Son sayısı “Türkiye Düşerse Âlem-i İslam da Düşer” manşetiyle çıkan Hüküm hadiseleri esastan tahlil ediyor.


hukumgif h382 - Türkiye düşerse Alem-i İslam da düşer
Geçen yıl yayın hayatına başlayan ve İlk sayısında, "Âlem-i İslam, mîsak-ı millimizdir. Dolayısıyla her karışının muhafazası bu mîsakın gereğidir." diyen Hüküm Dergisi, fikri muhtevayı muhafaza eden yazılarını, okuruna yaptığı, "Haydi toparlanın bizim olan dünyaya dönüyoruz." türünden uzun soluklu hareket çağrılarıyla meydan yerine taşımaya devam ediyor. Yazar kadrosunda İhsan ŞENOCAK, Yusuf KAPLAN, Nureddin YILDIZ, Mustafa ÖZCAN, Adem ÖZKÖSEgibi isimlerin bulunduğuHüküm 13. sayısında gündemdeki hadiseleri ele aldı.
TÜRKİYE DÜŞERSE ÂLEM-İ İSLAM DA DÜŞER
Son sayısı "Türkiye Düşerse Âlem-i İslam da Düşer" manşetiyle çıkan Hüküm hadiseleri esastan tahlil ediyor: "Eğer Türkiye düşerse on yaşında İmam Hatib'e giden Ayşeler de, Ahmetler de düşer. Hama'da, Kahire'de umutlar söner. Türkiye düşerse, Arakan'ın, Gazze'nin bir sabah ufukta Osmanlı Donanması'nın geleceğine dair büyüttüğü hayaller de söner. Türkiye düşerse Âlem-i İslam da düşer."
Hizmette, davanın şahsileşmesi durumunda oluşacak büyük kırılmaların ümmet-i İslam'a vereceği zararın sahabe kuşağından verilen müşahhas örneklerle anlatıldığı son sayıda Hz Ömer ve Hz Halid'den bahisle şu ifadelere yer veriliyor:
"Hz. Ömer, her mevzuda adımlarını, talimatlarına "Lebbeyk" dediği Peygamberi gibi attı. İslam Devlet ehramını da, milletin sinesinde yer bulmayı da Ona ittiba esası üzerine yükseltti. İslam'a hizmette davanın ne kendi, ne de başkası etrafında şahsileşmesine fırsat verdi. Onunla müesses bir yapıya kavuşan İslam Devleti, diğer bütün devlet yapılarından şahsileşmeme özelliğiyle ayrıldı. Ne Halife tekebbür etti, ne de dava şahsileşti. Halid b. Velid hiçbir harbiyenin mezun edemeyeceği kadar büyük bir komutan, bir askeri dahiydi. En alınmaz şehirlerden, en zor cephelerden Medine'ye fetih haberlerini O gönderirdi. Hz. Ömer, davanın bu büyük komutan etrafında şahsileştiğini, insanların zaferleri Halid'le özdeşleştirdiğini görünce, Halid'i görevden aldı. O da devlet başkanının tasarrufuna itiraz etmeden boyun eğdi. Cihad meydanlarının bu büyük komutanını, Ömer'e ittiba daha da büyüttü. Eğer Halid, emrindeki orduyla karara dirense ya da harici unsurların Onun askeri dehasını istismar etmesine fırsat verseydi, belki de Hz. Halid'in üzerinden ümmet bölünüp paramparça olacaktı. Bu durumda Hz. Halid'in zaferlerinin ne kıymeti olurdu? Hz. Halid aldığı nebevi ahlaka sadakat gösterdi, bir bölen olmadı.
Mesele müessir bir şahıs etrafında şahsileşince, ümmeti bölmek için fırsat bekleyen müfsidler ateşe odun atma yarışına girer. Toz dumanda kardeşlik de, ameli Salihler de yanar kül olur. Bu yüzden millet-i İslam'ın imamet makamında olanlar avamın bir tedbir aldığı yerde bin tedbir, onun bin konuştuğu yerde bir konuşmalıdır. Belki de öfkesini yutmalı, yutamazsa derdini en sadık talebelerinin dahi duymayacağı bir tonda boş bir odanın duvarlarına anlatmalıdır. Ya da öfke onda istihaleye uğrayıp kelamında "muhabbet" olarak zahir olmalıdır.


Sorular
Dünyanın farklı bölgelerinde sürekli yeni okullar açmanın heyecanını yaşayan kardeşlerimiz, bu müesseselerin bekası için küresel güçlerin onlardan büyük bedeller isteyeceğini göremedi. Zira bir taraftan okullarda ki eğitim ve finansın temini, diğer taraftan ise yerel siyasi çevrelerle yapılan görüşmeler onları hariçteki tehlikeleri derinliğiyle idrak etmekten alıkoydu.
Hocaefendi'nin öğrencilerinin okul hizmeti için her türlü fedakarlığa hazır olmaları onları, küresel güçlerin istismarına alet etmiş olabilir mi? Fırtınalı bir okyanusta haddinden fazla yük alan bir geminin çaresizliği midir, bu gün yaşananlar? Hariçte ki okulları koruma adına küresel güçlerle yapılan bir işbirliğinin sonucu mudur, Türkiye'de ki son operasyonlar? Acaba cemaat küresel oyuncular tarafından büyük bir tuzağın içine mi çekildi? Elini verdiği yerden kolunu mu alamamaktadır? Eğer böyle bir durum söz konusu ise, milletin bir izmihlale sürüklenmemesi için cemaatin küresel anlamda her türlü bedeli ödeme pahasına da olsa Müslümanların iktidarıyla karşı karşıya gelmeyeceğini açıkça deklare etmesi ve Hocaefendi'nin de bu süreç daha tehlikeli boyutlara varmadan Türkiye'ye dönmesi gerekmez mi? Eğer cemaatten birileri, siyasi çevrelerle siyasi sonuçları düşünülmeden bir takım görüşmeler yaptıysa, Hizmet Grubu bütün bunların hükümsüz olduğunu ilan edip Hz. Halid gibi siyasi otoriteye itaat etmelidir."
HÜKÜM: YENİDEN İSLAM
İdeolojilerin sorun ürettiği, sistemlerin sarsıldığı, İslam'a hizmet vasıtalarının gaye haline getirildiği, farklı zarflar içerisinde onun bunun yorumunun İslam olarak arz edildiği bir zamanda HÜKÜM, "sadece İslam", "yeniden İslam" diyen diğer yazılarıyla okunması ve yaşanması gereken bir dergi. Yazar kadrosunun önemli bir bölümünü, ilim, fikir ve dava mektebi olarak temayüz eden "İlmi ve Fikri Araştırmalar Merkezi"'nin(İFAM) genç ilim yolcularının oluşturduğu Hüküm, unuttuklarımızı hatırlatan bir nezir-i uryan.

Alıntı