|
Omurilik Felçli Hastalarda
Böbrek ve İdrar Yolları Sorunları
Eski Mısır papirüslerinde omurilik felci tedavi
edilmesine gerek olmayacak kadar ağır bir hastalık olarak belirtiliyordu.En
önemli ölüm nedeni de böbreklerin bozulmasıydı. Fakat tarih boyunca tıp alanında
bu konudaki gelişmeler sayesinde günümüzde gelişmiş ülkelerde omurilik felçli
hastalarda böbrek kaynaklı ölüm yok denecek kadar azdır.
Ancak bu cümle maalesef ülkemiz için geçerli değildir. Bizim bu konuda
yaptığımız bir çalışmada ülkemizde omurilik felçli hastalarda böbreklerin
bozulma oranı yüzde 20 olarak bulunmuştur Bu oran üzüntü verecek şekilde yüksek
bir orandır. Çünkü biraz önce de bahsettiğim gibi gelişmiş ülkelerde bu tip
hastalarda etkin ürolojik takip sayesinde bu oranlar son derece düşüktür.
Çalışmamızdaki bu yüksek oran ülkemizde omurilik felçli hastaların böbrek ve
idrar yolları sorunlarının takibinde daha dikkatli olmamız gerektiğini
göstermektedir.
Bu hastalığın görülme sıklığı hakkında elimizdeki bilgileri size aktarmak
istiyorum.Omurilik yaralanması erkeklerde, gençlerde ve bekarlarda daha sık
görülür. Dernek Başkanı Sayın Şafak Karamehmetoğlu’nun 1995 yılında yaptığı
çalışmada bu hastalığın sıklığı her 1 milyon kişi için İstanbul’da yılda
ortalama 21 yeni vaka olarak belirlenlenmiştir. Ortalama yaş ise 33 olarak
bulunmuştur. Görüldüğü gibi omurilik yaralanması genç yaş gurubunun
hastalığıdır. Kaba bir hesaplamayla İstanbul’da 10 bin civarında böyle hasta
bulunmaktadır.
Omurilik yaralanmasında ortaya çıkan ürolojik tablo 2 dönemde incelenebilir:
* Spinal şok dönemi
* Şok sonrası dönem.
Bu dönemlerde böbrek ve idrar yollarında ne gibi bozukluklar ortaya çıkar ve ne
gibi tetkikler yapılmalı ve ne tip tedaviler uygulanmalıdır? Şimdi kısaca
bunlardan bahsedeceğim.
Omurilik yaralanmasının hemen ardından yaralanma seviyesinin altında felç ortaya
çıkar.Bu dönemde hasta idrar yapamaz. Bu döneme spinal şok dönemi denilir. Bu
dönemde en uygun tedavi yöntemi idrarın ince bir sondayla aralıklı olarak
boşaltılmasıdır. Bu dönem genelde 15 gün ile 1 ay kadar sürmektedir. Ender
olarak spinal şok dönemi 1 yıl kadar devam edebilir.
Sondayla idrarın boşaltılması 4-5 saat arayla uygulanmalıdır.
Bu aralarda istem dışı işemeler spinal şok döneminin sona erdiğini gösterir.
Ancak işeme merkezinin altındaki omurilik yaralanmalarında (T12 ve L1 düzeyi ve
altındaki) istem dışı işemeler hiç ortaya çıkmayabilir.
Spinal şok sonrası dönemde hastalarda omurilikten sidik torbasına giden sinirler
zedelendiği için çeşitli işeme bozuklukları ortaya çıkar. Bu işeme bozuklukları
kabaca şöyle sıralanabilir;
* Bazı hastalar hiç idrar yapamayabilirler
* Bazıları idrar kaçırırlar
* Bazıları da hem idrar yapamaz hem de idrar kaçırırlar.
İşeme bozukluklarının tedavisinde temel amaç böbreklerin iyi çalışmasının
sağlanması veya böbreklerin çalışması bozulmuş ise bunun düzeltilmesidir. İkinci
amaç ise idrar kaçırması varsa bunun mümkünse ortadan kaldırılması ya da en
düşük düzeylerde tutulabilmesidir. Çünkü bu konudaki deneyimlerimden biliyorum
ki idrar kaçıran bir kişinin toplumsal ilişkilerini sağlıklı bir şekilde
sürdürebilmesi son derece zordur. Bana göre idrar kaçırmanın tedavi edilmesi bu
hastaların yeniden hayata kazandırılmasında en önemli unsurlardan biridir.
Böbreklerin çalışmasını bozan en önemli nedenler;
* Uzun süreli kalıcı sonda kullanmaya bağlı sidik torbasının esnekliğinin
kaybolması,
* Sidik torbasının basınçlarının normalden çok yüksek olması ve bu nedenle
idrarın sidik torbasından böbreklere kaçması olarak sayılabilir.
İşte bu tehlike işaretlerini güzel ortaya koyabilmek için sidik torbasının
basınçlarının ölçülmesi, esnekliğinin değerlendirilmesi, şeklinin
değerlendirilmesi, böbreklere idrar kaçıp kaçmadığı ve idrar tutmayı sağlayan
kasların (sfinkter) yeterli olup olmadığı, uygun çalışıp çalışmadığı iyi
değerlendirilmelidir.Bu değerlendirmeye video ürodinami diyoruz.
Spinal şok dönemi sonrasında her hastaya mutlaka yapılmalıdır.
Yine bu hastaların hepsine böbreklerin iyi çalışıp çalışmadığını tespit etmek
için mutlaka böbrek filmleri çekilmelidir.
İdrarlarında tehlikeli mikropların bulunup bulunmadığını anlayabilmek için idrar
kültürleri yaptırılmalıdır.
Tüm bu tetkiklerden sonra hastalar bu konunun uzmanı bir doktor tarafından
değerlendirilmeli ve hastanın böbrek ve sidik torbasının durumu bilimsel olarak
ortaya konulmalıdır. Sidik torbasında böbrekleri bozacak derecede yüksek
basınçlar söz konusu ise bu yüksek basınçlar öncelikle aralıklı sonda ve basınç
düşürücü ilaçlarla düşürülmeye çalışılmalıdır.
Yine deneyimlerime ve bu konudaki çalışmalarıma dayanarak size şunu rahatlıkla
söyleyebilirim; bu hastaların büyük çoğunluğu bu tip ilaç ve sonda tedavisine
iyi yanıt vermektedir.
Bu ilk değerlendirmeden sonra böbrek ve sidik torbasının durumuna göre hekim
hastayı hangi aralıklarla takip edeceğini söyleyecektir. Bu zaman aralığı bazı
hastalarda 3 ay bazı hastalarda 6 ay bazı hastalarda 1 yıldır. Ancak burada
üstüne basarak vurgulamak istediğim önemli nokta şudur; bu hastalar ömür boyu
nöroürolojik takip altında olmalıdırlar yani böbrek ve sidik torbaları konunun
uzmanı tarafından ömür boyu takip edilmelidir. Eğer ilaç ve sonda tedavisine
rağmen böbreklerin bozulması ve idrar kaçırma engellenemez ise bu konuda
uygulanan ameliyatlar da yüz güldürücü sonuçlar vermektedir. Bu konudaki bir
çalışmamızda bozulan böbreklerin ve idrar kaçırmanın ameliyatla tedavisinden
yüksek oranda iyi sonuçlar elde edilmiştir.
Yine önemli bir konuyu belirtmek istiyorum; Böbreklerin bozulması durumunda
ameliyatla tedavi kaçınılmazdır. Ancak yalnızca idrar kaçırma varsa ve böbrekler
bozulmamışsa ameliyat ancak hastanın arzusuna bırakılmalıdır. Bu durumda
ameliyat hasta idrar kaçırmaktan kurtulmayı şiddetle arzuluyorsa yapılmalıdır.
Son olarak hayati önem taşıyan bir konudan bahsedeceğim. Bu hastaların uzun
süreli kalıcı sonda kullanmaları, kötü cins idrar yolları iltihaplarının ve
sidik torbasında ortaya çıkan taşların tedavi edilmemesi gibi nedenlerle sidik
torbalarında kötü huylu tümörlerin ortaya çıkması omurilik yaralanması olmayan
kişilere göre daha yüksek oranlarda görülmektedir. Bu tip tümörlerin erken
ortaya çıkarılabilmesi için yine tekrar ediyorum konunun uzmanı tarafından ömür
boyu takipleri ve bu takipler sırasında gerek görüldüğünde ışıklı özel aletlerle
sidik torbalarının gözle incelenmesi (sistoskopi) şarttır.
Sayın omurilik felçli hastamız; sizi omurilik felçli hastalarda görülen böbrek
ve idrar yolları sorunları, bunların nasıl belirleneceği ve nasıl tedavi ve
takip edileceği konularında bu konudaki deneyimlerim ve klasik bilgiler ışığında
aydınlatmaya çalıştım. Umarım yararlı olmuşumdur.
Kaynak:
Prof. Dr. Bülent Çetinel
Cerrahpaşa Tıp Fakültesi
Üroloji Anabilim Dalı öğretim üyesi
Tel: 0532-2860043(cep)
0212-5861598(hastane)
0212-5884800/1285(hastane)
0212-2338840(mua)
E.mail:
sulecet@superonline.com
|