Toplam 9 mesajın 1-9 arasındakiler
Buraya tıklayarak yazıları büyültebilirsiniz Buraya tıklayarak yazıları küçültebilirsiniz
  1. #1
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    STAR, dünyanın en güvenli, en sağlıklı, en konforlu ve en dayanıklı tekerlekli sandalye minderi.
    İnsanları biyolojik yapılarına göre değerlendirme-sınıflandırma çabası yeni değil; Antik Yunanistan'ın köleci toplumlarına, Platon ve Aristoteles'e, hatta Hammurabi Yasaları’na dek uzanır. Antik Yunan'ın idealist düşünürleri, köle sahiplerinin kölelerden farklı bir doğada, değişik bir yapıda olduklarını iddia ettiler. Aristoteles, daha da ileri gidip köleleri insan saymamış ve onları "konuşan aletler" olarak tanımlamıştı. Bu böyle devamedegeldi. Aynı yaklaşım 19. yüzyılda sosyal Darwinizm yoluyla sürdürüldü.
    Sosyal Darwinizm, Darwin'in öz olarak doğadaki değişimi anlattığı ve bitki ve hayvan türlerindeki değişim ve çeşitliliğin nedeni olarak öne sürdüğü, en fazla uyum sağlayanın hayatta kalması iddiasının ifadesi olan doğal seleksiyon (doğal seçilim) ve var olma savaşı gibi tezlerini mekanik bir tarzda ele alarak insan ve insan toplumlarının gelişim sorunlarına, maddi toplumsal yaşamın bütün kategorilerine uygulamaya çalıştı. Sosyal Darwinizm ve biyolojizm de, bugün sosyobiyoloji ve isimlerinin başında “evrimci” olan öteki “disiplin”lerin yaptığı gibi, doğada, bitki ve hayvanlar dünyasında gözlenen ve kaba materyalistler tarafından değişmez olarak kabul edilen bazı kuralları, mekanik bir tarzda ele alıp bilimsel özünü çarpıtarak insan toplumlarının gelişim sorunlarına, maddi toplumsal yaşamın kategorilerine uygulamaya çalıştı; bilimsellik adına, doğal seçilimin yerine yapay seçilimi geçirdi; biyolojik evrim ve organik hareketi, kaba mekanik yol ve metafizik indirgemeci yöntemle toplumsal evrim ve toplumsal hareketle birleştirmeye çalıştı, biyolojik ve toplumsal hareket ve madde arasında bulunan temel farkları görmezden geldi.

    Evrim kuramları ve sosyal Darwinizm
    1800'lü yılların başlarına dek, evren, dünya, doğa ve canlıların değişmezliği genel kural olarak kabul gördü. Ancak o yıllardan itibaren Buffon, Lamarck ve Erasmus Darwin gibi bilginler tarafından bu görüşe evrim teorileri ile darbeler vurulmaya başlandı. Tam da bu dönemde, doğa bilimlerinde önemli gelişmeler oldu, önemli buluşlar yapıldı. Alman fizyolog Theodor Schwann 1830’ların sonlarında hücreyi buldu. Bunu ötekiler izledi. Derken Darwin’in ünlü evrim kuramı geldi.
    Sosyal Darwinizm’in 1800'lü yılların ikinci yarısında İngiltere'de ortaya çıkması tesadüf değildir, belli koşulların ürünüdür. O dönemde İngiltere, dünyanın en güçlü kapitalist ülkesi idi ve gerçekleştirdiği sanayi devriminin ardından, Afrika'dan Avustralya'ya, Amerika'dan Asya ve Uzakdoğu'nun uçsuz bucaksız ormanlarına dek, dünyanın dört bir yanında pazar ve sömürge savaşları veriyordu. İngiltere'nin yürüttüğü doğal kaynakları, dünya pazarlarını ele geçirme savaşlarına ideolojik bir kılıf bulmak gerekiyordu. Tam bu sırada, 1859 yılında, İngiliz doğa bilimcisi Charles Darwin Türlerin Kökeni adlı kitabını yayınlayarak evrim kuramını ortaya attı. Kitap çok etki yarattı ve büyük bir tartışmaya yol açtı.
    Charles Darwin, Türlerin Kökeni'nde, canlılar dünyasındaki değişimi incelemişti. Darwin, zengin ve çeşitlenmiş formlarıyla yaşamın tek hücreli organizmadan insan da dahil bitki ve hayvan yaşamının çok hücreli, çok zengin ve çeşitli, en karmaşık formlarına milyarlarca yıl süren bir evrim sonucu ulaştığını açıklamıştı. Bu evrimin de bizzat yaşamın üremesinin kaçınılmaz bir sonucu olduğunu görmüştü.
    Darwin’e göre, benzer türler -aralarında küçük farklılıklar olsa da- benzer döller verirler. Buna bağlı olarak, tüm organizmalar hayatta kalıp üreyenlerden daha fazla döl üretme eğilimine girerler. Bu döllerden hayatta kalma şansı en fazla olanlar, kendi çevrelerine uyum sağlamak için çok daha iyi donatılmış olanlardır. Onların dölleri de giderek süreç içinde onlar gibi olma eğilimine, yani çevreye uyma eğilimine girerler. Böylece, popülasyon içindeki bireylerin özellikleri, zamanla, giderek artan biçimde kendi çevresine uyum sağlar

  2. #2
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:44
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.661
    Alınan Beğeniler
    542
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evrimi veya Darwinizmi bu şekilde açıklamak bence biraz sığ bir yaklaşım olur. Modern Evrim teorisi Darwin'in tarif ettiği "survival of the fittest" (en iyi uyum sağlayanın hayatta kalması) prensibinden daha fazlasını barındırır. Örneğin bu açıklama neden durduk yerde farklı formların ortaya çıktığını açıklamaz.

    Çevre ile evrim arasında yadsınamaz bir ilişki söz konusudur. Çevrenin baskısı ve değişim zorunluluğu olmadıkça yeni türler ortaya çıkmaz. (Gerçi aksini savunanlarda mevcuttur.) Örneğin Afrika'da yaşayan zenciler kendi kendine beyazlaşmaz. Ama onları Afrika'dan alıp daha soğuk iklimli ABD'ye yerleştirirseniz (çevresel baskı) kuşaklar içinde yeni nesillerin renklerinin daha açık olduğunu görürsünüz.

    Ancak Sosyal Darwinizm ile evrimi aynı kefeye koymak biraz yakışıksız olur. Darwinizm veya evrim bilimsel, biyolojik bir açıklamadır. Sosyal Darwinizm ise bunun çeşitli felsefecilerce topluma uyarlanmış şeklidir ve çok fazla tartışma barındırır. Sosyolojik kavramlar oldukça tartışmaya açıktır. Modern Evrim Teorisi ise daha somut verilerle açıklanır. İsimleri ve genel prensipleri benzeşse de, birbirlerinden oldukça farklı konulardır.

  3. #3
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Fakt evrim salt çevre ile sınırlı değil ,evrime neden olan daha birçok etken var

  4. #4
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:44
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.661
    Alınan Beğeniler
    542
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Evrim çevre ile sınırlıdır demedim zaten... Çevresel baskı olmadan evrim olmaz dedim.

    Zaten doğada da çevresel baskıya maruz kalmamış canlılar milyonlarca yıl önceki formlarını hala taşırlar.

  5. #5
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: MeTePe Mesajı Gör
    Evrim çevre ile sınırlıdır demedim zaten... Çevresel baskı olmadan evrim olmaz dedim.

    Zaten doğada da çevresel baskıya maruz kalmamış canlılar milyonlarca yıl önceki formlarını hala taşırlar.
    Sanırım söylediklerinin doğal seleksiyonlanlada alakası var ,bir de şunu belirtmek istiyorum çevresel faktör denince birçok insan zorlu doğa koşulları vs zannediyor aslında çok rahat bir yaşam tarzıda evrime neden oluyor örneğin doğalgazlı evlerde oturmak ,güzel beslenmek vb

  6. #6
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:44
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.661
    Alınan Beğeniler
    542
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: SERAFİM Mesajı Gör
    çevresel faktör denince birçok insan zorlu doğa koşulları vs zannediyor aslında çok rahat bir yaşam tarzıda evrime neden oluyor örneğin doğalgazlı evlerde oturmak ,güzel beslenmek vb
    Bu pek doğru değil. Daha doğrusu hem doğru, hem yanlış...

    Evrimsel çevresel baskı, zorlu doğa koşulu veya rahat yaşam koşulu demek değildir. Canlının yaşadığı şartlarda radikal bir değişiklik olması halinde buna uyabilecek türlerin seçilmesidir. Örneğin, koyun, inek gibi canlılar doğada son derece vahşi, avlaması, yakalaması zor, hatta saldırgan olabilecek hayvanlardır. Ama insanların onlara barınak, yiyecek sağlamasıyla birlikte rahat yaşam koşulları onları aptallaştırmıştır. Zeki, kaçan, saldıran, huysuz besi hayvanları genellikle ilk kesilenler olur. Geride kalıp üretilenler daha uysal ve aptal olanlardır.

    Aynı hayvanlar için doğada yaşamak ise tam tersi nitelikleri gerektirir. Zaki, saldırgan, vahşi olanlar hayatta kalır. Aptal ve sakin olanlar kolayca av olur.

    Yani çevresel baskı "rahatlık" veya "zorluk" değil, o canlının yaşam şeklini değiştirmesini gerektiren baskıdır. Bu baskı bazen sadece canlının renginin değişmesini gerektiren bir durum bile olabilir. Örneğin ingiliz sanayi devrimi sırasında, oluşan ağır hava kirliliği nedeniyle normalde beyaz kanatları olan güve kelebekleri gri renge dönüşmüş, hava kirliliği ile mücadele sonrasında yeniden beyaz renge dönmüştür. Buradaki çevresel baskı, havanın kirli olduğu ortamlarda gri renkli kelebeklerin daha iyi gizlendikleri için yaşama olasılığının artmasıdır.

  7. #7
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: MeTePe Mesajı Gör
    Bu pek doğru değil. Daha doğrusu hem doğru, hem yanlış...

    Evrimsel çevresel baskı, zorlu doğa koşulu veya rahat yaşam koşulu demek değildir. Canlının yaşadığı şartlarda radikal bir değişiklik olması halinde buna uyabilecek türlerin seçilmesidir. Örneğin, koyun, inek gibi canlılar doğada son derece vahşi, avlaması, yakalaması zor, hatta saldırgan olabilecek hayvanlardır. Ama insanların onlara barınak, yiyecek sağlamasıyla birlikte rahat yaşam koşulları onları aptallaştırmıştır. Zeki, kaçan, saldıran, huysuz besi hayvanları genellikle ilk kesilenler olur. Geride kalıp üretilenler daha uysal ve aptal olanlardır.

    Aynı hayvanlar için doğada yaşamak ise tam tersi nitelikleri gerektirir. Zaki, saldırgan, vahşi olanlar hayatta kalır. Aptal ve sakin olanlar kolayca av olur.

    Yani çevresel baskı "rahatlık" veya "zorluk" değil, o canlının yaşam şeklini değiştirmesini gerektiren baskıdır. Bu baskı bazen sadece canlının renginin değişmesini gerektiren bir durum bile olabilir. Örneğin ingiliz sanayi devrimi sırasında, oluşan ağır hava kirliliği nedeniyle normalde beyaz kanatları olan güve kelebekleri gri renge dönüşmüş, hava kirliliği ile mücadele sonrasında yeniden beyaz renge dönmüştür. Buradaki çevresel baskı, havanın kirli olduğu ortamlarda gri renkli kelebeklerin daha iyi gizlendikleri için yaşama olasılığının artmasıdır.
    Koyun ve inekmi son derece vahşi

  8. #8
    Üye
    MeTePe Avatarı

    Gerçek Adı
    Hastalık Sormayın
    Üyelik Tarihi
    24.02-2010
    Son Giriş
    Bugün
    Saat
    02:44
    Yaşadığı Yer
    Ankara
    Mesaj
    4.661
    Alınan Beğeniler
    542
    Verilen Beğeniler
    151
    Blog Mesajları
    1

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Vahşi biraz abartılı oldu... yabani demek lazım..


  9. #9
    Üye
    SERAFİM Avatarı

    Gerçek Adı
    Murat
    Üyelik Tarihi
    04.05-2010
    Son Giriş
    06.11-2016
    Saat
    15:14
    Yaşadığı Yer
    izmir
    Mesaj
    2.444
    Alınan Beğeniler
    6
    Verilen Beğeniler
    0

    Zaten Değerlendirdiniz! 0 Zaten Değerlendirdiniz!
    Panthera: hafif, agresif ve zarif aktif tekerlekli sandalye...
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: MeTePe Mesajı Gör
    Vahşi biraz abartılı oldu... yabani demek lazım..

    Evet bence de biraz değil bir hayli abartılı oldu ama sonuçta sürçülisan olabilir ,gözümün önüne oldukça vahşi koyunlar getirmeye çalıştım olmuyor