+ Konuya Cevap Yaz + Yeni Bir Konu Aç
Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1 2 3 4
Toplam 58 mesajın 46-58 arasındakiler
Tek Şiirleri Buraya Yazabilirsiniz ..
      
Click here to increase the font size Click here to reduce the font size
  1. #46

    Standart Desem Ki: Seni Seviyorum!

    Özgür Bedenler: Engelli araç sistemleri
    Özgür Bedenler: Engelli Asansörlerinde Çözümün Adresi
    Lamira - Easy Life: Engelleri kaldırır...
    Engelli araçlarına özel Türkiye'nin ilk ve tek kaskosu
    Ottobock. Ortez, protez ve tekerlekli sandalye. Kişiye özel mobilite çözümleri. Daha fazla bilgi için hemen tıklayın!
    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    Yıllar, yumruk olup durdu boğazımda.
    Tıkanıyor nefesim,
    Boğulacak gibi oluyorum.
    (Kim bilir...?)
    Belki de boş yere,
    Mâlumun meçhûlde kalması için, kendimi yoruyorum...

    Her şeyin bir ömrü vardır,
    Sırların da...
    Benimle ölsün isterdim; ama
    Ölümsüz olduğunu duyuyorum.
    Her gün ölüp ölüp dirilen bir hissin 'ölümsüzlüğü' nasılsa?
    Duyumsuyor,
    Bilmiyorum!
    Şimdi,
    Sana dönüp yönümü haykırsam!
    Tüm endişeleri bir yana koyup,
    Çığlığa dönüşse de sesim,
    Desem ki:
    Seni seviyorum!

    Gülümsersin belki…
    Belki de kaşlarını çatarsın.
    Ne yaparsan yap umursamasam!
    Korkmadan, çekinmeden, hoyratça tekrarlasam,
    Desem ki:
    Seni seviyorum!

    Hem, hamken pişmişse gönül,
    Edepten nasibi olur mu? ? ?
    Say ki adım “Ham Yanık! ”
    Say ki sevmeyi bilmiyorum!
    Say ki
    Sayılamayacak kadar çoğum!
    Hatta,
    Seviyorum Seni ama,
    “Sen” dediğimin kim olduğunu bile bilmiyorum!
    Say ki, şerikleri çok bir Sendir bu!
    Say ki, şirk koşuyorum!
    Sana yanarken, başkasına ağlıyor...
    Sana bakarken, başkasını görüyor...
    Seni severken, başkasını özlüyorum...
    Say ki, şaşırmışım,
    Şaşıymışım.
    Ne çıkar be Sevgilim! ?
    Umursar mısın bunları?
    (Duyar mısın.....?)
    Muhabbetsiz!
    Sadâkatsiz!
    Şekli ama şüphesiz!
    Üstelik çılgınca!
    Üstelik pek mâsum!
    Hatta sahte!
    Hatta öylesine!
    Ve belki azıcık!
    Belki uçsuz bucaksız!
    Desem ki:
    Seni seviyorum!

    Yılmışım susmalardan!
    Fakat feryatlar da yalan geliyor…
    En içli tövbeleri ederken kâfir kesiliyorum!
    En acı yakarışlar sırasında buz!
    Yine de...
    Her nefeste bir son,
    Her lâhzada bir sonsuzluk,
    Her dünde bir şu anlık hissediyorum!
    (Ne olur sanki......?)
    Kıytırık bir hüzünle,
    Hiç utanmadan bakıp da yüzüne!
    Desem ki:
    Seni seviyorum!

    Ne ayıp!
    Üstelik ne gerçek!
    Ne kadar da hiç üstelik!
    Boğazıma düğümleniyor sesim...
    Kesilmesin diye nefesim...
    İşte bunun için!
    Yani yine “ben”im için!
    Yani kıyamadığım için tatlı canıma!
    Yani nefessizlikten ölmeyeyim diye!
    Sana duyurmak için değil!
    “Canım kurtulsun” için!
    Nasıl bir sevmekse bu? ? ?
    İşte,
    Hâlâ “Var” olan “Ben” için!
    Yüzyılın yalancılarından bir yalancı olarak!
    Yüzüm bile kızarmadan!
    Gönlümde sanal bir yangın...
    (Ne garip.......?)
    Ateşsiz!
    Külsüz!
    Desem ki:
    Seni seviyorum!

    Ve inanmadan kendim bile...
    Söylerken kendi şirretliğime şaşarak!
    Her “Seni Seviyorum! ” feryâdında,
    Kendi sesimden iğreniyorum!
    Fakat sükût,
    Tekrar sıkıyor gırtlağımı!
    Tekrar tekrar,
    Aynı hakikatli yalana dönüp çaresiz...
    (Neylersin......?)
    Sevdâlıymış gibi!
    Ama sevdâsız!
    Utangaç; ama arsız!
    Desem ki:
    Seni seviyorum!

    Şerha şerha yarılmak bu!
    Lâkin şerhi yok durumumun...
    En iyi anladığım zamanlarda bile anlamıyor,
    Anlamadığımı hissederken, üstelik, her şeyi biliyorum!
    Ve böylesi bilindikken her şey,
    Cehlimin kokusu burnumun direklerini sızlatıyor!
    (Ne anlama gelir.......?)
    Bakmasam kılığıma
    Küçüklüğüme aldırmasam!
    Çapsız!
    Cansız!
    Güdük bir duyguyla!
    Bir koca sırrı döksem ayaklarına!
    Desem ki:
    Seni seviyorum!

    Kovar mısın “Beni” kapından?
    Çarpar mısın “Beni” suratıma? !
    Sûretimin acımışlığıyla bakarken gül çehrene,
    Sîretimi yakar mısın?
    Olmayan yüzüme!
    Yani bana!
    Yani yüzsüzler arasındaki bu yüzsüze!
    Lûtfeder misin aşkını?

    .........

    Her şey bir yana dağılsa diyorum Sevgilim!
    Her söz bir yana kaçsa…
    Bu şiir de unutulsa…
    Sadece insanlar değil,
    Bütün kuşlar,
    Pınarlar,
    Ve rüzgârlar...
    Herkes sussa keşke...
    Her şey sussa,
    Ben de sussam da...
    Dolaysız, zamansız, apansız!
    (Nerededir o dem......?)
    Sadece Sen!
    Desen ki:
    Seni seviyorum!

    Neslihan Nur Türk

  2. #47

    Standart

    'SEN' OLUR

    Şimdi bir şiir yazsam, mısrası hep 'sen' olur.
    Kafiyeler sen olur, cinasları sen olur.
    Her bir kelimesine, siner sanki hayalin
    Her okuyan 'ben' olur, hayalleri 'sen' olur.

    Şimdi bir hayal kursam, enginleri 'sen' olur.
    Bidayeti 'sen' olur, nihayeti 'sen' olur.
    Her bir noktasını fetheder de suretin
    Evveli hep 'sen' olur, ahiri de 'sen' olur.

    Şimdi bir güzel sevsem, kaşı gözü 'sen' olur.
    İsmi de ismin olur, tavırları 'sen' olur.
    Kalbimin her yerini, sarmış sanki şu sevgin
    Yüzü başka olsa da, sevilen hep 'sen' olur ..

    Ahmet Levent AY

  3. Tekerlekli sandalye merdiven çıkma cihazları EBİZ'de... EBİZ'de onlarca marka ve model akülü sandalye EBİZ'de onlarca marka ve model manuel tekerlekli sandalye EBİZ'de onlarca marka ve model ayaga kaldiran akulu sandalye EBİZ'de hasta taşıma sistemleri ve liftler
  4. #48

    Standart

    BİLMEM Kİ NEMSİN

    Sözde senden kaçıyorum
    Dolu dizgin atlarla
    Bazen sessiz sevdasın
    İpekten kanatlarla
    Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
    Karşıma çıkıyorsun
    En serin imbatlarda
    Adını yazıyorum
    Bulduğun fırsatlarla
    Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
    Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
    Sözde senden kaçıyorum
    Dolu dizgin atlarla
    Ne olur bir gün beni
    Kapından olsun dinle
    Öldür bendeki beni
    Sonra dirilt kendinle
    Çarpsam kara sevdayı
    En azından yüzbinle
    Nasıl bağlandığımı
    Anlarsın kemendinle
    Kaç defa çıkıp gittim
    Buralardan yeminle
    Ama her defasında
    Geri döndüm seninle
    Hangi düğüm çözülür
    Nazla, sitemle, kinle
    Ne olur bir gün beni
    Kapından olsun dinle
    Şaşırdım kaldım işte
    Bilmem ki nemsin
    Bazen kız kardeşimsin
    Bazen öp öz annemsin
    Sultanımsın susunca
    Konuşunca kölemsin
    Eksilmeyen çilemsin
    Orada ufuk çizgim
    Burda yanım yöremsin
    Beni ruh gibi saran
    Sonsuzluk dairemsin
    Çaresizim çaremsin
    Şaşırdım kaldım işte
    Bilmem ki nemsin?

    Yavuz Bülent Bakiler

  5. #49

    Standart

    SENİ SEVDİYSEM

    Bütün ruhların yaratıldığı ve henüz ruhlara
    Cesetlerin biçilmediği o mecliste
    Senin yanında yer almış olduğumu
    Hatıramda taşıyor olduğumdandır bu.
    Bunca kolay terk ediyorsam varlığımı senin varlığına
    O şimşek parıltısı anın anısını gözbebeklerimde sakladığımdandır.
    Bu kadar tanıdık buluyorsam kalbimi kalbine
    Bu kadar tanıdık ses veriyorsa kalbim kalbine
    O ezeli uğultuyu hala kulaklarımda taşıdığımdandır
    Seni bu kez hatırladıysam o kez unuttuğumdandır.

    Nazan Bekiroğlu

  6. #50

    Standart

    Gururla Bakıyorum Dünyaya

    çünkü isyan bıçağıdır böğrüme saplanan sancı
    çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
    ve kederin
    ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
    dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden.
    çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
    çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
    miting afişleri
    cesur pankartlar
    ve binlerce militan
    derin denizlerin aydınlığı
    zorlu sabahlar
    gökyüzü ve lâle
    sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.
    çünkü ben sevdiğim kızı
    yaşamak gibi
    halkım gibi sevdiğim kızı
    /ki şiirini yazamayan
    ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
    binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
    zincirlere vurulan
    savaşlara yollanan
    vergilere bağlanan halkım gibi
    felç ofmuş yalnızlıklara bırakarak
    büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
    şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
    devrim türkülerini
    ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
    bir kere olsun öpemeden
    bir kere olsun tutamadan kaygısızca
    serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
    hatta boynunu ve ayak bileklerini
    bilemeden bilemeden bilemeden
    vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
    barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte
    /yiğitsen uslandır beni
    ey yasakların
    kahpeliğin
    ve soygunların koruyucusu
    türkü çağıran kızlarımı sustur
    ve kahraman oğullarımı,
    mezar kaza kaza kederli, kızgın
    tohum serpe serpe hünerli
    ve sömürüle sömürüle bomboş
    ve açlığın
    ve zulmun izlerini
    derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
    nacaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
    mavzerlere sarılan ellerimi
    zincirlere vur gücün yeterse.
    ama adına yaşamak dersen
    ot gibi, saman gibi yaşamak dersen
    bir solucan gibi yerlerde sürünerek
    ezilerek
    horlanarak
    sömürülerek
    re-zil-ce
    çatlayan tomurcuğun
    doğan çocuğun çığlığını duymadan
    gül benizli sevgilinin
    titreyen göğüslerini öpmeden doyasıya
    korka korka
    yana yana
    her gün biraz daha derinden
    her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü
    aç ve arkasız
    köpekleşerek
    yaşamak dersen
    bu yürek
    çat diye çatlasın be!
    gelgelelim parlayan güneşi
    emekçi halkların
    kahraman halkların güneşini
    şehvetle içine dolduran toprak
    şimdi sımsıcak
    şimdi ulaşılmaz
    şimdi olgun meyvalarla dolu
    bahar bahçelerini salmaktadır dünyaya,
    ve gül benizli sevgililerin dudaklarında hayat
    bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır,
    bıçak kemiğe dayandığı
    ok yaydan fırladığı için değil
    /bu bezirgan saltanatı
    bu zulum bitsin diye
    ağaran günler için
    yeni bir dünya uğruna
    yüzlerinde cesaretin onuru
    ve imanlı gücü dövüşen dünyanın
    emperyalizme karşı dövüşen dünyanın
    ve ölüme
    gülerek koşan genç savaşçıların
    al bayrakları dalgalansın
    dalgalansın dalgalansın
    kinle boğuşan yorgun yüreği
    aydınlansın diye anamın.
    felaketler geçirmiş anamın
    dişleri dökülmüş kederli ağzı
    ağlamaya hazır gözleri
    safrası
    ve sonsuz
    ve dağlar eriten sabrı,
    merhameti
    yani bir bütün halinde insanlığımız
    yunsun, arınsın diye duru pınarlarda
    alın terinin namusu kurtulsun diye
    kurtulsun diye sıcak somun
    acı soğan
    ve çiçekli basmalar
    ahdettik
    vefa ettik
    kelle koyduk
    ölen ölür dostlar
    düşmanlar heyy
    kalan sağlar ..

    Orhan Kotan

    Konu bertan tarafından değiştirilmiştir (24.10-2011 Saat 18:30 ).

  7. #51

    Standart

    YILDIZLARI SÖNDÜRMÜŞ FIRTINA

    Yıldızları söndürmüş fırtına
    Batan bir gemidesin
    Senden ne kalacak yarına
    Kıyılardan imdat isteyen,sesin
    Cemil Meriç



  8. #52

    Standart

    DUA

    Dua gibi dilek gibi en olmadık yerinde yaşamın
    Bıçağın kemiğe dayanması gibi
    Ruyalara yatmak gibi bir şey oldu gelişin…
    Yüreğimin mührünü kırdığında gözlerin
    Ellerin koca bir dünya mıydı
    Yoksa ben mi öyle bildim.........

    Eylül Deniz Çolak

  9. #53

    Standart

    EN DERİNLERDE

    Sessiz dünyamın haykıran isyanlarında
    Suskun gönlümün inleyen serzenişlerinde
    Çaresiz vicdanımın sızlayan sitemlerinde
    Yalnız sinemin kabaran duygularında
    Kendi eksenimin sayısız dönüşlerinde
    Yoksun sevgimin platonik aşklarında
    Engin düşüncelerimin çetrefilli karmaşıklığında
    Insani vasıflarımın en durağanlığında
    Kimliğimi kaybettim hükümsüzdür ..

    İbrahim AYHAN

  10. #54

    Standart

    AŞKTANDIR

    Sevdim seni terk eylemenin çâresi yoktur
    Hem faili Hak'tır
    Ma'şûk olanın âşıkına cilvesi çoktur
    Gamzeleri oktur
    Âşıklığıma gözlerimin yaşı tanıktır
    Kana boyanıktır
    Üftâdelerin dîdesi hûn bağrı yanıktır
    Her dem uyanıktır

    Dil şehrine kayd olalı sevdâ-yı dilârâ
    Yaktı beni nâra
    Bend eyledi zülfün beni Mansûr gibi dara
    Düşürdü bu zara
    Takdîr-i ezel böyle imiş gayrı ne çâre
    Yalvarmalı yâre
    Sabr eyle gönül hüsn ilinin babı açıktır
    İhsanı da çoktur

    Âşufte dili hasret-i hicrana bırakma
    Dil şehrini yakma
    Bir nîm nigâhın ile âteşlere yakma
    Hem hışm ile bakma
    Var Hazret-i Sâmî'ye kul ol gayrıya bakma
    Her bir yana akma
    Seyr-i sülük ehline de dergâhı duraktır
    Aşkın da burâktır

    Bir hande ile arz-ı cemâl eyle hûbânım
    Aşkınla yanayım
    Yoluna feda kılmağa kalmadı gümânım
    İstersen al canım
    Bari beni cellâda ver al boynuna kanım
    Mahv eyle nişanım
    Bilmem nesi var âlemde bu Salih de kulundur
    Mevlâsı tanıktır

  11. #55

    Standart

    SANA HASRET

    Yüzüne hasret bir çift göz
    Unutmak adınla saklı
    Günde en az, milyon kere fısıldamak
    Okyanusun dibindeki kayıp krallık
    Yerle gök arası bir sevda
    Buna eşdeğer bir ayrılık
    Aniden devrilen bir sehpa
    Ve gözlerine hasret, bir çift yaş
    Denizler pul pul avuçlarımda
    Yaşamak, seninle kaldı ..
    Günde en az milyon kere yaralanmak
    Çölün ortasındaki meçhul yalnızlık
    Güneşle dünya arası bir kuşatma
    Buna eşdeğer bir karanlık
    Aniden kanayan bir yara
    Tüm bunlar, sana hasretimden yana ..

    Yunus Emre ERZAR

  12. #56

    Standart

    YARINIM MEÇHUL

    Dünya pazarında sermayem battı
    Dünümü yitirdim yarınım meçhul
    Yaşlılık kapıma dayandı çattı
    Dünümü yitirdim yarınım meçhul

    Ayna yoksa çirkin, güzelim sanar
    Mürşidi bulmayan nefsine kanar
    Zamanın keseri ömrümden yonar
    Dünümü yitirdim yarınım meçhul

    Meylimi başıboş kullara verdim
    Yönümü menzilsiz yollara verdim
    Gençliği durmayan yıllara verdim
    Dünümü yitirdim yarınım meçhul

    Dünyayı ebedi sandım da geçtim
    Nefsin büyüsüne kandım da geçtim
    Ne bileyim böyle yandım da geçtim
    Dünümü yitirdim yarınım meçhul

    Bedava verirdim satılsa halim
    Dertlerden doğrulmaz bükülü belim
    Bugünüm kurtulur tutulsa elim
    Dünümü yitirdim yarınım meçhul

    Önüme set çeker bitmez arzular
    Bir tabip elinde biter sızılar
    Kurda yem olurmuş yalnız kuzular
    Dünümü yitirdim yarınım meçhul ..

    Kemal AKGÜL

  13. #57

    Standart

    ÖĞRENCİNİN AŞKI

    Annem erken kalkardı
    Sobayı yakar
    Kahvaltı hazırlardı
    İki dilim ekmek ve birazcık zeytin kadar
    Vakit geçtikten sonra
    Düşerdim okulun yoluna
    Her tarafımı soğuk sarardı
    Andımızı okurdu arkadaşlarım
    Varlığımı varlığına armağan ederdim
    En arka sırada oturur seni severdim

    Gelip çatardı beslenme saatimiz
    Sen görme diye
    Gazate kağıdına sarılı halk ekmeğimi
    Dışarı çıkar merdivenlerin dibinde yerdim
    Başımı okşardı öğretmenim
    Sevinirdim
    Kokardı esmer tenim cebimdeki mendillerde
    En çok ben severdim tenefüslerin uzununu
    Ve kantinden sınıfımıza giden koridorda
    Düşünürdüm seni hep
    Muhakkak yere dikerdim gözlerimi
    Önümden geçtiğinde
    Onca hazırlık boşa giderdi
    Ama olsun ellerin hergün sırama değerdi
    Böyleydi gönlümün dudağında kalan teselli
    Kader bu aşkı yazarken bu memur çocuğunun saf alnına
    Bütün tahta kalemler de
    Defterlerime adını yazardı
    Problemler çözülürdü matematik dersinde
    Ben seni benden çıkarırlarda
    Kalanı ayrılığa bölerler diye
    Ezilirdim
    Kimse bilmezdi oysa
    Sınıfın tebeşir tozuna karışırdı hayallerim
    Bu yangının dumanı tüterdi okulumuzun bacasından
    Sözlerim sözlerinle buluştuğunda
    Öleceğimi zannederdim
    Bir dünya kurar sınıfın en sevdiğin köşesinde
    İçine ikimizi yerleştirirdim
    Kimse bilmezdi oysa
    En arka sırada oturur seni severdim
    Türkçe dersinde öyküler okurdun sen Ömer Seyfettin'den
    Ben seni izlerdim
    Atların hepsi kaşağılanırdı mesela
    Falakaya yatırırdım bütün olumsuz ihtimalleri
    Köşkümüze periler girerdi
    Çocuk kalbim pır pır titrerdi
    Delikanlı halimin en cesur çağı gelir
    Otobüs duraklarında bozardım Sonra
    En fiyakalı yeminimi
    Sigaraya başlamam sendendi
    Ağır gelirdi evimizin yokuşlarında bu sevdayı çekmek
    Yanımdan duvarlar eksilirdi
    Korkardım düşerimde seni bir daha göremem diye
    Sensizliği cebime koyar eve girerdim sonra
    Yemek yer ,ödev yapar,susar
    Sonra oturup seni severdim
    İçimde yarının hemen olma sabırsızlığı olurdu hep
    Çantamı akşamdan hazırlardım
    Yıkanmış gömleğimle birlikte asardım
    Ümitlerimi sobanın üstüne
    Sanki bize yazılmıştı bütün arabesk şarkılar
    Sen hatıra düştüğünde
    Kasabanın bütün havası değişirdi
    Sana benzetirdim gülenleri
    Güller avucuma dikilirdi
    Aydede selamlar beni güneş kardeş yüzüme gülerdi
    Sabahlar olurdu yani
    Akşamlar gelip geçerdi...

    Annem erken kalkardı
    Sobayı yakar
    Kahvaltı hazırlardı
    İki dilim ekmek ve birazcık zeytin kadar
    Vakit geçtikten sonra
    Düşerdim okulun yoluna
    Her tarafımı soğuk sarardı
    Andımızı okurdu arkadaşlarım
    Varlığımı varlığına armağan ederdim
    En arka sırada oturur seni severdim

    Sakallarım gürleşti şimdilerde
    Şahidimdir yüzümdeki çizgiler
    Ben seni nasılda severdim!!!

    Erhan Yiğit KIRIKCI

  14. #58

    Standart Aksak

    Özgür Bedenler: Engelli araç sistemleri
    Özgür Bedenler: Engelli Asansörlerinde Çözümün Adresi
    Lamira - Easy Life: Engelleri kaldırır...
    Engelli araçlarına özel Türkiye'nin ilk ve tek kaskosu
    Ottobock. Ortez, protez ve tekerlekli sandalye. Kişiye özel mobilite çözümleri. Daha fazla bilgi için hemen tıklayın!
    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    Derin sancılı bir doğum du bizimkisi
    Gelirken öteden Rabbım huzurunda
    Önceden verilenlerin miydi hediyesi
    Yoksa...
    Sonradan yapacaklarımızın cezası mıydı
    Geldik öteden kalu beladan ana vatandan ahiret yurdundan
    Fani yalan bir dünyaya
    Aksak aksayarak peşinden çekerek hayatı
    Eksik,sekerek, sürünerek
    Yaşam kavgası
    Adildir rab
    İnsan yapmasa
    Beni tanıyanlar geceleri sevdigimden bahs eder
    Sönmez odamın hiç ışıgı gün agarıncaya kadar
    Sonrası....
    Derin bir uyku
    Herkez güneşle sevişirken
    Ben geceyi beklerim
    Yalan aldatmasınlar sizleri
    Ben kıskanç, kıskanan geceden nefret eden
    Güne sevdalı olan
    Kimse bilmez bu sevdayı
    Aksak aksayan bir bacağın hikayesi dir
    Beni mahkum eden geceye
    Koşmak, ele ele hayatta
    Yılmazın sevmeye engel acıları varmış
    Bak sen yılmaz birde bana
    Benim yürümeye, koşmaya ayakta durmaya ,
    Sevmeye, gülmeye, yaşamaya engel bir bacagım var
    Senin sevmene engel acılarınmı ?
    Neydi acı,neydi
    Aksak sallanan bir bedenin
    Paramparca ruhu muydu
    Yoksa....
    Kaç sevgiyi ele gelin etmekmiydi
    Dilimde bir kez olsun dillendirmediğim
    Seni seviyorum sözcüklerini
    Boşuna öğrettiler bize okullarda
    Aslında çıkarılması gerekirdi
    Alfabede tüm sevgi kelimelerini bir araya getiren bütün harfleri
    Çünkü....
    Siz ey yürüyenler
    Bize birgünde yakıştırmadınız bu sevgileri
    Aldınız, yürüyen halinizle bütün sevdiklerimizi
    Alın hadi geceleride yetiyorsa gücünüz
    Alın, alın,

    Mesut çiftçi Bingöl 2002


 
+ Konuya Cevap Yaz
Sayfa 4 / 4 İlkİlk 1 2 3 4

Mesaj Gönderim Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuya cevap yazamazsınız
  • Mesajlarınıza dosya ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  • BB Kod kullanımınıza Açık
  • Efektler kullanımınıza Açık
  • [IMG] kodu kullanımınıza Açık
  • HTML kodları kullanımınıza Kapalı
  • Trackbacks kullanımınıza Açık
  • Pingbacks kullanımınıza Açık
  • Refbacks kullanımınıza Açık
 
alisveris.engelliler.biz: Manuel Tekerlekli Sandalye, Akülü Tekerlekli Sandalye, Scooter, Aktif Tekerlekli Sandalye, Çocuk Tekerlekli Sandalyesi, Koltuk Değneği ve Yürüteç, Ayağa Kaldıran Sandalye, Gündelik Yaşam Çözümleri, Karyola, Yatak, Yorgan, Rampa-Lift, Tekerlekli Sandalye Minderi, Engelli Asansörü, Araç Özel Donanımı