• Sakatlık hallerini aşağılayan yılışık bir film: Can Dostum

    Bülent Küçükaslan

    Yamaç paraşütü kazası sonrası omurilik felci olan ve başını hareket ettirmenin dışındaki tüm hareket yetilerini kaybettiği için (kuadripleji) tekerlekli sandalye kullanan milyoner Philippe, Paris’in göbeğindeki malikânesinde yardımcıları, fizyoterapistleri ve hizmetçileri ile birlikte monoton bir yaşam sürer. Film, bu zengin adamın bir hiç olarak sıkıcı bir ömür tükettiğini sezdirerek başlar: Philippe (bundan sonra ondan sadece Bahtsız diye söz edeceğim) kendisi için bir bakıcı aramaktadır ve bu iş için başvuru yapan adamlar da Bahtsız’ın çalışma odasının girişindeki ihtişamlı salonda iş görüşmesi için sıkılmış bir vaziyette beklemektedir. O esnada Bahtsız, içerde bir adayın iş görüşmesini izlemektedir. İzlemektedir diyorum, çünkü görüşmeyi Bahtsız’ın asistanlığını yapan bir kadın yürütmekte, bizim Bahtsız ise olabilecek en basmakalıp insan kaynakları mülakatındaki “Motivasyon kaynağınız nedir?” vb. soru-cevaplara sıkılarak tanıklık etmektedir (Soru 1: Madem sıkılıyorsun, neden bu şekilde olmasına izin veriyorsun?).

    Buraya tıklayarak yazının devamını okuyabilir ve tartışmalara katılabilirsiniz.