|
0-6 Yaş Arası Görme
ve/veya İlave Engelli Çocuklara Yönelik Müdahale ve Göz Hekiminin Rolü
Araştırmacılar; 1997 senesinde Ulusal veli-öğretmen derneğinin A.B.D.
Beyaz Saray’da yaptığı “Erken dönemde çocuk gelişimi ve öğrenme”
başlıklı konferansta beyne ait 5 önemli bulguyu vurguladılar..
-Bir yaşından önce
beynin gelişimi daha önceki bilgilerimizden daha hızlı ve yoğun
olmaktadır
-Çevresel etmenler beynin gelişimini bildiğimizden daha fazla
etkilemektedir
-Erken dönemde öğrenilen tecrübeler (0-36 ay) beyinde uzun süreli
olarak kalmaktadır
-Erken dönemdeki stres beynin gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir
-Çevresel etmenler sadece beynin hücrelerini ve bağlantılarını
etkilemekle kalmaz, aynı zamanda beynin iletişim şeklini de etkiler
Doğumdan sonra ilk 36 ay
içinde beyne giden sinir uçları arasındaki bağlantılar -synapslar-
sürekli gelişir, organize olur. Erken dönemde, bebeğe ne kadar çok
uyarı verilirse beyinde o kadar çok bağlantı olacaktır. Araştırmalar,
çevresi ile iletişime geçmemiş, az dokunulan çocukların beyinlerinin
normale göre % 20-30 daha küçük olduğunu göstermiştir.
En önemli nokta, erken müdahale görme ve/veya çift engelli çocuğun;
motor, psikososyal, dil ve kavram gelişimi için çeşitli disiplinlerin
bir araya gelerek, çocuk merkezli, aileyi de kapsayan bireysel
programların oluşturulmasıdır.
Programın amacı; çeşitli gelişim basamaklarında çocuğun varolan
görmesini en iyi şekilde kullanmasını sağlamak, öğretmek, yeterli
olmadığı durumlarda diğer duyuların kullanılma tekniklerini
geliştirerek çocuğun yaşıtları ile eş değer ve bireysel kapasitesi
içinde en üst düzeyde gelişimini sağlamaktır.
Her çocuk kendi gelişiminin motorudur. “Görme” de yürüme, konuşma gibi
öğrenilen bir süreçtir, zamanla gelişir ve 12-14 yaşlarda gelişimini
tamamlar.
Görme engelli çocuklar, ülkemizde çoğu kez oyun oynamadan, kucağa
alınmadan en kıymetli yıllarını sessiz odalarında boş tavana bakarak
geçirmektedirler.
Bütün öğrendiklerimizin % 80’ini görerek, % 20 sini işiterek ilk 24
ayda öğrendiğimizi düşünecek olursak konunun önemi daha da
netleşecektir.
Bu yıllarda çoğu kez –aileye- çocuğun görmesinin zaman içinde artacağı
söylendiği veya aile ön planda olan zihinsel engellilik, motor
bozukluk ile ilgilendiğinden görme ihmal edilmekte, görmenin muayenesi
6-7 yaşlara, okul dönemine ertelenmektedir.
Görme engelli çocuklar; kör, az gören, ilave engelli çocuklar
olarak üç grupta incelenir
Çoğu kez görme engelli çocuk sosyal çevrenin kendisine verdiği kimlik
doğrultusunda kör veya normal gören gibi davranmak zorunda bırakılır.
Bu da çocukta varolan görme gücünün kaybına, yetmezlik duygusuna yol
açar.
Yapılan çalışmalar görme engelli çocukların % 40-70’inde ilave engel
olduğunu, tüm engelli çocukların yetmezlikleri ciddi ve derin
olanlarının ise % 40-90’ında görme engeli olduğunu göstermiştir. Görme
engeli ne derece ciddi ise gelişim geriliğinin de o derece ciddi ve
yavaş olduğunu belirtilmektedir.
Çok düşük ağırlıklı bebeklerin yaşatılabilmesi, suni ilkah yöntemi ile
çoğul gebelikler sonrasında olması -ülkemizde de- motor bozukluklarla
birlikte beyine ait nedenlerle görme bozukluğu olan çocuk sayısında
artışa neden olmuştur. Beyne ait nedenlerle görsel bozuklukları,
agnozileri olan çocukların rehabilitasyonu, erken müdahale
çalışmaları, göze ait nedenlerle görme yetmezliği olandan farklılık
gösterir
Erken müdahalenin temeli aile, sağlıkçı, eğitimci işbirliğidir.
Ülkemizde optometri bilim dalının olmaması (kulak, burun boğaz
hekimliğindeki doktor-odyolog ilişkisi gibi görmeyi konu alan bilim
dalı) nedeni ile bu takımda rol alacak göz hekiminin kendini çocuk
gelişimi, çocuk psikolojisi, öğrenme gibi konularda eğitmesi, çocuğu
mutlaka çok sevmesi, çocuğu yeni doğan döneminden itibaren sosyal bir
birey olarak kabul etmesi çok önemlidir.
Hastane ve klinik ortamları dışında bu çocukların oyun seanslarında
evde, fizyoterapi esnasında izlenmesi, görsel davranışlarının görme
kabiliyetleri göz önüne alınarak yorumlanması, göz hekiminin konu
hakkında bilgilenmesini sağlayacaktır.
İyi bir muayene ve yorum için mutlaka çocuğa ve -anamnez için- aileye
geniş zaman ayırmalıdır.
Erken dönemde görme yetmezliğinin olması gelişim açısından acil bir
durumdur.
İlk bir yaşta görme yetmezliğinden etkilenen basamaklar: genel uyanık
olma durumu, görsel iletişim, motor fonksiyonlar, görsel-yerel
ilişkiler, resimlerin anlaşılması ve denge olarak sayılabilir..
Gözümüzü açtığımız andan itibaren ışık ve görüntü sinir uçları ile
beyne gönderilerek beyni uyanık tutar. Görüntünün bulanık veya çift
olması durumunda çocuk gördüğü ile ilgilenmez, uykulu bir hali vardır.
Bu durum özellikle hypoton, gevşek çocuklarda çok önemlidir. Bu
çocuklarda görsel uyaranlarla vücut tonüsünü arttırmak ve kafa
kontrolünü geliştirmek mümkündür
İlk haftalarda anne ile oluşan göz teması hem anne hem de çocuk için
çok önemlidir. Bu temas anne ile, görememe nedeni ile, oluşmaz ise
anne bir anlamda küser, bebeği kucağına almaz. Bu da çocuğun daha az
uyarılmasına ve yalnız kalmasına neden olur. Bu durumdaki bazı
çocuklar yanlış olarak otistik, donuk zekalı tanımı alırlar.
Fiziksel çevredeki görsel yenilikler, gören bebeğin doğrulmasına,
kafasını kaldırmasına, ulaşmak üzere hareket etme gayreti içine
girmesine ve uzanmasına neden olur.
Görme yoksa veya kullanılmıyorsa hareket ve motor gelişim gecikir. Bu
nedenle bu çocuklarda renk, kontrast özellikler ve ışık faktörlerinden
yararlanarak çevresel değişiklikler yapmak lazımdır. Bu konuda
fizyoterapistlerin yardımı da gereklidir. Motor gelişimin bir önemli
basamağı da gözün uyumu akkomodasyondur. Akkomodasyon ile yakından
bakılan cisim net görülür. Motor bozukluğu olan çocuklarda kas
tonüsüne bağlı olarak akkomodasyon spazmı ve yokluğu sık görülür.
Her bebek doğumdan 3-4 ay sonra ellerine bakar. Vücut orta hattında
ellerini kullanarak gözlerini orta hatta getirmeyi, konverjansı
öğrenir. Bu ileride yemek yemek, düğme iliklemek, ayakkabı bağlamak
için çok önemli olan becerilerdir. Görme engelli çocuklar rehabilite
edilmezlerse genelde elleri omuz hizasında iki yanda kalır ve ince
motor kas gelişimi gecikir, olmaz.
Görüntünün seçilememesi, bulanık olması, çift görülmesi nedeni ile
bakılan cisimde resim öğeleri tanınamaz, ilgi azalır, bakılmaz. Aynı
nedenlerle görsel iletişim, yüz ifadelerinin yorumu öğrenilemez ve
konuşma da geç öğrenilir.
Dengenin gelişmesinde 3 önemli unsur vardır:
Kaslardaki proprioseptif reseptörler, gözümüz ve iç kulak.
Görme yetmezliği nedeni ile hareket az olduğu için genelde dengenin
gelişimi sadece içkulak üzerine kalmaktadır. Bu durum çocuğun motor
gelişimini etkiler. Trampolin ve fizik tedavi ile çocuk rehabilite
edilir.
Görme engeli ciddi olan çocuklarda gözünü ovuşturma, kafasını yere
vurma, ellerini çırpma, kendi etrafında dönme gibi mannerism dediğimiz
körlük tikleri oluşur. Yeni oyunlar geliştirerek. çocuğun diğer
duyularını uyararak, eline oyuncak vererek bu tiklere devam etmesi
engellenmelidir.
Göz hekimi, her klinik muayenede, gözün ön segment ve arka segmentini
muayene edip, mutlaka işlevsel görmeyi değerlendirmelidir.
Bunun sonunda iletişim, bağımsız hareket, yakın çalışma ve öz bakım
becerilerinin kullanımı için görmenin yeterli olup olmadığı, çocuğun
varolan görmeyi kullanıp kullanmadığı anlaşılmalıdır. Ayrıca, varolan
görme, gelişim basamakları için yeterli değil ise hangi destek
modalitelerin kullanılacağı mutlaka belirtilmelidir. Göz hekimi
bulgularını ve önerilerini aileye yazılı olarak vermelidir.
Sonuç
Görme engelli olmak gelişim açısından acil bir durumdur.
Tıbbi tanı konduğu andan itibaren bu çocuklar; -tedavi çalışmaları ile
birlikte- aile, sağlıkçı, eğitimciden oluşan bir ekip tarafından
izlenmeli, erken müdahale kapsamında rehabilitasyon çalışmalarına
başlanarak varolan görmenin en üst düzeyde kullanması sağlanmalı ve
görsel beceriler çocuğa öğretilmelidir.
Bu konuda çalışacak göz hekimi çocuğun görsel kabiliyetleri ve
işlevsel görüşüne ait vereceği rapor ile rehabilitasyon tekniklerini
yönlendireceği gibi sürekli çocuğun görsel kapasitesi konusunda aileyi
de bilgilendirmelidir.
Rehabilitasyonda bütün klinik bulgular son derece önemlidir.Bunların
diğer takım elemanları ile konuşularak tartışılması göz hekimine de
yeni vizyonlar açacak ve bilgilendirecektir.
Özel eğitimcilerin ve çocuk nörologlarının asla ihmal etmemesi
gereken husus:
Yüksek risk grubundaki bütün yeni doğanlar ve tanı almış her grup
engelli çocuk, -yukarıdaki bilgiler ışığında- rehabilitasyona
başlamadan önce mutlaka -bu konuda yoğunlaşmış- göz hekimine ve
odyoloğa yönlendirilmelidir.
Doç Dr. Nazan Baykan
AYAN GÖRME MERKEZİ
nazanbaykan@hotmail.com
Not: Konuyla ilgili her türlü soru ve sorununuzu Doç Dr. Nazan
Baykan’a yazabilirsiniz. |