İnsanın en hevesli öğretmeni kimdir? Düşmanı! Öğretmek için didinir durur. Ünlü savaş ustaları düşmana büyük değer biçerler; olumlu anlamda. Kişi, düşmanını öğretmenine çevirebildiği oranda yenilmez olur.
Ama yenilmez olmanın yolu yenilmekten geçer. Düşmanın öğretmenliği buradadır. Seni yenen düşman, seni yenilmez kılar. Ne kadar çok yenerse, o kadar yenilmez kılar. Ne kadar çok yenilirsen, o kadar yenilmez olursun. En iyi öğretmen yenilgidir. Yenileceksin ki yenebilesin. Yenen yenmeyi öğrenemez, ama yenilen yenmeyi öğrenir.
Yenilmeyi bilmeyeni kolay yenersin. Çünkü henüz yenilmemiş kişi için yenilgi yakın demektir. Yenilmeyi bileni ise yenmek zordur. Yenilmeyi bilenle mümkünse savaşma. Çünkü savaşırsan, sana bildiğini öğretecektir!
Savaşta usta olan, savaştan çekinir. Bu yüzden eski büyük ustalar her zaman savaşmadan yenmeye vurgu yaparlar ve değer biçerler. Örneğin ustaların ustası Sun Tzu şöyle der: "Savaşmaksızın başkalarının ordularını alt etmek, hünerlerin en iyisidir." Ve şöyle ekler: "Girdiği her savaşı kazananlar aslında usta değildirler. Başka orduları savaşmadan çaresiz bırakanlar, işte onlar en iyisidir."
Diyelim ki savaşmak zorunda kaldınız. Fren mekanizmanız yoksa yenilirsiniz. Zamanında durmayı bilmek gerek. MÖ 3. yüzyılda yaşamış bir Çinli stratejist olan Zhuge Liang şöyle söylemiş: "Askeri harekat ateşe benzer; söndürülmezse kendini tüketir"
Sun Tzu'nun izleyicisi Zhuge Liang bir de ilke koymuş: Yapmama İlkesi. Şöyle açıklamış:
"İyi yönetenler silahlanmaz, iyi silahlananlar savaş hatları oluşturmaz, iyi savaş hatları oluşturanlar savaşmaz, iyi savaşanlar yenilmez, iyi yenilenler yıkıma uğramaz."
Unutmayalım, bunlar savaşın ustaları. Yani yenilgiyi çok iyi bilen kişiler. Kim bilir kaç yenilgiden çıkarmışlardır bu ilkeleri. Çok yenildikleri için yenmeyi de öğrenmişlerdir.
Örneğin Sun Tzu şöyle söyler: "Galip bir ordu önce kazanır, sonra savaşır; mağluplar ise önce savaşır, sonra kazanmaya gayret eder." Zhuge Liang ise şu vurguyu yapar: "Akıllılar dövüşmeden önce kazanır, cahiller kazanmak için dövüşür."
Sun Tzu, zaferi garanti altına almak için, veya en az zararla kazanmak için şu ilkeyi belirtir: "Kuşatılmış bir orduya dışarıya açılan bir yol verilmeli." Bir Sun Tzu yorumcusu olan Du Mu (MS 803-852) ise bu ilkeyi şöyle açıklar: "Onlara açık bir yol bırakın ki ölümüne savaşacak durumda olmasınlar."
Tabii, zaferin de bir etiği vardır. Yol ve Erdem kitabı Tao Te Ching'in yazarı Lao Tse şöyle söylemiş: "Usta olan, savaşta sonuç alınca durur". Ve eklemiş: "Savaşta zafer kazanan taraf, ölü evi gibi davranmalıdır". Bunlar hep, yenmeyi bilenlerden çok yenilmeyi bilenlerin, yani yenilmez olanların vurguları.

***

Bu ilkelerin sadece savaş gibi olağanüstü durumlar için geçerli olduğunu sanmayalım. Zaten sözünü ettiğimiz büyük ustalar da genel bir bakış açısı vermeye çalışmışlardır. Her ne kadar yazdıkları "Savaş Sanatı" başlığı altında toplansa da, aslında bunlara "Yaşam Sanatı" demek daha doğru. Örneğin Lao Tse'nin şu deyişi çok daha evrensel bir ilkeyi vurgulamıyor mu?
"Başkasını yenen güçlüdür, kendini yenen egemen."
İnsanın kendini yenmesi zordur. Nice yenilmezler, kendilerine yenildiler. Belki de kendini yenmek, yenilmez olmanın doruğu. Kendini yenebilen bir insanı, bir başkası yenebilir mi?
Bu önermeyi şöyle de açıklayabiliriz: En zorlu düşmanın kendindir. "Kendini yen" demiş Lao Tse. "Kendini yarat" demiş Marx. Sanırım bu ikisi benzer vurgular. Ancak kendini yenebilen kişi kendini yaratabilir diyerek bu iki sözün bileşkesini alabiliriz. Öte yandan, yenilmeyi bilmekle kendini yenmek sanırım aynı şey.