Sevgisizlik çocuklarda boy kısalığı yapıyor
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 02.02-2012 11:07
#1
Sevgisizlik çocuklarda boy kısalığı yapıyor
Sevgiden yoksun büyüyen çocuğun boyu kısa kalıyor
Gerginliğin eksik olmadığı, anne-baba sevgisinin ve ilgisinin tam tezahür etmediği evlerde büyüyen çocukları bekleyen tehlikelerden biri de boy kısalığıdır. Prof. Dr. Kenan Haspolat, sevgi yoksunluğunun büyüme hormon fonksiyonunu engellediğini söyledi. Bunun tedavisinin ise öncelikle sevgi ve psikolojik ortamın düzeltilmesi olduğunu belirtti.
Ebeveynler arasındaki problemler çocuğun sağlığını olumsuz etkiliyor. Eşlerin sürekli tartıştığı aile ortamındaki çocuklarda tıp dilinde 'sevgi yoksunluğu sendromu' ya da 'psikososyal cücelik' denilen boy kısalığı ortaya çıkıyor. Yapılan araştırmalar, bu hastalığın giderek arttığını ortaya koyarken, çocuğun büyümesini etkileyen bu sendroma karşı eşlerin daha dikkatli olması gerekiyor.
Dicle Üniversitesi Çocuk Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Kenan Haspolat, çocuklar için en önemli büyüme hormonunun sevgi olduğunu belirtiyor. Haspolat, "Çocuk ne kadar iyi beslenirse beslensin, anne ve babası sürekli tartışıyorsa ya da boşanma aşamasındaysa, çocuğun büyümesi yavaşlıyor. Uyuyamıyor ya da yemeği reddetmeye başlıyor. Çocuğun fiziksel gelişiminde aksaklıklar meydana geliyor. Bu durum, sevgi yoksunluğunun sadece bir sonucudur." diyor. Sevgi göstermemenin büyüme hormon fonksiyonunu engellediğini anlatan Haspolat, sevgi fazlalığının ise nötr olduğunu ve boyun uzamasını sağlamayacağını kaydediyor.
Haspolat'ın verdiği bilgiye göre; büyüme hastalığı olan psikososyal kısa boy 2-15 yaş arasındaki çocuklarda görülüyor. Hastalığın en önemli belirtileri, boy ve kilo alımında yaşanan duraksama. Bunda şiddet, kötü muamele, sevgi yoksunluğu önemli rol oynuyor. Bu çocuklar, bu hormonlara cevap vermiyor. Çocuklarda yeterli beslenme olmasına rağmen büyüme gerçekleşmiyor, sindirim sistemi problemleri de dikkat çekiyor. Bu olayların sonucu olarak stres hormonları olan epinefrin ve norepinefrin artış gösteriyor. Bunun tedavisi ise öncelikle sevgi ve psikolojik ortamın düzeltilmesinden geçiyor.
Özellikle eşlerin evdeki kavgalarının çocuklarda büyüme hormonunun az salgılanmasına yol açtığını dile getiren Haspolat, "Sağlıklı büyümek için çocuğun psikososyal ortamı son derece önemli. Psikososyal yoksunluk veya psikososyal boy kısalığı diye adlandırabileceğimiz bu durum, anne-babadan uzak yaşayan veya ebeveynlerinde psikolojik rahatsızlık olan çocuklarda görülüyor." diye konuştu. Ayrıca evde sık sık kavga ediliyorsa, çocuk anne-babadan sevgi göremiyorsa, bu da büyüme hormonunu etkiliyor. Bu durumun merkezi sinir sistemi ve hipofiz bezi etkileşimi ile ilgili olduğunu ve bu çocuklarda büyüme hormonunun yetersiz salgılandığının bilimsel olarak ortaya konulduğunu dile getiren Haspolat, "Çocuklar şefkat görebildikleri bir ortama yerleştiklerinde veya stres ortadan kalktığında hem büyümenin hızlandığı hem de büyüme hormonu salgısının düzeldiği tespit ediliyor." şeklinde konuştu.
Hastalık tip ve belirtileri
Tip 1: Süt çocukluğunda görülür
Huysuz, huzursuz, uyku düzeni bozuk, sürekli ağlama eğilimi, boy uzama ve kilo alımında sorun vardır. Aile, çocuğun fiziki ve psikolojik ihtiyaçlarını fark etmez. Hormonal sorun yoktur. Görünüşte aile çocukla ilgilidir. Anne aktivite, olarak dağınıktır. Ebeveyn sorumluluğu ve iletişimi eksiktir. Yeterli kalori ve ilgi gösterildiğinde boy ve kilo artımı olur.
Tip 2: Üç yaş ve sonrasında görülür
Aile içi sorun vardır. Ebeveynler çocuğa ilgisizdir. Çocuklarda depresyon vardır, çekingen, saldırgan olabilirler. Çok yeme ve içme, davranış bozukluğu olabilir. Büyüme hormonu yetersizdir. Ebeveyn çocuğa ilgisiz, hatta dışlamış olabilir. Ailede alkol, uyuşturucu kullanımı olabilir. Ortamdan uzaklaştırılınca hem hormonların salgılanması hem de boy uzaması normalleşir.
Tip 3: Üç yaş ve sonrasında görülür
Aile içi stres vardır ancak ebeveynler çocukları dışlamaz. Ebeveynlerde suçluluk duygusu vardır. Büyüme hormon salgısı bozulmamıştır. Aileye psikososyal destek vermek yararlı olabilir.
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 02.02-2012 11:20
#2
enteresan konular buluyorsunuz hüseyin bey. Sevgi herşeyin ilacı kesinlikle...
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 02.02-2012 12:36
#3
size katılıyorum.. sevgi herşeyin ilacı..o zaman herşeyde sevgisizlik meydana gelince dünya yaşanmaz olmuş..o zaman varsa yoksa sevgi...
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 02.02-2012 15:55
#4
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 02.02-2012 17:50
#5
Konuyu tersinden anlamissin gene, buyumeye psikolojik olarak sevginin etkisi anlatılıyor, Prof cocukları ac bırakın demiyor herhalde...
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 03.02-2012 10:40
#6
saw işte..mutlaka muhalif bir tarafını yakalar..
selda güzel demişsin.. zaten sağlıklı büyümek psikolojik olarak rahatlayan çocuklarda daha güzel sonuçlar verir. yoksa sevgisizliği buzdolabına dalarak tıkabasa yiyerek gidermeye çalışmakne kadar doğru..?afrikaya gelince adamlar yiyecek yemek bulamıyor sevgi ikinci üçüncü planda kalmış.ayrıca senegal de insanlar dünya ortalamasınının üzerinde uzundur. yine darfur da öyle..sudan da birçok kabile aç olmalarına rağmen sırık gibi uzun. yine söylüyorum sevgi yemekteki tuz gibidir. olmazsa olmaz...
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 03.02-2012 11:08
#7
Bence de sevgi herşeyin ilacıdır.Hasta olan bazı insanlar bile, sevgi sayesin de hastalığını yenebiliyorlar.
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 07.02-2012 11:16
#8
bu hocanın görüşlerini çürütücek en büyük kanıt benım
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 07.02-2012 18:21
#9
İstisnalar Kaideyi bozmaz
-
Mesaj Gönderim Zamanı: 08.02-2012 05:18
#10
Japonlar çok mu mutsuzmuş
Mesaj Gönderim Yetkileriniz
- Yeni konu açamazsınız
- Konuya cevap yazamazsınız
- Mesajlarınıza dosya ekleyemezsiniz
- Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
Forum Kuralları