Erişkin memeliden ilk defa klonlanarak doğan (1996) koyun Dolly’nin yaratıcısı, Roslin Enstitüsü’nden Ian Wilmut, Eylül 2004’de motor nöron hastalıklarını çalışmak amacıyla insan klonlamak için İngiliz Hükümeti’nden izin istedi ve bu istediği izin geçtiğimiz Şubat ayında verildi. İngiliz Hükümeti’nin verdiği izni anlamak için öncelikle klonlamanın ne olduğunu, klon teriminin tarihsel içerik değişikliğini ve insan klonlama izninin verildiği motor nöron hastalıklar hakkında kısaca hatırlatmalar yapıp, bu anlamda insan klonlama hakkında fikirleri bilmek gerekli.
İngiltere, 2001 yılında insan klonlama çalışmalarını yasalarla düzenlemiş ilk ülkedir. Ancak bilim insanları o yıllarda bu teknolojiyi insan klonlamada etkin olarak kullanamadıkları için bu yasa, o tarihten geçtiğimiz yıla kadar aktifleşememişti. Geçtiğimiz aylarda İngiliz, İnsan Fertilizasyon ve Embriyoloji otoriteleri, Newcastle Üniversitesi’nden bir grup çalışmacıya destek verip diyabetik hastalara transplante edilebilecek insülin salgılayan hücreler üretmek için çalışmalarına izin verdiler. Yani bu yazının yazılmasına sebep olan izin aslında insan klonlama konusunda İngiliz Hükümeti’nden izin alan ikinci çalışma olmasına rağmen daha fazla yankı uyandırdı; çünkü izni alan merkez dünyanın ilk memeli klonunu yapan Dolly’nin yaratıcısı olan Roslin Enstitüsü’ydü. Bilim ve din çevreleri bu konudan özellikle tedirgin olmuşlardı: öyle ki klonlamaya izin veren komiteden dahi ilginç açıklamalar geldi: “Wilmut hiçbir zaman üreme amaçlı insan klonlamayacak, ancak bu yöntemi tedavi amaçlı kullanacak”.

Klonlama ve klonlama teknikleri
DNA’nın çift sarmal yapısının keşfiyle birlikte moleküler biyoloji ve biyokimyada birçok ilerlemeler sağlanmış, rekombinant DNA teknolojileri ile mikroorganizmalara gen aktarma çalışmaları ilerlemiş ve nihayet klonlama tekniği 20. yüzyıla damgasını vurmuştur. “Klon” aynı genetik yapıda olan hücreleri tariflerken, “klonlama” ise genel olarak sperm hücresine gereksinim olmadan gebelik oluşabilmesi ve üremenin erkek olmadan gerçekleşmesidir. Klonlama, yapılış amacı ve şekli itibariyle 3 ana grupta incelenebilir:
Üreme amaçlı klonlama: Bu yöntemde vücuttan alınan herhangi bir somatik hücrenin (vücut hücresi) çekirdeği, yine çekirdeği alınmış başka bir yumurtanın içerisine yerleştirilir ve döllenme gerçekleştikten sonra kadın rahmine konur. Bu yöntem, yumurta içerisine yerleştirilmiş hücre çekirdeği kimden alınmış ise onunla aynı genetik yapıya sahip bir canlının doğması ile sonuçlanır.
Tedavi amaçlı klonlama: Üreme amaçlı klonlama yönteminde olduğu gibi aynı işlemler yapılır fakat oluşan embriyo kadın rahmine yerleştirilmez ve bazı teknik işlemlerle embriyodaki kök hücrelerin istenen dokuya farklılaşması sağlanır. Bu yöntemle karaciğer ve böbrek gibi dokular elde edilerek, transplantasyon bekleyen hastalara kendi dokuları verilerek yardımcı olunabilir.
Embriyonik klonlama: Bu yöntem öncelikle eşeyli üreme teknikleri ile başlar. Öncelikle tüp bebek yöntemi ile (annenin yumurtası ve babanın spermi ile) embriyo oluşturulur, embriyolar belirli bir hücre aşamasına ulaştıktan sonra her bir hücre aynı türden alınan çekirdeği alınmış yumurtanın içersine konarak yeni bir embriyo elde edilir. Bu yöntem yalnızca hayvanlarda kullanılmaktadır.

Klon sözcüğünün zaman içinde anlam değişimi
Klon sözcüğünün biyolojik gelişime göre farklı zaman dilimlerinde farklı anlamları vardır. Bu anlamlara kısaca göz atacak olursak:
- Aseksüel üreme ile aynı ebeveynden gelen, birbirinin aynısı olan genetik grup. Bazı bitkiler bu şekilde üreyerek bu yöntemi doğada kanıtlarlar.
- Orijinal bir hücreden mitotik bölünme ile genetik olarak aynı hücrelerin üretilmesi, vücudumuzda yaşlı hücrelerimizin genç hücrelerle yer değiştirmesi buna örnektir.
- Moleküler biyoloji teknikleri ile virüs veya bakteri kullanarak orijinal DNA molekülü oluşturulması ve çoğaltılması.
- Genetik olarak aynı olan hayvanların embriyo splitting yöntemi ile oluşturulması. Embriyonun 2 hücre döneminde aynı yumurta ikizi oluşturması şeklinde