Kadın adamı çok seviyordu
Yemyeşil ovalarını verdi adama
Yaşam fışkıran.
Beni seviyor musun?
Evet, dedi adam
Güneşini, ayını verdi kadın
Yıldızları taktı bir bir adamın omuzlarına
Beni seviyor musun?
Tabi, dedi adam
Kadın çağladı
Gürül gürül akan pınarını verdi adama.
Beni seviyor musun?
Elbette, dedi adam
Kadın bağlandı
Yaşam ipini adama verdi.
Bir oldular tek oldular adamla.
Beni seviyor musun?
Biliyorsun, dedi adam...
Kadın dağlarını verdi adama
Tırmandılar doruklara.
Beni seviyor musun?
Aşağılara baktı adam zirveden.
Başkalarını gördü
Sustu adam
Ağladı kadın
Gözyaşını verdi adama
Almadı adam
Kadın onurunu verdi adama
Şaşırdı adam
Sordu yine usulca kadın
Beni mi seviyorsun?
Onu da seviyorum seni de, dedi adam
Sustu kadın
Verecek bir şeyi kalmadığında
Senin yüreğine ihtiyacım var, dedi adam
Başkasını sevebilmek için.
Çıkarıp yüreğini verdi kadın.
Korktu adam
Beni sevmiyor musun, dedi adam.
Sesi yoktu kadının söyleyemezdi.
Gözleri yoktu kadının ağlayamazdı.
Kalbi yoktu kadının sevemezdi.
Onuru yoktu kadının yaşayamazdı
Sen sen diye yazdıklarım sen değilsin
Ağlamalarım sana değil
Yanlış anlama...
Ben seni yazmakla seni yazıyor değilim
Sen üstüne alınma...
Sen olmaktan çıktın sen
Lafın gelişi sen demelerim
Senmişsin gibi algılama
Ben'im bu aşk artık anla
Zararı yok,
Kırılmış kalp
Küsmüş dudaklar
Bahar olur güller açar,
Yaralar kabuk bağlar.
Sen geldin ya, yeter
Önemi yok,
Sen geldin ya.
Eğme başını
Özür de dileme
Bir gül yeter.
Bulutlar dağılır,
Unutulur acılar, geldin ya
Değeri yok,
Tutulmamış sözler,
Verilmiş tavizler,
Uçmuş gitmiş vaatler.
Hesap sormam korkma
Sen geldin ya artık,
Varsın ya, yeter
Gereği yok,
Bahaneler arama
Kovmam meraklanma
Geldin ya.
Öylesine uğramış
Özlememiş gibi yap sen.
Ben öyle sanırım (sen öyle san)
Korkma, umutlanmam, geldin ya
Anlamı yok,
Anlatma, konuşma.
Neredeydin, ne yaptın.
Sormam.
Belli etme hüznünü
Bakmam gözlerine, geldin ya.
Belki bana acımış, belki kendine
Boynun bükük, gururun kırıktır belki.
Ben öyle sanmam (sen öyle san)
Boşver, geldin ya.
Sinsiydi ay
Arsızdı güneşim
Taşa değdi ellerim
Savurdum maskelerimi
İnatçıydı ikisi de
Kapadım gözlerimi
Yüreğime baktım
Hangi yara kapanmaz
Hain ve derin
İzledim izlerimi
Toprağa değdi uçları
Silik, öksüz, köksüz
Ölümlü
Gözlerim yeşil hala
Bir gün ayrılırsak gülüm,
Biterse öfken biterse zulüm,
Sendeki bana iyi bak.
İyi bak solmasın yüzüm.
Gözlerimi, ellerimi, gülüşümü sakla.
Tenimi, kokumu kokla.
Bir gün ayrılırsak gülüm,
Biterse öfkem biterse zulüm,
Kendine iyi bak.
İyi bak solmasın yüzün.
Gözlerini, ellerini, gülüşünü sakla.
Tenin tenimde, kokun koynumda.
Seni, beni kim bilebilir başka
Beni senden, seni benden başka
Kim sevebilir böyle aşkla
Sendeki beni iyi sakla.
Saklısın bende hala
Çıksam,
Çıkıp gitsem uzaklara,
Burdan çok uzaklara,
Yine yanımdasın ya, burkulur içim..
Hani sen gider gidersin de
Evler,köyler durur ya orda,
Akşamsa kuşlar göçer,
Işıkları yanar evlerin,
Bir hüzün çöker ya hani
Karanlık iner dağlara..
Buğulanır gözlerim...
Kaçsam,
Kaçıp bağırsam dağlara,
Feryadım yine sen olursun ya,
Burkulur yanar içim...
Hani bağırsan da çıkmaz sesin
Uyansam bitse bu karabasan dersin,
Bir gülüş, bir dokunuş arar yüreğin..
Uyanır bakarım yoksun,
Boğulur sesim...
Girsem,
Girip yıkansam sulara,
Buz gibi denizlerde yanar,
Etim cayır cayır seni bağırır ya
Ağlarım için için...
Aksini görüp sularda
Sarılır kucaklarım hayalini...
Koşsam,
Koşup karışsam kalabalığa,
Gürültülü, cıvıl cıvıl,
Işıl ışıl vitrinler
Gidenler gelenler.
Telaşlı koşarak yürüsem,
Sanki bir yere yetişecekmişim,
Aceleymiş işim,
Bekleyenim varmış gibi hani...
İçim burkulur yine
Sen gelirsin aklıma.
Ayaklarım ağırlaşır gitmez...
Buluşurmuşuz seninle
Dediğimiz yer ve saatte.
Özlermişiz,
Elele yürür gülüşürmüşüz.
Çok şeyimiz olurmuş konuşacak,
Kimseyi görmezmiş gözlerimiz.
Dünya durur, seyreder
Yollarımız gül olurmuş ya hani,
Dertler tasalar biter,
Simit alır yermişiz
Dilenciye para verirmişiz hani,
İçim burkulur, burkulur içim...
Kalksam,
Kalkıp sofralar kursam,
Mumları yaksam, donatsam,
Herkesi çağırıp toplasam
Sen gelirsin yine aklıma
Burkulur içim...
Hani çok açmışız da
Güle oynaya iştahla
Bağıra çağıra, döke saça yer,
''Bugün neler oldu neler'' diye
Hepbir ağızdan konuşurmuşuz ya...
Bir sessizlik boynunu büker,
Yemekler tatsız tuzsuz olur,
Kurur ekmek, lokmalar büyür.
Çınlar tabak çatal
Sessizlik ölüm olur.
Dağıtmak için pusu
Sözler diken olur,
Sofra küser,
Gönüller alıngan olur...
İçim burkulur burkulur...
Düşsem,
Düşüp yatsam yataklara,
Sen gelirsin yine aklıma...
Hani çocukmuşuz, hasta olmuşuz
Gözlerimiz baygın, buğulu
Yanaklarımız al al, ateşli,
Dışarda oyunlar oynanır neşeli
Kalkamaz yataktan
Kesiliriz ya iştahtan hani...
Öyle işte, boynum bükülür
Sen gelirsin aklıma öksüz, yalnız
Bakarım camdan, yoksun
Burkulur içim....
Ölsem,
Ölüp gitsem mesela,
Nasıl öldüğümü bilmeden, aniden.
Sen gelirsin aklıma.
Hani ölmüşüm de
Sevdiklerim, sevmediklerim,
Üzgün, ağlamaklı herkes.
İyiliğim, güzelliğim, bahtsızlığım,
Pişmanlıklar, keşkeler, feryatlar..
Ürpertiler rüzgarla karışık,
Sessiz dualarla örtülür ya toprak...
İçim burkulur, üzülürüm..
Ölüp gittiğime değil de
Seni burda yapayalnız, bensiz
Koyup gittiğime yanar, yanar içim...
Sen aklıma gelince
Sessizce akar süzülür gözyaşım.
Sevdiğim, yoldaşım, aşkım...
Burkulur yanar içim...
İçimdeydi akrepler
İnanmazdı hiç kimse
Çıkıyordu geceleri nedense
Her karanlık köşede.
Düşmanlar kapıda
Açsam dalacaklar içeri
Ört ört beni sakla.
İnanmıyor hiç kimse
O sözcük neydi unuttum
Ah biri bilse de söylese.
Çekiyor karanlık içime
Çöküyor karanlık.
Gözlerim benim değil
Ama görüyorum.
Beynim benim değil
Ama benim.
Bir anlatabilsem.
Görüyor hissediyorum
Düşman içimde mi
Yoksa ben miyim düşman
Dayanamıyorum
Yaşamak işkence.
Kendikendini yiyen bir böcek
Hangisi yalan hangisi gerçek?
Korkuyorum kendimden.
Nöbet nöbet ölümüm gelecek
Ceset ceset önümden geçecek.
Bitsin korkum allahım
Kalmadı çekecek günahım.
Çizgiyi geçtim ordayım
Bitsin bu paranoya
Gölgeler çağırıyor
Gidiyorum.
Elveda