Toplam 5 mesajın 1-5 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    Eski hukuku doğuran tarihöncesi geleneklerin tam olarak nelerden oluştuğuna dair çokça tahmin yürütülmüştür ama emin olduğumuz bir nokta var ki, o da cinsel dürtülerin bugün olduğu gibi hemen deneyimlendiği ve insanları ceza gerektiren bedensel eylemlerden alıkoyamadığıdır. Aziz Augustinus’a göre cinsel organların ısrarlı talepleri, Adem ve Havva’nın günahlarından ötürü Tanrı’nın insanlık üzerindeki lanetiydi; her seks eylemi ve düşüncesi, ilk erkekle kadının hatalarının yeni bir cezasıydı. Aynı konuya farklı bir açıdan bakan Platon da insanların sekse duyduğu yoğun arzuyu kabul edip Yasalar’da şöyle der: “Seks en azgın delilikle insan ruhunu etkiler; döl vermeye duyulan şehevi istek, azami şiddetiyle insanın içini yakar.” Platon’a göre seks dürtüsü, insanın parçalanmış doğasını bütünlemek için giriştiği çılgınca bir bilinçaltı çabadır.

    İlk insanlar seks dürtüsünü bu sözcüklerle ifade etmeseler de bunu kesinlikle hissediyorlardı. Eğer insanlar büyük gruplar halinde birlikte yaşayacaklarsa, bu “çılgınlığı” dizginlemek için bir şeyler yapmak gerektiğini elbette biliyorlardı. Seks dürtüsü terbiye edilip ortak ihtiyaçlara tabi kılınana kadar medeni hayat mümkün olamazdı. Erkekler için bu, kadının gizemine uyum sağlamak anlamına geliyordu. İlkel toplumlarda, erkekler doğaya nasıl huşu ve korkuyla bakıyorlarsa, kadınlara da öyle bakıyorlardı muhtemelen. İlk insanlar, ölümcül ve anlaşılmaz kuvvetleri olan doğayla sürekli savaş halindeydiler. Doğanın çekirdeği dişinin rahmiydi ve bu rahimden yeni insan yaşamı, fışkıran kanlar ve çığlıklar eşliğinde doğuyordu.

    Kan bağları ve kanlı ilişkiler: İlk seks suçları

    Milattan önce yaklaşık dokuz bin dolaylarına (Homo sapiens’in veya modern insanın ortaya çıkışından kabaca yüz seksen beş bin yıl sonra) kadar cinsel ilişkiyle hamilelik arasındaki bağlantı tespit edilememişti. Muhtemelen seks ve doğum arasındaki uzun süre yüzünden insanlar aradaki bağlantıyı kuramıyor ve her halükarda kadınlar kısa yetişkinlik yaşamlarının çoğunu hamile olarak ya da çocuk emzirerek geçiriyorlardı. Çocuklar anne rahminde birden ortaya çıkıyor gibiydi. Daha da anlaşılmaz ve belki de ürkütücü olanı, kadının bedeninden düzenli aralıklarla akan kandı. Kan bizzat hayattı, kaybedilmesi tehlikeli olan büyülü bir şeydi; ne var ki, kadınlar yara bere olmadığı halde günlerce oluk oluk kanıyordu ve hiç kimse bunun nedenini bilmiyordu. Tek bir husus aşikardı ki, âdet kanı sadece kadından ve kadında da insan yaşamının başladığı yerden geliyordu.

    İlk cinsel yasaklar, âdet dönemlerinde kadınlarla cinsel ilişki kurmaya karşı paleolitik tabular şeklinde tezahür etmiş olabilir pekala. (Reglin “pis” farz edilen doğasına dayanan bu kurallar pek çok kültürde hâlâ mevcut.) Öte yandan, bu yasaklar hijyenden çok daha derin esaslara dayanıyor olabilirdi; belki de âdet kanının birden akması, erkeklere, üstün fiziksel güçlerine rağmen kendi başlarına insan yaşamını meydana getiremediklerini hatırlatıyordu. Kadınlar hamile olmadıkları veya emzirmedikleri zaman kanadıklarından, âdet kanı, dişinin utancının veya kısırlığın bir işareti olarak görülüyordu belki de. Kadınların âdet görürken ilişkiyi reddetmesi, büyük ihtimalle bir tedbir niteliğindeydi ve erkeklerin bilinmeyenle karşılaştıklarında hissettikleri korkutucu ilahi varlığı yatıştırmanın bir yoluydu.

    İlkel toplumlar ayın belirli zamanlarında seksi yasaklayarak, seks ve üreme kaosuna bir düzen getirebildiler. Zaman geçtikçe erkeklerin kadın korkusu, düpedüz düşmanlığa dönüştü ve âdet gören kadına hem tehlikeli hem de pis gözüyle bakılmaya başlandı. Bu inanç sonraki asırlarda değişik toplumlarda daha da güçlendi.

  2. #2
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    .
    )...

  3. #3
    Yasaklı Üye
    bambam Avatarı

    Gerçek Adı
    temel
    Üyelik Tarihi
    30.12-2013
    Son Giriş
    20.01-2014
    Saat
    13:34
    Yaşadığı Yer
    urfa
    Mesaj
    89
    Alınan Beğeniler
    0
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    way be konuya bak

  4. #4
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: bambam Mesajı Gör
    way be konuya bak
    çok mu beğendin şirin kedi

  5. #5
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Belki Adem ve Havva önceside yasaklar vardı ama maalesef öğrenemeyeceğiz