• Tek Raporla Halletme Düşü ya da Düş-Kırıklığı

    [...]
    Gelgelelim bu dönemde artan hizmetlerden memnun olan sakatların da, bu hizmetlere şüpheci yaklaşan sakatların da tartışılmaz bir ortak düşü var: “tek raporla kurtulmak”. 2001 yılından verdiğim alıntıya dönersek, bir devlet organının yayınında 1998 yönetmeliğinin başardığı hayal edilen bu standartlaşma, tarihin bir cilvesi olarak belki de, bu sefer sakat vatandaşların düşü haline geldi. Nitekim artan hizmetler, çok daha fazla insanın bu rapor sürecini deneyimlemesine yol açtı.
    Bir hastaneden diğer hastaneye, bir vatandaştan diğer vatandaşa işleyen standartların olduğunu iddia etsem sanırım herkes gülmekten başka bir tepki vermeyecek. “Bir kere rapor alsak, her iş için o lanet hastane koridorlarını koklamak zorunda kalmasak!” ya da “O 60 verdi, bu 30 verdi” gibi hikayeler, “Nasıl oluyor da 55'ten 25'e düşüyor” gibi sorular Türkiye'de sakat olmanın “Merhaba”sı, “Naber”i ya da “Hoşgeldin”i olmuş durumda. Sanırım birbirini tanımayan iki sakat vatandaş, bugün %'lerden bahsederek ya da ortak şikayetleri yoluyla dost olabilirler.

    Buraya tıklayarak, Can Evren'in, 1998 yılında sağlık kurulu raporlarına dair devletin kurduğu hayalin, bugün nasıl da ironik olarak sakatların hayaline dönüştüğünün eleştirisini içeren yazısını okuyabilir ve tartışmaya katılabilirsiniz.