniz çok aşırı (ütopik) olmasın.

12- Çocuğunuza yaşından büyük yada küçükmüş gibi davranmayın.



Sonuç olarak;Sokak çocukları olgusu aslında bizlerin yaşadığı toplumsal stresin olumsuz bir ürünü sayılabilir. Bu olguya neden olan en büyük etmen ekonomik yetersizliklere dayalı ailesel ve toplumsal sorunlardır. Toplumun çekirdeğini oluşturan aile kurumundaki çözülmeler,toplumdaki istikrarsızlığı da beraberinde getirmiştir. İstikrarsızlığa neden olan bu etmenlerin başında köyden kente göçlerin olması sayılabilir. Bu göçler sonuçunda bireyler kent yaşamına (sosyo-kültürel ve ekonomik olarak) uyum sağlamakta güçlük çekmiştir.Böylece sokak çocukları olgusu kendiliğinden ortaya çıkmıştır.

Şu an elinizdeki bu çalışmayla okullarımıza ve tüm ailelere ulaşmayı hedeflemektedir.Bu çalışmanın öğretmenlerimiz tarafından benimsenmesi ve öğretmenlerimizin de kendi okullarının özelliklerini göz önüne alarak yapacakları çeşitli çalışmalar ve etkinliklerle bu çalışmanın amacı gerçekleşmiş olacaktır.

Unutulmamalıdır ki sağlıklı bir toplum oluşturabilmek için Biyo-psiko-sosyal düzeyi yüksek olan bireylere ihtiyaç vardır.Bunun da ilk basamağının eğitim olduğuna inanıyoruz.