Hemen baştan söyleyeyim. Öyle anlaşılıyor ki Avrupa'nın yeni bir Attila'ya, İslam Dünyasının acımasız yeni bir Cengiz'e, İsrail'in güç sahibi bir Nabukadnezar'a ihtiyacı var…

Eğer bu gerçekleşmezse insanlık, artık kendisini toparlayamayacak… İnsanlık bedeninin bünyesinde uç veren fitne ve terör, insanlık gerçeğini mahvedecek!
Geleneksel dini anlayışları, maalesef kendi mensuplarını ahlaklı kılmaya artık yetmiyor. Bunu daha önce de yazmıştım. Evet, tekraren söyleyebilirim ki, eski usul dini söylemler, insanları, düzgün ve ahlaklı insanlar yapmaya yetmiyor artık…
Pozitivist dünya algısının, manevi bağlarını çözdüğü insanlık, bir Rabbin varlığından, merhametinden yoksun kalınca hızla hayvanileşmeye ve dünyevileşmeye başladı…
Sekülerizm, birilerine cazip gelebilir ama bu anlayış aynı zamanda insanı hızla ‘hayvaniyete' ve kanun tanımazlığa sürüklüyor. Mukaddeslerini yitiren beşer, kutsala saygısını da yitirdi. İnsan kanı sebil ediliyor ve insanlık bir atari oyunu izler gibi izliyor. ‘Tanrı tanımazlığı' temel alan ve içinde ahiret algısı bulunmayan bir yaşam biçimi var eden Deccal, maalesef dünyanın hemen hemen tüm toplumlarını kendi boyunduruğu altına almış, tüm dinlerde büyük tahribatlara neden olmuş, insanlar bir dine mensupken veya bir Yaratıcıya inanıyorken bile, bütün himmetlerini bu dünya hazlarına hasredebilecek hale gelmişlerdir.
Kur'an'ın “Yestehibbune'l- hayate'd-dünya ale'l-âhire…” (İbrahim, 3) ayeti, dindarların düşeceği nihayet hali, net gözler önüne seriyor. Ve bu asır tam da şu ayetin bütün yönleriyle baktığı asır oldu… Bu asır insanları tıpkı ayette geçtiği gibi, ‘Dünya hayatını severler, (en küçük bir dünya menfaatini dahi) Âhıret (yurduna)'e tercih ederler de Allah yolundan da (insanları) çevirirler ve onun (dinin) eğrilmesini isterler, işte bunlar çok uzak bir dalâl (sapkınlık) içindedirler'
Sorsanız, mangalda kül bırakmaz dindarlıkta… Hatta seni beğenmez ama en ağır vicdansızlığı, zulmü, cinayeti işlerken, yüreği titremez, insanlığın, Allah'ın bir emaneti olduğunu aklına bile getirmez… Bu sadece Müslüman için böyle değil tabi! Fanatik bir Yahudi de fanatik bir Hristiyan da aynı tıynettedir… Bugün maalesef, hiçbir dindar, imanını kaybetmiş, Rabbisinden koparılmış iyi niyetli bir insanı, kendine çekecek cazibede değildir…
İşte İslam dünyası! Kuran gibi bir kitap, Resululah gibi rahmeti âlemi kuşatmış, alemlere rahmet olarak gönderilmiş bir nebinin salikleri, onu en iyi temsil etme iddiasındaki bir yığın insan, hayvanları dahi hayrete düşürecek bir vahşetle cinayet işleyebiliyor. Kendilerinin icat ettikleri bir cihad -tabi yaptıkları cihad değil düpedüz cinayettir- anlayışıyla masum insan katliamı yapabiliyorlar… Ayetlere kendi vehimlerince verdikleri manalarla, güya intikam alıyorlar.
Gerekçeleri ne?
Avrupalılar zulmediyor, batılılar bizi sömürüyor, Yahudiler insafsızlık yapıyor, biz de onlara karşı dinimizi savunuyoruz!
Bu bir din savunması falan değil, onların yaptığının aynısını yapmaktır. Zülme zulum ile karşılık vermektir. En berbat olanı da buna cihad demektir!
Adamlar giriyorlar bir AVM'ye, yerli yabancı demeden, tam bir harici mantığı ile kendilerince dini olan bir şeyi sorup, doğru cevap alamayınca onu öldürme hakları bulunduğunu sanıyorlar…
Oysa bir eylemin cihad olması için sayısız prensipler ve kurallar var.
Üstelik böyle bir zamanda, hakikate ulaşmanın tüm yollarının açıldığı; gerçeği araştırıp bilmenin önündeki tüm manilerin kalktığı, insanların kendi hür iradeleri ile şu veya bu dini seçebildikleri bir zamanda böyle bir cihad anlayışı asla dini olamaz ve asla kabul edilebilir değildir. Zira medenilere galebe ikna iledir. Eskinin söz anlamayan vahşileri gibi icbar ile değildir. Cihad, siz, inancınızı başkalarına ulaştırmada fiili ve maddi bir engel ile karşılaştığınızda güç kıllanmayı meşru sayan bir ibadettir. Kendi başınıza da cihada karar veremezsiniz!
……….
Bugün yapılması gereken en etkili cihad insanlara örnek olabilmektir. Din adına güzel örnek olmaktır! Bir güzel örnek olmakla milyonları kendilerine çekebilme imkânına sahipken vahşetle, kan dökücülükle, terörle İslam'a hizmet edebileceklerini sanan şu sapıklar, farkına varmadan -yahut da bilerek- İslam'ı medeni insanların kabul edemeyecekleri bir derekeye düşürüyorlar. İslam'a ve Müslümanlara Ariel Şaron'dan Norveçli kasap Breivik'ten daha fazla zarar veriyorlar. Selman Rüştü bütün sapıklıklarıyla dahi bunlar kadar dine ve İslam zarar vermemiştir, veremez…
Yazık ki, bu insanlar cihad yaptıklarını sanıyorlar ve yazık ki El-Kaide türü eylemlere cihar, eylemcilere de mücahid diye bakan insanlar hiç de az değil. Çünkü onların cihad algısı, hala miladi 7-8. asırdaki cihad algısı ile aynı. Orda kalmışlar, insanlığın gelişmesinden zerre kadar nasip almamışlar. Cihadın kılıçtan başka aracısı olmadığını sanıyorlar…
Ve daha garibi, asıl cihada muhtaç olan nefislerine karşı hiçbir zafer kazanmamışken, insanlığa karşı savaşıyorlar… Hz. Ali (kerremellahu vechehu) savaş sırasında mübarek yüzüne tüküren hasmının üstünden kalkmış ve onu affetmiştir. Hasmı kendisine tükürünce işin içine nefsinin hiddeti girdiği için, hasmını öldürmekten vaz geçmiştir, zira o hiddetin cihadın sıhhatini bozduğunu bilmektedir.
Bizim mücahitlerimiz(!) ise zulmen ve hunharca öldürdükleri zavallının yanı başında tekbir çığlıkları atıyorlar. Böyle cihad olmaz. Bu açıdan Sayın Başbakanımızın feryat gibi yükselen çığlığını çök önemsedim, önemsiyorum. İslam dünyasının önde gelenleri, acilen toplanmalı ve bu tür eylemlerin asla İslam adına olamayacağını, bu tür eylemlerden utandıklarını deklare etmeli ve dünya insanlığından özür dilemeliler! Bu islama ait bir şey değildir diye dünyaya duyurmalılar. Âlimler de bu tür sapık hareketlere karşı durmalı… Bunun din ile alakası olmadığı, olsa olsa bir tür intikam duygularıyla yapılmış eylemler olduğu deklare edilmeli…
Aksi takdirde, zaten insanlık nezdinde beş pare değeri kalmamış Müslümanlar, geleceğin umut dini olan İslam'ı, beşeri selamete çıkaracağı beklenen Kuran'ı daha da değersizleştirecekler…
CİHAD
Evet, cihad, İslam'ın en kutsal emirlerinden biridir. Peygamber efendimiz (a.s.m.) onu “yüce İslâm'ın zirvesi” diye tarif etmiş (Zâdü'l-Meâd)[1]. ‘Allah yolunda cihada eşit bir şey varsa bunun ne olduğu' sorulduğunda da “Ona eşit sayılabilecek, yapabileceğiniz hiçbir şey yoktur.” buyurmuşlardır…
Evet, cihad bu kadar gerekli ve dengi olmayan bir ameldir. Sahabenin hayatı incelendiğinde o insanların cihadı ne kadar sevdiklerini ve ne kadar temiz bir huy içinde yaptıklarını hemen fark edersiniz. Bedir günü Umeyr bin Humam' uturmuş hurma yiyordu. Resulllahın, “Eni ler ve gökler kadar geniş olan cenneti kazanmak için kalkın haydı!” dediğini duydu. . Kendisi ile cennet arasında şehadet bulunduğunu öğrenince, “ne güzel ne güzel” diye sevinç çığlıkları atan ve yediği hurmaları bir yana bırakıp savaşa dalan Humam nihayet şehid oluncaya kadar savaştığını öjğrendiğinizde büyük tazim hissediyorsunuz. Çünkü onu o işe teşvik eden bizzat Rasulllahtır. Ve karşılarında Müslümanların mallarını gas etmiş ve sonra ad onu Müslümanları katletmek için kullanmak isteyen Müşrikler var. Ve arkalarında İlahi vahi var…
Ve tabii o sahabe oraya gelinceye kadar kalbini iman ile doldurmuş, nefsini öğrendiği hakikatleri itaat ettirmişti ve öyle gelmişti…
Bugün ise durum farklı… Cihadın, kılınç kalkan işinden daha ziyade iman ve bürhan işi haline gelmiştir. Bugün islam ile inançsızlar arasındaki maniler güç kuvvet veya ecnebilerin körü kürüne inadı değil bizim cehaletimiz ve liyakatsizliğimizdir… Bu açıdan cihadı "kâfire karşı kutsal savaş” anlamıyla sınırlandırmak yanlıştır. Cihad, hayrı hâkim kılmak için çabalamak anlamı da ihtiva eder. Cehdetmek, çabalamak, olabildiğince gayret etmek anlamlarına gelen ‘ce-he-de' kökünden gelen cihad, çok farklı anlamlar da ihtiva eder.
Esasında cihad sadece kafire karşı yapılan bir iş değildir. Asıl cihad insanın kendi nefsine karşı verdiği mücadeledir. Şükran Vahide, Modern Çağda Cihad' başlıklı makalesinde Zadü'l-Mead'dan istifade ile cihadı dört aşamada, gerçekleştirilen bir eylem olarak tanımlar. Nefse karşı cihad, Şeytana karşı girişilen cihad, inançsızlara (kafire) karşı yapılan cihad ve nihayet münafıklara karşı verilecek cihad.
Cihadın en büyüğü, nefse hak dini öğretmektir. Ve pratik hayatını o bilgi ışığında tanzim etmektir. Ardından bunu diğer insanlara öğretmek ve bu uğurda bir eziyet ile karşılaşınca sabretmektir.
Şeytanla cihad da iki “aşama”yı ihtiva eder. Önce kalbini şeytanın ektiği şüphe bulutlarından temizlemek ikincisi telkin ettiği süfli arzulardan uzak durmaktır… Nefsin arzu etiği, şeytanın telkin ettiği her lezzetin peşine takılacaksın sonra cihad yaptığını sanacaksın..
İnançsızlar (kafire) ve münafıklarla cihada gelince… Bu da dört aşamalıdır… Kalb ile cihad, dil ile cihad, malıyla (sahip olduğu şeylerle) cihad, ve hayatı ile cihad…
İnançsızlara, daha doğrusu, Allah'ın adını yüceltmeye engel olanlara karşı cihad kılıçla, yani cebir ve kuvvet kullanarak yapılır. Fakat münafıklara karşı cihad dil ile yapılır. Yani delil ve bürhanla, ikna metotlarını kullanarak. Hatırlayın ilk Müslümanlar müellefe-i kulub diye bir yöntem geliştirmişlerdi… Tereddüdü olanları ikna etmek için onlara maddi yardımda bulunulurdu. O dahi bir tür cihaddı.
Bir diğer cihad şekli ise zalimlere, bid'atçilere ve fâsıklara karşı yapılması gereken cihadıdır. (age, III, 198) Kişi kuvvet ve iktidar sahibi ise kuvvet ile; kuvvet ve iktidar sahibi değilse diliyle; ve bu da mümkün değilse kalbiyle onlara karşı mücahede etmekle mükelleftir…
Ve tabibi cihadı, “İslâm'ın emirlerini öğrenmek, başkalarına öğretmek, gerek şahsî ve gerek sosyal hayatta onları tatbik etmek ve başkalarını da böyle yapmaya teşvik etmek, sair insanları İslâm'a davet etmek, bütün bunların icrası esnasında ortaya çıkan tüm engelleri, yani hem şahsî düzeydeki, hem de içinde bulunulan toplum içeresindeki ve de onun dışından çıkan engelleri bertaraf etmek için şuurlu, faal ve daimî bir gayret” olarak tarif etmişlerdir. (İslam Ansiklopedisi, Cihad maddesi)
Hâsılı cihadın bir yığın başka imkân ve araçları varken, düz bir harici mantığı ile hiç tanımadıkları insanları kitleler halinde öldürmek, üzerine bağladığı bombalarla imha etmek ve kendi katili olmak, AVM'lere girip masum insanları katletmek cihad falan değildir…
O yüzden derim ki zamanın imkân ve icraatlarını kale almadan, onlara İslam'ı ulaştırma yollarının tamamını tüketmeden insanları öldürmek cinayetten başka bir şey değildir. Bunların yaptığının, Norveç'te hiç yere insanları tarayıp 65 kişiyi öldüren fanatik terörist Anders Behring Breivik'in yaptığından farkı yoktur.
Bu açıdan Müslüman liderler ona nasıl karşı çıkmışlarsa bu Selefiyeci teröristlere de Şii milatanların katliamlarına da öylece karşı çıkmalı ve buna karşı ciddi çare aramalılar. Erdoğan o çıkışını ortada bırakmamalı. Sosyal bir proje haline getirip, İslamı ve islam anlayışını bu rezillikten kurtarmalıdır…
Bunu Müslümanlar yapmak zorundadır. Aksi takdirde Allah yeniden başımıza bir Cengiz Hanı musallat eder de, tıpkı daha önce olduğu gibi, bu haşere taifesinin temizlenmesi için bir musibet belası gelip tüm İslam yurtları ile birlikte şu zalim düşüncelileri de imha eder.
Cengiz ordularının İslam yurtlarını istila etmeden önceki halini inceleyin, aynı bugüne benzer bir ortam bulacaksınız. Kimsenin kimseyi dinlemediği, Hasan Sabbah gibi teröristlerin her yerde racon kestiği bir İslam dünyası... Sonra kader-i ilahi Cengiz selini üzerlerine gönderdi de o ordular, Seylül Arim gibi, ne kadar nifak ve fitne ocağı varsa hepsini söndürdü. Tabii beraberinde, onları ıslah edemeyen Müslümanları da yerle bir etti. Hep derim, Cengiz İstilası olmasaydı, İslam dünyası daha o zaman fitne denizinde boğulur giderdi…
Mamafih, şuna yürekten inanıyorum ki vicdansızlığı ile Batı dünyası yeni bir Attila'yı, merhametsizlik ve bozgunculuklarıyla Yahudiler yeni bir Nebukadnezar'ı ve biz Müslümanlar da içimizden bir türlü atamadığımız şu fitneler yüzünden yeni bir Cengiz Han istilasını çoktan hak etmiş durumdayız. Eğer tez zamanda kendimizi ıslah edemezsek, geçmişte olanın bir kere daha olmaması için bir sebep yoktur. Hatırlayın bir yazımda “Amarika da Müslümanların Nbukadnezsar'ı oldu” demiştim. Allah'tan her şeye rağmen Amerika'da, iktidarı frenleyen bir toplum var. Eğer biz kendimizi ıslah etmekte gecikirsek Allah bize merhamet etmeyecekleri musallat eder. Belki de Saddam, Esad, Sisi vs. onlardır.
Evet cihad, Müslümanın unuttuğu bir ibadet. Ve maalesef bugün nasıl cihad yapılmalı, onu da bilmiyoruz. Bediuzzaman'ın telkin ettiği ‘Müsbet Hareket'i esas alan yeni cihad anlayış da maalesef henüz İslam yurtlarında yeterli taraftar kazanmış değil. Hâlbuki o, bu asrın müçtehidi ve müceddidi… Onu dinlemek gerekmez mi?
İnşallah bir sonraki yazıda…
Selam ve Dua ile
Mehmet Ali Bulut- Haber7

[1] İbn Kayyim el-Cevziyye, Zâdü'l-Meâd (Türkçe'ye çev. Özen vd.), İstanbul, İklim Yayınları 1989, III, 121.