Babilli din adamları insanları etkilemek, yönetmek ve denetlemek amacıyla gök cisimlerini kullandılar. Bu din adamlarının astrolojiyi psikolojik savaş için kullandıklarını söylemek abartma olmaz. O toplumun halk yığınları, astrolog din adamlarının gök tanrılarıyla iletişim kurabildiklerine inandıkları için, yıldızlar o insanlara tinsel destek sağladı. Bu tinsel destek paylaşılan bir duygu olduğundan toplumu birleştirdi ve güçlendirdi. Toplumun bireylerinin bu denli uyumlu birlikteliğini, onların "iyi huylarını" devinime geçirmeye çalışarak başarmak zordur. Eğer bireylerin istek ve gereksinimlerini gönüllü olarak kısıtlamalarını sağlayacak toplumsal bir süreç olmasaydı, insanların bencil duyguları, toplumsal yarar duygularının önüne geçecek ve toplum için çalışma istekleri ortadan kalkacaktı. Özgürlük dalgasının sardığı köleleri denetlemek olası değildir; "kitle psikolojisi" bastırılmış isteklerin bir yangın gibi yayılmasına neden olur.
Bir psikolojik savaş aygıtı olarak astrolojinin toplumsal devinime ne denli katkıda bulunduğunu görebilmek için Babillilerin, Chaldeanların, Asurluların ve Perslerin üstün başarılarına bakmak yeterli olacaktır. Yukarıda saydığımız uygarlıkların hepsinin de derin astroloji gelenekleri vardı. Romalılar toplumsal çalkantıların çıkmasını istedikleri zaman astrolojiyi devreye soktular. Düşmanlarının kullandığı astral psikolojik savaşa karşı Roma imparatorları kendi horoskoplarını yayınladılar ve Chaldean "sanatına" karşı kendi astrologlarının "sanatını" ileri sürdüler.
Ancak, Rönesans döneminde yeniden yükselen astroloji o eski psikolojik etkisini yitirmiş olarak canlandı. Astroloji insanları psikolojik olarak etkilemeye devam ediyor ancak günümüzde ne sosyal devrimlerin mayalanmasına ne de "yıldızlar istediği için" ulusların çöküşüne neden oluyor.
Usçuluğun yükselişi ve bilimsel yöntemin utkusu, astrolojinin Rönesans döneminde yaygın olmasına karşın çok fazla ciddiye alınmasını engelliyordu. Rönesans döneminin tanyeri ağarırken (13. yüzyıl İtalyası) ordular astrologların belirlediği anda çalan astroloji çanlarıyla savaşa başlıyorlardı (1). 15. ve 16. yüzyıllara gelindiğinde astroloji kuramı ve uygulaması iyice sulanmış ve sıradan insanların hizmetine de girmişti. Bu dönemde artık yalnızca bir avuç entelektüel ve yarım avuç politikacı astrologların yönlendirmesi altındaydı. Astroloji 15. yüzyılda yoğun bir saldırıya uğramış ve 17. yüzyılda iyice alaya alınmaya başlamıştı. Rönesans dönemi doruk noktasına ulaştığında astroloji artık insanların ilgisini çekmeyen bir uğraş alanıydı. Astroloji artık ne Güneş kültüne inanan Romalılar gibi ne de astrolojiyi kendi Hıristiyan inancıyla iç içe dokuyan Gnostikler gibi fanatikler üretebiliyordu.
Rönesans döneminde astroloji yaygındı ancak insanlar üzerindeki büyüleyici psikolojik etkisi de iyice azalmıştı. İnsanlık karanlık çağın mistisizminden sanki gerçekten kurtuluyordu. Astroloji giderek düşünce kulüplerinin eğlencesine dönüşüyordu. O artık kişinin bir kahkaha aynasıydı. Astroloji aynasında kendi karanlık yanlarına bakıp kahkahalar atıyordu.
18. ve 19. yüzyıllarda baş döndürücü bir hızla çöken astroloji Batı dünyasından hemen hemen silindi. Bu eski "sanat" yalnızca İngiltere'de geç 1800'lü yıllara dek pamuk ipliğiyle tutunabildi. Bunun nedeni, o dönemde İngiltere'de hâlâ yaygın olan almanaklardı. Astrolojinin I. ve II. Dünya Savaşlarında ve o dönemlerin arasındaki zaman diliminde ve de günümüzde yeniden yaygınlaşmış olmasını işte o pamuk ipliği almanaklar sağladı.
1890'dan sonra İngiliz astrolojisini canlandıran ve geliştiren kişi Madam Blavatsky ve onun kurmuş olduğu Theosophical Topluluğu idi. Bu topluluk, yeni-Rosicrucianların öncülü ve günümüz okültizminin kaynağı ve destekçisidir. Theosophistler tüm okült "bilimleri" bir tek "uyumlu" felsefe ve inanç dizgesinde birleştirip bütünleştirdikleri reklamını yapan çağcıl bir akımdır.