Delphili kahinlerin eski bir sözü var: “Gnothi Seautonu”. “Kendini Tanı” anlamına geliyor. Alternatif bir yaklaşımla, insanın kendi evrimsel tarihini öğrenebilmesi ve buna göre doğada kendini “var” edebilmesi ile ilişkilendirilebilir. Ancak, “varoluşumuzun” kökeni ve süreci, insanlığın büyük bir bölümü tarafından numen olarak anlaşılıyor ve anlatılıyorken, biz “kendini tanıma” adına “insan nasıl insan oldu?” sorusuyla yola çıkacağız. Böylece kökenimize ve varoluşumuza dair olan numeni, Darwin ve Wallace’ın eşsiz çözümünden esinlenerek, nesnel ve sınanabilir bir zeminde fenomenleştireceğiz.
İnsan evrimini anlayabilmek-anlatabilmek, disiplinler arası ayrıntılı bir çalışmayı ve bütünsel bir bakış açısını yani farklı bir birikimi gerektirir. Evrim; anatomi, embriyoloji, biyomekanik, demografi, ekoloji, arkeoloji, jeoloji, jeomorfoloji, etoloji, genetik, paleontoloji, moleküler biyoloji ve osteoloji gibi kökleri karmaşık bir biçimde biyolojiye ve jeolojiye bağlı olan dalların oluşturduğu, kendi yöntem ve metotları ile özgün bir araştırma-inceleme alanıdır. İşte bu çoklu bilim ortaklığının benzersiz bileşimi “paleoantropoloji”yi yaratmıştır.
Başlangıca geri dönersek, varoluş ve köken gerçeği ile kendini tanımak; ya da “insan nasıl insan oldu?” sorusuna en kapsamlı cevap, antroposentrik ve metasentrik yaşam biçiminin aksine -doğayı insanlaştıran değil, insanı doğallaştıran- biyosentrik-evrimsel perspektif ile verilebilir. Zamana aykırı olan bu yaklaşımla hem “pre-modern” Homo floresiensis hem de “modern” insan daha doğru anlaşılabilir. O zaman, paleoantropolojinin kendi tarihsel patikasında, ilk çalışmalardan Homo floresiensise kadar uzanan bir zaman yolculuğuna çıkabiliriz.

ERKEN HOMİNİDLER (İNSANSILAR)
Birçok genetik ve biyokimyasal çalışma, Afrikalı büyük kuyruksuz maymunlar (şempanze, bonobo ve goril) ve insanın son ortak atası arasındaki evrimsel ayrışmanın yaklaşık 5-6 milyon yıl önce gerçekleştiğini önermektedir. Ancak önerilen bu zaman dilimi düşündürücüdür, çünkü insanın atasal formları bulunurken şempanze, bonobo ve gorillerin ayrışmasını karakterize eden evrimsel formlar henüz bulunamamıştır. Önerilen zaman dilimi dikkate alındığında Hominidlere ait en eski fosil kanıtlar Etiyopya’da, 5.8 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Middle Awash bölgesindeki tabakalarda keşfedilmiştir.
Hominidlerin ilk üyelerine ait kalıntıların hepsi Afrika’dan bilinir. Ancak Afrika dışında Endonezya ve Gürcistan’da ortaya çıkarılan Hominidler Geç Pliyosen (2-1,8 milyon yılları arası) döneme aittir. Paleoantropologlar arasında Hominidae ailesindeki türlerin filogenetik tanımlamalarına dair henüz bir konsensüs oluşmamıştır. En güvenilir şekilde tanımlanmış bilinen ilk atanın, Ardipithecus ramidus (White ve diğerleri, 1995), Ardipithecus kadabba (Haile-Selassie ve diğerleri, 2004) adları ile bildiğimiz iki ayrı türü olan ve 5,8-4,4 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Ardipithecus cinsi olduğunu söyleyebiliriz. Buna karşılık 2002 yılında Brunet ve ekibi tarafından Çad’da bulunan, 6-7 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Sahelanthropus tchadensis ve 2001 yılında Fransız-Kenyalı bir ekip tarafından Kenya’da bulunan, 6 milyon yıl öncesine tarihlendirilen Orrorin tugenensisin taksonomik analizleri henüz tartışmalıdır. Sahelanthropus tchadensisin tarihlendirilmesi faunal korelasyon yöntemi ile yapılmıştır. Faunal korelasyon yöntemi ile tarihlendirme bir noktayı değil bir zonu yani zaman aralığını ifade eder ve bu fosil 6-7 milyon yıl arası gibi uzun bir sürece atfedilmiştir. Tim White, zamanı kesin olarak bilinmeyen ve sadece birkaç fosili bulunan bu türün fosilleri üzerinde ve bulunduğu lokalitenin faunasında tekrar çalışılması gerektiğini düşünmektedir (White, T.D., 2003).