Zillullah ve Mehdi enflasyonu

Ömer Vehbi Hatipoğlu



Çoğumuz kafamızı liderimize, cemaatimize ve ideolojimize kiralamış, kolay bir cennet ve mihnetsiz bir zafer ümidi ile yan gelip yatıyoruz. Hal böyle olunca da bağlı olduğumuz kişileri ‘zillullah ‘sıfatına layık görüyoruz.
17 Aralık'tan bu yana Türkiye'de en çok telaffuz edilen sözcük herhalde ‘Cemaat' sözcüğüdür. Cemaat denildiğinde özelde Fethullah Gülen hareketi, genelde de İslami topluluklar akla gelmektedir. Siyasi tartışmaların anaforunda ‘cemaat algısı' adeta linç edilmektedir.
Oysa Türkiye'deki İslami refleksin temelinde cemaatlerin yüzyıllardır sürdürdükleri hayırlı hizmetler vardır. Zira biz biliyoruz ki, cemaatte rahmet vardır ve Allah'ın rahmet ve yardım eli cemaatin üzerindedir. Yine biliyor ve unutmuyoruz ki: Tanzimat'tan bu yana topluma dikte ettirilmek istenen Batılılaşma ihaneti ancak cemaatlerin ve onurlu toplum önderlerinin gayretleri sonucu bu topraklarda yeşerme fırsatı bulamamış, kendimizi inkar cinnetinden az da olsa korunabilmişizdir.
İslami Cemaat denilince akla ne gelmelidir? Allah'ın yardım eli hangi vasıflara sahip cemaatlerin üzerindedir?
Kuşkusuz İslami ölçülere uygun olarak, Kur'anın hedeflediği insanı ve toplumu gerçekleştirmeyi hedefleyen cemaatler…
Kendi aralarında ve farklı cemaatlere mensup Müslümanlar ile ilişkilerinde islamın kardeşlik ilkelerine sımsıkı bağlı kalan cemaatler…
Mensuplarına Allah için sevip, Allah için buğz etmeyi öğütleyen cemaatler…Allah'ın dostlarını dost ve düşmanlarını düşman bilen cemaatler…
Müşrik ve münafıkları dost edinmeyen,onlar ile Müslümanlar aleyhine gizli veya açık ittifaklar tesis etmeyen cemaatler…
Ümmet bilincini darbelemeyi değil,pekiştirmeyi görev kabul eden cemaatler…
Dünyevi zenginliğin,güç ve iktidarın değil, Allah'a yaklaştıracak davet, tebliğ ve irşat hizmetinin peşinde koşturan cemaatler…
İçinde yaşadığı toplumu fitneden, düşmanlıktan, çekişmeden uzak tutmaya çalışan cemaatler…
Kendisine mensup olsun olmasın gerçekten İslami ve insani endişeler taşıyan herkesi sevip kucaklamayı, korumayı görev bilen cemaatler…
Cemaat taassubuna,grup ve meşrep bağnazlığına düşmeyen cemaatler…
Hak'kın keskin kılıcı,mazlumun yardımcısı,zalimin düşmanı olmayı dininin gereği ve varlık sebebi olarak bilen cemaatler…
Kendilerine Efendimiz (sav)'i önder,rehber ve yegane lider olarak gören cemaatler…
Evet! İçinde yaşadığı çağı kavrayan, kafasını kuma gömmeyen, oyun ve tezgaha gelmeyen, saman alevi gibi parlayıp, sabun köpüğü gibi kaybolmayan, başkalarının yol-yöntem ve siyaset empoze edemediği, zorluklara karşı yılmayan,iman-irade ve akıl gücünü mümin basireti ile birleştirip ümmete öncülük edebilen, mensuplarına körü körüne itaatı emretmeyen, liderlerine masumiyet zırhı giydirmeyen, sevenlerine iman ve akıllarını kuşanmayı öğütleyen, ilim ve tasavvufi edebi öğreten cemaatler her türlü ilgi ,yardım ve saygıyı hak ederler.
Ama ne acıdır ki; İki cihan Sultanı (sav)'na ‘ Bu Vahiy midir Ya Resulullah'' diye soran genç, ya da Hz. Ömer(ra)'e mihir konusundaki açıklaması ile ilgili itiraz eden kimsesiz kadın veya ‘Seni kılıcımızla doğrulturuz ya Ömer!' diye seslenen Hz.Bişr (ra) yok aramızda.
Çoğumuz kafamızı liderimize, cemaatimize ve ideolojimize kiralamış, kolay bir cennet ve mihnetsiz bir zafer ümidi ile yan gelip yatıyoruz. Hal böyle olunca da bağlı olduğumuz kişileri ‘zillullah ‘( Allah'ın yeryüzündeki gölgesi ) sıfatına layık görüyoruz. Başımızı hep yukarıdan aşağıya ‘emredersiniz' anlamında sallamayı takva sanıyoruz.Sanki başımızı aşağıdan yukarıya, yada sağdan sola ‘hayır' anlamında sallama yetimiz dumura uğramış.
Bazı cemaatlerde mensupların hayır deme veya gerekçe sorma özgürlüğü yok. Bu saygısızlık,disiplinsizlik,iteatsizlik hatta kimi zaman günah gibi görülmektedir. Böyle bir yapının zorunlu sonucu olarak da cemaat liderlerine adeta masumiyet izafe ediliyor, onları Zillullah gibi görmeye veya Mehdi, Ğavs,Kutup sıfatları ile anmaya başlıyorlar. Kim bilir kaç Mehdi, kaç Halife adayı var ve kaç tanesi kendisine itaat etmeyeni delalet içinde görüyor.
Elbette lider Zillullah sıfatına layık görülmişse, Mehdi veya Halife ünvanına da sahip olmayı kafasına taktıysa iktidarları da kendisine tabi olmaya davet etmeyi bir hak olarak görür.
Oysa cemaatlerin hedefi bilinçli Müslüman yetiştirmek ve hayırlı hizmetlere öncülük yapmak olmalıdır. Bilinçli Müslüman ise Allah'a teslim olmuş kul demektir. Müslüman kula kul olmayan insan demektir. Kendisini Allah'ın rızasını kazanmaya yönlendiren, günah,fitne ve şirkten uzaklaştıran kişilere elbette saygı duyacak, onlardan ilim ve terbiye öğrenecek. Dualarını almaya çalışacaktır. Ama karşısında titreyen kişiye dönüp ‘Kendine gel.Ben Melik değilim ! Kuru ekmek yiyen bir Arabın oğluyum ‘ diyerek Tevhit ve tevazu dersi veren yaratılmışların en Şereflisinin (sav) ümmeti olmanın bilincinde olacaktır.
Bir cemaat mensuplarına bunları öğütlüyorsa o cemaatin en sıradan ferdi benim için eli öpülmeye layık insandır.
Ömer Vehbi Hatipoğlu - Haber7