Tek Şiirleri Buraya Yazabilirsiniz ..
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 28.09-2011 14:39
#46
Desem Ki: Seni Seviyorum!
Yıllar, yumruk olup durdu boğazımda.
Tıkanıyor nefesim,
Boğulacak gibi oluyorum.
(Kim bilir...?)
Belki de boş yere,
Mâlumun meçhûlde kalması için, kendimi yoruyorum...
Her şeyin bir ömrü vardır,
Sırların da...
Benimle ölsün isterdim; ama
Ölümsüz olduğunu duyuyorum.
Her gün ölüp ölüp dirilen bir hissin 'ölümsüzlüğü' nasılsa?
Duyumsuyor,
Bilmiyorum!
Şimdi,
Sana dönüp yönümü haykırsam!
Tüm endişeleri bir yana koyup,
Çığlığa dönüşse de sesim,
Desem ki:
Seni seviyorum!
Gülümsersin belki…
Belki de kaşlarını çatarsın.
Ne yaparsan yap umursamasam!
Korkmadan, çekinmeden, hoyratça tekrarlasam,
Desem ki:
Seni seviyorum!
Hem, hamken pişmişse gönül,
Edepten nasibi olur mu? ? ?
Say ki adım “Ham Yanık! ”
Say ki sevmeyi bilmiyorum!
Say ki
Sayılamayacak kadar çoğum!
Hatta,
Seviyorum Seni ama,
“Sen” dediğimin kim olduğunu bile bilmiyorum!
Say ki, şerikleri çok bir Sendir bu!
Say ki, şirk koşuyorum!
Sana yanarken, başkasına ağlıyor...
Sana bakarken, başkasını görüyor...
Seni severken, başkasını özlüyorum...
Say ki, şaşırmışım,
Şaşıymışım.
Ne çıkar be Sevgilim! ?
Umursar mısın bunları?
(Duyar mısın.....?)
Muhabbetsiz!
Sadâkatsiz!
Şekli ama şüphesiz!
Üstelik çılgınca!
Üstelik pek mâsum!
Hatta sahte!
Hatta öylesine!
Ve belki azıcık!
Belki uçsuz bucaksız!
Desem ki:
Seni seviyorum!
Yılmışım susmalardan!
Fakat feryatlar da yalan geliyor…
En içli tövbeleri ederken kâfir kesiliyorum!
En acı yakarışlar sırasında buz!
Yine de...
Her nefeste bir son,
Her lâhzada bir sonsuzluk,
Her dünde bir şu anlık hissediyorum!
(Ne olur sanki......?)
Kıytırık bir hüzünle,
Hiç utanmadan bakıp da yüzüne!
Desem ki:
Seni seviyorum!
Ne ayıp!
Üstelik ne gerçek!
Ne kadar da hiç üstelik!
Boğazıma düğümleniyor sesim...
Kesilmesin diye nefesim...
İşte bunun için!
Yani yine “ben”im için!
Yani kıyamadığım için tatlı canıma!
Yani nefessizlikten ölmeyeyim diye!
Sana duyurmak için değil!
“Canım kurtulsun” için!
Nasıl bir sevmekse bu? ? ?
İşte,
Hâlâ “Var” olan “Ben” için!
Yüzyılın yalancılarından bir yalancı olarak!
Yüzüm bile kızarmadan!
Gönlümde sanal bir yangın...
(Ne garip.......?)
Ateşsiz!
Külsüz!
Desem ki:
Seni seviyorum!
Ve inanmadan kendim bile...
Söylerken kendi şirretliğime şaşarak!
Her “Seni Seviyorum! ” feryâdında,
Kendi sesimden iğreniyorum!
Fakat sükût,
Tekrar sıkıyor gırtlağımı!
Tekrar tekrar,
Aynı hakikatli yalana dönüp çaresiz...
(Neylersin......?)
Sevdâlıymış gibi!
Ama sevdâsız!
Utangaç; ama arsız!
Desem ki:
Seni seviyorum!
Şerha şerha yarılmak bu!
Lâkin şerhi yok durumumun...
En iyi anladığım zamanlarda bile anlamıyor,
Anlamadığımı hissederken, üstelik, her şeyi biliyorum!
Ve böylesi bilindikken her şey,
Cehlimin kokusu burnumun direklerini sızlatıyor!
(Ne anlama gelir.......?)
Bakmasam kılığıma
Küçüklüğüme aldırmasam!
Çapsız!
Cansız!
Güdük bir duyguyla!
Bir koca sırrı döksem ayaklarına!
Desem ki:
Seni seviyorum!
Kovar mısın “Beni” kapından?
Çarpar mısın “Beni” suratıma? !
Sûretimin acımışlığıyla bakarken gül çehrene,
Sîretimi yakar mısın?
Olmayan yüzüme!
Yani bana!
Yani yüzsüzler arasındaki bu yüzsüze!
Lûtfeder misin aşkını?
.........
Her şey bir yana dağılsa diyorum Sevgilim!
Her söz bir yana kaçsa…
Bu şiir de unutulsa…
Sadece insanlar değil,
Bütün kuşlar,
Pınarlar,
Ve rüzgârlar...
Herkes sussa keşke...
Her şey sussa,
Ben de sussam da...
Dolaysız, zamansız, apansız!
(Nerededir o dem......?)
Sadece Sen!
Desen ki:
Seni seviyorum!
Neslihan Nur Türk
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 30.09-2011 17:58
#47
'SEN' OLUR
Şimdi bir şiir yazsam, mısrası hep 'sen' olur.
Kafiyeler sen olur, cinasları sen olur.
Her bir kelimesine, siner sanki hayalin
Her okuyan 'ben' olur, hayalleri 'sen' olur.
Şimdi bir hayal kursam, enginleri 'sen' olur.
Bidayeti 'sen' olur, nihayeti 'sen' olur.
Her bir noktasını fetheder de suretin
Evveli hep 'sen' olur, ahiri de 'sen' olur.
Şimdi bir güzel sevsem, kaşı gözü 'sen' olur.
İsmi de ismin olur, tavırları 'sen' olur.
Kalbimin her yerini, sarmış sanki şu sevgin
Yüzü başka olsa da, sevilen hep 'sen' olur ..
Ahmet Levent AY
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 10.10-2011 17:11
#48
BİLMEM Kİ NEMSİN
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Bazen sessiz sevdasın
İpekten kanatlarla
Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla
Karşıma çıkıyorsun
En serin imbatlarda
Adını yazıyorum
Bulduğun fırsatlarla
Yüreğimin başına noktalarla, hatlarla
Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla
Sözde senden kaçıyorum
Dolu dizgin atlarla
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Öldür bendeki beni
Sonra dirilt kendinle
Çarpsam kara sevdayı
En azından yüzbinle
Nasıl bağlandığımı
Anlarsın kemendinle
Kaç defa çıkıp gittim
Buralardan yeminle
Ama her defasında
Geri döndüm seninle
Hangi düğüm çözülür
Nazla, sitemle, kinle
Ne olur bir gün beni
Kapından olsun dinle
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin
Bazen kız kardeşimsin
Bazen öp öz annemsin
Sultanımsın susunca
Konuşunca kölemsin
Eksilmeyen çilemsin
Orada ufuk çizgim
Burda yanım yöremsin
Beni ruh gibi saran
Sonsuzluk dairemsin
Çaresizim çaremsin
Şaşırdım kaldım işte
Bilmem ki nemsin?
Yavuz Bülent Bakiler
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 17.10-2011 14:21
#49
SENİ SEVDİYSEM
Bütün ruhların yaratıldığı ve henüz ruhlara
Cesetlerin biçilmediği o mecliste
Senin yanında yer almış olduğumu
Hatıramda taşıyor olduğumdandır bu.
Bunca kolay terk ediyorsam varlığımı senin varlığına
O şimşek parıltısı anın anısını gözbebeklerimde sakladığımdandır.
Bu kadar tanıdık buluyorsam kalbimi kalbine
Bu kadar tanıdık ses veriyorsa kalbim kalbine
O ezeli uğultuyu hala kulaklarımda taşıdığımdandır
Seni bu kez hatırladıysam o kez unuttuğumdandır.
Nazan Bekiroğlu
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 24.10-2011 17:34
#50
Gururla Bakıyorum Dünyaya
çünkü isyan bıçağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
ve kederin
ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden.
çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
miting afişleri
cesur pankartlar
ve binlerce militan
derin denizlerin aydınlığı
zorlu sabahlar
gökyüzü ve lâle
sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.
çünkü ben sevdiğim kızı
yaşamak gibi
halkım gibi sevdiğim kızı
/ki şiirini yazamayan
ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
zincirlere vurulan
savaşlara yollanan
vergilere bağlanan halkım gibi
felç ofmuş yalnızlıklara bırakarak
büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
devrim türkülerini
ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
bir kere olsun öpemeden
bir kere olsun tutamadan kaygısızca
serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
hatta boynunu ve ayak bileklerini
bilemeden bilemeden bilemeden
vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte
/yiğitsen uslandır beni
ey yasakların
kahpeliğin
ve soygunların koruyucusu
türkü çağıran kızlarımı sustur
ve kahraman oğullarımı,
mezar kaza kaza kederli, kızgın
tohum serpe serpe hünerli
ve sömürüle sömürüle bomboş
ve açlığın
ve zulmun izlerini
derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
nacaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
mavzerlere sarılan ellerimi
zincirlere vur gücün yeterse.
ama adına yaşamak dersen
ot gibi, saman gibi yaşamak dersen
bir solucan gibi yerlerde sürünerek
ezilerek
horlanarak
sömürülerek
re-zil-ce
çatlayan tomurcuğun
doğan çocuğun çığlığını duymadan
gül benizli sevgilinin
titreyen göğüslerini öpmeden doyasıya
korka korka
yana yana
her gün biraz daha derinden
her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü
aç ve arkasız
köpekleşerek
yaşamak dersen
bu yürek
çat diye çatlasın be!
gelgelelim parlayan güneşi
emekçi halkların
kahraman halkların güneşini
şehvetle içine dolduran toprak
şimdi sımsıcak
şimdi ulaşılmaz
şimdi olgun meyvalarla dolu
bahar bahçelerini salmaktadır dünyaya,
ve gül benizli sevgililerin dudaklarında hayat
bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır,
bıçak kemiğe dayandığı
ok yaydan fırladığı için değil
/bu bezirgan saltanatı
bu zulum bitsin diye
ağaran günler için
yeni bir dünya uğruna
yüzlerinde cesaretin onuru
ve imanlı gücü dövüşen dünyanın
emperyalizme karşı dövüşen dünyanın
ve ölüme
gülerek koşan genç savaşçıların
al bayrakları dalgalansın
dalgalansın dalgalansın
kinle boğuşan yorgun yüreği
aydınlansın diye anamın.
felaketler geçirmiş anamın
dişleri dökülmüş kederli ağzı
ağlamaya hazır gözleri
safrası
ve sonsuz
ve dağlar eriten sabrı,
merhameti
yani bir bütün halinde insanlığımız
yunsun, arınsın diye duru pınarlarda
alın terinin namusu kurtulsun diye
kurtulsun diye sıcak somun
acı soğan
ve çiçekli basmalar
ahdettik
vefa ettik
kelle koyduk
ölen ölür dostlar
düşmanlar heyy
kalan sağlar .. |
|
Orhan Kotan |
|
Konu bertan tarafından değiştirilmiştir (24.10-2011 Saat 18:30 ).
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 22.12-2011 15:18
#51
YILDIZLARI SÖNDÜRMÜŞ FIRTINA
Yıldızları söndürmüş fırtına
Batan bir gemidesin
Senden ne kalacak yarına
Kıyılardan imdat isteyen,sesin |
|
| Cemil Meriç |
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 22.12-2011 17:26
#52
DUA
Dua gibi dilek gibi en olmadık yerinde yaşamın
Bıçağın kemiğe dayanması gibi
Ruyalara yatmak gibi bir şey oldu gelişin…
Yüreğimin mührünü kırdığında gözlerin
Ellerin koca bir dünya mıydı
Yoksa ben mi öyle bildim.........
Eylül Deniz Çolak
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 22.01-2012 18:14
#53
EN DERİNLERDE
Sessiz dünyamın haykıran isyanlarında
Suskun gönlümün inleyen serzenişlerinde
Çaresiz vicdanımın sızlayan sitemlerinde
Yalnız sinemin kabaran duygularında
Kendi eksenimin sayısız dönüşlerinde
Yoksun sevgimin platonik aşklarında
Engin düşüncelerimin çetrefilli karmaşıklığında
Insani vasıflarımın en durağanlığında
Kimliğimi kaybettim hükümsüzdür ..
İbrahim AYHAN
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 06.04-2012 13:39
#54
AŞKTANDIR
Sevdim seni terk eylemenin çâresi yoktur
Hem faili Hak'tır
Ma'şûk olanın âşıkına cilvesi çoktur
Gamzeleri oktur
Âşıklığıma gözlerimin yaşı tanıktır
Kana boyanıktır
Üftâdelerin dîdesi hûn bağrı yanıktır
Her dem uyanıktır
Dil şehrine kayd olalı sevdâ-yı dilârâ
Yaktı beni nâra
Bend eyledi zülfün beni Mansûr gibi dara
Düşürdü bu zara
Takdîr-i ezel böyle imiş gayrı ne çâre
Yalvarmalı yâre
Sabr eyle gönül hüsn ilinin babı açıktır
İhsanı da çoktur
Âşufte dili hasret-i hicrana bırakma
Dil şehrini yakma
Bir nîm nigâhın ile âteşlere yakma
Hem hışm ile bakma
Var Hazret-i Sâmî'ye kul ol gayrıya bakma
Her bir yana akma
Seyr-i sülük ehline de dergâhı duraktır
Aşkın da burâktır
Bir hande ile arz-ı cemâl eyle hûbânım
Aşkınla yanayım
Yoluna feda kılmağa kalmadı gümânım
İstersen al canım
Bari beni cellâda ver al boynuna kanım
Mahv eyle nişanım
Bilmem nesi var âlemde bu Salih de kulundur
Mevlâsı tanıktır
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 06.04-2012 17:38
#55
SANA HASRET
Yüzüne hasret bir çift göz
Unutmak adınla saklı
Günde en az, milyon kere fısıldamak
Okyanusun dibindeki kayıp krallık
Yerle gök arası bir sevda
Buna eşdeğer bir ayrılık
Aniden devrilen bir sehpa
Ve gözlerine hasret, bir çift yaş
Denizler pul pul avuçlarımda
Yaşamak, seninle kaldı ..
Günde en az milyon kere yaralanmak
Çölün ortasındaki meçhul yalnızlık
Güneşle dünya arası bir kuşatma
Buna eşdeğer bir karanlık
Aniden kanayan bir yara
Tüm bunlar, sana hasretimden yana ..
Yunus Emre ERZAR
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 11.04-2012 18:03
#56
YARINIM MEÇHUL
Dünya pazarında sermayem battı
Dünümü yitirdim yarınım meçhul
Yaşlılık kapıma dayandı çattı
Dünümü yitirdim yarınım meçhul
Ayna yoksa çirkin, güzelim sanar
Mürşidi bulmayan nefsine kanar
Zamanın keseri ömrümden yonar
Dünümü yitirdim yarınım meçhul
Meylimi başıboş kullara verdim
Yönümü menzilsiz yollara verdim
Gençliği durmayan yıllara verdim
Dünümü yitirdim yarınım meçhul
Dünyayı ebedi sandım da geçtim
Nefsin büyüsüne kandım da geçtim
Ne bileyim böyle yandım da geçtim
Dünümü yitirdim yarınım meçhul
Bedava verirdim satılsa halim
Dertlerden doğrulmaz bükülü belim
Bugünüm kurtulur tutulsa elim
Dünümü yitirdim yarınım meçhul
Önüme set çeker bitmez arzular
Bir tabip elinde biter sızılar
Kurda yem olurmuş yalnız kuzular
Dünümü yitirdim yarınım meçhul ..
Kemal AKGÜL
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 11.04-2012 21:22
#57
ÖĞRENCİNİN AŞKI
Annem erken kalkardı
Sobayı yakar
Kahvaltı hazırlardı
İki dilim ekmek ve birazcık zeytin kadar
Vakit geçtikten sonra
Düşerdim okulun yoluna
Her tarafımı soğuk sarardı
Andımızı okurdu arkadaşlarım
Varlığımı varlığına armağan ederdim
En arka sırada oturur seni severdim
Gelip çatardı beslenme saatimiz
Sen görme diye
Gazate kağıdına sarılı halk ekmeğimi
Dışarı çıkar merdivenlerin dibinde yerdim
Başımı okşardı öğretmenim
Sevinirdim
Kokardı esmer tenim cebimdeki mendillerde
En çok ben severdim tenefüslerin uzununu
Ve kantinden sınıfımıza giden koridorda
Düşünürdüm seni hep
Muhakkak yere dikerdim gözlerimi
Önümden geçtiğinde
Onca hazırlık boşa giderdi
Ama olsun ellerin hergün sırama değerdi
Böyleydi gönlümün dudağında kalan teselli
Kader bu aşkı yazarken bu memur çocuğunun saf alnına
Bütün tahta kalemler de
Defterlerime adını yazardı
Problemler çözülürdü matematik dersinde
Ben seni benden çıkarırlarda
Kalanı ayrılığa bölerler diye
Ezilirdim
Kimse bilmezdi oysa
Sınıfın tebeşir tozuna karışırdı hayallerim
Bu yangının dumanı tüterdi okulumuzun bacasından
Sözlerim sözlerinle buluştuğunda
Öleceğimi zannederdim
Bir dünya kurar sınıfın en sevdiğin köşesinde
İçine ikimizi yerleştirirdim
Kimse bilmezdi oysa
En arka sırada oturur seni severdim
Türkçe dersinde öyküler okurdun sen Ömer Seyfettin'den
Ben seni izlerdim
Atların hepsi kaşağılanırdı mesela
Falakaya yatırırdım bütün olumsuz ihtimalleri
Köşkümüze periler girerdi
Çocuk kalbim pır pır titrerdi
Delikanlı halimin en cesur çağı gelir
Otobüs duraklarında bozardım Sonra
En fiyakalı yeminimi
Sigaraya başlamam sendendi
Ağır gelirdi evimizin yokuşlarında bu sevdayı çekmek
Yanımdan duvarlar eksilirdi
Korkardım düşerimde seni bir daha göremem diye
Sensizliği cebime koyar eve girerdim sonra
Yemek yer ,ödev yapar,susar
Sonra oturup seni severdim
İçimde yarının hemen olma sabırsızlığı olurdu hep
Çantamı akşamdan hazırlardım
Yıkanmış gömleğimle birlikte asardım
Ümitlerimi sobanın üstüne
Sanki bize yazılmıştı bütün arabesk şarkılar
Sen hatıra düştüğünde
Kasabanın bütün havası değişirdi
Sana benzetirdim gülenleri
Güller avucuma dikilirdi
Aydede selamlar beni güneş kardeş yüzüme gülerdi
Sabahlar olurdu yani
Akşamlar gelip geçerdi...
Annem erken kalkardı
Sobayı yakar
Kahvaltı hazırlardı
İki dilim ekmek ve birazcık zeytin kadar
Vakit geçtikten sonra
Düşerdim okulun yoluna
Her tarafımı soğuk sarardı
Andımızı okurdu arkadaşlarım
Varlığımı varlığına armağan ederdim
En arka sırada oturur seni severdim
Sakallarım gürleşti şimdilerde
Şahidimdir yüzümdeki çizgiler
Ben seni nasılda severdim!!!
Erhan Yiğit KIRIKCI
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 21.05-2012 00:53
#58
Aksak
Derin sancılı bir doğum du bizimkisi
Gelirken öteden Rabbım huzurunda
Önceden verilenlerin miydi hediyesi
Yoksa...
Sonradan yapacaklarımızın cezası mıydı
Geldik öteden kalu beladan ana vatandan ahiret yurdundan
Fani yalan bir dünyaya
Aksak aksayarak peşinden çekerek hayatı
Eksik,sekerek, sürünerek
Yaşam kavgası
Adildir rab
İnsan yapmasa
Beni tanıyanlar geceleri sevdigimden bahs eder
Sönmez odamın hiç ışıgı gün agarıncaya kadar
Sonrası....
Derin bir uyku
Herkez güneşle sevişirken
Ben geceyi beklerim
Yalan aldatmasınlar sizleri
Ben kıskanç, kıskanan geceden nefret eden
Güne sevdalı olan
Kimse bilmez bu sevdayı
Aksak aksayan bir bacağın hikayesi dir
Beni mahkum eden geceye
Koşmak, ele ele hayatta
Yılmazın sevmeye engel acıları varmış
Bak sen yılmaz birde bana
Benim yürümeye, koşmaya ayakta durmaya ,
Sevmeye, gülmeye, yaşamaya engel bir bacagım var
Senin sevmene engel acılarınmı ?
Neydi acı,neydi
Aksak sallanan bir bedenin
Paramparca ruhu muydu
Yoksa....
Kaç sevgiyi ele gelin etmekmiydi
Dilimde bir kez olsun dillendirmediğim
Seni seviyorum sözcüklerini
Boşuna öğrettiler bize okullarda
Aslında çıkarılması gerekirdi
Alfabede tüm sevgi kelimelerini bir araya getiren bütün harfleri
Çünkü....
Siz ey yürüyenler
Bize birgünde yakıştırmadınız bu sevgileri
Aldınız, yürüyen halinizle bütün sevdiklerimizi
Alın hadi geceleride yetiyorsa gücünüz
Alın, alın,
Mesut çiftçi Bingöl 2002
Mesaj Gönderim Yetkileriniz
- Yeni konu açamazsınız
- Konuya cevap yazamazsınız
- Mesajlarınıza dosya ekleyemezsiniz
- Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Forum Kuralları