+ Konuya Cevap Yaz + Yeni Bir Konu Aç
Sayfa 1 / 4 1 2 3 4 SonSon
Toplam 50 mesajın 1-15 arasındakiler
Necip Fazıl Kısakürek
Click here to increase the font size Click here to reduce the font size
  1. #1

    GuLeNKIZ Necip Fazıl Kısakürek

    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    OttoBock
    Engellilere özel evlilik ve arkadaşlık sitesi
    Hayat, Mayat

    Hayat, mayat diyorlar
    Benim gözüm mayat'ta.
    Hayatin eksiği var:
    Hayat eksik hayatta.

    Takınsam, kanat, manat;
    Kuş, muş olsam seğirtsem.
    Bomboş vatana inat,
    Matan'a doğru gitsem...


    Hatrına Düşeceğim

    Kopkoyu bir sis içinde bir akşam
    Hatırına düşeceğim belki
    Bir an ıslayacak yağmur yüzünü
    Birden o tatlı demleri hatırlayacaksın
    Sonra sıcak yatağında uzun uzun
    Ağlayacaksın Ağlayacak.!

    Boğazında bir şeyler düğümlenecek
    Ah yanımda olsaydı diyeceksin
    Tüm yıldızlar gülecek haline Ay'da göz kırpacak
    İliklerine işleyecek bensizlik
    Kahrolacaksın...!

    Bir sigara tüttüreceksin ihtimal
    Ufku seyredeceksin saatlerce
    Bir rüzgar kopçalayacak yüzünü
    Sonra hayalim gelecek karşına
    Bir Şiirimi mırıldanacaksın
    Hıçkıracaksın..!

    Gönlünden atamadığın gibi kafandan da
    Silemeyeceksin beni düşlerine gireceğim her gece
    İnce bir hüzün bürüyecek yüzünü
    Ve çırılçıplak gerçekleri o zaman
    Anlayacaksın..!

    Sonra bir şeyler yazmak isteyeceksin
    Kafan gibi kaleminde işlemeyecek
    Unutmak isteyeceksin her şeyi
    Ama unutamayacaksın hiç bir şeyi
    Kıvranacaksın.!


    Beklenen

    ne hasta bekler sabahı
    ne taze ölüyü mezar
    ne de şeytan bir günahı
    seni beklediğim kadar

    geçti istemem gelmeni
    yokluğunda buldum seni
    bırak vehmimde gölgeni
    gelme artık neye yarar

  2. #2

    oya

    CANIM İSTANBUL

    Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
    Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
    İçimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
    O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
    Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
    Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
    Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
    Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

    İstanbul benim canım;
    Vatanım da vatanım...
    İstanbul,
    İstanbul...

    Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;
    Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
    Bulutta şaha kalkmış Fatih´ten kalma kır at;
    Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
    Sahadet parmağıdır göğe doğru minare;
    Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..
    Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;
    Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet...

    O manayı bul da bul!
    İlle İstanbul'da bul!
    İstanbul,
    İstanbul...

    Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
    Çamlıca´da, yerdedir göklerin derinliği.
    Oynak sular yalının alt katına misafir;
    Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
    Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
    Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
    Bir ses, bilemem tambur gibi mi, ud gibi mi?
    Cumbalı odalarda inletir "Katibim"i...

    Kadını keskin bıçak,
    Taze kan gibi sıcak.
    İstanbul,
    İstanbul...

    Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!
    Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler...
    Eyüp öksüz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
    Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
    Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
    Hala cığlıklar gelir Topkapı sarayından.
    Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
    Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

    Gecesi sümbül kokan
    Türkçesi bülbül kokan,
    İstanbul,
    İstanbul...

    Necip Fazıl KISAKÜREK

  3. alisveris.engelliler.biz: tekerlekli sandalye, akülü sandalye, ayağa kaldıran sandalye, merdiven çıkma sistemleri vb. tüm ürünleri güvenle satın alabilirsiniz
    alisveris.engelliler.biz'de onlarca marka ve model manuel tekerlekli sandalye alisveris.engelliler.biz'de onlarca marka ve model akülü sandalye Akülü engelli araçları, scooter seçenekleri alisveris.engelliler.biz'de Tekerlekli sandalye minderleri alisveris.engelliler.biz'de Hasta yatağı, hasta karyolası vb. ürünler alisveris.engelliler.biz'de
  4. #3

    mimfatih Kaldırımlar

    KALDIRIMLAR

    sokaktayım kimsesiz bir sokak ortasında
    yürüyorum arkama bakmadan yürüyorum
    yolumun karanlığa saplanan noktasında
    sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum

    kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık
    evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar
    in-cin uykuda bir tek iki yoldaş uyanık
    biri benim biri de serseri kaldırımlar

    içimde damla damla bir korku birikiyor
    sanıyorum her sokak başını kesmiş devler
    üstüme camlarını hep simsiyah dikiyor
    gözüne mil çekilmiş bir ama gibi evler

    kaldırımlar çilekeş insanların annesi
    kaldırımlar içimde yaşamış bir insandır
    kaldırımlar duyulur ses kısılınca sesi
    kaldırımlar içimde kıvrılan bir insandır

    bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta
    ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum
    amman sabah olmasın bu karanlık sokakta
    bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum

    ben gideyim yol gitsin ben gideyim yol gitsin
    iki yanımdan aksın bir sel gibi fenerler
    tak tak ayak sesimi aç köpekler işitsin
    yolumun zafer tankı gölgeden taş kemerler

    ne sabahı göreyim ne sabaha görüneyim
    gündüzler sizin olsun verin karanlıkları
    ıslak bir yorgan gibi sımsıkı bürüneyim
    örtün üstüme örtün serin karanlıkları

    uzanıverse başım boydan boya taşlara
    alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi
    dalıp sokaklar kadar esrarlı bir uykuya
    ölse kaldırımların bu kara sevdalı eşi.

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

  5. #4

    ismet tanış

    EVİM


    Ahşap ev; camlarından kızıl biberler sarkan!
    Arsız gökdelenlerle çevrilmiş önün, arkan!
    Kefensiz bir cenaze, çırılçıplak, ortada...
    Garanti yok sen gibi faniye sigortada!
    Eskiden ne güzeldin; evdin, köşktün, yalıydın!
    Madden kaç para eder, sen bir remz olmalıydın!
    Bir köşende annanem, dalgın Kuran okurdu;
    Ve karşısında annem, sessiz gergef dokurdu.
    Semaverde huzuru besteleyen bir şarkı;
    Asma saatte tık tık zamanın hazin çarkı...
    Çam kokulu tahtalar, gıcır gıcır silinmiş;
    Sular cömert, "temizlik imandandır" bilinmiş...
    Komşuya hatır soran sıra sıra terlikler.
    Ölçülü uzaklıkta, yakın beraberlikler...
    Seni yiyip bitiren, kırk katlı ejder oldu;
    Komşuluk, mana ve ruh, ne varsa heder oldu;
    Bir yeni nesil geldi, üstüste binenlerden;
    Göğe çıkayım derken boşluğa inenlerden...
    Seninle sarmaş dolaş, kökten bozuldu denge;
    Vuran kimse kalmadı bu davayı mihenge...
    Şimdi git, mahkemede hesap ver, iki büklüm;
    Cezan, susuz, ekmeksiz, olduğun yerde ölüm!..
    Evim, evim, vah evim, gönül bucağı evim!
    Tadım, rengim, ışığım, anne kucağı evim!

    Necip Fazıl Kısakürek.....

  6. #5

    pluton...

    SERSERİ

    Yeryüzünde yalnız benim serseri,
    Yeryüzünde yalnız ben derbederim.
    Herkesin dünyada varsa bir yeri,
    Ben de bütün dünya benimdir derim.

    Yıllarca gezdirdim hoyrat başımı,
    Aradım bir ömür, arkadaşımı.
    Ölsem dikecek yok mezar taşımı;
    Halime ben bile lanet ederim.

    Gönlüm ne dertlidir, ne de bahtiyar;
    Ne kendisine yâr, ne kimseye yâr,
    Bir rüya uğrunda ben diyâr diyâr,
    Gölgemin peşinden yürür giderim...


    Necip Fazıl Kısakürek (1924)

  7. #6
    Üye
    Gerçek Adı
    İsmail ÖĞE
    Üyelik Tarihi
    04.07-2005
    Son Giriş
    10.05-2013
    Saat
    14:23
    Yaşadığı Yer
    Şanlıurfa
    Mesaj
    51

    sanaldunyam

    Z E H İ R


    Çocukken haftalar bana asırdı
    Derken saat oldu derken saniye
    İlk düşünce; beni yokluk ısırdı
    Sonum yokluk olsa bu varlık niye?

    Yokluk sen de yoksun, bir var bir yoksun
    İnsanoğlu kendi varından yoksun
    Gelsin beni yokluk akrebi soksun
    Bir zehir ki hayat özü faniye!

    Necip Fazıl KISAKÜREK
    (Son Şiiri)

  8. #7

    pluton...

    GEL

    Yüzün bir sebepsiz korkuyla uçuk,
    O gün başucuma karalarla gel
    Arkanda, çepçevre, kızıl bir ufuk,
    Tepende simsiyah kargalarla gel

    Elinden, dal gibi düşerken ümit,
    Ne bir hasret dinle, ne bir ah işit;
    Bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git,
    Kırık bir tekne ol, dalgalarla gel..

    NECIP FAZIL KISAKUREK
    (1930)

  9. #8

    o2han

    ZİNDANDAN MEHMEDE MEKTUP


    Zindanda iki hece.Mehmed'im lafta!
    Baba katiliyle baban bir safta!
    Bir de geri adam,boynunda yafta...

    Halimi düşünüp yanma Mehmed'im!
    Kavuşmak mi?..Belki ..Daha ölmedim!

    Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
    Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
    Bu yol da tutuktur hapse düşeli...

    Git ve gel... Yüz adım...Bin yıllık konak
    Ne ayak dayanır buna ,ne tırnak!

    Bir alem ki, gökler boru içinde.
    Akıl almazların zoru içinde
    Üstüste sorular soru içinde.

    Düşün mü,konuş mu, sus mu ,unut mu?
    Buradan insan mı çıkar,tabut mu?

    Bir idamlık Ali vardı,asıldı
    Kaydını düştüler,mühür basıldı.
    Geçti gitti,birkaç günlük fasıldı

    Ondan kalan,boynu bükük ve sefil;
    Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

    Müdür bey dert dinler,bugün"maruzat"!
    Çatık kaş...Hükumet dedikleri zat...
    Beni Allah tutmuş kim eder azat?

    Anlamaz;yazısız,pulsuz,dilekçem...
    Anlamaz!ruhuma geçti bilekçem!

    Saat beş dedi mi,bir yırtıcı zil
    Sayım var, maltada hizaya dizil!
    Tek yekun içinde yazıl ve çizil!

    Insanlar zindanda birer kemmiyet;
    Urbalarla kemik,mintanlarla et.

    Somurtuş gibi bıçak,nara gibi tokat;
    Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
    Yalnız seccademin yönünde şefkat

    Beni kimsecikler okşamaz madem
    Öp beni alnımdan,sen öp seccadem!

    Çaycı getir ilaç kokulu çaydan!
    Dakika düşelim,senelik paydan!
    Zindanda dakika farksız aydan

    Karıştır çayını zaman erisin
    Kopuk kopuk,duman duman erisin!

    Peykeler,duvara mihli peykeler
    Duvarda,başlardan yağlı lekeler
    Gömülmüş duvara,bas bas gölgeler...

    Duvar,katil duvar yolumu biçtin
    Kanla dolu sünger... Beynimi içtin

    Sukut...Kıvrım kıvrım uzaklık uzar
    Tek nokta seçemez dünyada nazar
    Yerinde mi acep,ölü ve mezar?

    Yeryüzü boşaldı habersiz miyiz?
    Güneşe göç varda ,kalan biz miyiz?

    Ses demir,su demir ve ekmek demir...
    İstersen demirde muhali kemir.
    Ne gelir ki elden,kader bu,emir...

    Garip pencerecik,küçük daracık;
    Dünyaya kapalı,Allah'a açık

    Dua,dua eller karıncalanmış;
    Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış
    Gözyaşı bir tarla,hep yoncalanmış

    Bir soluk,bir tütsü,bir uçan buğu
    İplik ki incecik,örer boşluğu

    Ana rahmi zahir ,şu bizim koğuş
    Karanlığında nur,yeniden doğuş....
    Sesler duymaktayım;Davran ve boğuş!

    Sen bir devsin,yükü ağırdır devin!
    Kalk ayağa,dimdik doğrul ve sevin!

    Mehmed'im,sevinin ,başlar yüksekte!
    Ölsek de sevinin,eve dönsek de!
    Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!

    Yarın elbet bizim,elbet bizimdir!
    Gün doğmuş ,gün batmış ,ebed bizimdir

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

  10. #9

    o2han

    SAKARYA TÜRKÜSÜ

    İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım akar ya:
    Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.

    Su iner yokuşlardan, hep basamak basamak;
    Benimse alın yazım, yokuşlarda susamak.

    Her şey akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir:
    Oluklar çift, birinden nur akar, birinden kir.

    Akışta demetlenmiş, büyük, küçük, kainat:
    Şu çıkan buluta bak, bu inen suya inat!

    Fakat Sakarya başka, yokuş mu çıkıyor ne?
    Kurşundan bir yük binmiş, köpükten gövdesine:

    Çatlıyor, yırtınıyor yokuşu sökmek için.
    Hey Sakarya, kim demiş suya vurulmaz perçin?

    Rabb'im isterse, sular büklüm büklüm burulur.
    Sırtına Sakarya'nın, Türk tarihi vurulur.

    Eyvah, eyvah, Sakarya'm, sana mı düştü bu yük?
    Bu dâvâ hor, bu dâvâ öksüz, bu dâvâ büyük!..

    Ne ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
    Binbir başlı kartalı nasıl taşır kanarya?

    İnsandır sanıyordum mukaddes yüke hamal;
    Hamallık ki, sonunda, ne rütbe var, ne de mal,

    Yalnız acı bir lokma, zehirle pişmiş aştan:
    Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan!

    Şimdi dövün Sakarya, dövünmek vakti bu ân;
    Kehkeşanlara kaçmış eski güneşleri an!

    Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu?
    Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?

    Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna?
    Giden şanlı akıncı, ne gün döner yurduna?

    Mermerlerin nabzında hâlâ çarpar mı tekbir?
    Bulur mu deli rüzgâr o sedayı: Allah bir!

    Bütün bunlar sendedir, bu girift bilmeceler;
    Sakarya, kandillere katran döktü geceler.

    Vicdan azabına eş kayna kayna Sakarya.
    Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya!

    İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su:
    Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

    Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek:
    Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

    Kafdağını assalar, belki çeker de bir kıl!
    Bu ifritten sualin, kılını çekmez akıl!

    Sakarya, saf çocuğu, mâsum Anadolu'nun,
    Divanesi ikimiz kaldık Allah yolunun!

    Sen ve ben, gözyaşıyle ıslanmış hamurdanız;
    Rengimize baksınlar, kandan ve çamurdanız!

    Akrebin kıskacında yoğurmuş bizi kader;
    Aldırma, böyle gelmiş, bu dünya böyle gider!

    Bana kefendir yatak, sana tabuttur havuz:
    Sen kıvrıl, ben gideyim, Son Peygamber kılavuz!

    Yol onun, varlık onun, gerisi hep angarya:
    Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya!

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

  11. #10

    o2han

    YAR O Kİ

    Falan, dağın ardında;
    Seslen, seslen, işitmez
    Filan toprak altında;
    Göz yaşları diriltmez

    Neye vardın, vardın da?
    Ufuk varmakla bitmez.
    Bir şey göster kadında,
    Tılsımını eskitmez

    Yar o ki, hep yadında;
    Eskimez ve eskitmez.
    Muradı muradında,
    Seni bırakıp gitmez

    NECİP FAZIL KISAKÜREK

  12. #11

    MEÇHUL

    Olmaz mı?

    Yön yön sarılmışım ne yana baksam;
    Sarılan olur da saran olmaz mı?
    Kim bu yüzü çizen sanatkar ressam;
    Geçip de aynaya,soran olmaz mı?

    Bir parçacığım ben,bütüne hasret;
    Zaman döne dursun,o güne hasret;
    Ruhumsa zamanın üstüne hasret;
    Ebediyet boyu bir an... Olmaz mı?

    N.F.K.

  13. #12

    hasankrmn

    SAKARYA TÜRKÜSÜ MÜKEMMEL YA HARİKA
    HER DİNLEDİĞİMDE TEKRAR TEKRAR HAYRAN OLUYORUM.

  14. #13

    Gothica

    VEHİM

    Her gün elim tokmakta,
    Bir ân irkiliyorum:
    Annem belki yatakta,
    Annem belki toprakta.

    Gün bitiyor şafakta;
    Biliyor, biliyorum:
    Tabut gıcırdamakta
    Ve hevesler damakta...

    Necip Fazıl KISAKÜREK

  15. #14

    Gothica

    KADIN

    Kalıp değil bir fikir...
    Elmas sorguçlu fakir;
    Açıkta sırrı bâkir;
    Kadın...

    Çölde kaçan bir serap;
    Yönü kementli mihrap...
    Mâdeni som ıstırap;
    Kadın...

    Dipsiz hasrete tuzak;
    En yakınken en uzak....
    Tadı zehrinde erzak;
    Kadın...

    Bir işaret, bir misâl;
    Ayrılık remzi visâl...
    Allah'a yol bir timsâl;
    Kadın...

  16. #15

    karadenizliusak

    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    OttoBock
    Engellilere özel evlilik ve arkadaşlık sitesi
    ALLAH DİYENE



    Her şey, her şey şu tek müjdede;

    Yoktur ölüm, Allah diyene!

    Canım kurban, başı secdede,

    İki büklüm, Allah diyene!



    Akıl, kırık kanadı hiçin;

    Derdi gücü 'nasıl' ve 'niçin'...

    Bağlı, perçin üstüne perçin,

    Benim gönlüm Allah diyene...


 
+ Konuya Cevap Yaz
Sayfa 1 / 4 1 2 3 4 SonSon

Mesaj Gönderim Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuya cevap yazamazsınız
  • Mesajlarınıza dosya ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  • BB Kod kullanımınıza Açık
  • Efektler kullanımınıza Açık
  • [IMG] kodu kullanımınıza Açık
  • HTML kodları kullanımınıza Kapalı
  • Trackbacks kullanımınıza Açık
  • Pingbacks kullanımınıza Açık
  • Refbacks kullanımınıza Açık
 
www.tekerleklisandalye.biz | www.akulusandalye.org | alisveris.engelliler.biz: Tekerlekli Sandalye, Akülü Sandalye