Ergenlik dönemi, kişinin kökten bir değişim geçirdiği ve aslında en çok da ailesine ihtiyaç duyduğu bir dönemdir. Gençliğe atılan bu ilk adımda hem fiziksel, hem duygusal, hem cinsel hem de sosyal değişimler söz konusudur. 12–24 yaşları arasındaki grup ergenlik dönemi olarak kabul edilir. Ergenliğin yaş sınırları oldukça geniş tutulmaya çalışılmıştır. Bunun sebebi bireysel ayrılıklardır. Sağlık ve bedensel yönden koşullar iyileştikçe ergenlik dönemi daha küçük yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Ergenin somut yapısı ile ilgili olarak en önemli gelişmeler boy ve ağırlık artışı, iskelet ve kas gelişimi, iç salgı sistemindeki gelişme ve çeşitli organlarda görülen büyümelerdir. 2 yıldan 4 yıla kadar uzayabilir. Erkeklerde 4, kızlarda 3 yıla kadar sürmektedir. Ergenlik, çocukluktan çıktıktan sonra yetişkin bir insan olmadan önce bir kimlik kazanma dönemidir. Bu kimlik, çocuğu hem bireysel olarak hem de toplum içindeki yeri açısından etkiler. Erkek çocuk delikanlı, kız çocuk genç kız olarak kabul edilmeye başlanır. Cinsiyetin gerektirdiği roller her iki cinsin de üzerine yüklenmeye başlanmıştır. Bu rollere uyum sağlamak ergen için en başlarda zor olabilir. Çocuk buna direnç geliştirebilir.


Fiziksel, duygusal, cinsel, sosyal…. Bu kadar çok şeyin bir arada değişmesi başlı başına bir stres kaynağıdır. Bu yeni kişiliğe ve yetişkin olmaya uyum sağlama süreci ise başka sıkıntıları beraberinde getirir. Baştanbaşa değişen ve gelişen bir kişilik, kişinin sadece kendisi için değil ailesi için de çok zordur. Eskiden çok iyiyken sonrada bir anda kötüleşen, çocuğumuzu tanıyamaz olduk dedirten, birçok yetişkinin nasıl davranacaklarını bilemedikleri bir evredir bu... Böylesi güçlüklerin yaşandığı bir aile ortamını güzelleştirecek tek şey ise doğru iletişimdir. Bu kitapçıkta, ergenlerin en çok hangi iletişim çeşidine ihtiyaç duydukları ve en çok hangilerine pozitif tepkiler verdikleri anlatılacaktır.


Çocukluk döneminde uyumlu bir çocuğun ergenliğe yaklaşan yıllarda gösterdiği değişimleri pek çok ebeveyn şaşkınlıkla karşılar ve hazırlıksız yakalanır. Çocuklarının çocukluktan çıktığı, ama tam da yetişkin olmadıkları bu geçiş dönemi; ergenlik dönemindeki çocuklar kadar, anne babaları için de zor geçer. Çünkü o tanıdıkları çocuk gitmiş, yerine bambaşka davranışlar ve tepkiler sergileyen bir genç gelmiştir. Ana babalar, çocuk büyüdükçe daha uslanır daha az sorun çıkarır sanırlar. Her şeyin yoluna girdiğini sandıkları bir dönemde birden ortaya çıkan huysuzluklara, tedirginliğe ve nedensiz öfke patlamalarına bir anlam veremezler. Eve dilediği gibi girip çıkmak isteyen, çok zor beğenen, en yumuşak ikazlara bile çok sert karşılık veren genç karşısında, ne yapacaklarını bilemezler ve çoğunlukla soğukkanlı da kalamazlar. Sevecen ve yumuşak bir yaklaşımı bile geri çeviren, üstüne varılınca öfkeden deliye dönen, ya da kendisini tamamen iletişime kapayan genç karşısında bocalar, nasıl tutum takınacaklarını bilemezler. Çocuklarının kendilerini hiçe saydığını, kendileriyle hiç bir şey paylaşmak istemediklerini, hatta kendilerine düşman gözüyle baktığını görmek bir anne babanın karşı karşıya kalabileceği en zor durumlardan biridir. Zira dünyada ergen olmaktan daha zor bir şey varsa o da ergenlik çağındaki bir gencin anne babası olmaktır.


Çocuk uç davranışlar sergiledikçe anne baba çeşitli yöntemlerle çocuğu uyarmaya çalışır. Fakat çoğunlukla ne sert uyarılar, ne yumuşatılmış ikalar ne de nasihatler işe yaramaz. İletişim gittikçe daha da azalır. İletişimde hem bir paylaşım vardır. Bu paylaşım azaldıkça her iki taraf da ayrı dünyaları yaşamaya başlarlar ve aslında yalnızlaşırlar. Ergenlerin içinde bulunduğu en önemli paradoks işte budur. Bir taraftan yalnız kalmak isterlerken aslında diğer taraftan en çok yakınlığa ihtiyaç duydukları, ailelerini en yakınlarında hissetmek istedikleri dönem bu dönemdir. Fakat yalnızlıktan hoşnutmuş gibi davranır ve bireyselliğini arttırıcı her türlü faaliyete girişir. Aile kuralları ona ağır gelir, sürekli şikâyetçidir, evin yaşanmaz olduğundan, ayrı bir evde yaşamanın ne kadar da güzel olabileceğinden, kimsenin onu anlamadığından yakınır durur. Oysa arkadaşlarıyla ilişkisi ne kadar da güzeldir. Arkadaşlar, aile üyelerinin tümünden daha değerliymiş gibi görünür. Onu en iyi anlayan artık arkadaşlarıdır. Kendisi gibi evden kopan, bağımsızlık arayan arkadaş grubu artık gencin en önemsediği insanlardır. Onlar için kolaylıkla ailesinden vazgeçebilir. Orada kendisine değer veren, sıkıntısını paylaşan, birlikte eğlenen yaşıtları vardır. Arkadaş grubunun genç üzerindeki etkisi arttıkça ana babaların da tedirginliği artar. Ana-babalar derslerin aksamasını, haylazlığını, başına buyruk davranışını hep arkadaş topluluğunun kötü etkisine bağlarlar. Oysa anne babaların sandığının tersine bir genci arkadaşları ayartmaz, çoğunlukla genç kendi eğilimine uyan gençleri arar bulur. Kendisine benzeyen insanların eleştirilmesine doğal olarak tepki verir. Ailesiyle arası açık olduğundan (özellikle aile koşulsuz sevgi hissini veremiyorsa) hayatındaki sevgi odağını arkadaşları olarak görür ve onların önünde eleştirilmek gibi aile tutumları ergenleri çileden çıkartır.

ERGENLERİN RUH HALLERİ


Ergenlik içinde barındırdığı tüm o değişimlerle birlikte karmaşa, yetersizlik ve güvensizlik duygularına ve birçok çocukta istenmeyen davranışlara yol açar. Ergenlik dönemini çok problemsiz atlatan çocuklar da vardır. Bunun sebepleri çok farklı olabilir elbette ama şu bilinmelidir ki çocuklukta rüzgâr eken, ergenlikte fırtına biçer. Çocuğumuz ergenlik dönemini ne denli zor geçiriyor olursa olsun aramızdaki iletişim sağlıklı bir şekilde devam ediyorsa, birlikte bu zorluk mutlaka aşılır ve sağlıklı bir yetişkin yaşama kazandırılmış olur. Fakat sağlıksız iletişim yada iletişimsizlik saygı ve sevgi duvarlarını aşındırır. Bu aşınmayı engellemek için iletişim şarttır. Fakat iletişim kurabilmek için de bazı ön şartlar vardır. Karşımızdakinin ruh hali hakkında bir fikrimiz varsa onun doğru kapısında olmamızı sağlar. Bu yüzden ergenlerin duygu dünyası hakkında biraz fikir edinmek çok işimize yarayacaktır. En çok hangi negatif ya da pozitif duygulara eğilimleri olduğunu bilmek, gerekli yerlerde gerekli sinyalleri algılayabilmemizi sağlar. Bu yüzden ergenlerdeki ruhsal değişimlere biraz göz atalım:


ERGENLİK DÖNEMİNDEKİ GENCİN EN BÜYÜK KRİZİ NEDİR?


KİMLİK BUNALIMI


Ergenlik döneminde genç kişiliğini oluşturmaya çalışır. Bir kimlik kazanma sancısı çeker. Kendi ruh dünyasını inşa etmektedir. Gördüğü yaşadığı beğendiği birçok hatıranın geleceğindeki hayallerinin ve o anın kendisi üzerindeki etkisiyle adeta birçok farklı kişilik elbisesini giyer çıkarır. Her giydiği elbiseden bir parçası üzerine siner. Genç en sonunda bu parçalarla anlamlı bir bütün oluşturmaya çalışır. Adeta bir fırtınanın ortasındadır. Ve selamete çıkmak istemektedir. Yapması gereken bu sıkıntılı, kasvetli, stresli ve fırtınalı dönemden doğru rotayla dingin sulara kişiliğini kazanarak çıkmaktır. Doğru rotayı tespit edip dingin sulara çıkmayı başarması için cevap vermesi gereken çok önemli sualler vardır.


Genç; kendisini, varoluşunu, varoluşunun anlamını, hayatın maksadını, yaşamı ve ölümü sorgular. Bunlara kalbini tatmin edecek cevaplar arar. Kendisini, varoluşunu borçlu olduğu sebebi, kâinatı, kâinattaki düzeni, kendisinin kâinatla ve tüm sistemin kurucu&koruyucusu ile olan ilişkilerini sorgular. Eğer tüm bu sorulara müsterih ve mutmain bir cevap bulabilirse ergenlik dönemindeki en büyük kriz basamağını aşar. Eğer buna cevap veremezse ya o boşluk içinde kıvranır yahut pamukla doldurduğu bu anlamsızlığın varlığını inkâr etmek için başka unsurlara sığınır, ta ki ileriki yaşlarda artık bu kalp ağrısına dayamayacağı ana kadar.


Genç bu yüksel basamağı aşmayı başarırsa fıtratına uygun olan seyre devam eder. Kendisini, değerlerini, güçlü ve zayıf yönlerini, ilkellerini, amaçlarını belirler ve net bir şekilde istikametine devam eder. Ve bu değişim kendisinde olumlu bir enerji ve sinerji oluşturur. Bunu başaramayan genç ise biraz daha bocalar, fakat en sonunda çevresinin beklentilerini göz önüne alarak bir yaşam tarzı seçebileceği gibi tam tersi bir yön de alabilir. Ebeveynlerin rolü bu noktaya kadar çok önemlidir. Eğer anne baba çocuğun kendisini, varoluşsal anlamını, kâinatla ve yaratıcısıyla olan ilişkilerini doğru anlamaya anlamlandırma ve sürdürmede rehberlik edebilirse çocuklarının kendileri üzerindeki en önemli haklarından birini daha gerçekleştirmiş olurlar.


Ergenlik dönemindeki gencin bu fırtınalı dönemden rotasını bularak çıkması için yapılması gereken en önemli bir başka unsur ise doğru bir iletişim kurmak ve çocuğu anlayıp onun da ebeveyni anlamasını sağlamaktır.


ERGENLİK DÖNEMİNDE GENÇLERİN YAŞADIĞI DUYGULAR


Ergenliğin başlarındaki büyümenin hızlı oluşu, ergenin hem duygularında, hem de davranış ve tutumlarında belirgin farklılıklar sergilemesine neden olur.


Ergenliğin ilk yıllarında anne-babalar çocukları hakkında sıkça şunları söylerler:



  • Asi ve hırçın

  • Evde huysuz

  • Alıngan, karamsar, ters

  • Dışarıda sıkılgan, durgun ve dalgın

  • Kendi başına buyruk ve sorumsuz

  • Banyoya girmiyor

  • Olur olmaz her şeye ağlıyor

  • Ders çalışmıyor

  • Süse düşkün

  • Çok geziyor

  • Bazen yalan söylüyor

  • Yalnızlık isteği

  • Can sıkıntısı

  • Toplumsal zıtlık

  • Otoriteye karşı direniş

  • Karşı cinse yönelmiş zıtlık

  • Duygululuğun artması

  • Kendine güvensizlik

  • Çabuk üzülür

  • Çabuk sinirlenir

  • Olur olmaz her şeyi sorun yapar

  • İlgileri artmış, gelgeç hevesleri çoğalmıştır

  • Gürültülü müziğe bayılır

  • Süse ve giyime düşkünlük gösterir.

  • Genç kız ayna karşısında saatler geçirir.

  • Duygu durumda kolay değişiklikler

  • İçe kapanma süreci

  • Huzursuzluk

  • İştah değişiklikleri

  • Uyku düzeni değişiklikleri

  • Duyguların yoğunluğunda artış

  • Aşık olma

  • Mahcubiyet ve çekingenlik

  • Aşırı hayal kurma

  • Yalnız kalma isteği

  • Çalışmaya karşı isteksizlik

  • Çabuk heyecanlanma

  • Tedirgin ve huzursuz olma




En sık yaşadıkları negatif duygular ise;


  • Korku

  • Endişe

  • Duygusal kırgınlıklar

  • Öfke

  • Ruhsal zorlanmalar.




ÇOCUĞUNUZUN …………………………………………….. TUTUMUNU, DAVRANIŞINI,

FİKRİNİ, İNANCINI, SÖZÜNÜ, VS… KABUL EDİYOR MUSUNUZ?


H1842 html 3d20dd65 - Ergenlik döneminde aile içi iletişim1842 html m66077175 - Ergenlik döneminde aile içi iletişimAYIR / EVET


KABUL EDİLEMEZ

DAVRANIŞLAR
KABUL EDİLEBİLİR

DAVRANIŞLAR
1842 html m2df47aa7 - Ergenlik döneminde aile içi iletişim


PEKİ, ÇOCUK BUNDAN RAHATSIZ OLUYOR MU?

1842 html 3d20dd65 - Ergenlik döneminde aile içi iletişim1842 html m66077175 - Ergenlik döneminde aile içi iletişim HAYIR / EVET

BEN RAHATSIZIM

HUZURSUZUM


SORUN BENDE


MUTSUZUM
NE BEN NE ÇOCUK RAHATSIZ


SORUN YOK


HERKES MUTLU
ÇOCUK RAHATSIZ HUZURSUZ


SORUN ÇOCUKTA


MUTSUZ



DOĞRU TEPKİ
BEN DİLİ OLUMLU DİSİPLİN YÖNTEMLERİ ETKİN DİNLEMEK
GÜVEN VERİCİ, HOŞGÖRÜLÜ, SEVGİLİ, SINIRLARI BELLİ, KİŞİLİK HAKLARINA SAYGILI, DEMOKRATİK, İNSANİ, GELİŞTİRİCİ, MANTIKLI, DUYARLI, SEVECEN, TUTARLI, ANNE BABA TUTUMU



YANLIŞ TEPKİ
SUÇLAYICI

SEN DİLİ
OLUMSUZ DİSİPLİN YÖNTEMLERİ İLETİŞİM ENGELLERİ
BASKICI, OTORİTER, AŞIRI HOŞGÖRÜLÜ, TAVİZKAR, DENGESİZ, KARASIZ, KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU



ÇATIŞMA ÇÖZME KURAMI
KAYBEDEN EBEVEYN KAYBEDEN YOK KAYBEDEN GENÇ