Finlandiya’nın kalkınmasına en büyük engel teşkil eden faktör, onun 1917 yılına kadar bağımsız bir ülke olmamasıdır. İsveç ile Rusya arasında yer alan Finlandiya, 1811 yılına kadar İsveç’in, 1917’ye kadar da Rusya’nın hâkimiyeti altında kalmıştır. Ülke arâzisi ormanlık alanlar ile bataklıklardan ve kayalıklardan ibaretti ve Finlandiya dünyanın en fakir memleketlerinden biriydi. Dış etkilerle alkol ve kumar bağımlılığı ülkede yaygın hâle getirilmiş, bu nedenle ve ayrıca cehâlet, tembellik, işsizlik, bencillik, rüşvet ve yolsuzluk yüzünden ülke çökme noktasına gelmişti. Çaresizlik içinde kıvranan ülkede büyük düşünür, eğitimci ve siyaset adamı Snelman’ın (1806-1881) önderliğinde, Fin öğretmenlerinin öncülüğünde eğitim gönüllüleri olan aydınlar tarafından 1840’lı yıllarda eğitim seferberliği başlatılmıştır. Eğitim seferberliğine paralel olarak yürütülen diğer çalışmaların yanı sıra, sadece alkol için hebâ olan maddî değer, alkol yüzünden meydana gelen kavgalar, yaralamalar, hırsızlıklar, cinâyetler, yangınlar tespit edilmiştir. Elde edilen sonuçların herkesi korkutacak boyutlarda olduğu görülmüştür.

Finlandiya’da uygulanan eğitim seferberliğinde toplumun bütün kesimlerine, anlayacakları seviyede dil ve edebiyat, ahlâk, ruh ve beden sağlığı ve ekonomi konferansları verilerek. Fin insanının her evde bir kitaplık kurarak, boş zamanlarını, kendini yetiştirmek için yararlı kitaplar okuyarak değerlendirmesi, sağlıklı iletişim kurması, ahlâkî değerlere uyması, ruh ve beden sağlığını koruması, üretim yapabilmesi için meslek ve iş sahibi olması sağlandı. Ülkeyi yok olma noktasına getiren olumsuzlukları gideren eğitim seferberliğini kalkınma seferberliği izledi. Bu sâyede Finlandiya, bugünün müreffeh “Beyaz Zambaklar Ülkesi” oldu.

Finlandiya’da her evde bir kitaplık vardır. Büyük yerleşim birimlerinin her birinde açılan kütüphanelerden 7’den 70’e, her Fin vatandaşı yararlanmaktadır. Mükemmel bir düzen içinde çalışan kütüphanelerden günün her saatinde hiçbir ücret ödemeden kitaplar evlere ödünç verilmektedir. Finlandiya’da eğitim mecburî ve parasızdır. Her Fin erkeği ve kadını okuma yazma bilir. Finler kendilerinden çok başkalarının hak ve hürriyetlerini düşünürler. Bütün büyük şehirlerde binlerce insan sokaklarda dolaşır. Yalnız başına, ya da topluca yürürler, karşılaşırlar, dururlar, konuşurlar, ama çıt çıkmaz. Kalabalığın sesi duyulmaz. Hiç kimse birbirine bağırmaz. Karşılaşıp konuşanlar, duygu ve düşüncelerini, dileklerini bağırmadan sessizce ifade ederler. Orada hürriyetin değeri yüksektir. Ancak bu, başkalarını rahatsız etme pahasına kullanılmaz. Finlandiya bu sonuca, ancak medyanın ve sanatın gücüyle desteklenen bir eğitim seferberliği sâyesinde ulaşmıştır.

Finlandiya’nın kalkınması, kalkınmakta olan bütün ülkeler için mükemmel bir örnektir. Biz de Finlandiya gibi hareket ettiğimiz takdirde kalkınmamamız için hiçbir sebep yoktur.