alisveris.engelliler.biz | Tekerlekli sandalye, akülü sandalye, çocuk ürünleri vb. tüm şey Engelliler.Biz alışveriş sitemizde
+ Konuya Cevap Yaz + Yeni Bir Konu Aç
Sayfa 1 / 4 1 2 3 4 SonSon
Toplam 51 mesajın 1-15 arasındakiler
Klasik Gitar Köşesi ..
Click here to increase the font size Click here to reduce the font size
  1. #1

    andante

    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    OttoBock
    Hadi başlayalım öyleyse;

    Bencilce davranıp benim için en büyüklerden biri olarak gördüğüm Andres Segovia ya ne dersin?



    "Gerçeği söylüyorum. Hem de tüm tarafsızlığımla söylüyorum. Gitar insanoğlunun yaratmış olduğu en güzel çalgı benim için."
    Andres Segovia’nın kendi kaleminden…



    Şu anda Elhamra Sarayı’ndayız. Ben bu rüya evrenine ilk kez on yaşında ayak bastım. Buraya çok uzak olmayan bir yerde, Linares’te dünyaya gelmişim; doğanın ve sanatın güzelliklerine gözümü açtığım yer burasıydı. Ve işte, size çalmak için burada, karşınızdayım. Tanrı’nın benim ruhuma müzik tohumlarını Granada’da ekmiş olduğu için, bir yandan da bu fantastik mimariyi ve yüzyıllarca önce işlenmiş olan ince bezekleri seyredebilmenin ilave hazzını tadabilmeniz için seçtik insanı büyüleyen bu yeri. Ve inanın, burada olmak, insanın cennetin yakınına, yanı başına geldiği duygusunu veriyor insana.

    Biraz önce doğduğum yerden söz ettim de, orada, evimizin yakınında bir yerlerde bir gitar dükkanının bulunduğunu söylemedim sizlere. Garip ama bu çalgının ruhu beşiğime kadar gelip buldu beni. İlk yazgım buymuş benim.

    Bir gün evimize gitarıyla flamenko çalan biri çıkıp geldi. Onun ilk hoyrat rasguedusunda sandalyemden sıçramış, arka üstü yere düşmüştüm. Ama adam parmaklarını tellerde dolaştırmaya başlayıp herkesin bildiği bir ezgiyi çalmaya koyulunca, gitarın o güzelim sesi içimde bir yerlere derinlemesine süzülüvermişti. Adam bana dönüp, “Bunu çalmayı öğrenmek ister misin?” diye sormuştu. Yalvar yakar başımı sallamıştım dayım razı olsun diye. İki ay içinde, öğretmenimin bildiği her şeyi öğreniverdim; işin aslında, adamın bildikleri pek azdı; dayım benim gitar çalmayı bu denli kolay becerdiğimi görünce, önüne gelene, “Allah Allah, bu çocuk öğrenmiyor, ezberliyor düpedüz” deyip duruyordu.

    Gitarın sesi, bizimkinden daha küçük ve zarif bir gezegenden gelen bir orkestranın sesi gibidir. Büyük İspanyol yazarı Eugenio d’Ors bir keresinde şunları yazmıştı : “Piyano sesi nutuk, viyolonselin sesi ise ağıttır. Oysa...bir şarkıdır gitarınki." Tanrı’nın bana bahşettiği müzik yeteneğini geliştirecek araç olarak gitarda karar kıldım ve gitar için yazılmış müzikleri aramaya koyuldum. Bütün öbür çalgıları bir yana bıraktım. O sırada Granada’daki icracıları orta vasat olduğu için, piyanoyu da. Gitar dışındaki çalgılardan hiçbiri beni kendine çekmiyordu. Gitarsa, insanın içine işleyen şiir dolu sesi, ses renklerindeki çeşitliliği, armoni olanaklarının zenginliği ile tutsak etmişti beni kendine. Ve ben de, duyarlı bir sanatçının gitarla ne denli güzel müzik elde edebileceği sezgisine sahip olmuştum.

    Benim delikanlılık günlerimde gitarın müziğe yatkın bir çalgı olmadığı kanısı yaygındı; gitar yalnızca şaraplı ve genç kızlı halk eğlencelerinde şarkılara ve danslara eşlik etmek üzere kullanılan bir çalgı sayılıyordu. Oysa ben, sabahları erkenden kalkar otururdum gitar çalmaya. Bir keresinde otel odamda böyle çalışırken, kahvaltımı getiren hizmetkar kadın beni gitar çalarken görmüş, “Hayrola senorito, sabah sabah bunca neşe!” diye haykırıvermişti.

    Dördüncü yıl sonunda dostlarım beni hayatımın ilk konserini vermek üzere zorla sahneye çıkardılar. Nasıl bir heyecandı o, anlatamam. Dinleyicilerin karşısına çıkma düşüncesi bile kemiklerime kadar takır takır titrememe yetiyordu. Ama ufacık bir ola, bütün korkumu bir an için de olsa, unutmama neden oldu. Sahneye doğru yürürken-gitarımı bir arkadaşım taşıyordu-ayağı aksayan yaşlı ve kibar bir flütçü yanıma yaklaştı: “Gitar çalacak delikanlıyı tanıyor musunuz?” diye sordu. Gülümsedim, “Hem de çok iyi tanırım,” dedim. “Yakın dostum olur.” “Peki, yeteneği nasıldır acaba?” diye sorgusunu sürdürdü flütçü. "Hiç, hem de zerre kadar yoktur yeteneği,” dedim. “Siz kendiniz değerlendirin.” Benim bu pek de ince olmayan yanıtıma şaştı, “Yoksa kıskanıyor olmayasınız onu?” dedi. Bozulmuştu, arkasını dönerek salondaki yerine oturmak üzere uzaklaştı. Ama, konserden sonra koşarak yanıma geldi, beni kucakladı, “Arkadaşınız gerçekten ama gerçekten benim tebriklerime ve bir o kadar da sizin kıskançlığınıza layık biriymiş.” dedi.

    Ertesi sabah, mahalli gazetelerden birinde konserime ilişkin değerlendirmeyi okuyunca, toyluk bu ya, tüm dünyaya ün saldığım sanısına kapıldım.

    Kendime verdiğim en zorlu görev, o sıralar oldukça kıt ve de yoksul olan, keman, viyolonsel, piyano vb.nin sahip olduğu yüzlerce harika kompozisyonla rekabet edecek kadar önem taşımayan gitar repertuarını zenginleştirmek oldu. Gitar tekniğimi oluşturmak dört yılımı aldı. Konser kariyerimde kendimi yetersiz sayıda gitar parçası karşısında buldum. Gene de, bu küçük repertuarla dinleyicilerin ve müzisyenlerin, tanınmış İspanyol ve yabancı müzisyenlerin sıcak ilgisini gitara çekebilmeyi başardım, onları rekabete geçirebildim. Çağrıma yanıt verenlerden ilki, İspanyol senfoni bestecisi Federico Moreno Torroba oldu.

    İrademin yarattığı bu mucizeye bilseniz nasıl hayret ederim. Pek çok engelin üstesinden gelirsiniz, güçlü bir iradeniz olsun yeter ki; ama sanırım bana şansım da kanat gerdi, tüy gibi hafif parmaklarıyla yaşamımdaki tüm engelleri çekip kaldırdı.

    Benim yaşamım, yükselen bir çizgiyi, ağır ağır ama yükselen bir çizgiyi izlemiştir. Her şey kondu benim önüme, akla gelebilecek her şey, ama ben başka hiçbir çağrıya kulak asmadım. İradem işte buradaydı benim, tuttuğum yolda ayak diremekteydi. Geri kalanıysa, benim gök kubbemin gizemli yıldızlarında yatıyordu.

    Bilirsiniz, ben kalkıp da başka bir çalgıyı, piyano ya da kemanı filan seçmiş olsaydım, hayatımı berbat eder çıkardım. Gerçeği söylüyorum. Hem de tüm tarafsızlığımla söylüyorum. Gitar insanoğlunun yaratmış olduğu en güzel çalgı benim için.
    Kaynak

  2. #2

    andante

    Çok güzel olmuş Pathetique,

    Sağolasın !!!!

    Söz konusu Villa Lobos olduğu zaman kendisinin gezgin kişiliğini vurgulamakta yarar var bence.

    Bu özelliğiyle kendi ülkesinde gezmediği yer kalmamıştır. Doğal olarak kendi yöresine ait melodileri derlemede ustadır. Ancak bilinmelidir ki bu özelliğiyle ona bir halk müziği sanatçısı demek çok doğru olmaz.

    Aynı zamanda Avrupa da müzik eğitimi aldığından bu müziği de doğal olarak çok iyi biliyordu. Ama yine bir ancak dersek, Avrupa nın bu müziğine tamamiyle sarılmayıp, kendi melodilerini de işin içine katarak oldukça değişik bir besteci olduğunu söyleyebiliriz.

    Ya sevgili Alperrrrrrrrrr, burada seni görmek isterim. Bence söyleyeceğin çok şey olmalı diye düşünüyorum.

    Sonuçta ben bir piyanistim, anlarsın ya

  3. alisveris.engelliler.biz: tekerlekli sandalye, akülü sandalye, ayağa kaldıran sandalye, merdiven çıkma sistemleri vb. tüm ürünleri güvenle satın alabilirsiniz
    alisveris.engelliler.biz'de onlarca marka ve model manuel tekerlekli sandalye alisveris.engelliler.biz'de onlarca marka ve model akülü sandalye Akülü engelli araçları, scooter seçenekleri alisveris.engelliler.biz'de Tekerlekli sandalye minderleri alisveris.engelliler.biz'de Hasta yatağı, hasta karyolası vb. ürünler alisveris.engelliler.biz'de
  4. #3

    alperstein

    Hey hey heeeeeeeeeeeeeeeey!
    Yettim gaaari, gitar konuşuluyor burada (Baben dostum fısıldadı sağolsun ,teşekkürler Baben)
    İki elim mousta olsa da geldim...
    Geldim gelmesine de azıcık soluklanayım şuracıkta....
    Hele bir Robert de Visee dinleyip yatıştırayım kendimi ...
    Ya da John Dowland mesela...
    Geleceğim vallahi söz
    Sevgilerimle

  5. #4

    alperstein

    F.Sor: Variations On A Theme Of Mozart Op.9
    Hayatımın 2 yılı
    J.Bream'den dinleyip de çalmaya çalışmaktan vazgeçtiğim eser...
    Hatırlatma için teşekkürler sevgili dostum...

  6. #5

    Sirine

    MÜZİSYENLERİMİZE BAŞARILAR...MÜZİK RUHUN GIDASI.....İNSANLARI DİNLENDİREN STRES ATABİLDİKLERİ NOTALARIN BİRBİRİYLE BÜTÜNLEŞİP ÇIKARDIĞI EŞSİZ SES....MÜZİK....MÜZİKLE İLGİLENEN ARKADAŞLARIMIZIN İNANIYORUM Kİ KENDİNİN OLDUĞU KADAR KARŞISINDAKİ İNSANLARINDA NEGATİF ELEKTİRİĞİ ALIP POZİTİFE DÖNÜŞÜYORDUR....

  7. #6

    alperstein

    Sağ elin üç parmağını kullanarak klasik tremolo tekniği ile çalınan ve kulakta mandolin etkisi yaratan eseri "Recuerdos de la Alhambra" (Alhambra sarayı anıları) hatırlatmadan geçemezdim.
    Teşekkürler Pathetique dostum...

  8. #7

    alperstein

    Bence de insan nasıl en iyi ve rahat hissederse gitarına öyle sarılmalı.
    İşte bir usta ; Paco de Lucia! Flamenko ustası ama çok rahat, hızlı ve temiz çalıyor.
    Rahatça bir bacağını diğerinin üzerine Akdeniz usulü atıyor ve kucağına alıyor gitarını.


  9. #8
    Pathetique
    Misafir Üye

    Pathetique

    Bugün biraz daha modern bir besteciyi tanıtmak istiyorum:

    NIKITA KOSHKIN(1956- ):



    Genellikle kendi enstrümanı için eser yazan besteciler, enstrümanın teknik ve müzikal kapasitelerini ortaya çıkarmak ve genişletmek amacı gütmüşlerdir. Paganini, kemanın teknik limitlerini zorlamış enstrümanın müzikal olasılıklarını arttırmıştır. Chopin, büyülü melodileri ve müziğe kattığı, genişlettiği yeni formlarla piyanonun "anlatımcı" tarzını ortaya çıkarmış kendinden sonra gelen bestecilere bu anlamda büyük etkisi olmuştur.

    Nikita Koshkin'in de kendi enstrümanı için eser yazarken iki amacı vardır; Biri, gitarın efekt dağarcığını genişletmek, ikincisi ve daha da önemlisi bu efektleri müzikal anlatımlarla birleştirmek.

    Koshkin 1956 Moskova doğumlu.4 yaşından itibaren Shostokovich ve Stravinski'nin müziklerine ilgi duymaya başladı. ailesi Koshkin için diplomatik bir kariyer planlarken o 14 yaşında tek tutkusu olan rock müzikle ilgileniyordu . Aynı yıl büyükbabası ona bir gitar ve Segovia'nın kayıtlarını verdikten sonra hayatı değişti. Artık tek amacı gitar çalmak ve bu enstrüman için eser bestelemekti. Bu amacını gerçekleştirmek için Moskova müzik kolejinde Edgar Emanov ile çalıştı aynı zamanda Victor Egerov ile kompozisyon çalıştı.

    Koshkin'in adı ilk olarak 1980 yılında yazdığı "The prince's toys"(ya da prensin oyuncakları" adlı suite'iyle duyuldu. Bu eser, bir çocuğun oyuncaklarının canlanması ve onu farklı bir boyuta kaçırması hikayesine dayanır. Suite, hikayenin anlamını ortaya çıkarmak için birçok efekt kullanılarak yazılmıştır..Örneğin, oyuncak askerlerin havasını daha gerçekçi hissettirmek için gitarın 5 ve 6'ıncı telleri üst üste getirelerek trampet sesi verilir.

    Koshkin'in müziğinde zaten esas amaç budur. Her eserinin ayrı bir hikayesi vardır ve bu hikayeyi müziğinde kattığı çeşitli efektlerle gerçekten yaşatmaya çalışır. "Merlin's dream"(Merlin'in rüyası) adlı eserinde cadı merlin'in çok güzel başlayan rüyasının bir kabusa dönüşmesi yine aynı teknikle çok başarılı anlatılmıştır. "Usher Waltz/Valse" Edgar Alan Poe'nun "The fall of the house of Usher" adlı romanından esinlenerek yazılmıştır. Klasik bir valse tadında başlayan eser giderek bozularak valse havasından çıkar ve bir korku filmi havasına döner sonra yine durulur ve çok sakin biter...

    Koshkin'in müziğine gençken dinlediği rock müziğin çok etkileri olmuştur. Bazı eserlerinde elektro gitarla verilen efektleri klasik gitarla vermiştir(bayağı da yakışıyor ). Eserlerini çalmak çok büyük bir teknik kapasite istemez ancak modern müziğe alışkın olmak lazım...Değişen ritmler ve belirli bir melodinin olmayışı yorumcuyu bu anlamda biraz şaşırtabilir...

  10. #9

    alperstein

    Ne ayıp bana..Bu besteciyi tanımıyormuşum.
    Öğrenecek ne çok şey var.
    Teşekkürler dostum
    Sevgilerimle

  11. #10
    Pathetique
    Misafir Üye

    Pathetique

    Rica ederim sevgili alperstein. Koshkin'in eserlerini bir ara bulursan mutlaka dinlemelisin bence yorumlayan birçok gitarist var. Olmazsa bir şekilde ulaştırmaya çalışırım...

    Yarın Bach ve klasik gitar ile ilgili bir konuya değinmek istiyorum aslında ama metaryelleri toplamam lazım. Malum Bach klasik gitar bestecisi olmadığı için ve çaldığımız eserleri transcript olduğu için biraz komplike bir konu

  12. #11

    alperstein

    Sevgili Dostum
    Vallahi rahmetli Segovia usta kütür kütür çalıyordu Bach'ın viyolonsel için yazılmış ve kendisinin gitara çevirdiği transkripsiyonlarını.
    Bach'ın keman için yazılmış Re minör Chaconne'unu gitarda çalmaya çalışmıştım.
    Barok çalmak da ayrı bir konu tabii.
    Neyse laf atmadan geçemedim yine.
    Sevgilerimle

  13. #12
    Pathetique
    Misafir Üye

    Pathetique

    Tabii ki klasik gitarda çok da güzel çalınabiliyor Bach eserleri. Ben şahsen Bach yorumcusu olmak istiyorum zaten

    Benim esas derdim Bach'ın Luth için yazdığı suite'lerinin klasik gitarda ne kadar hakkı verilerek düzenlendiği. Büyük yorumcu Julian Bream'i tanıtırken bu konuyla ilgili şöyle bir açıklama yapmıştım;



    Julian Bream Bach'ın Luth için yazdığı suite'leri bizzat luth'la çalar. Bunda çok haklı nedenleri vardır; Ses sınırları göze alındığında, Luth'un gitara oranla daha çok tele sahip olması, ses sınırının da o oranda daha geniş olmasına yol açar. Gitara yapılan Bach uyarlamalarında, özellikle bas notalarının bir bazen de iki oktav yukarı alınmaları eserlerin orijinal yazısını bozmuş, bas çizgisinde atlamalara neden olarak armonik hatalara neden olmuştur. Bu nedenle Bream ve onun gibi yorumcular Bach'ın eşsiz melodilerini hatasız çalmak için eserlerini ya luth ile ya da özel yapılmış gitarlarla seslendirmeyi tercih etmişlerdir.

    Kesinlikle Bach'ın luth suite'lerinin gerçekten hakkının verilebilmesi için luth ile çalınması gerektiğini düşünüyorum.

    Cello ve keman transkripsiyonları gayet iyi ama IV.Suite'in Prelude'ü gitarda kemanda olduğu kadar güzel tınlıyor mu sence? . Bizde yay kullanmak gibi bir lüks olmadığı için bu eserde kemanın hızına kesinlikle ulaşamıyoruz bir kere...Parmaklar bir yere kadar hızlanabiliyor. Böylece eserin ruhunu gerektiği gibi ortaya çıkaramıyoruz...

    Demek istediğim doğru Bach eserlerini seçip seslendirmek en mantıklısı sanırım. Yoksa benim klasik gitar-Bach konusunda hiçbir derdim yok aksine çok çok severek yorumluyorum eserlerini...tek sorunum bu büyük bestecinin yani "Büyük Bach"ın eserlerini hakkını vererek yorumlayabilmek

    Chaconne'u deşifre etmeye bile yeltenmedim cesaret edemiyorum!! . Bana göre en güzel yorumlar manuel Barreuca ve Julian Bream'inkilerdi. Onların elinden dinlendiğinde gerçekten de çalmaya korkuyor insan

  14. #13
    Pathetique
    Misafir Üye

    Pathetique

    Aslında Bach'ın konusu bu forumda daha önce de açılmış ancak gitaristler için de çok önemli ve ayrı bir yeri olduğu için ben yineliyeceğim:

    JOHANN SEBASTIAN BACH(1685-1750):



    Yüzyıllar boyunca müzikçi yetiştirmiş olan Thüringen'li Bach ailesi içinde "büyük" sıfatıyla anılan besteci, Johann Sebastian Bach'tır. Bu sıfat, aile içindeki "büyük" müzikçiyi belirlediği kadar, Bach'ın besteci olarak müzik tarihindeki yerini de vurgular.

    O çağa kadar gelişen birçok biçimde (örneğin suite biçiminde), birçok yazı tekniğinde (örneğin fugue tekniğinde) ileriki yüzyıllarda Bach'ı aşan olmamıştır. Çağına kadar olup bitenleri özetlemesi, bu yolda son sözü söylemesi, kendinden sonraki bestecileri artık yeni biçimler, yeni yazı yöntemleri aramak zorunda bırakması bakımından Bach'ın 18.yy ortasındaki durumu, Brahms'ın 19.yy sonundaki durumuna benzetilebilir.

    Bach, yenileyici olmaktan çok, bir yerleştiricidir. Yenileyici olmak gibi bir amacı da yoktu. Kendinden önceki ustaların ve kendi çağının ileri gelen bestecilerinin yapıtlarını incelemiş, kopyalarını çıkartmış, sağlam işçiliğini bu yolla elde etmiş, kendine özgü bir müziğe de asıl bu sağlam işçiliğinden yararlanarak varmıştır.

    Fugue (füg)'de, kanonda polifon yazıyla, kantata, passion, missa, suite, concerto grosso ve toccata en yüksek noktalarına, en büyük dolgunluğa, onun eserlerinde varmıştır.

    Bach'ın erişilmez anlatım gücü, en koyu ve sık dokunmuş yoğun bir polifonluk ve son bir birleştirimle o çağa değin görülmemiş büyüklükte eserler ortaya koyması, Almanya'da kapanmakta olan Barok anlayışının ta kendisidir.

    Bach ve gitar ilişkisine gelince;

    Görünüşü ve yapısı (ancak tınısı değil) nedeniyle Bach'ın Luth için yazdığı 7 eserin tamamı gitara uyarlanmıştır. Bunların bazıları orijinal, bazıları ise uyarlamadır. Barok dönemde enstrümanlar henüz kişisellik kazanmadıklarından, biri için yazılan bir eser, bir diğerine uyarlanabiliyordu.

    Ünlü Alman lutenist ve besteci S.L.Weiss, Bach'ın yakın arkadaşıydı. Ayrıca Avrupa'nın tanınmış lutenistlerinden E.G.Baron da Bach'ın müzikal toplantılarına sıksık katılmaktaydılar. Bach'ın luth için eser yazamaya başlamasında, bu beraberliklerin büyük önemi olduğu düşünülmektedir. Bach, Köhen'de yaşadığı yıllarda, tınısı luth'a benzeyen ve aynı ses sınırları içerisinde olan tuşlu bir çalgı icat etmişti. "Lautenwerck". Luth eserlerini yazarken bu enstrümanı kullandığı sanılmaktadır. Bulunan el yazması notalarda, iki porte ve iki anahtar olması bu ihtimali kuvvetlendirmektedir. Bazı el yazmaları ise Tablature sistemiyle yazılmış olup bunların çoğu Bach'ın lutenist arkadaşları ve öğrencileri tarafından kaleme alınmıştır.

    Bach'ın luth eserlerinin klasik gitarla çalınınca ne kadar anlamlı olup olmayacağı fikrimi daha önce belirttiğim için bir daha yinelemek istemiyorum.

    Bach'ın cello, keman ve klavsen için yazdığı suite'ler gitara uyarlanmıştır ve gitar repertuarında önemli bir yer tutarlar.

    Her enstrümanda olduğu gibi klasik gitarda da Barok stili çalmak ayrı bir düzen ve disiplin gerektirir. Özellikle Bach yorumlarken kararlı, her notanın hakkını vererek/ duyurarak, tempoyu bozmadan çalmak gerekir.

    Romantik dönemin özgürlüğünü Barok çağ eserleri yorumlarken bulamasak da özellikle Bach'ın eserlerindeki yoğun polifoni ve matematiksel düzenin büyüsüni enstrümanda duyurmak ayrı bir keyiftir. Yorumculuğa da büyük katkısı vardır...

  15. #14

    alperstein Sharon Isbin

    Bugün klasik gitar meraklılarına bir gitar virtüozundan sözetmek istiyorum. Gitarist denince aklımıza hep erkek gitar sanatçıları gelir. Bu kez bir kadın sanatçıdan sözedeceğim: Sharon Isbin...




    Sharon Isbin (7 Ağustos 1956, Minneapolis, Minnesota) 9 yaşında gitar çalmaya başlamıştır.
    Grammy ödülleri tarihinde 28 yıldan sonra 2001 yılında ilk klasik gitar
    ödülünü almış klasik gitar ustası kadın sanatçıdır.

    Guitar Player dergisinin düzenlediği Madrid Queen Sofia ve Toronto
    yarışmalarını kazanmış, Münih yarışmasını kazanan ilk gitarist ünvanını
    almıştır.

    Bugüne kadar 20 nin üzerinde albüm yapmıştır. Barok müzikten latin
    müziğine, ispanyol müziğinden günümüz jazz-fusion müziğine dek geniş
    bir müzikal yelpaze içinde çalışmalarını sürdürmektedir.

    1995 yılında Amerikan uzay üssü Atlantis ile Rus uzay üssü Mir'in tarihi
    uzay buluşması, Isvbin'in müziği eşliğinde gerçekleşmiştir. Aynı sene
    Isbin, ünlü gay-lesbian OUT dergisine lezbiyen olduğunu açıklamıştır.

    Amerika'da gösterilen, gay-lesbian ve biseksüellerin hayatını konu eden The L-Word dizisinde kendisini oynamıştır.

    Ünlü rock gitarcısı Steve Vai ve Isbin premiere “Blossom Suite”
    ParisŞubat 2005, Theatre du Chatelet.



    GRAMMY ÖDÜLÜ - 2001 "Dreams of a World " albümü ile en iyi solo yorumcu ödülü...



    Isbin, Classical Guitar Answer Book yazarıdır ve Aspen Music Festival direktörü, aynı zamanda Juilliard School'da gitar eğitimi vermektedir.

    Aşağıdaki linkte Tarrega'nın Recuerdos de la Alhambra eserinin videosunu izleyebilirsiniz.
    http://www.youtube.com/watch?v=AmudbgFPjqA

  16. #15
    Pathetique
    Misafir Üye

    Pathetique

    İMC Medikal: Akülü Sandalyeler, Manuel Sandalyeler, Akülü Engelli Araçları, Ayağa Kaldıran Sandalyeler, Walker ve Yürüteçler, Koltuk Değneği ve Bastonlar, Klozet Oturakları, Yedek Parça ve Aksesuarlar
    OttoBock
    Teşekkürler sevgili Alperstein Sharon Isbin gerçekten çok iyi yorumculardan biridir özellikle Bach yorumlarına bayılırım...

    Hazır konu bayan gitaristlerden açılmışken tekniği ve yorumuyle çook beğendiğim bir bayan gitaristi de ben tanıtayım (heveslendim )...

    ELENA PAPANDREOU:



    1966 Atina doğumlu Yunan gitarist Elenea Papandreou ilk konserini 15 yaşında verdi. National Conservatory'de Evengelos Boudounis ile klasik gitar çalışmış, 1985'de onur derecesi ile mezun olmuştur. Çalışmalarına Royal Northern College of Music'de Gordon Crosskey ile devam etmiştir. Papandreou ayrıca Oscar Ghiglia, Alirio Diaz, Julian Bream, Leo Brouwer and Ruggero Chiesa gibi dünyanın en önde gelen gitaristleri ile çalışmıştır...

    Papandreou üç uluslararası yarışmada birincilik ödülleri almıştır; "Maria Callas" (Yunanistan), "Gargnano"(İtalya), "Alessandria" (İtalya). Ayrıca dünyanın en meşhur ve en önde gelen klasik gitar yarışmalarından "Guitar Foundation of America"'dan ikincilik ve "NAXOS" ödüllerini almıştır."NAXOS" ödülü Papandreou'ya Naxos şirketinden albüm yapılmasını sağlamıştır. Daha önceden 5 albümü olan sanatçının 6'ıncı albümü bu yarışmada aldığı ödül sonucunda çıkmıştır...

    Papandreou birçok Avrupa ülkesinde konserler vermiştir-düzenli olarak her sene Türkiye'ye de gelir - ayrıca Amerika, Brezilya, Kanada, Venezuela gibi denizaşırı ülkelerde de birçok konserler vermiştir...

    Alirio Diaz, Oscar Ghiglia, Roland Dyens, Nikita Koshkin, Evangelos Boudounis and Yorgos Mouloudakis gibi büyük gitaristlerle beraber çalışmıştır. Boudounis gibi gitarist besteciler ona eserlerini ithaf etmişlerdir...

    Papandreou "harika çocuk" olarak başladığı klasik gitar kariyerine her geçen gün kendinden gerek müziğine olsun gerek teknğine olsun çook şeyler katarak devam etmiştir....

    Hani hep erkeklerin dünyası denir klasik gitar dünyasına . Tam anlamıyla hem fiziksel, hem teknik hem de müzikal güçlülüğü ile erkek gibi bir gitaristtir! (bkz: müzikte ince espriler )...


 
+ Konuya Cevap Yaz
Sayfa 1 / 4 1 2 3 4 SonSon

Mesaj Gönderim Yetkileriniz

  • Yeni konu açamazsınız
  • Konuya cevap yazamazsınız
  • Mesajlarınıza dosya ekleyemezsiniz
  • Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz
  • BB Kod kullanımınıza Açık
  • Efektler kullanımınıza Açık
  • [IMG] kodu kullanımınıza Açık
  • HTML kodları kullanımınıza Kapalı
  • Trackbacks kullanımınıza Açık
  • Pingbacks kullanımınıza Açık
  • Refbacks kullanımınıza Açık
 
www.tekerleklisandalye.biz | www.akulusandalye.org | alisveris.engelliler.biz: Tekerlekli Sandalye, Akülü Sandalye