Bir insanın hayatta yaşayabileceği en güzel duygulardan ve mükemmel olaylardan birisi hiç kuşkusuz çocuk sahibi olmaktır. Ancak çocuğun zihin engelli olduğunun öğrenilmesi yaşanan duyguların yoğunluğunu değiştirir. Önemli olan bu noktada anne-babalar olarak çocuğunuzu kabullenmek ve onu her yönüyle sahiplenmektir.

*Engelli bir çocuğa anne-baba olmak zor bir görevdir. Bu zor görevde ilk yapacağınız ise çocuğunuzu kabullenmektir. Sizin çocuğunuz sebebi ne olursa olsun farklı özellikleri olan bir çocuktur. Bunu kabullenme noktası anne-baba için ne kadar zor olursa olsun ailenin mutluluğu ve çocuğun sağlıklı yaşaması için oldukça önemlidir.

*Engelli bir çocuk için erken teşhis çok önemlidir. Zaman kaybedilmeden hem sağlık hem de eğitim önlemleri alınmalıdır.

*Çocuğun olduğu gibi kabul edilmesi ileride karşılaşılacak sorunların üstesinden gelinmesinde atılacak önemli bir adimdir. Akrabalarınızın, komşularınızın, sokakta yürürken gördüğünüzü insanların, toplu tasıma araçlarında ki insanların tepkileriyle, meraklı bakışlarıyla karsılaşacaksınız. Çocuğunuzun kabulü bütün bu tepkilerden daha az etkilenmenize yardımcı olacaktır. Ve siz çocuğunuzu kabullenmiş bir anne-baba olarak çocuğunuzu topluma daha kolay kabul ettirirsiniz.

*Çocuğunuzu sosyal ve fiziksel ortamlardan kısıtlamayınız. Onu eve kapatmayınız. Parka götürün, ev gezilerine götürün. Birlikte sokağa çıkıp yürüyün Ona çevreyi tanıtın, anlatın. Sorularına cevap verin, yüz defa da sorsa cevap verin. Çevrenizdeki insanların bakışları sizi kızdırmasın etkilemesin.

*Çocuğunuzdan beklentilerinizi özür ve özelliklerine göre ayarlayın. Normal bir çocukla karsılaştırıp ayni görevleri beklemeyiniz.

*Ondan yapamayacağı bir davranışı veya beceriyi istemeyiniz. Onun sınırlarını zorlamanız aşırı yüklenmeniz kendine güvenini sarsabilir ve basarisizlik duygusuna kapılarak içine kapanmasına sebep olabilir.

*Çocuğunuzu aşırı korumayınız.

*Çocuğunuzun tek basına bir şeyler yapmasına izin veriniz. Çocuğunuzun bir isi yapıp o isi başarmadaki başari hissini tatmaya ihtiyacı vardır.

*Çocuğunuza tutarlı davranmalısınız. Annenin, çocuğun yapmasına izin vermediği bir davranışa baba da izin vermemelidir. Ayrıca söz verdiğiniz bir şeyi muhakkak yerin getirmelisiniz veya yerine getiremeyeceğiniz sözü, vermemelisiniz.

*Diğer engelli çocukların aileleri ile bir araya geliniz, duygularınızı düşüncelerinizi paylasınız. Bilgi alışverişinde bulunarak rahatlayabilirsiniz.

*Çocuğun içinde bulunduğu engel türü hakkında bilgi edinin. Bu sayede çocuğunuza nasıl davranacağınızı nasıl yardımcı olacağınızı, çocuğun yapmış olduğu farklı davranışların kaynağını ve gelişim seyrini daha iyi kavramış olacaksınız.

*Engelli olan çocuk illaki sizin çocuğunuz olmayabilir. Çevrenizde bir başkasına veya yakınınıza ait bir ailenin çocuğu olabilir. Onları yadırgamamalı ve onun da ilk önce bir insin olduğunu unutmadan özellikle acımadan ilgilenmeli çünkü yarin sizinde böyle bir çocuğunuz olabileceği ihtimalini göz ardı etmemelisiniz.

*Çocuğunuza asla fiziksel ceza vermeyiniz.

Şimdi de sizinle paylaşmak istediğim yine çok önemli bir konu var, engelli doğumlarda çok önemli bir rol oynayan bir etken olan akraba evlilikleri konusuna dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Bu konuda gün geçtikçe artan bir bilinçten söz etmek mümkün ama yine de yeterli değil, çok daha bilinçlenmemiz gerekiyor.

Engelli Çocuk Doğumları Ve Akraba Evliliği…

İnsanların en büyük korkularından birisi de engelli çocuk sahibi olmaktır, hatta bazı çiftlerde bu paranoya halini almıştır, kadın anne olmaktan korkar hale gelmiştir, hele hele bu kişiler yakın akraba evliliği yapmışlar ise kadının veya erkeğin ailesinde, akrabalarında doğuştan engelli çocuklar varsa, onların korku ve şüpheleri bazen çok yorucu olabilmekte, zevkli bir bekleyiş olan doğum onlara çok uzun bir zaman ve ıstıraplı bir bekleyiş haline gelmektedir. Taki çocuk doğup, vücudunu sağlam görene kadar. Sonra doktora soru yağmuru başlayacaktır, ”doktor bey-doktor hanım çocuğum sağlıklı mı?” diye, eğer doktor bebeğiniz sağlıklı derse biraz rahatlayacaklar ama takibe bu sefer çocuğun hareketlerinde bir zeka engeli olup olmadığını anlamaya çalışmakla devam edeceklerdir.

Ülkemizde akraba evlilikleri yanlış olmasına rağmen çok yaygındır. Kardeş çocuklarının evlenmesine, 1.derece yakın akraba evliliği (-ki bu en tehlikelisi ve olmaması gerekendir) denir.

Sosyal açıdan da, bu çok önemlidir, teyze anne yarısıdır denilir, amca ise baba yarısı. Teyze çocukları, amca çocukları kardeş olarak yetiştirilir, yıllarca kardeş olarak bildiğiniz belki de beraber büyüdüğünüz birisi ile olgun veya ergin yaşa geldiğinde evlen denilirse bunun toplumsal ve de psikolojik yıkımını düşünebiliyor musunuz?

Akraba evliliklerinde engelli çocuk olmasının nedeni basit olarak şöyle izah edilebilir; Her insanın yapısında var olan ama bulunduğu şekli ile kişide ciddi rahatsızlıklar yaratmayan birtakım anormallikler vardır ( teknik olarak herkesin genetik şifresinde ki bazı yerlerde zararsız bozukluklar vardır) aynı sülaleden gelen kişilerde bu bozuklukların aynı yerlerde olma olasılığı fazladır. Doğacak bebeğin yapısını oluşturacak formülün yarısı anneden, yarısı da babadan geleceği için aynı kökenden gelen kişilerin her ikisinin de vereceği formülde aynı yerde bozukluk olma olasılığı yüksektir. Ve böyle bir bozukluk olursa verilen şifrede aynı yerde bozukluk olacağı için ciddi sakatlıklar görülecektir.

Aynı olasılık evlenmiş akraba olmayan ama iki taraftan birinin ailesinde doğuştan engelli çocuk bulunan kişilerde de vardır, bu kişi ailesinden gelen bozuk geni kendi çocuğuna verebilir.

Artık bu konuda yapılabilecek şey, akraba evliliklerini yasaklamak değil, evlenecek her çiftin evlilik öncesi gerekli tüm testlerini yaptırmasını sağlamak ve de özellikle genetik danışma alınmasını sağlamak. Genetik hastalıkları tanı ve tedavi merkezi biran önce Hastanelerimizde kurulmalı ki ailelerimiz genetik hastalıklar konusun da rahatlıkla bilgi ve tedavi alabilmeli bunun için her kesimin destek olması gerekmektedir.

Her anne adayının doktor kontrolünde olması faydalıdır. Özelliklede engelli çocuk rizikosu veya şüphesi olan kişiler doktor kontrolünde hamile kalmalı ve de anne adaylığı süresincede doktorlarının tavsiyesine uymalı ve gereken testleri korkmadan yaptırmalıdır. Aynı şüphe ve sıkıntı 35 yaş ve üstünde anne olmak isteyen hanımlarımızda da yaşanmaktadır. Onlarda gerekli test ve kontrollerini yaptırırlarsa sorun yaşamazlar veya sorun erken görülürse tedbir alma şansı olur.

Engelsiz yarınlar için önlemlerimizi geciktirmeden alalım…

Şimdi de bir parça daha dinleyelim, sizlere dinletmek üzere anlamlı ve güzel bir daha seçtim: Bülent Ortaçgil’den dinleyelim Benimle oynar mısın???

Sevgili dinleyiciler, Umut Engel Tanımaz Programında Bülent Ortaçgil’den Benimle Oynar mısın parçasını dinledik birlikte. Şimdi ise sırada sizden gelenler köşesinde bir anneden gelen mektubu paylaşmak istiyorum sizinle

benin çocugumun kafası büyordu beyninin 4de biri var 3de 2si yokdu olmayan kısım su topluyordu yani tıp dilinde hidrosafesafari diyorlar,
benin gözümde hiç bir zaman farklı olmadı diğer çoçuklar farklıymış gibi gelirdi bana toplumun içine yavrumla çıkamazdık çıksak bize ucube gibi bakan gözler meraklı bakışlar kendini bilmez insanlara ayrı ayrı derdimizi anlatmak zorunda kalırdı
o benim aydedemdi onu oyle severdim ondan sonra hiç bir çocugumu aydedem diye sevmedim o benim ilk göz ağrım, dert ortağım sırdaşımdı, konuşamasa da ben onu anlıyordum oda beni anlıyodu hissediyoduk,
dokdorlar bize ilk doğduğu günden beri bu çocukdan umudunuzu kesin er yada geç ölür, cçocuğum var diye umutlanmayın dediler biz onu sevgiyle umutla tam 3 yaşına kadar bakımla ve allahın emriyle yaşadı,
son zamanlarda evde 15 gün kalıyosak bir ay hastanede yattık, her yatışımızda iyleşecek eve dönecez diye umutla sabırla bekledim.
birgün ailece pikne gitik 3tane cahil bayanlar oüluma bakıp bakıp gülüyorlar, ben sinirlendim, kayın validem anladı benim onlarla kavga edecemi döndü dediki; paramız çok da satın mı aldık niye gülüyosunuz? allah size vermeye korkuyo mu dedi.
kimsenin kucağına veremezdik kafasını tutamazlar kırılır diye, o benim ay dedemdi bunları yazarken içim yanıyo o günleri tekrar yaşıyorum yemek yemesi sorundu sadece sütle muhallebi yerdi, öyle güzeldiki bemmm beyaz nur tanesiydi, nöbetleri vardı havale geçirirdi, epilepsi atakları vardı ilaçlarını mutlaka satinde verirdim yoksa ilacın faydası olmazdı.
birgün bi toplumda oturuyoz kadınlar başladılar dokdora götürdünüz mü... kafası niye böyle kocaman.. yazık şurda dokdor iyi ona götürün... sonradan mı oldu.. niye böyle.. diye bunalttılar götürdük diyoz imanmayan gözlerle bana bakıyolar, yani anlatmakla bitiremem, özürlü çocuğa bakmak herkezin harcı deyil asla isyan etmedim şimdi olsa yine özürlü çocuğum yine bakarım seve seve çünkü o bana allahın bir lutfuydu imtahanımdı bana anne diyemeyen kuzummm o benim ay dedemdi.
en son hastaneye yattığımızda tam bir bucuk ay yattık babası askerde, bana destek olacak kolluyacak kimse yok, sevdiğm 2 erkekden biri ölümle penceleşiyo diyeri vatanla, gel de dayan ama insanğolu nelere dayanmıyor ki neler geçmiyor ki..
artık hemşireler bana güveniyor, dokdorumuz bile bana güveniyordu, oğlumun burnundan midesine sonda atıp onu ben besliyordum, öğretmişlerdi hemşireler, hastanede başka hasta yakınları bize bakmasın diye doktorum 4 yataklı koçaman odayı bize verdi tek başıma o odada hayata tutunmaya calıştık ama başaramadık hemşirelerle iyi arkadaş oluştuk artık birgün hemşirenin biri bana dediki şurdan olun gelse sana anneeee diye bağırsa koşsa naparsın dedi, bende çıldırırım camdan kendimi atarım dedim ama hiç annee diyemedi yavrum insaların acıyan meraklı gözleri gerksiz bakış ve soruları çocuğu ve beni çok etkiliyo hiç kimse acıyan gözle merakla bakmasın çocukları sevin, sorularınız gücüne gidiyor ailenin anlıyo ne demek istediğinizi,
hiç birşey olmamış gibi normal cocuk muş gibi davranın çünkü bizler ve bizim gibi olan insanlar toplumun birer fertleriyiz, acımayın gerksiz soru sormayın, herkez gibi davranın yardım edin ama acıyarak deyil. sonsuzluğa uğurlarken yavrumu babasının tam gelmesine 21 günü kalmıştı o gün eve geldim banyo yapıp dönecekdim hastaneye, keşke gelmeseydim akşam aniden haber geldi beni apor topar hasteneye götürdüler güvenlikden tutun hasta bakıcılarına kadar hepsi bana bakıyor... hasta yakınları dışarda bana ağırlaştı dediler ama ben anlamıştım odaya bir girdim ki üstünü örtmüşler battanesiyle cenesini balamış babannesi ağlıyo yıkıldım ben zanediyordum ki iyleşek yine evimize dönecez yada babasını bekleyecek, babasını görecek diye umut ettim hep ama olmadı aralık 27 1999 da aydedemi sonsuzluğa uğurladım artık yokdu benim aydedemmmmm cenezede bile konuşdular bazı anlayışsız insanlar bana diyor ki senin oğlun sakatı benimki sakat deyildi salamdı öldü ne alıyosunn ağlama diyo, bende döndüm dedimki size sakatsa bana deyildi o benim herşeyimdi dedim sakat diye sevinmemmi lazım!!
o benim kalbimin en derinliklerinde yaşıyo onunla yaşıt bir çocuk görsen erkek çoçuğu hemen aklıma geli benim kuzumda böyle olacakdı yaşasaydı bıyıkları terleyecekdi diyorum o benim ay dedem herzaman kalbimde biliyorum ki ebediyetde kavuşacammmm.

Gerçekten de çok etkileyici değil mi sevgili dinleyiciler, buradan fedakar, özverili ve sevgi dolu annemiz Aslı Hanımı yürekten kutluyoruz. Aslı Hanımın fedakarlığı ve sevgisi hepimizi duygulandırdı.

Bir mektup daha var daha sevgili dinleyiciler hemen onu da paylaşayım sizinle, mektubu yollayan arkadaşımız işitme engelli, biliyorsunuz programlarımızı işitme engelli dostlarımızın takip etmesi de mümkün, www.radioshema.com internet sitesinden programlarımızın metinlerine ulaşmanız mümkün, eğer çevrenizde işitme engelliler varsa lütfen sitemize ulaşmalarını sağlayın.

Geçelim mektubumuza,

yaşamak nedir..
bugune kadar yaptıklarım özellikle de fedakarlık benim için en önemli mutluluk kaynağıdır, bugüne kadar hayatta neler ögrendiysem neler yaşadıysam hepsini tek tek ögretmek ve insanlara aktarmak istiyorum,

insanlara karşı iyi niyetli olmak için elimden geleni yapmaya gayret etmek arzusu içindeyim, hayatta en guzel yaşam biçimi de budur bence.

ayrıca spor yapmak da faydalıdır, spor yapan kişi sağlıklı olur.

ben spor yapmayı seviyorum.
bazı kötü niyetli olan insanlar var ben bunları duymazdan geliyorum benim amacım insanlara kötü olarak değil iyi niyetle karşılık vermek, karşındaki kişi ne olursa olsun hiç bir zaman asla kötü niyetli olmayın.

ben herkesi seviyorum, biz bu dünyadayı birlikte paylaşıyoruz; hristiyan, müslüman, yahudi , musevi kısaca hepimiz kardeşiz birbirimizi kırmayalım, ben kimsenin kırılmasını istemem sonra herkese zarar verir.
Bazı insanlar hoş karşılamasa bile ben saygı duyarım.

Bazı zamanlarda oluyor ve insanlar pişman olacakları şeyler yapıyor ya da söylüyorlar ama ben bugune kadar bana söylenenleri bağışlıyorum.
YÜCE TANRI sadece ve sadece doğru yolu göstermek için size beyin vermiş, hayatta neler yaşadığına dair bu gune kadar yaptıklarında yanlışsa bile düzeltmek senin elinde..

Mete Beye teşekkür ediyoruz paylaşımı için.

Sevgili dinleyiciler sizler de Mete Bey e Aslı Hanım gibi yazabilirsiniz. Bize soru@radioshema.com adresinden ulaşın. Dilediğiniz her konuda bize yazabilirsiniz.


Film önerisi

black-siyah
2005 hint yapımı
Dogustan kör ve sağır olan bir KIZIN hayatını anlatıyor. Onun karanlık ve hırçın dünyası 8 yaşında bir öğretmenle değişiyor. Tüm yolları deneyen aile en son umut olarak Michelle ye ögretmenlik yapmasi icin Sahai adli kisiye teklif gönderiyorlar. Tüm ömrünü bu kiza adayan ögretmenin tek hayali onu üniversite mezunu yapabilmek. Bu sürecte kisisel yorumum ise Amitabh Bachchan in nerdeyse her filmini izledim. Cok kaliteli bir oyunculugu var ve bu filmde de onu görmek mümkün. Görsel acidan film bekledigimden güzel. Konusu da cok güzel. Karanlikta gözlerinizin size bir yarari olmayacagi sözüyle özetlemekte mümkün.