alisveris.engelliler.biz | Tekerlekli sandalye, akülü sandalye, çocuk ürünleri vb. tüm şey Engelliler.Biz alışveriş sitemizde
+ Konuya Cevap Yaz + Yeni Bir Konu Aç
Toplam 12 mesajın 1-12 arasındakiler
Kahraman Tazeoğlu
Click here to increase the font size Click here to reduce the font size
  1. #1

    Ebruzen Kahraman Tazeoğlu

    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    OttoBock
    GİT


    Şimdi gidiyorsun
    Git
    Oysa senden tek bir damla istemiştim
    Sana kocaman bir deniz sunmak için
    Şimdi gidiyorsun
    Git

    Ne zaman başladı bu hikaye
    Anımsamak zor
    Gençtim
    Hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım
    Komazdı öyle üç-beş nöbetleri
    Geceler içimi acıtmazdı böyle

    Bir insan bu kadar eksilebilir mi

    Hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adam vardı
    Bu şehrin biryerlerinde
    Düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
    Gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin
    O adam bendim unuttun mu
    Bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
    Seni unutamadı

    İşin kolayına kaçmadım
    Uğruna ölmedim yani
    Uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
    Sen bunu da bilmedin
    Ben bir bakışına bin anlam yükledim
    Sen aşka kestirmeden gittin
    Bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
    Şimdi gidiyorsun
    Git
    Bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
    Bütün ışıklarımı söndürüyorsun

    Bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
    Sonra bunlara intihar süsü veriyorsun
    Yazıklar olsun yazıklar olsun
    Susuyorsun susuyorum susayacaklarım bitmiyor
    Hani sen sevdiğini
    Yarı yolda bırakacak kadar yüreksiz değildin
    Düşmemeyi öğretecektin nerdesin nerdesin

    Uzun lafın kısası yoktur
    Anlatacağım çok şey var
    Hoyrat bir rüzgar gibi geldin
    Aklımı hayatımı dağıttın
    Şimdi gidiyorsun
    Git

    Daha ayrılığa bile çarpmadan
    Aşk bize döndü
    Bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri
    Artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
    Ama sana dokunmak da yasak bana
    Göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır
    Sen var ya sen
    Allah kahretsin

    Yani şimdi
    Gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı
    Yani şimdi başkaları mı sevecek seni
    Ben saçlarını okşadığım zaman
    Ellerin öksüz kalırdı
    Şimdi gidiyorsun git

    Kahraman TAZEOĞLU






    Her Aşk Katilidir Bir Öncekinin (Kent Şiirleri 2)


    rüzgarli bir tepenin yamacindayim şimdi
    kent suskun
    ve istasyonlar ayrilik için var bu şehirde
    imlasi buzuk, üşümüş ve kirli bir çocuk olurum seni düşünürken
    ömrüme iliştirdigim marti leşleri yamali bir geçmişi oynar
    imtihanlar ve intiharlar üzerine kurulu hayatlardan
    gecenin en serseri yanini alirim günceme

    durup durup şiirler yazmak yoluna
    yeni bir yaşam biçimim oldu son günlerde
    kendimi sende kalabalik buluşum belki de bundan
    her gece yorganimin altinda sakladigim
    kirlangiç sürüleriyle geliyorum sana
    sen uykudayken
    babam her gece ölüyor şimdilerde
    annem nihavent bir çiglik oluyor
    bana en çok sensizlik koyuyor
    sonra babilin asma bahçelerine asiyorum kendimi
    uyanmak için

    eski bir aşkini anlatiyorken bana
    konuştuklarindan yapilma bir sessizlik oluyor agzim
    kaç kez kaniyorum bir bilsen
    (ya da hiç bilmesen)
    sesinin ardinda yüzün sessiz bir tabanca gibi duruyor
    kendimi kötü kurulmuş bir cümle saniyorum
    gece yüklü bir kamyon uykularimi solluyor

    yastiginin altinda yalnizligin var biliyorum
    oysa ben senden bir bardak su istedim
    akdeniz degil
    son yalnizi benimdir bu kentin
    istanbul arkamdan gelir
    ey hüznü yüzünde gülücük diye taşiyan kiz
    hep kendine mi saklarsin çocuklugunu

    agzima bir bulut bulaşsa da yoklugundan yapilmiş
    kayadan seken kurşun
    en serseri yanimiz olur kimi zaman
    ve ben hep kendimi terk ederim senden
    her katilin aşki
    her aşkin katili
    bir öncekinin faili
    hep ben olurum
    hep ben ölürüm

    içime uzanan koridorlarin ortasindan
    hep gülerdin beni görünce
    bense sana hep geç kalirdim
    sona kalirdim
    sonra kanardim

    yagmurlarla inseydin içime
    içim senden yanaydi
    yüzümdeki işgaller senden karaydi
    seni sevmek en gizli aglama biçimimdi
    sana yazacaklarim sil sil bitmezdi
    ve ben
    sende hiçbir şeydim
    sen bende herşeyken

    canim
    yastiginin altinda biriktirdigin yalnizliklarim
    kendine varlaşip bana yoklaşan biri yapar seni
    ve ne kadar kaçsan o kadar yakinsindir aslinda kendine
    geciken sevdalar yikik kentlere benzer bilirsin
    ve sevgisizlik alir bir gün seni benden
    işte bu yüzden
    sen hep sevil
    hep sevil
    sevil

    Kahraman TAZEOĞLU




    SENİ İÇİMDEN TERK EDİYORUM


    Binmediğim hiçbir otobüs,
    Beklemediğim hiçbir durak kalmadı bu şehirde.
    Gittikçe azalıyor hayat.
    Neyi erken yaşadıysam,
    Hep ona geç kalıyorum.

    Sana göçüyorum her sonbahar.
    Yolların çıkmıyor aşkıma.
    Unuttuğun yağmurların adı saklımda.
    Seni içimden terk ediyorum...

    Susmaktan yoruldum.
    Kuşlar ve şarkılar bu şehri terk edeli beri,
    Efkar demliyorum gözlerimde.
    Yaşlarımı yanağıma varmadan öldürüyorum.
    Tam sancağımdan yaralıyorum kendimi.
    Alnını yüreğime dayadığın güne bakıp,
    Seni içimden terk ediyorum...

    Ne unutacak kadar nefret ettin,
    Ne hatırlayacak kadar sevdin!
    Yıkık bir duvar kadar bile pişman değilsin,
    Biliyorum.
    Beni hep bulmamak için aradın.
    Yanılgımdın,
    Yandığımdın,
    Yangındın...

    Sensizliğe yenilmek,
    Sana yenilmekten zor olsa da,
    Ardımda bir sürü belkiler bırakarak
    Seni içimden terk ediyorum...

    Şimdi
    İçimizde öldürülecek bir anı bile bulamayan
    İki yarım kaldık;
    Tamamlayamadık bizi.
    Elimden tutmadın yalnızlığımın,
    Saçlarımı da uzaklarına gömdün.
    İçimin mavisi senin okyanusundandı.
    Al! Geri veriyorum.
    Kilitleri hep yanlış kapılara vurdun.
    Devrilmiş vagonlara dönerken gözlerim,
    Sana bensizliği terk ediyorum.

    "Yarime uzanmayan bütün dallarım kırılsın" demiştin.
    Aşk içinde doğmuşsa nereye kaçabilirdi?

    Ne tuhaf değil mi?
    İçimi acıtan da sendin,
    Acımı dindirecek olan da...
    Ya öldür beni dedim,
    Ya da git benden.
    İçi bulanık bir sevdanın ucunda seni kaybettim.

    Aldırmadın aldırmalarıma.
    Bir gecede yakıp yarini,
    Şafaklara sattın ihanetini!
    Külüme basanlar bile utandı yaptığından.

    İşte soluk bir ömrün
    Son nefesi.
    Benden,
    İçimden
    Terk ediyorum...

    KAHRAMAN TAZEOĞLU



    YALNIZIM ÇÜNKÜ SEN VARSIN


    "gel" desen gelirdim
    gittiğin uzakta bendim
    dağ gibi bir ihanetten düştüm
    bu kendime son gelişim

    ölümbaz öpüşler kusuyorum ceplerime
    kendimi suçüstü yakalıyorum
    ve kentsizliğimin isimsizliğini
    Araz'a uyak düşüyorum
    gözlerime senden düşler sürüyorum
    ıslak bileklerim kan bayramına yatıyor
    bana en büyük tehdit yine ben oluyorum

    sonra bir durağa yaslanıyorum
    sonra bir kente
    ve sen gidiyorsun
    ben kanıyorum
    diyorlar ki; kendini dinleme hiçbir şey söylemiyorsun.
    oysa "gel" desen gelirdim biliyorsun

    yorgun Haliç'e biraz inat
    biraz ihanet bırakıyorum
    ellerinden bir tedirginliği bir tehdidi avuçluyorum
    aklıma düşüyorsun
    düşüyorum
    düşünce
    üşüyorum
    azgın hüzünlerle körlüğüme göçüyorum
    ayrılığın saati kaç geçiyor bilmiyorum
    yalanlarımla bir hiçlikteyim
    beni içinden kaç

    bu kentte her yağmur kendini ağlar
    aklıma düşsen yalnızlık oluyorum
    ağzımdaki uykudan öpmüyorsun nicedir
    nerde kimi üşüyorsun
    artık kendini yakan bir ateşim
    kendimize birbirimizden düşler yapamıyoruz
    şimdi boş duraklara yaslanıyorum
    boş kentlere
    oysa "gel" desen gelecektim

    gün düşlerime dönüşlerimde
    bakışın içiyor beni gözlerimden
    gövdemi düşürüyorum güz yavrusu duraklara
    uzaklığına uzanıyorum
    sevdiğin sonbahar geçiyor üstümden
    ama artık hiçbir göğü içmiyorsun dudaklarımdan
    yıkılıyorum şarkılara
    "kimseler biliyor"
    yalnızlık dostumdu
    şimdi korkum oluyor
    oysa "gel" desen gelecektim

    artık her şey kımıltısız bir geceye dönüşüyor
    güz artığı saçlarımda oynaşan sensizlik
    göz karana yenik düşüyor en korkak yanlarımdan
    kendimi yitirdikçe sana gidiyorum
    göbek çukurumda sobelere karanlık uyutuyorum
    düş satıcısı ispiyoncu bir ihtiyarın insafına kalıyorum
    uysal yalnızlıklar satın alıyorum
    gülüşümle ödeyerek
    ve içimde yalancı bir katil taşıyorum
    yeni utançlar biriktiriyorum eski günahlarıma
    cüzamlı ruhlar cehennemine gidiyorum ben
    kirli sözlerimi temize çekme
    oysa "gel" desen gelecektim

    gözlerim ihanete ihbar taşıyor
    kuşkulu bir cinayeti fısıldıyor kaşlarına
    sözü namluna sürmelisin şimdi
    en yaralı yanımdan vurmalısın beni
    çünkü uçmak düşmeyi göze almaktır

    avlunda bıraktığım az kullanılmış intiharları deniyorum
    ne vakit nikotinli ellerinden yola çıksam
    susuşuna kan döküyor gözlerim
    sen gözüne çiğ kaçtı sanıyorsun
    oysa bilmelisin Araz'ım
    kimsenin içi görünmez
    ve hiç bulamadıklarını
    asla yitiremezsin
    bak şimdi aramızda sessiz kalıyor
    söylenecek bütün sözler

    her sabah akşam oluyorsun
    alnından ellerine damlıyorsun
    yüzündeki yağmurla iniyorsun kente
    içine dert oluyorsun kentin
    dışına yağmur
    yüreğinde dağılıyor kristal şehirler
    duvarların kan öksürüyor
    ve sen
    başkalarının gözlerini
    yüzümde aramamayı öğreniyorsun
    beni bir durağa yaslıyorsun
    beni bir kente
    gidiyorsun
    oysa "gel" desen gelecektim

    susmak en inatçısı olmaktır yalnızlığın
    en susmakta neydi öyle
    sen en dinlerken
    biliyorum Araz'ım
    insan kendini bulmamalı, hep aramalı
    gittiğin yerden başlıyorum öyleyse
    gece cinnetlerimi de alıp yanıma

    denize bakmayı bilmeyenler
    bir gün mutlaka boğulur
    işte bundandır gözlerinden kaçışlarım

    siz hiç yar saçının bir telinden kendinize gurbet yaptınız mı

    ben şimdi gurbetim
    içimde taşıyorum
    heba olsa da senlerce yılım
    oysa "gel" desen gelecektim

    ömrümden düşürdüğüm sol anahtarlarına takılıyorum hep
    ve hayat yüklü kamyonlar geçiyor üstümden
    şairler ölüdür derler
    inanmıyorum


    en karanlık ceketimi giyiyordum
    ışığa kördüm çünkü
    şimdi ise güneşe ilerliyorum
    dirilmek için

    kimliği paslanıyor eski bir anarşistin
    gecenin kör gözünden utanıyorum
    hadi bana en militan kelimelerle saldır
    batır içime cümlelerini
    beyhude bir dehşet bırak
    hak ediyorum

    gizlilikten ölmek üzere olan bir akrep sızıyor içime
    can kaybından ölüyorum
    cenazemde namaz kılacağım
    zan altındayım
    yalanıma inanıyorum

    yorgun söylentiler kanıyor solgun yaralarımdan
    kırılır mı bilmem hüznümde taşıdığım kin
    kinim kendime
    susuşum sana
    küsüşüm tüm dünyaya

    üstü kalsın ihanetimin
    "gel" desen gelecektim

    yine bir tren geçiyor içimden
    sen kesiliyorum gülüşümün karşılığı
    saçların bir rüzgarın öyküsünü taşıyor
    görmüyorum söylemiyorsun kırılıyorum
    hiçliğimin etleri yolunuyor şizofrenik bir gecede
    sana bir öykü çıkarıyorum ağzımdan
    süsle beni ey aşk
    geçtiğin yerleri öpüyorum

    yarısı yanık bir aşkın küllerini taşıyorum
    dişlerindeki nikotin tadı terkimde
    sirenler ve ateş hatları içip
    sesini peydahlıyorum kendimden ve kentimden
    ıslak ceplerimi buluyorum el yordamıyla
    yasadışıyım
    tutukla beni gözlerimden

    kalemim bitti yitirdi şiirini şuur
    öldü kanımdaki mürekkep balığı
    solumdaki sise intihar etti intiharlar
    bir aşkı kaça katlayabilirdi ki ezik bir yürek
    yaşamak için geç bir zaman
    ölmek için ise erken

    çok davullu bir senfoni sürçüyor
    dikiş tutmaz ayrılığımda
    kirpiğinden yapılma bir darağacına
    geceyi asıyorum
    yoksun
    bu yağmurlar ıslatmıyor beni
    bir durağa yaslanıyorum sensiz
    gidişinin en sessiz harfinden yırtılıyorum
    "gel" desen gelecektim oysa

    kulaklarımdan bordo denizler dökülüyor
    şimdi herkes biraz sen biraz acı
    göğsümde bir vagon
    gizli sözler batıyor
    fırtınalar çıkıyor üstüme

    şakağımda
    intihar acemisi bir şairin
    delilik provaları
    arkandan uluyan kapılardan
    söküyorum kokunu
    yokluğunu kokluyorum
    yokluğunu yokluyorum

    çöz gözlerimi senden hadi
    ücranda yak bakışımı
    gözlerine bekçi sevdam
    dünden ve senden kalmayım

    içine her düşen
    kendi keşfi sanıyor seni
    oysa sen
    melekleri bile kıskandıracak kadar kendinsin
    ve kendini acıtmak istiyorsun
    ama güller kendine batamaz
    bilmiyor musun
    "gel" mi diyorsun

    herkes kendi gördüğüne bakar
    peki hayatın rüzgarında kime yelkeniz
    kıpırdamadan duramayız bir aşk boyu
    hadi en kanadığımız yerden susalım
    "gel" desen gelirdim
    "git" dedin ve gittin

    Aşka...
    Rüzgara...
    Ayrılığa...
    Zamana...

    eyv...


    Kahraman Tazeoğlu

  2. #2

    nükleer_başlıklı_kız

    bu şiir çok güzel hele kahraman tazeoğludan dinlediğimde ağlıyorum paylaşımın için teşekkürler...

  3. alisveris.engelliler.biz: tekerlekli sandalye, akülü sandalye, ayağa kaldıran sandalye, merdiven çıkma sistemleri vb. tüm ürünleri güvenle satın alabilirsiniz
    alisveris.engelliler.biz'de onlarca marka ve model manuel tekerlekli sandalye alisveris.engelliler.biz'de onlarca marka ve model akülü sandalye Akülü engelli araçları, scooter seçenekleri alisveris.engelliler.biz'de Tekerlekli sandalye minderleri alisveris.engelliler.biz'de Hasta yatağı, hasta karyolası vb. ürünler alisveris.engelliler.biz'de
  4. #3

    Sehribanu

    En Fazla İçimde Ölürsün

    En fazla içimde ölürsün
    Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
    Kızıl sonbaharım
    Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi

    Ellerimde çoğul bir gölge kuşu
    Adının arkasına basmadan yürüdüm
    Alnımda birikti çizikler
    Adımdan çıkardım aklımı
    Aklımsız kaldım
    Neylersin
    İnsanız
    Ne yapsak eksiğiz işte
    Ölüme ayarlı saatiz


    En fazla içimde ölürsün
    Sorarım
    Şiir papirüslerinin hangi köşesine karaladın beni?
    Hangi hare’mden yakaladın da çiğnemeden yuttun gözlerimi?
    Kekeme repliklerin ezber bozduran kuşu
    Hangi rüzgârlara sattın da saçlarını
    Devrik cümlelerimin öznesi oldun?

    İçindeki kötü senaryoların kahramanı olmak istemezdim
    Dağıldı bak derlenip toplanmış dağılmalarım


    En fazla içimde ölürsün
    Nasılsa yokluk rehin bırakılıyor kalana
    Kalan gidene denk neyi varsa susuyor.
    Ve susmak inceltiyor her yarayı
    Ve susmak bakmak oluyor
    Gitmediğin her yere

    Kim tutuklanmış yalnızlıktan
    Gizin içine gizlenen kim
    Söyle beni nerene sakladın
    Ki şimdi bu kadar sokaktayım

    En fazla içimde ölürsün
    Karla karışık yağarsın yara Bereme
    Karma karışık kalırsın cinnet şeridinde
    Kaldırımların kaldıramadığı her neyse işte
    Bulamadığın her ne varsa büyük yıkımların izinde
    Sana borcum olsun
    Hiç yazılmayacak bir şiirin içinde


    En fazla içimde ölürsün
    Yanağında yanar avucum
    Avucumda imlası bozuk bir şiir kalır
    Gözlerinin namlusu döner, yakar kirpiklerimi
    Kulağımda bir tepenin rüzgârı uğuldar
    Gırtlağıma kadar aşka batarım
    Yeteri yok. Eksiği fazla.

    Neyin kaldı eksilenlerden arta
    İçeri doğru kapanan bir kapıydın
    Saçlarından geçtim önce
    Ve kendimden öylece
    Neyim yoksa var bildim
    Eğildim
    Eksildim
    Eridim
    Bir seni bitirmedim

    Hangi rüzgarlara sattın da saçlarını
    Uğultusuna tutunamadın

    Ömürden nefes çalarak ne kadar yaşarsa insan
    Öyle yaşadım gözlerini
    Tenimde itiş kakış
    Cebimde depremlerin
    Esrarlı gece ayinleri
    Volkanik şiirler
    Usul usul giymedim mi sözlerini
    Yalnızlığın tiradını kapamadım mı her sefer
    Sensizlik seni anlattı en çok
    Vazgeçmeler vazgeçmekten vazgeçti
    Söyle saçlarında öldüğüm
    Bir geri gidiş kaç günde gelirdi?


    En fazla içimde ölürsün
    Cesedini sürüklerim gittiğim her yere
    Tenimin yırtıldığı yerden mi girdin içeri
    Açar gibi yaparak açık bir kapıyı
    Beni ikiye böldün
    Hadi içimi kendine aldın da
    Beni nerde bıraktın
    Hangisini seçerdin benim için
    Ve hangisinden vazgeçerdin kendin için

    Ben yarama çoktan sen bastım
    Yaşım kadar gencim
    Adın çabuk diye geçti
    Ardında aç köpekleri bırakarak
    Ezberimden geçtim.
    Hızla biten aşk şarkılarından geçtim
    Senden bir şey eksiltmeden sana çok şey bırakmaktı aşk
    Bildim

    Kahraman Tazeoğlu

  5. #4
    Üye
    Gerçek Adı
    Ayşegül
    Üyelik Tarihi
    21.02-2008
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    21:12
    Yaşadığı Yer
    K.<=>A.
    Mesaj
    14.392
    Blog Mesajları
    30

    Sükût-u Vaveyla

    İyi Oldu Gelmediğin

    Bu yol korkaklar için değildir
    iyi oldu gelmediğin.
    Bu sulardan her babayiğit içemez,
    Bu köprüden her benim diyen geçemez,
    iyi oldu gelmediğin.
    Yumuşacık yürek gerek,
    sevgi kadar derin gözler,
    inançlı bir bilek gerek
    iyi oldu gelmediğin.

    Sen, bilindik kıyıların sığ sularından açılmadan yaşarsın
    Sen, okyanus mavisine uzaklardan bakarsın,

    Biz,
    yürüyemeyeceğin kadar uzak,
    düşleyemeyeceğin kadar renkli,
    ve berrak bir ülkeye birlikte gidemezdik.

    Sen,
    açık denizlerden habersiz bir balık,
    yalçın tepelerden uzak bir martısın.
    Sen, benim için korkak,
    herkes için her yerdeki insansın.
    İyi oldu gelmediğin.

    Alınmanı istemem,
    darılman üzer beni,
    sana yalan söyleyemem.
    Tabi, hep sevdim seni,
    sende sığ suları, sende martıları,
    açık denizden habersiz balıkları,
    sıradan insanları.
    Geçemeyeceğin köprüleri,
    düşleyemeyeceğin mavileri
    sende korkaklığı sevdim.

    Sende sevgisizliği sevdim.
    İyi oldu gelmediğin.

    Kahraman Tazeoğlu

  6. #5

    Sehribanu

    Askın Yalan Olduğunu Söylemediler Bana

    Aşkın yalan olduğunu söylemediler bana, bu yüzden yara bereyim gönül evimde...
    Kaşlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!
    Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca. Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu? Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaştan... Meltem esmiyor nicedir, fırtınalar susmadı henüz. Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma...
    Ben hiç mutluluktan delirmedim ama; delirmekten mutluluğu aşkta öğrendim.
    Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor? Biliyorum, çok çirkinim kimin yüreğinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliğimden... Oysa ben düşlerin pembesini yüreğimin görünmezliğinde saklarım... Temiz hayallerimden kurşun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı: Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın.

    Yüzün flulaştı gözümde, aklım yavaş, yavaş seni unutmaya yelteniyor sevgili!
    O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göğsümde tutuyorum...
    Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA! bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak. Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda...
    Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliğimin, sessizliğinde... Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan, ben kanıyorum gözlerimden sen düşerken.

    Seni bende devleştirmeseydim bu kadar sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!...
    Sen de unutamayacaksın yar beni... Her şarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreğine usulca haykırarak farkında olmasan da.
    Göm şimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
    Beni saçlarının toroslarında uyut, beyaz gelinliği sen giydir başımın mezarına!
    Sonranın azı, mor dağların eteğinde ölüm kusacak aşkın ciğerlerimden... Bu ölüm beni de korkutuyor ama; gelsem yoksun, gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
    VE BEN SENİ BİLMESENDE, HALA ÇOK SEVİYORUM.....

    Kahraman Tazeoğlu

  7. #6
    Üye
    Gerçek Adı
    nuran
    Üyelik Tarihi
    12.06-2007
    Son Giriş
    17.05-2013
    Saat
    00:50
    Yaşadığı Yer
    İstanbul / Üsküdar
    Mesaj
    4.214
    Blog Mesajları
    27

    Fırtına

    Öldüm Ulan

    Sancıyan gecelerin ağırlığınca girdim hastalıklı uykularıma.
    Başucumda acabalarla beynime inen saat tik takları,
    Kalk git ona der gibiydi.
    Dokunsan kar gibiydim parmaklarında.
    Kopsan, buzul…
    Acının negatifi basıyor sözlerimi.
    Öldüm ulan üşümekten! Kapat/sana gözlerimi.

    Vapursuz bir iskele gibi kaldım.
    Mutedil dalgalı yorgunluğum.
    Soysuzlaşan bir yanılgı gibi kıvrandım deliliğin biz, aşkın; sen halinde.
    Meğer uçuruma yaslanmışım.
    Düşünce anladım.
    Girdabının burgusunda söndürmüşüm közlerimi.
    Öldüm ulan düşmekten! Kapat/sana gözlerimi.

    Gittin; sanki Annem öldü.
    Gittin ve beni kendime uğurladın.
    Kimse kendine benim kadar yoksul değildir.
    İnsan kendini kendisizlikte nasıl bulur?
    Bir haciz gibi girdiysen içime,
    Bu benim kendime olan borcumdandır.
    Sanki bir kuş gagalıyor beynimi.
    Öldüm ulan düşünmekten! Kapat/sana gözlerimi.

    Yaşamla aramı açacak yaralara göz yumuyorum.
    Sana ağır yaralanmayı seviyorum.
    Kan kaybından gülüyorum.
    Dramlardan çalınmış bir ölüm gelir şimdi suzinak makamında.
    Aşk yapışmıştı o gece boğazıma.
    Kurtulsam ölecektim.
    O yüzden aram açık aramla…
    Nicedir oyunbozanım; susuyorum sözlerimi.
    Öldüm ulan küsmekten! Kapat/sana gözlerimi

    Her gemide bir fırtına izi saklıdır.
    Bundandır kendi gözyaşlarımızda boğulmalarımız.
    Saçların ağlıyor mu hala bilmiyorum ama kayboluyorsan dallarında,
    Bu senin kendine sarmaşıklığındandır.
    Bir kişinin yalnızlığının kaçla çarpımıdır iki kişinin yalnızlığı?
    Ve kaç yalnızlık çıkar bir kişinin yalnızlığından?
    Sus! Biliyorum.
    Yalnızlık yokluğun avuntusudur.
    Binlerce gündür boğazıma usturayım.
    Özgürlükte çürüyor uçurtmamın çıtaları.
    Dua et de ölümün farkına varmadan ölelim.
    Öldüm ulan ölmekten! Kapat/sana gözlerimi.

    Kahraman Tazeoğlu

  8. #7
    Üye
    Gerçek Adı
    unuttum:)
    Üyelik Tarihi
    15.11-2009
    Son Giriş
    23.10-2013
    Saat
    01:13
    Yaşadığı Yer
    İstanbul
    Mesaj
    3.366

    asi93

    Ayrılık Gelmeden Git Sen

    kimsesiz bir gökyüzüne
    lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır,
    karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör;
    yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi
    yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi…
    çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda
    bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf
    her hece aklımın kabristanlarında yankılanan
    sahipsiz bir ölüm çığlığı,
    masumiyeti sesimde eskiyen…
    ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler
    ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara
    hâsılı aşk; ölü doğmuş bir çocuk şimdi
    yüreğimin sevda çukurlarında…
    hadi yâr kendini al gecelerimden
    al ve git!
    zaten bir uzak düştü benimki;
    ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı,
    şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken,
    ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek
    ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde
    hani meçhul bir izbede seninle el ele…!
    oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben
    bilmem hangi şehrin emanetçisinde
    ve senden habersiz,
    adından acılar türetiyorum şimdilerde…
    dilimin ucuna geliyorsun bir zaman
    yaşamak soruyorsun!
    yaşamak; kör bir sancıdır sol yanımda,
    dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden…!
    ve dinledikçe kendimi,
    kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında…
    ben kaçmak isterken her şeyden
    gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim.
    sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer
    her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin
    ve bizden çok uzakta
    mevsim çömezi bir haziran
    sonbahara uyanır şehr-i İstanbul,
    gözlerinde bir mavi yangın
    ve saçlarından dökülür martılar
    Üsküdar’da pasaklı bir deniz kızının
    sâhi martılar diyordu bir şair:
    “martılar ki sokak çocuklarıdır denizin”
    yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş
    yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan
    sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda
    bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası,
    yağmasın diye kulelerde saklanan..!

    işte böyle “can” dediğim:
    yetim çocuklar hüznünde
    kâhır yüklü gölgeme
    çokça sahiplik etmişken bedenim,
    yorgunluğun kıyısında
    hüzün olup işlenmişim ömür gergefine…
    çapulcu dillerin nazarında
    sevdaya zûl libaslar giyinen,
    uğursuzluk alâmeti koca bir hiç’miş adım…
    ötesi yok!
    gurbet yokuşu ağlamalar pazarında
    iki damla gözyaşıymış bedelim
    ve soyunup benliğimden
    elem üstüne elem giyinmiş
    sana pervane yüreğim
    gözlerimde gözlerini ateş bilip yanmışım öylece
    hiç ses etmemişim
    meğer ne çok kedermiş
    gözlerinin içinde tutuklu kalmak..!
    lâkin sevmişim işte
    her şeyden ve herkesten öte
    sadece sevmişim seni…
    ama sen kendini sök düşlerimden
    sök ve git şimdi!
    yolların koynunda
    başımı yaslayıp ölümün yamacına
    bunca acıyla yoldaş olmuşken ben
    sen kaç benim kalabalığımdan
    ve bir intiharın şafağında
    sesini sil şiirlerimden
    olmasın dönüşü gittiğin yolun
    kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde
    sonsuz bir gidişle
    unutmalara aç yüreğini,
    yüreğini toparla yüreğimden
    cellat bayramı asılışlarda
    nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü
    ve zamana not düşsün akreple yelkovan
    yüzün kalbimin ortasında
    yalnızlık yazgısı yemin olsun
    ki belki arınıp mezar kalabalıklardan
    ben yine ben olurum…!
    yağmurlu bir gökyüzü akşamı
    hani olur ya!
    düş yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni
    “ziyan ömürler kucağında
    kendine has ölümler büyüten
    bir deli çocuktu” dersin…
    hadi git şimdi
    git ki gözlerine “ayrılık” değmesin...

    Kahraman Tazeoğlu

  9. #8
    Forum Moderatörü
    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    17:09
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.098

    BARBiEBARBiE

    BEN HEP KENDİMİ ÖLDÜRDÜM



    Ben hep kendimi öldürdüm.
    Her gece aynı saatte düşünce bu şehrin tenha sokaklarına gölgem ceketimin iç cebinde sakladığım paslı makası sıkıca kavrayıp sapladıkça göğsüne asil sevdalarımın;
    ben hep kendimi öldürdüm ..

    Ben hep kendimi öldürdüm.
    Terkettikçe kendimi bu ıssız karanlıklarda adandıkça çoktan dost hanesinden çıkmış isimlere defterimden seçip seçip yeniden.
    Kendimden başka herkesi defalarca bağışladıkça.
    Yeniden hep yeniden yepyeniden acıdıkça; ve doymadıkça ısrarla adına sevmek dediğim bu intiharlara; ve direndikçe anlamsızca ömrümün kalan taraflarını incelikle isteyen gözlerine çocuksu hilesiz çıkarsız savunmasız bir sevdayı iliştirip kapıma gelen bir acemi sevdalıya; bu küflenmiş acıya da aşk gibi hızla alıştıkça; gözlerim ağlamanın büyüsüne bedenim bu ölümcül raksın ritimlerine ayak uydurdukça; ve aşağıladıkça içimde kolay kazanılmış zaferleri mutlu biten gündelik öyküleri huzurlu bahar resimlerini ve hüznün içinden geçmediği tüm şiirleri; ben hep kendimi öldürdüm ..

    Ben hep kendimi öldürdüm.
    Yüreğim yenilenmedikçe baharda içimden halka halka çürüdüm.
    Bu fırtınalar için yaratılmış kasırgalar için hayata hazırlanmış güçlü dallarım sırf yeterince inanmadığımdan sırf bu sessizliğe olan sonsuz düşmanlığımdan sırf sıradan olmaya koyduğum garip tavırdan toprağa çevirdiler yüzlerini çaresiz günden güne usuldan.
    Şimdi yeniden güneşe uzanmaya çalışınca anlıyorum tutulan kaslarımın eğilen dallarımın dönüşsüz bir yolda ilerlediğini. Yalnızca denemediğimden neleri göze alabilirim; hiç bilemediğimi.
    Şimdi yaşama tutunmaya karar verince fark ediyorum.
    İçimdeki çocuğu yıllarca yalnız bıraktım.
    Kendimi atıp tüm savaşlarımda ortaya anlamsızca hasarlar aldım.
    Çok kanlı çok yananlı yıllar geçirip bir yığın yanlışı içime gömdüm.
    Zafer kazanmak için silahımı her dolduruşumda her basışımda tetiğine sözcüklerin;
    ben hep kendimi öldürdüm ..

    Ben hep kendimi öldürdüm.
    Varsayımlar üzerine sevdalar kurdukça korkaklığımdan uzakta yürekler seçtikçe geçmişimin tek bir anına dahi dokunulmasına tahammülsüz olan bencil yanımdan ve yaklaşan herkesi
    yaktıkça kendi kapılarımda yalnız bıraktıkça tuzaklarımda boğdukça ve dönüp arkama bakmaksızın hep aynı kişiye hep aynı zamana hep aynı çıkmaza geri döndükçe kendi kendimi kanatırken suçüstü yakaladım.
    En çok kendimden yana yaralar edindim.
    Herkesin hayatından öfkeyi ayıklarken kendi gözlerimde nefreti gördüm; ben hep
    kendimi öldürdüm..

    Ben hep kendimi öldürdüm.
    Şizofren sevdalarımdan sıyrılmayı reddedip elimde kalan tek şeye ;sadakate sığındım.
    An geldi kimi kiminle aldattığım kime ısrarla sadık kaldığım bile karıştı.
    En büyük ihaneti kendime ettim.
    En büyük yalanı da içime söyledim sanırım.
    Kendimi bu yüzden hiç affetmedim. İnatla sevgi; dedikçe bu saplantılara içimin odalarından dışa kovuldum.
    Sevmeyi de adamakıllı sevilmeyi de (bir otobüs koltuğunda unutur gibi şemsiyemi ) hatırlamadığım bir yerinde geçmişin unuttum.
    Alışmaya çalıştım bu yüreksiz halime.
    Düşlerimden bile zamansız kovuldum.
    En iyi bildiğim şeyi yaptım böyle zamanlarda.
    Yaralarımın kabuklarını kaldırıp en azından kandan resimler çizdim.
    Karşısına geçip tuallerimin yüzümü geceye kanarken gördüm.
    Cinayet sandığım bu cinnet anlarında ben hep kendimi öldürdüm ..


    Kahraman TAZEOĞLU


  10. #9

    Sehribanu

    Ayrılığın önsözündeyiz daha..
    Bir kaç sayfa okudukça,bir önceki sayfaya dönülen
    bu garip kitabı bitirdiğimizde,gençliğimiz pılını pırtısını toplamış
    olacak...
    ...Avazımız çıktığı kadar susacağız...

    Kahraman Tazeoğlu

  11. #10
    Forum Moderatörü
    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    17:09
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.098

    BARBiEBARBiE

    UYANMA DİYE

    Saçlarını rüzgara satan kıza ..

    Uyanma diye açık pencereden içeri koşan sesleri yuttum
    Şafak söktükçe ben diktim
    Dimdiktim
    Eğilmedim
    Uyansan belki gidecektin

    Caddelerde canhıraş kamyon sesleri
    Caddelerden kırık farları topladım
    Yoksa uyanacaktın
    Yaz sıcağında tavla şakırtıları
    Kulağından kırık zarları topladım

    Bir vakit yastığından saçların aktı
    Ak değil karaydı
    Uçları kırıktı
    Dallarındı
    Kırılmış dal uçlarında sabahladım

    Uyanma diye
    Sayıklamalarını ayıkladım
    Sesli harfleri çıkardım
    Seslerini kulağına yasakladım
    Duysan belki uyanacaktın

    Sana bir şiir yaz'dım
    Bir şiir sonbahar
    Yanında kal'dım
    Uykunda firar

    Uyanma diye
    Gökyüzünden en parlaklarını çaldım
    Gecene uzak yıldızlar kaydırdım
    Uyanma diye uyanmaları içime sakladım
    Sabah ezanlarını senden kaçırdım
    Yüzüne baktım
    Yüzsüzlüğümden utandım

    Derin uykuna düştüm
    Rüyana masal

    Boyundan geceye düştü yastık
    Ellerimle saçlarına yas'tık
    Sayamadım kaçtık
    Geceyi sana yazdık

    Ölme diye nefesini dinledim
    Sen aldın ben verdim
    Ben verdim sen aldım
    Yoksa uyuduğumu sanacaktın
    Uyanma diye ben öldüm
    Ölmezsem uyanacaktın ..

    Kahraman TAZEOĞLU

  12. #11
    Forum Moderatörü
    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    17:09
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.098

    BARBiEBARBiE

    BANA KALBİNİ VER



    Avuçlarımda tutacağım mayınların yerine.
    Acele giden gece zamanlarında çarpacağım bir duvar emniyetinde
    Gülüşünü ver bana.
    Düşerken dibe,
    soluklanacağım ama asla tutmayacağım ellerini ver bana.
    Tercüme edilmemiş öfkeler seyrelsin ömründe.
    Yüksek sesler alçakça dinlenir.
    Bana usul sessizliğini ver.
    Lütuflar karşılık ve karışıklık için sunuluyor hayatın asil isimlerince.
    Adının anlamını ver bana.
    Telaffuzunda özlemlerin dindiği adını ver bana.
    Başkaları, bu aşkı oyalamak için var olur.
    Ne kadar durdururlarsa nefesini, o kadar hızlanırlar.
    Bana kendini ver.
    Her şeyden ayıkladığın kendini…
    En iyi ölüm berbat bir yaşamın kıyısında bekler.
    Seninle gerçeklerin intizamlı duruşunda yalanlar yumağını çözmek için varım.
    Bana gücünü ver.
    Yaralar değil canı yakan. İzin tendeki çirkinliği ve merhemin kabadayı yardımseverliği…
    Yaralarını göster ve bana izlerini ver.

    Günün bütün aynaları beni gösterdi aksinde.
    Baktıkça seni gördüm.
    Bana var oluşunun sırrını ver.
    Günbatımlarında gözümün değdiği yerlere kurul.
    Senden olma güneşlere kamaşsın bakışım.
    Bana zamanını ver.
    Atlardan daha hızlı koş oraya.
    Soluk soluğa kaldıkça koş…
    Yarını ertelediğim geçmişin geçmezliğine inat, vaktinde yetişmek için bana,
    bir kez olsun yok et geç kalışını ve durmadan koş oraya.
    Bana verdiklerinle bekliyorum seni.
    Düşsüz ve sonuna kadar gerçekli bir aşkın içinde…
    Kuşlara takılmasın ayakların.
    Takatini zorla ve koş…
    Oraya… Kent soysuzlarının, aşk eşkıyalarının, gurur kırmak için hendek kazanların,
    dokunuşun esrarından acizlerin, kontrol edilmeyen sevilerin,
    intiharla harlanmayan yaşamların olmadığı oraya… Koş…
    Ben bütün gemileri uğurladım. Gitmeyeceğim.
    İçilmiş yeminleri kustum şehrin meydanına.
    Yıldız sağanağına bağır açmış bir yeryüzündeyim.
    Yazılmış sözleri susuyorum.
    Konuşarak, yazılmamışları siliyorum.
    Bana hecelerini ver.
    Yarım kalan öykülerimin noktası olmaktan vazgeç.
    Bana başlangıçlara yeter hevesini ver.
    “Susacak var” edilen bir yemin, sözle tutulamayan.
    Bana yüzünden çizgiler ver, gülüşünle belirginleşen ve hiçbir gamzeye yer açmayan.
    Suya yazılmaktan kurudu kelimeler…
    Bana bir cevap ver!

    Kahraman TAZEOĞLU


  13. #12
    Forum Moderatörü
    Gerçek Adı
    NehiR
    Üyelik Tarihi
    19.08-2005
    Son Giriş
    Dün
    Saat
    17:09
    Yaşadığı Yer
    İZMİR
    Mesaj
    14.098

    BARBiEBARBiE

    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    OttoBock
    BENİ SUSARKEN BÖLME

    Yüzünün hangi oylumuna takılsam
    Uçsuz uçurumlara düşüyorum
    Ağlayınca şişen göz kapaklarında
    Hangi tankerleri yüzdürdün bu akşam?
    Sığınağımıza kaçan birkaç damla yağmur
    Gözyaşına mı karıştı yoksa?
    Fazla değil mi bu sessizlik ikimize;
    Beni susarken bölme!

    Satır aralarındaki sızıntıdan kendimi ele veriyorum
    Ben sana, seni gösteren bir aynaydım
    Dökülseydi sırlarım sen de göremeyecektin
    Ben ki kendimi yine sırlardım
    Sen kendine yeni aynalar bakmasaydın
    Buldun mu yüzüne en uygun olanını ?
    Ve ağrılarını saklayabildin mi, sırsız aynaların sırrına?
    Kulaklarıma sağır sesler peydahladım
    Beni susarken bölme!

    Az daha doğduğumuz öykü de ayaküstü ölüverecektik;
    Anamızdan emdiğimiz acılar burnumuzdan gelecekti az daha…
    Dipsizliğinde dibi tutarmış sandık, sanma oyunlarımızda
    Meğer suskunluğumun dibi karaymış
    Ben kuyu sanmışım
    Beni susarken bölme!

    Merhemine biraz Ağrı sür biraz Toros
    Yol ortasında adresim yutuluyor bırakma ellerimi
    Duru durdurmaya duramıyor, durak sandığımda köprüleri
    Oysa her şeyi birleştiren köprüler yine ayırdı bizi
    Saçlarını sakladığın rüzgarı biraz savursan
    Açılmayacaktı bu kıyı şeridinden
    Zulamdaki sardunya suskuları
    Beni susarken bölme!

    Ellerin büyükken ellerimden
    Hangi coğrafyama sakladın, mendilleşen parmaklarındaki yaşları?
    Bana do minör bağırma
    Uslu bir su kuşuyken bünyemde
    Verdiğin geçici rahatsızlık için, ömür dilerim senden sadece!
    Ben sana ne yaptımların kaldı bak
    Bu ucube caddelerde
    Susmanın onaylamak olduğunu hatırlattığın bir gecede
    Beni susarken bölme!!

    Kahraman TAZEOĞLU


 

Mesaj Gönderim Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuya cevap yazamazsınız
  • Mesajlarınıza dosya ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  • BB Kod kullanımınıza Açık
  • Efektler kullanımınıza Açık
  • [IMG] kodu kullanımınıza Açık
  • HTML kodları kullanımınıza Kapalı
  • Trackbacks kullanımınıza Açık
  • Pingbacks kullanımınıza Açık
  • Refbacks kullanımınıza Açık
 
www.tekerleklisandalye.biz | www.akulusandalye.org | alisveris.engelliler.biz: Tekerlekli Sandalye, Akülü Sandalye