Prof. Hasan Köni Suriye'de yaşananları değerlendirirken çok önemli açıklamalarda bulundu. koni suriyede sunni iktidar istenmiyor13908141770 h1120931 - Köni: Suriye'de Sünni iktidar istenmiyor





Uzun süredir beklenen Cenevre 2 Konferansı geçen hafta Suriye üzerinde etkisi en hissedilir ülkelerden İran'ın katılmadığı bir düzlemde gerçekleşti. Şimdilik bu toplantının muhaliflerle rejimin bir şekilde temas kurmasından öte bir anlamı yok. Suriye'nin geleceğinin nasıl şekilleneceği, Beşşar Esad ve rejiminin geleceği konusunda net bir tablo yok önümüzde. Tabii Suriyeli Kürtlerin en önemli temsilcisi PYD'nin tamamen dışarıda kaldığı bir denklem bu. Tam bu süreçte PYD Cizre kantonunda geçici demokratik özerklik ilan etti ama Suriyeli Kürtler bir hafta içinde Rojava'daki diğer iki kantonda da özerklik ilan edileceğini söylüyor. Tüm bu gelişmeleri, ABD, Rusya, İsrail gibi perde gerisindeki aktörlerin tavırlarını ve Türkiye'nin nasıl etkileneceğini Akşam'dan Şenay Yıldız, İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Köni'ye yorumlattı. ABD'yi çok yakından takip eden Prof. Köni'nin projeksiyonlarının yakın gelecekte bölgenin gelişimiyle ilgili çok önemli ipuçları verdi.
"SURİYE'DE SÜNNİ İKTİDAR İSTENMİYOR"
-Prof. Hasan Köni Suriye'de Esad'ın orta vadede gideceğini belirtiyor ama ekliyor: "Artık Suriye'de 'Sünniler terörü destekliyor' gibi bir algı oluştu. Batı Suriye'de Müslüman Kardeşler türevi bir Sünni iktidara izin vermeyecek. Esad'ın yerine Batı'da eğitim görmüş, sisteme entegre bir başka Alevi getirirler. Irak'taki gibi çok toplumlu üniter devlet yapısı ile üç bölgeli bir Suriye senaryosu muhtemel."
*Uzun süredir beklenen Cenevre 2 toplantısı nihayet yapıldı. Şu aşamada çok elle tutulur bir ilerleme görülmüyor ama bugüne kadar olanlar itibarıyla önümüzdeki dönem için Suriye'ye bakınca nasıl bir projeksiyon yapıyorsunuz?
Batının burada kendine göre üzücü ve akıllı bir modeli var. Müslümanlarla Müslümanları çatıştırıyor. Nedir o? Ellerine ucuz silahlar veriyorsun ve aşırı İslamcı grupları burada öğütüyorsun. Çünkü aşırı İslamcılar gidip orada savaşıyor ve birkaç gün sonra ölüyor. Böylece İsrail ve Amerika'nın milyonlarca para sarf ederek yapacağı şeyleri bunlar birbirlerine karşı yapıyorlar.
PARA BİTİNCE ANLAŞMA OLACAK
-Ne olacak peki Suriye'deki bu sarmalın sonu?
En sonunda belli bir anlaşmaya gidecekler. Zaten anlaşmaya oturmalarının sebebi muhalefet cephesinin parasal gücünün azalması. Türkiye'nin de bu ekonomik durumda daha fazla yardım yapacağı yok. Suudi Arabistan ve Katar da bu Suriye ve İran yakınlaşmaları sonucunda para akıtmaktan vazgeçtiler.
Para bittiği zaman anlaşma gelecek mi diyorsunuz?
Tabii, yani mali kaynaklar gittikçe azalıyor. Herkes biliyor ki ABD'nin verdiği silahlar Suudi Arabistan, Katar veya Türkiye üzerinden Suriye'ye gidiyor ve onlarda da bir azalma söz konusu. Demek ki, belli bir uzlaşmaya yaklaşıyoruz. Muhalefet ve IŞİD gruplarının şansızlığı şu: Batı dünyası ve de Rusya bloku -İran hariç- baktılar ki, asıl tehdit radikal Sünni Müslüman cepheden geliyor. Ve Alevi-Şii cephe ehven-i şer gözüktü. Belki para verip Sünni adamı öldürtüyordur olabilir ama algı çok önemli. Artık Suriye'de "Sünniler terör yapıyor" şeklinde bir algı oluştu. Ve son dönemde İsrail'den gelen analizlerde "Şii ayının üzerinde aşırı radikal bir ağ oluştu. Bunların Batı'ya olan tehdidi Şiilerden daha fazla" algısı yer alıyor. Siz burada kamuoyunuza Türk kamuoyuna istediğiniz kadar Esad'ı kötüleyin. Bunun iç kamuoyunda bir karşılığı olabilir ama uluslararası alanda hiçbir etkisi yok.
Amerika geçiş döneminde Esad'ı istemiyor, Rusya ise hala oldukça destek veriyor. Esad konusunda kırılma nasıl mümkün olabilir?
Esad'ın şansı IŞİD'ın yükselmesi. Yani o İslami güç, o kafa kesme resimleri falan olmasaydı bu son çıkan resimler çok etkileyecekti. Batı'nın da orada istihbarat servisleri, insani servisleri, gözlemcileri var. Kim Suriye'ye ne yolla silah gönderiyor, kim kafa kesiyor, kim kimyasal silah atıyor... Her şeyden haberleri var. Esad mutlaka değişecektir. Bu kadar olaylardan sonra ne Saddam; ne Kaddafi kaldı. Esad da orta vadede gidecek. Yerine de Rusya ve Amerika'ya uygun gelebilecek, Batı'nın sistematiğini sarsmayacak ve İsrail'i rahatsız etmeyecek bir aday gelecek.
Suriye'nin Sünnileşmesine müsaade edilmeyecek yani?
Müslüman Kardeşler tarzında Sünnileşmesine müsaade edilmeyecek. Temele indiğinizde bundan rahatsız olan Türkiye değil İsrail'di.
GUATEMALA İLK ÖRNEK
Başbakan Erdoğan Cenevre'de "Artık 'Esad gidince arkasından kim gelecek?' sorusundan bıktık" dedi. Esad'ın yerine kimin geçeceği belli olmadan uluslararası camia "Esad gitsin" diye birleşebilir mi peki?
Benim anlattıklarım, bizim bulunduğumuz güç alanını yöneten ana güç, yani ABD'nin yaptığı analiz zaten. Yani Yemen'de, Suudi Arabistan'da, Afganistan'da, Pakistan'da örgütlenmiş bu yapıyı daha tehlikeli görüyor. O halde Esad gitse bile onun muadili olan mutlaka Amerika'da okumuş bir Alevi'yi, Batı'ya daha olumlu, sisteme daha entegre birini oraya monte eder. Türkiye'nin buna kafa yormasına gerek yok. Bu sistemle boğuşamıyorsa, bu yapıyı Irak'taki gibi üçlü bir yönetim boyutuna ayırır. Bakın buna federasyon, konfederasyon değil; "çok toplumlu üniter devlet yapısı" diyorlar. Yani Kürt bölgesi yarı otonom, Kürtçe konuşuyor. Bir Şii ve bir Sünni yönetim. Bu üçünün birleştiği bir merkezi hükümet var. Böylece bu yapı hem bölünmemiş oluyor hem de otonom yapılar kendi içlerini yönetiyorlar birbirlerini rahatsız etmemiş oluyorlar.
PYD'nin geçen hafta ilan ettiği demokratik özerkliğin bu hafta tüm Rojova'ya yayılacak... Bunu bu anlattığınız modelin ilk adımı olarak mı görüyorsunuz?
Evet, gizli olarak öyle. ABD bu modeli ilk Guatemala'da uyguladı. Oradaki yapının adı iki toplumlu, iki dilli Guatemala devleti. Suriye'de de bu modeli uygulamaları muhtemel. Alevi, Sünni, yukarıda da Kürt boyutu olacak.
Türkiye kendini dış politikada yeniden konumlandırıyor
Prof Köni, bugün Kadir Has Üniversitesi'nde gerçekleştirilecek olan Uluslararası Holokost Kurbanlarını Anma Günü'ne Dışişleri Bakanlığı'nın ilk kez destek vermesini "Türkiye'nin İsrail'le ilişkilerini normalleştirip, dış politikada yeniden konumlamaya başlamasının" işareti olarak yorumluyor.
Sınırda Suriye'ye giden MİT tırlarında bulunan askeri mühimmat nedeniyle Türkiye'nin Uluslararası Ceza Mahkemesi'nde mahkûm edilebileceği yorumları yapılıyor. Bu mümkün mü bugünkü koşullarda sizce?
Türkiye'nin Suriye'deki bu olaylara bu kadar girmesi insancıl duygular nedeniyle olabilir. Fakat Türkiye'nin içinde bulunduğu gücün oraya uyguladığı politika sonucunda oldu bunlar. Ve Türkiye'nin yanında Fransa, İngiltere, Almanya, Suudi Arabistan, Katar vardı. Yani ortada kolektif bir blok var. Şimdi o kolektif blok Lahey'de Türkiye'yi yalnız bırakır mı? Bırakmaz. Olayları asıl getirip götüren Amerika. Eğer Türkiye bazı silah taşıma olayları nedeniyle Lahey'e giderse Amerika müttefiki olarak vetosunu kullanır ve katiyen Lahey'de yargılanmaz. Ama başka bir ülkeye silah sevkiyatı yapmak ve saldırtmak savaş suçudur, bu gerçeği değiştirmez. Türkiye'nin hatası Amerika'ya rağmen Mısır'da ve Suriye'de kendi tavrını tutarlılık açısından değiştirmemek istemesi.
ABD'YLE AYNI HIZDA DÖNMELİ
Ne yapması gerekirdi?
İçinde bulunduğumuz güç sistemi, yani temel taşı ABD ne yapıyorsa aynısını yapması. Yani ABD döndü, bizim de dönmemiz. ABD "Esad gitsin" diyorsa bizim de "Esad gitsin" dememiz. "Esad'a benzer biri gelebilir" diyorsa, "Esad'a benzer biri gelebilir" dememiz. İçinde bulunduğumuz, bağlı bulunduğumuz güç sisteminin temel taşı Amerika. "Sınırları belli olmayan imparatorluk" diye anılıyor. Babasını bile dinliyor, yani toprakları belli olmayan bir imparatorluğun toprak boyutu bu... Buradan kıvrılarak Şangay Grubu'na geçmek falan mümkün değil. O yüzden belki Mursi'ye karşı olan tutumunu devam ettir, "Esad gitsin" diye uğraşmaya devam ederek kendi kamuoyuna karşı bir tutarlılık gösterirsin ama yavaş yavaş sisteme de entegre olursun. O entegrasyon aşamalarının bir tanesini söyleyeyim: Kadir Has Üniversitesi'nde 27 Ocak'ta (bugün) yapılacak olan Holokost (Yahudi Soykırımı) Kurbanlarını Anma Günü.
Bunu İsrail'le yakınlaşma çabası olarak mı okuyorsunuz?
Tabii, bu çok önemli bir hamle. Dışişleri Bakanlığı'nın işin içine bizzat girmesinin anlamı büyük.
Türkiye yavaş kendini yeniden konumlandırmaya mı başladı?
Evet, konumlandırıyor. Kaçtığı yerleri yeniden toparlayacak ama bunu kendi kamuoyunda yüzünü kızartmadan yapması lazım. Bu nedenle yavaş yavaş yapacak. ABD ve Rusya gibi büyük devletler birdenbire dönüşler yapıyorlar. Ama Türkiye'de hükümetin kendi kamuoyundaki tabanı muhafazakâr, birdenbire dönüşler daha zor. Kamuoyu Kadir Has'taki bu toplantıya çok dikkat etmeyebilir ama tarih hocaları bundan sonra holokost anlatacak.
"ESAD LAHEY'DE YARGILANMAZ"
Geçen hafta ortaya çıkan trajik fotoğraflara ne diyorsunuz?
Bütün dünya yirmi senedir Esad ailesinin böyle olduğunu biliyordu.
ABD Dışişleri Bakanlığı fotoğrafları kasım ayından beri biliyormuş ama kendilerine getiren kaynağı korumak ve fotoğraflardan emin olmadıklarından açıklamamışlar...
Kasım ayından değil; üç-beş sene evvelinden biliyorlardı. O sistemin içinde olup da ne olup bittiğini bilmemek olur mu? Zaten muhaberat rejimiydi!
"ABD VE İNGİLTERE'NİN DE SUÇLARI VAR"
Bu fotoğraflar Esad'ın Lahey'de yargılanmasının önünü açacak mı gerçekten? Yoksa Türkiye'de beklentilerimizi mi çok yüksek?
Beklentilerimiz yüksek bence. Çünkü Amerika'nın da İngiltere'nin de ve diğer ülkelere insancıl müdahale yapan Batı güçlerinin de bu tür insanlığa karşı suç, savaş suçları gibi suçları var. Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne baktığımız zaman Batı'nın hoşuna gitmeyen ne kadar az gelişmiş ülke başkanı varsa yargılanıyor. Mesela bir tanesi bizim yakın dostumuz El Beşir. Yaptığı işkenceler yüzünden Sudan ikiye ayrıldı. UCM'de aldığı ceza yüzünden dışarı çıkamıyor. Biz el Beşir'in yaptığı kıyımları görmüyoruz, Suriye'dekileri görüyoruz. Ayrıca, Amerika gibi ülke Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin kurulmasına, korunmasına destek vermiş bir ülke mahkemenin yargı yetkisini kabul etmiyor. Neden? Kendisi de mahkemeye verilebilir diye. Peki, bunun dışında nasıl gidilebilir Lahey'e? BM Genel Sekreteri'nin konuyu alıp, Güvenlik Konseyi'nin önüne getirmesi lazım. Eğer bu tür olayları Gazze olaylarında olduğu gibi İsrail yapmışsa Amerika; Suriyeliler yapmışsa Rusya ve Çin veto koyuyor.
"BATI'NIN İSTEDİĞİ BAĞIMSIZ KÜRTLER"
Batı Kürtler konusunda ne istiyor?
Siz İsrail'in ortaya evler, yeni yerleşim merkezleri yaparken Filistin sorununu iki devlet olarak çözeceğini tahmin ediyor musunuz? Peki, ne olursa Ortadoğu'da Türkiye, Araplar ve İran Filistin Devleti olmuş olmamış aldırmaz ve öteki konuyla uğraşır? Bağımsız Kürtler.
Sevr'deki model mi yani?
Onu bilmiyoruz, o spekülatif. Yani ne kadar istiyorlar? Şu anda diyorlar ki "Irak'taki merkezi yapıyı bozmayın ama yukarıda da bir otonom devlet var oraya da müdahale edemezsiniz." Öbür tarafta Cizre Grubu da bir otonomi ilan etti. Şimdi PKK, Barzani, Cizre Grupları, PYD ayrı mı yoksa bunlar buluşabilir mi? Bunları rahatsız eden faktör Apo'mudur? İleride bunlar bir araya geldiğinde liderlik savaşında Barzani Apo'yu yer mi? Tam olarak Batı nasıl bir formda bağımsızlık istiyor ve Türkiye bunlardan nasıl etkilenecek onu bilmiyorum.
ABD DEMOKRASİ DEĞİL LOBİTOKRASİ
Arap Baharı'yla beraber diktatörlerin yerine Müslüman Kardeşler formundaki yönetimlerin iktidara gelme devri başlamıştı. Ama Mısır'daki darbeyle beraber bu durdu ve Batı da buna destek verdi. Peki, ne oldu da Kardeşler formundaki Sünni İslamcı yönetimlere Ortadoğu'da dur denilmeye başladı?
Ortadoğu'nun demokratikleşmesi için istikrarsızlaşması olması lazımdı. Bu yapıldı. Neyle yapıldı? İnternetle. Batılılar "Size demokrasi tepeden yukarı geldi, taban bunu anlamadı" diyordu. Yukarıdan bastırdınız ama demokrasi halkın oluşumu, tabandan çıkacak, onlar bunları yönetecek. Batı'nın sistematiği buydu. Bir de tabi diktatörlerle Ortadoğu barışını yapamıyorlardı. Dediler ki demokrasi olsun. Üstteki diktatörler çekilince, nispeten Batılılaşmış elit tavan çıktı. Fakat tabanın kültürü altı yüz sene önceki İslam kültürü. Sömürüyor diye İsrail'in, Batı'nın düşmanı. Bir baktılar ki ortaya çıkan dost değil. Tek örgütlenme gücü Mısır'da. Ne yapacaklar? Ya iki halkı birbirine savaştıracaklar burada olduğu gibi yüzde elli elli, ya da eski en gelişmiş, dokunulmamış gücü tekrar sisteme soktular ve Sisi geldi.
Obama'nın ikinci döneminde yazılan "İsrail ile Amerika arasındaki geleneksel dayanışma stratejisinde çatlak oluştuğu" şeklindeki yorumların hiçbir karşılığı yok öyleyse.
Yok. Çünkü İsrail için yapılan savaşlar nedeniyle Amerika iflas etti. 2003'ten 2013'e kadar askeri harcama 6 trilyon 300 milyar dolar. Avrupa kurtulurdu bu parayla. O yüzden Suriye olayı olduğu zaman Türkiye bastırdığında Amerika'nın savaşa girmeyeceğini biliyorduk. İsrail ile Amerika'nın kavgası da Obama'nın Ortadoğu'dan, Afganistan'dan asker çekip iç ekonomiye yönelmesi. İstiyor ki ABD hepsini vursun, bütün Ortadoğu yere yapışsın ve İsrail'in dediği olsun. Eeeee masraf.
"ÇİN SUUDİ ARABİSTAN'LA YAKINLAŞIYOR"
Savaşmıyor ama Ortadoğu'yu da İsrail'in istediği şekilde şekillendirmekten de vazgeçmiyor...
Geçemez. Çünkü Amerika demokrasi değil; lobitokrasi. Lobilerin yönlendirdiği bir sistem var. Çünkü en çok kim para verirse seçimi o kazanıyor. Suudi Arabistan'ı neden sistemden çıkartmıyorlar? Çünkü büyük petrol şirketlerinin orada yatırımları, paraları, sistemleri dönüyor. Yani işletmeler Amerikası'nın sistemi.
Kayagazı bu denklemi değiştirir mi?
Tabi, o yüzden korktular. Şu anda Suudi Arabistan Çin'le iş birliği yapıyor. 2020 yılında Suudi Arabistan- Çin ekonomik ilişkileri Amerikan-Arap ilişkilerinin iki misli olacak. Çin'in de enerjiye ihtiyacı var, yüzde 20 almaya başlamış petrolü... Amerika'da Yahudi lobisi olmasa Ortadoğu'da durmayacak zaten.