Engelliler aşık olur da, engelliye aşık olmak o kadar kolay mı!?
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 23.05-2010 06:17
#1
Engelliler aşık olur da, engelliye aşık olmak o kadar kolay mı!?
Bu yazıyı "Engelli aşık olamaz..." başlığının tamamını okuduktan sonra yazmaya karar verdim.
(konu ve kişiler tamamen özneldir, bütün genellemeler yanlıştır demek yanlıştır)
Şimdi bu öyle bi konu ki en yakın arkadaşına bile tam olarak anlatamazsın, anlayamayabilir, anlasa da seni sevdiği için hep iyi telkinler yapar, seni gaza getirebilir vs. sonra gider bi duvara toslarsın. Aileyi hiç söylemiyorum bile, çünkü onlara bunu anlatmak, onların var olan üzüntüsünü daha da arttırmaktan daha ileri gitmeyecektir kanısındayım.
Burda önemli olan soruları düzgün sormak ve cevapları biraz acımasız ama umudu hep var kılarak vermektir bana göre.
Şimdi bu konu benim aklımı ve kalbimi en zorlayan konu olduğu için yazmak istiyorum. ve halen çözemediğim için sormak istiyorum.
"Engelli aşık olamaz" önermesini reddediyorum, bence engelli haddinden fazla aşık olur bile denebilir.
Asıl soru şu: Engelli ye aşık olurlar mı?
Dönen geyiklerden biri de işte hani sorarlar ya anket gibi "Engelli biriyle evlenirmiydiniz?" Salak cevap:"aşık olursam, seversem evlenirim"
Abicim aşık olursan tabiki evlenirsin, tamam da aşık olurmusun??!
Ya bi kere ben kız olsam, benim gibi biriyle evlenmezdim gibime geliyo, hal böyle olunca kendimi karşı tarafın yerine koyuyorum ve hak veriyorum. Evlenmeyi bırak aşık olmazdım çünkü hoşlanmazdım sanırım.
Bu yüzden benim gibi biriyle evlenmek daha sağlıklı olur diye düşünüyorum.
YAŞANMIŞ KISIM
Ben bi kızı (engelli olmayan bi kızdı) çok sevmiştim, çıktık bir süre ve gerçekten hayatımın en güzel günlerini yaşadım, daha sonra nedenini tam olarak bilemediğim bir şekilde ayrıldık ve 4 yıl hiç görüşmedik. Ben, çıkmaya başlamadan önce ona kendi durumumu açıkça anlattım, ailesinin ve çevresinin tepkisel yaklaşımları olabileceğini söyledim vs. O da bana " saçmalama aynı şey benim başıma gelmiş olsaydı sen bırakıcakmıydın?" diyerek benim duymak istediğim cevabı vermişti. Ama ben içimde hep bir nasıl denir eziklik-mahcubiyet karışımı bir his yaşadım. Ayrılırken sağlam bir neden olmayışını da hep buna bağladım, beni üzmemek için başka bahaneler uydurup, kavga çıkarıp vs. ayrıldı diye düşündüm. Öyle tuhaf bişey ki ona kızamadım bile, çok acı çektim ama kızamadım. E kendime de kızamadım benim ne suçum var, bu durum benim tercihim değil ki.
Neden ayrıldığımızı kesin ve net halen daha bilmiyorum. Yakın bir tarihte de tekrar bir şekilde iletişim kurduk ve ben beni halen sevdiği-özlediği izlenimini edindim. Onu halen seviyo olmama rağmen şimdi bunu ona söyleyemiyorum, ne ben bir adım atabiliyorum, ne de o atabiliyor, belki de benden bişeyler bekliyor ama ben sadece korkuyorum, beynim ağrıyo, çünkü ilerde daha çok üzüleceğimizi düşünüyorum.
Şimdi düşündüğümde, onunla tekrar çıkmaya başladığımız varsayımından yola çıkarsak;
Daha çok üzülcez, mutlaka tatsız şeyler gelecek başımıza, o da üzülecek, ben en çok onun üzülmesinden korkuyorum, insan sevdiğini gözünde büyütür, düşüncesinde devleştirir, HAYAL KIRIKLIĞI yaşamasından korkuyorum, yetememekten korkuyorum. Bir sürü sorun...
Denilebilir ki, aşk engel tanımaz, aşkın gözü kördür, önemli olan dış görünüş değil senin kim olduğundur, süper bunlar güzel şeyler, normal şartlarda işte aşk budur yürü be denilebilir, ama biz normal şartlarda yaşamıyoruz... bu söz biraz kötümser ama HAYAT ACIMASIZ VE GERÇEKLER BİÇİMSİZDİR.
Ben bir kız isteme safhasını, bir düğün törenini düşünmek bile istemiyorum, düşünmekten korkuyorum. Belki saçmalıyorum ama bu böyle.
YAŞANMIŞ KISIM
Genel konuya tekrar dönersek, kafam çok karışık saat de gecenin 04:45 i olmuş.
Mücadele etmek gerek, sevgi emektir dersek, kimle mücadele edicez abi, bi insanın kendini kabul ettirmeye çalışmak durumunda kalmasından daha onur kırıcı nedir? Bi çeşit sevin beni, onaylayın beni durumu bu. Bir de mücadele ederken oyunun büyüsünün kaçması durumu var, şöyle örnek verirsek, sen birini seviyosun onun gözünde çok değerli, eşsiz ve güçlü görünmek istiyosun (görünmekten kasıt yapay bir görüntü değil,içten samimi bir his olarak) , onun kahramanı olmak istiyosun, fakat yaşanan hayatta verdiğin mücadele neyin mücadelesi? Bir çeşit Var olma mücadelesi, ite kaka kendini 3. şahıslara kabul ettirme mücadelesi, aradaki ahenksizliğe ve ruhsal çöküntüye bak. Bu iki olgunun yan yana gelmesi çok üzücü oluyo.
Burada 3 aktör var, ben (ya da herhangi birimiz), sevdicek ve çevresi.
Sevdicekle bir araya gelmek;
Biraz yukarıda da bahsettiğim gibi bu bizim için çok zor oluyo, burda "engelli-engelli" ya da "engelli-normal sağlık insan" tartışmasına fazla girmiyorum, olacaksa her ikisi de olabilir. Ama dediğim gibi çok zor, aşık olursan evlenirsin, peki aşık olur musun? Aşık olman için aynı ortamda bulunman gerekir sosyal olarak, bu nekadar mümkün?
Dış görünüş önemli değil masallarını artık bırakalım, bazı istisnalar olabilir ama YOK ÖYLE BİŞEY. Herkes güzel şeyler görmek istiyor çevresinde, örneğin iş hayatında engellileri hep arka planda, fazla göz önünde olmayan departmanlarda çalıştırmalarının ve iş ilanlarında "prezentıbıl" ifadesiyle belirtilen görünüşü vs. iyi olsun şartının da sebebi budur. Bu biraz da insanın doğasında var sanırım, hep güzel şeyler görmek isteyip, güzel görünmeyenleri yoksayma durumu. Ama bir de Bence ne var biliyomusun? Bir insanın bir insana bir nedenden dolayı eşsiz ve güzel görünmesi. VAR BÖYLE BİŞEY. İşte o kişiyi sana ve seni de o kişiye Allah ın güzel göstermesi durumu. O kişinin aslında seni nedenini bilmediği bir nedenden sevmesi ve senin de onu sevmen.. aşk. Ama söyledim zor aşk.
İşte yukarıdaki şey gerçekleşmişse diğer kısım başlıyo
Sevdiceğin Çevresi;
Mücadele edilmesi gereken, yıldırıcı ve aşındırıcı kısım. En zor kısım da budur çünkü artık kaybedecek bişeyin var senin, bu pis düzenle mücadele etmek, kafadaki algılarla mücadele etmek, KENDİ KAFANDA BEYNİNİ YİYEN DÜŞÜNCELERLE mücadele etmek. Bir yandan görkemli mutluluk ve bir yandan da herşeyin bir anda biteceği korkusu. Kendini kendine çaktırmadan bu duruma hazırlamak. O ne der? Bu ne der? kaygısı. ki gerçektende bu insanlar hakkında çok üzücü şeyler söyleyecekler, bunu duymasan da bileceksin, hatta duyacaksın ama bilmezden geleceksin, tüm bunlara rağmen halen mutlu olabilecekmisin? Sevdiğin kişi yıpranacak... sen yıpranacaksın.... kafanda bir sürü soru, bi yandan kalbine söz geçirememe durumu...
Yalnızken daha mı mutluydum?
Yoruldum mu?
Onu hak etmiyorum, boşuna onun da yıllarını çalmak ona yaptığım bir kötülük mü?
Onun yanında kendimi eksik hissedermiyim? Küçük düşermiyim? Gururum kırılır mı?
Tüm bu aşk meşk palavramı, bu konulara hiç girmemeli miydim? Kafamdan atmaya çalışıyorum bunları ama olmuyo...
Yoksa ne olursa olsun deyip bodoslama girmeli miyim?
Bir derdi unutturacak başka bir derdi herzaman veren hayata güvenmeli miyim?
Bu ölümlü dünyada sabretmeli miyim? ( başka yol var da sanki)
Tüm kötü şartları kendime motivasyon kaynağı yapıp hayata daha da asılmalı mıyım?
Kaybedecek bişey yok ki deyip gözümü karartmalı mıyım?
Tüm bu hayatın bir oyun olduğunu anlayabilmeli ve sadece gülüp geçmeli miyim?
Ulan çok param olsa bunları hiç kafama takmaz mıydım?
Bizim de sınavımız bu mu?
kötümserlik- keder-üzüntüyle, umut etmek arasında gidip geliyorum...
Bi tek seni çözemedim aşk...
yazmaya başladığımda kötümserdim ama yine de iyimser bir şekilde bitirelim..
Son olarak hayatımın şarkısıyla sözlerime son veriyorum;
Azar azar değil taşan bereket buldun inan
Zaman zaman değil her an sorunu sorduysan
Cevap gelir,cevap senin seçimin en doğru
Yalan dolan yorumları yoluna kim koydu
Kov dünyandan, kov dünya bak böyle güzel
Eğer değerse gel de dey elini hiç korkma
Yanarsa yan, yaran sanal geçiyor nasılsa
Hayat senin, hayat bizim, hepimiz bir fonda
Yalan dolan yorumları yoluna koyduysan
Kov dünyandan, kov dünya bak böyle güzel
de bi da anlar illa
de bi da anlar ilah
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 23.05-2010 10:50
#2
Bu yazıda doldurulması gereken hiç bir boşluk yok nerdeyse, hemen her soru sorulmuş cevaplar genelde belli bile olsa göreceli ve istisnai olabilecek cevaplar içinde bir parantez açılmış (...
Bize aşık olunur mu ? Engelimize rağmen,engelimizle birlikte bizde sevdikleri diğer yönlerimiz için aşık olabilirler başlangıçta yani benim aşık olduğunu düşünmek kısmı ile problemim yok bu olabilir ama devamındaki süreçte bu aşkın sürekliliği,karşılaşılan zorluklar kısmında zedelenip bitişe geçme ihtimalinin diğer engelsiz aşklardakinden daha yüksek bir ihtimali içinde barındırdığını düşünüyorum.Aşkta engelli kişi iki kişilik düşünüyor engelsiz kişide belki bu zorlukları yaşar ama bir taraf engelli ise hem kendisinin pozisyonu,duyguları bu dengeyi sağlamak için düşünmekle bir yorulur birde diğer taraftan karşısındaki engelsiz ise onun acabalarını,gerçekten sevdiği içinmi bu skınıtılara göğüs gerdiğini kimbilir daha ne zamana kadar dayanabileceğini,ne zaman pes edeceğini,sevgisinin bitip-bitmeyeceğini vs.bir çok soru bu aşamada akla getirilerek onun adınada sorgulanır ki bu kısımdaki düşünceler bizi bir hayli yorar...
Peki engelli kişi zaman zamanda şunu düşünür ben bunları haketmek için ne yaptım belki sağlıklı insanların bizim yerimizde olsalar yapamayacağı kadar hayata karşı dik durabilmeyi,hayatla ve kendisiyle barışık yaşamayı başarabilen bir engelli konu iki kişilik yaşanan Aşk'a gelince neden bu kadar sorunla karşılaşıyorum diye düşünür ??? Aşk hayatın öncelikli sorunları içinde küçük bir sorun ama bu sorunlardan sıyrılıpta yüzleşildiğinde büyük bir sorun olarak dikilir karşımıza !!
2*2= 4 ise hayatın diğer bir çok alanında Aşk için bu sonuç çıkm.az belli bir formülü de yoktur ki o yoldan giderek sonuç elde edebilelim..
Engelli insanlar için Aşk, bulaşacağın zaman çok düşünülecek,hayatındaki zorlukla oturttuğun tüm dengeleri sarsacak ve cevabı herkese göre değişecek zorlu bir matematik sorusudur ?
Bence bu soruyu ancak iki kişi güçlerini birleştirerek çözebilir,iki kişide cesur olabilmelidir ama cesur olmak içinde gerçekten önce sevdiğinden emin olmalıdır ve kast ettiğim kesinlikle karşılıklı iki seven yürektir diğer türlü bu sorunun cevabı hep belirsizlik olacaktır...
Bir şey daha engelli insan aşık olur,sever,sevilir aksini düşünenler saçmalamsın diye kestirip atan arkadaşlarıda anlayamıyorum sevemez diyen kim ? ama parantezi açmaktan acımasız bile olsa sorulması gereken soruları sorup cevapları irdelemekten korkmayalım çünkü asıl konuşulması gerekenler parantezin içindekiler...
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 23.05-2010 13:23
#3
Hakikaten Her Kelimesi Doğru Bir Şekilde Yazılmış Gerçek Şekilde Yazılmış Ne Yazık'ki Bizim Hayatımız Bu Başkaları İçin Varolmak Yaşamak....
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 01:09
#4
Arkadaşım gerçekten hepimizin duygularına tercüman olmuşsun ve inanıyorum ki hepimiz engelli yaşamımızda en az bir kere bu tür sorunlarla boğuşmuşuzdur. Senin de dediğin gibi karşımızdaki bireyi binbir zorlukla ikna edebiliriz ama bundan sonrası daha zordur çünkü karşında ikna edilmesi gereken aile ve çok sayıda arkadaş beklemektedir.
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 09:19
#5
aska meske bu kadar takarsaniz
engelli olupta engelsiz sevmeye istemeye bakarsaniz
sevdiniz madem toplumun ne dedigine
ailesinin hakaretamiz gibi algilayipta oyle yorarsaniz soylediklerini
hapi yutarsiniz
bosverin fazla hulyalara dalmayin
guzel soz yilani deliginden cikarirmis
takmayin bu kadar engelsiz sevmeye vurdumduymaz olmadikca cok incinirsiniz
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 13:01
#6
Sevgili restless..
Yazını büyük bir ilgi ile okudum.. Buradaki herkesin demesekte çoğunluğun ortak sorunu bu gönül işleri.. Ama epey kendin çökmüşsün ve buradakileri de çökertmişsin yazında..
-Bir kere baştan sona haklısın.. O yüzden korktum vardığın sonuçlardan.. Oysa bizim burada bulunma amacımız sakatlarında mutlu olabileceğine olan inancımız.. Toplumun bize dayattığı/sunduğu/düşündüğü yaşama karşı başka yaşamların olduğunu anlatmak/düşünmek işte biz burada bunu arıyoruz.. Senin bu yazdıklarını çok ama çok ciddiye alarak cevaplar vermeye çalışacağım sana..
-Bir kere şu engelli sağlam ayrımını kaldıralım kafamızdan.. Sağlamlarda sakat olan birine aşık olabilir.. Binlerce örnek biliyorum ben.. Sakatlarda sakat olan birine aşık olabilir.. Kafamızı toplumun bizi kodladığı düşüncelerden kurtarırsak her şey olur. Sakat sakata aşık olur, sağlam sakata aşık olur.. Bu kodlanma zaten bunların önündeki asıl sorun.. Bu kodlanmayı sakat olanda kırabilir, sağlam olanda kırabilir.. Önemli olan kendi kafamızdaki ayrımcılık kodlanmasını kırabilmek..
-Özelinizde yaşadığınız sorunu alış biçiminiz doğru.. Başınıza gelecekleri görmeniz güzel hatta eksik.. Mutlaka sizi ezecekler duygu olarak, ananızdan emdiğiniz burnunuzdan gelecek.. Üstelik sevdiğinizin gözünde lanet olsun bakışını göreceksiniz.. Çare yok mu peki? Çare çok basit ve kolay.. Kendine ve birlikteliğinize toplumun gözünden bakmayacaksın.. Sen yaşamı ve sevdiğini kendi başına sırtlayabileceğine inan ve sevdiğine inandır gerisi çok kolay.. Hem onun kahramanı olursun hem de tüm çevrenizdekilerin kahramanı olursun.. Vazgeçilmezi olursun.. Senin yaşamınızı kurmak için başkalarına ihtiyacın olmamalı.. Sevdiğin onu yolda bırakmayacağına, onurluca yaşayabileceğinize inancı olursa senle cehenneme gelir.. O yüzden sevdiğini küçümseme.. Toplumun sizden istediklerini değil, sizin kurmak istediğiniz yaşamı kurmak için konuşun, tartışın, karar verin ve uygulayın.. Asla canı gönülden istenmeyeceksin bunu kabul et ve kendini ve sevdiğini üzme.. Uğraşma bile kendini kabul ettirmek için.. Enerjini kendi kuracağın yaşama harca.. Düğün dernek uğraşma.. Mümkünse nikahına kimseyi çağırma ve evlendiğinizi de herkese 2-3 ay sonra haber ver.. O zaman bak toplumun size saygısına.. Ayrıca sakat sakata evliliklerde farklı sorunlar beklemesin kimse.. Kimse kendi evine ikinci bir sakat istemez canı gönülden..
Toplumun bakışıyla bakmayın kendinize.. Yaşama karşı güçlü olun.. Kendi yaşamınızı kendiniz kurun.. Umarım her şey güzel olur..
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 14:22
#7
Öncelikle, bu mesajımda, samimi olacağımı belirtmek isterim.
Engelli birini sevebilir miyim? Ona aşık olabilir miyim?
Evet engelli birini sevebilirim ve ona aşık da olabilirim ama iş evlilik aşamasına geldiğinde birkaç istisna hariç, tüm ailem ve çevrem buna karşı çıkacaktır. Bu onları kötü insanlar mı yapar? Onları sadece, daha ''aydınlanmamış'' olan insanlar olarak değerlendirebilirim.
Peki aynı durum, engellilerin kendi içinde de yok mu? Bir işitme engelli, OF'lu bir kişiye, sol kolu ampute biri, bir kas hastasına yani kısacası, engelli biri kendinden daha kötü durumda olan (belki de çok daha kötü durumda olan) bir başka engelliye aşık olabilir mi?
Diğer taraftan siz engelsiz olsaydınız ne yapardınız? Buradan soruyorum, hiçbir engelleri olmasaydı, bu sitedeki kaç engelli, bu siteye üye olmuş olurdu? Madem ki samimi olacağım dedim, ben cevaplayayım. Muhtemelen %90'nından fazlası bu sitede olmazdı ve hayatlarına normal bir şekilde devam ederlerdi, aynı benim çevremdeki diğer insanlar gibi...
Engelliler bile kendi aralarında bu şekilde davranırken, bunu sadece engelsiz insanlar üzerinden konuşmak ne kadar doğru?
Engelli olmamama rağmen, ben buradayım. Bu siteye yaşadığım ya da bir yakınımın yaşadığı bir rahatsızlık yüzünden üye olmadım. Bir rastlantı sonucu ya da tez vs. hazırlamak için de üye olmadım. Girdim ve üye oldum, bu sitede bulunmak istedim.
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 14:31
#8
merhaba
Arkadaşlar herkese merhaba;
Konu hakkında şunları yazmak isterim,
Evliyim engelliyim. Eşim ise sağlam... İnanın sevgi denen bu duygu anlatılmaz evet zorlukları acıları var ama sevgi GERÇEKSE bunlar yok ediliyor.
Sevmiş olmak için değil yürekten sevginizi hisederseniz ne sağlam ne engel hiç bir şey sevginin bitmesine neden olmuyor.
Yaşadıklarımızı yazmaya kalksam inanın film olur, uzatmak istemiyorum.
Yüce Rabbim insanın kalbine sevgi koyarsa hiç bir şey mani olamıyor.
Bu nedenle ben engelliyim diye negatif düşünüp hayatınıza küsüp ağlamakla yada üzülmekle boşu boşuna kendinize acı çektirmeyin. İsyan etmeyin,
inanın bir gün olur ki vay be diyeceğiniz sevgi ile karşılaşabilirsiniz.
Sevginin temel şartlarından bir ve en önemliside KENDİNİZE GÜVENİN ne olursa olsun yılmayın. Karşı taraf engeliniz için veya başkalarının yorumları için sevgisini bitirip Sizi terk etmişse; zaten o sizin sevginize layik değilmiş'tir...
Herkese sevgi dolu saygılarımla,
Son olarak engelinizle birlikte önce bizler kendimizi severim ki başkalarının sevgisine yol açsın...
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 14:37
#9
aynen cosx aynen
seviyorum diyen ya parasina yada guzel olmasina vurulmustur zaten yada toydur dunyanin kac bucak oldugunu bilmiyodur su menfaat dunyasi varya dunya cok maddi
basindan kavak yelleri eserken sevmek kolay hayatin gercekleri yuzune saplak indirirken ole seviyorum meviyorum yalan
sevgi denen bisi varsa anayla cocuk arasindadir gerisi cikar meseleleridir
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 14:43
#10
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 21:18
#11
Ben hayatta başarılı olmanın tek yolu olarak bencilliği görüyorum.. Başkaları için yaşayanlar aşk da dahil olmak üzere hemen her konuda başarısız olurlar.. Bu bahsettiğimiz sorunların hemen hepsi ancak bencil olunulursa aşılabilinir..
Yani tutupta aman ailem ne der aman ben yeter miyim? yetemez miyim? gibilerinden düşünceler varsa içimizde bir adım öteye gidemeyiz.. Kendi içimizde yanar yanar söneriz..
Yok özgüven lazımmış yok kararlı olmak lazımmış yok bilmem ne lazımmış hepsi laf bunların.. Bence lazım olan tek şey "insanın kendi için yaşamasını bilmesi" Bilmeyenlere(ben gibi mesela) fazla lüks oluyor aşk! Yani ne cesaretin ne kararlılığın ne çok çook sevmenin hiç bir anlamı kalmıyor başkaları için yaşıyorsan!
Kendini ikinci plana atıp kararlar veriyorsan hayatınla ilgili yani her zaman kaybedenlerden olursun.. Ya aileni düşünürsün ya sevdiğini düşünürsün.. Ailem üzülmesin, sevdiğime yeter miyim? layık mıyım değil miyim? vs.vs..
Bizde bu endişeler varken, bizde bu aman kimse benim yüzümden incinmesin üzülmesin, aman kimseye yük olmayayım halleri varken biz dahaa çook uzun yılları bi başımıza deviririz..
"Bir gün bi mucize olacak" beklentisi olmayan var mı aramız da?
Hiçbirşey yapmadan sadece umut ederek birşeylerin değişmesini bekliyoruz neden?
Korkuyoruz..
Hayal kırıklığına uğramaktan yada uğratmaktan değil mi?.. Ertelemeye devam o zaman hayatlarımızı öyle pat diye ölüverecek olursak gözümüz açık gidicez öbür tarafa yanarım yanarım da buna yanarım.. Ev ocak olamadan yani olmaaaz dimi?
Geçenlerde bir yazı okudum Tayfun Taliboğlu'na ait paylaşmak istiyorum sizinlede..
Önce okuyun ve sonra az birazda olsa bi düşünün olur mu..
Bende düşünüyor olacağım hep beraber cümbür cemaat düşünelim biraz bakalım..
Beni her ölüm etkiler...
Tanımasam bile üzülürüm yitirilmiş ümitlere...
Hiç gerçekleşemeyecek ideallere...
Yaşanmamış sevgilere üzülürüm...
Bu yüzden korkarım yaşamı ertelemekten...
Ne yapılması, ne söylenmesi gerekiyorsa
söylenmeli, yapılmalı...
Seviyorsanız, sevdiğinizi bugün söyleyin,
sevdanızı bugün yaşayın...
İşinizde yapılacak ne varsa bir an önce yapın...
Yarın çok geç olabilir...
Bir anda bitebilir...
Her şey yaşamak için acele edin bence...
Kısa yaşamışlıklar, yaşamamışlıklardan daha iyidir...
Geriye dönüp baktığınızda "KEŞKE" ler çoğunlukta olmasın...
Uzun vadeli hedefler için bile
bugünden harekete geçmelisiniz...
Yarınlar çok uzakta olabilir...
Daha okulda başlamıyor muyuz ertelemeye yaşamı...
İlk hedef kolej, sonra üniversite
Hep yarına yatırım bugünü...
Sonra yaşamamacasına...
İşe gireyim sonra...
Evleneyim sonra...
Çocuklar büyüsün sonra...
Emekli olayım sonra....
Sonra...
Sonra..
Sonra....
Bir sürecin başında, ortasında yaşam her an sona erebilir...
Sonrası olmayabilir...
Fedakarlıklar güzel ama...
Unutmayalım "herkes kendi hayatını yaşar"
İnsanlar yaşadıkça yaşlandığını düşünür,
Aslında insanlar yaşamadıkça yaşlanır...
Tayfun Taliboglu
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 25.05-2010 21:40
#12
Ben kalbin aşamıyacağı hiç bir engelin olmıyacağını kalbi ile hareket eden duygularını konuşturan insanların her zaman yol alacağını düşünüyorum..
Engelliye aşık olmak neden olmasın sonuçta insan değilmi yane..Kalkıpta insan yerine başka bir katagoriyemi koyacağız onları..Eksik değiller bana göre aslada olamazlar..
Hatta fazla olan tarafları o kadar çokki duygusal açıdan bakacak olursak olaya gelişen yanların arasında duygusallık en üst safhada bence..Dünya üzerinde kimin kiminle nerde ne zaman ne olacağı belli değil diye bakıyorum olaya..
Engelli yada engelsiz her insan aradaki şeyler ne olursa olsun beraber ilerledikleri zaman aşarlar diyorum..
Ekliyorum sonra hiç bir şekilde endişe duymadan..
AŞKIN ENGELİ YOKTUUUUURR... !!!!
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 26.05-2010 00:08
#13
Hasan abi (kuyucak) öncelikle samimi yazın için gerçekten teşekkür ediyorum, belirli aralıklarla tekrar tekrar okuyacağımı bilmeni isterim.
Diğer arkadaşlara da görüşleri için teşekkür ederim.
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 26.05-2010 08:39
#14
Ne diyeyimki..! Haksız olduğun tek cümle bulamadım... Her gün beynimde cevabını bulamadığım soruları sen de dile getirmişsin.
Ben 20 yaşındayım ve bu yaşıma kadar 2 defa sevdim. Artık sevmemek için ne yapmalıyım ın cevabını arıyorum bazen. Çok yıprandım. Onlar haklı. Biz Suçsuz. Peki ben hayatımdaki boşlukla ne yapacağım.
İnsan CANCAZIM diyip kimseye anlatamadığı şeylerini konuşduğu, gözlerine bakıp denizlerde kaybolacak birini arıyor hayatında illaki. Neyse...!
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 26.05-2010 08:53
#15
Mesaj Gönderim Yetkileriniz
- Yeni konu açamazsınız
- Konuya cevap yazamazsınız
- Mesajlarınıza dosya ekleyemezsiniz
- Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Forum Kuralları