1-4 Aralık 2016 tarihinde Engelsiz Yaşam Fuarı
  • Sakatın Tekerine Çomak Sokmak!

    Radikal 2 / 01.04.2007
    Sakatlığı olan yurttaşlar sanılanın aksine yurt içinden satın aldıkları otomobil için ÖTV de öderler, KDV de. Ve buna karşın sakatlığı olan birinin Türkiye’de otomobil alması, satması ve kullanması neredeyse kâbus gibidir. Hatta gibisi fazla, düpedüz kâbustur; kâbus haline getirilmiştir!..

    ***
    Otomobil rüyası...

    Diyelim ki sol bacağınız diz altından kesik (ampute). Otomobil kullanabilmek için sürücü belgesi ve sonra da otomobil satın almak istiyorsunuz...
    Sürücü kursuna müracaat ettiniz, “H sınıfı sürücü belgesi alabilir” ibareli sağlık raporu başta olmak üzere bütün evrakları tamamladınız, bütün prosedürleri yerine getirdiniz ve H sınıfı sürücü belgenizi aldınız.
    Bu arada öğrendiniz ki sol bacağından sakatlığı olan kişiler otomobil kullanmak için özel donanıma ihtiyaç duymazlar, bu kişilerin kullanacağı otomobilde otomatik vites olması yeterlidir. Gayet güzel... Ne var ki sürücü belgenizi alır almaz baktınız ki, belgede, “Otomatik vitesli otomobil kullanabilir” ibaresi yazılmamış. Merak edip araştırdınız, bu konuda bir kuralın olmadığını, sol bacağından sakatlığı olan bazı kişilerde bu ibarenin yer almasına karşın bazı kişilerde yer almadığını gördünüz. Tamam deyip umursamadınız, zira sol bacağından sakatlığı olan kişilerin özel donanımsız otomatik vitesli araç kullanmaktan başka seçeneğinin olmadığı belli bir şey.
    Ve sıra otomobil satın almaya geliyor... Vergi muafiyetli otomobil satın alma hakkınızın olduğunu düşünerek galeriye gidiyor ve beğendiğiniz bir otomobile talip oluyorsunuz. Galerici “Hay hay!” diyor, “Ama önce ‘özel donanımlı otomobil kullanabilir’ ibareli bir sağlık raporu almalısınız”. İyi ama sürücü belgemi geçen gün aldım ve onu almak için zaten sağlık raporu çıkarmıştım, diyorsunuz, o olmaz mı? Olmaz! Düzenleme böyle, yeniden rapor gerekli... Yapacak bir şey yok, yeniden hastaneye müracaat edip sağlık raporu talep ediyorsunuz. Ama o da ne! Otomobil kullanmak için özel donanıma ihtiyacınız olmadığı gerekçesiyle başvurunuz reddediliyor. Yani sol bacağınız kesik olmasına karşın “sakat” yerine koyulmuyorsunuz!
    Abandone vaziyette, nasıl oluyor da sağ bacağı kesik olanların sakat sayılıp sol bacağı kesik olanların sakat sayılmadığını düşünüp şaşkınlık yaşarken siz, arkadaşınız ikinci bir şok yaşatıyor: “Olur böyle şeyler... Bana da ilk başta vermemişlerdi. Falan hastanesine git, orada bu raporu veriyorlar.” Sıkılıp bu hakkı kullanmaktan vazgeçiyorsunuz. Belki ilerde...
    Ve tüm vergilerini ödeyerek otomatik vitesli bir araç satın alıyorsunuz... Siftah için hadi bir Boğaz gezisi yapalım ailece diyerek yola koyuluyorsunuz. Ve güm! Arkadan bir otomobil gelip sizin otomobilinize çarpıyor. Polis geliyor... Ehliyet-ruhsat... Ve bomba: “Hanımefendi kazada hiçbir suçunuz yok, ama H sınıfı ehliyetle özel donanımı olmayan otomobil kullanamazsınız. Yetkisiz belgeyle otomobil kullanmaktan ceza keseceğim.” Aman memur bey, bakın sol bacağından sakatlığı olan sürücüler özel donanıma ihtiyaç duymazlar, o yüzden otomatik vitesli otomobil kullanırlar, ben yetkisiz belgeyle otomobil kullanmıyorum... Olmaz, yasak! Yapacak bir şey yok, ceza kesiliyor, ve konuyu yargıya taşıma kararı alıyorsunuz. Dava için gerekli bütün bilgileri derleyip hâkime sunuyorsunuz. Hâkim yazdıklarınızı okumuyor bile. Karar: Yetkisiz belgeyle otomobil kullanmak...
    Hâsılı bu sürece göre sol bacağınızdan sakatlığınız varsa, özel donanımlı otomobil kullanamazsınız (sağlık raporu vermezler), düz vitesli otomobil kullanamazsınız (sakatsınız), otomatik vitesli otomobil kullanamazsınız (sürücü belgenize yazılmamış). Belki uçak ya da gemi olabilir, bilmiyorum...

    Diyelim ki “otomatik vitesli otomobil kullanabilir” ibareli sürücü belgeniz var. Eşinizin, babanızın ya da bir arkadaşınızın otomatik vitesli otomobilini kullanmak istediniz. Olmaz! H sınıfı sürücü belgesine sahip sürücüler sadece kendi üzerine ve sakat statüsünde tescil edilmiş otomobilleri kullanabilirler.

    Diyelim ki şehir dışına uçakla seyahat edeceksiniz ve orada bir otomobil kiralamak istiyorsunuz. Olmaz! Sakatsanız (özel donanımı olsa da olmasa da) otomobil kiralayamazsınız. Yasak!
    Ayrıca otomobil kiralama işi yapan şirketler de özel donanımlı otomobil satın alıp kiralayamazlar; çünkü özel donanımlı otomobil sadece sakatlığı olan şahısların üzerine kayıtlı olabilir.

    Diyelim ki o şehirde bir arkadaşınız var ve size “nasıl olsa sakatlığımız ve otomobillerimizdeki donanımlar aynı, gel benim otomobilimi kullan” dedi. Olmaz! Sakatsanız arkadaşınızın otomobilini kullanamazsınız. Yasak!

    Diyelim ki o şehre çok sık gitmeniz gerekecek ve orada otomobile ihtiyacınız olacak. Bu yüzden şirketteki müdürünüzle konuşup sizin kullanımınıza uygun bir otomobil satın alınmasını ve oradaki işleriniz için hazır bulundurulmasını istediniz. Olmaz! Şirketlerin özel donanımlı otomobil satın almaları ve bunu personel(ler)ine kullandırmaları (tüm vergilerini ödeseler de ödemeseler de) yasak!

    Diyelim ki o şehirde otomobil olmadan işlerinizi göremeyeceğinize karar verdiniz ve “bari şahsi otomobilimle gideyim” dediniz. Bu sefer olur ( ama sakın hemen sevinmeyin!) Şahsınıza ait otomobilinizle biri sizinle aynı sakatlığa (ve sürücü belgesine) sahip, diğeri sakat olmayan iki arkadaşınızla birlikte yola çıktınız. Yol uzun, dönüşümlü olarak kullanır ve rahat bir yolculuk yaparsınız diye umuyorsunuz. Olmaz! Çünkü sizin aracınızı sakat olan arkadaşınız da, diğer arkadaşınız da kullanamaz. Yasak! Ölmek var, o şoför koltuğundan kalkmak yok.

    Diyelim ki kısa bir süre önce yurt dışından vergi muafiyetiyle satın aldığınız otomobilinizle büyük bir kaza geçirdiniz ve otomobiliniz tamamen hurda (pert) oldu. Durumu gösteren raporları alıp ilgili kuruma müracaat ettiniz ve yurt dışından yeniden bir otomobil ithal etmek istediğinizi söylediniz. Olmaz! Otomobiliniz hurdaya dönse de (çalınsa ve bulunamasa da) yeniden satın almak için 5 yıl beklemeniz gerek.

    Diyelim ki bu derece olumsuzluk yüzünden bunalıma girdiniz ve gece yarısı evde mide kanaması geçiriyorsunuz... Neyse ki eşiniz, çocuklarınız ve babanız evde. Aman, diyorsunuz, fenayım, beni bir an önce hastaneye yetiştirin. Allahtan aşağıda şahsınıza ait (tüm vergilerini ödeyerek [ya da muaf olarak] satın aldığınız) otomobiliniz var. Ama hayır, olmaz! Sizin otomobilinizi sizden başka hiç kimse kullanamaz ki. Yasak!

    Diyelim ki gündelik koşuşturmadan yorgun düştüğünüz bir an yaşıyorsunuz ve özgür olabilmek ve kafanızı dinlemek için (görece daha az engellendiğiniz bir ortam/deneyim olan) otomobilinizle biraz dolaşmak istiyorsunuz. Mümkün değil! Çünkü otomobilinizin plakasında sakat olduğunuzu insanların gözüne sokan bir amblem var; her yerde/edimde olduğu gibi, otomobil kullanırken de illa sakat olarak işaretlenmek zorundasınız!
    Aslında bunda sorun edilecek bir şey yok. Öyle ya, nasıl ki otomobillerde kadın plakası, erkek plakası, eşcinsel plakası, genç plakası, yaşlı plakası, Müslüman plakası, Hıristiyan plakası, Yahudi plakası, Budist plakası, dinsiz plakası, Türk plakası, Kürt plakası, Laz plakası, Çerkez plakası, Alman plakası vs. varsa, doğal olarak sakat plakasının olması da kaçınılmaz!

    Diyelim ki otomobille ilgili olarak bunca sıkıntı yaşadıktan sonra, bari vergi muafiyetli bir otomobil alayım da çektiğim sıkıntıya değsin diye düşündünüz. Beğendiğiniz otomobili satın almak için galeriye gittiniz. Aracın değerinin 50 bin YTL olduğunu, ama sakatlık indirimi olduğu için size maliyetinin (yaklaşık olarak) 30 bin YTL olduğunu öğrendiniz. İlk defa otomobille ilgili güzel bir haber almışsınız, keyfiniz yerinde, 20 bin YTL avantajlısınız... Hemen işlemleri yapıyorsunuz ve otomobili alıyorsunuz. Aradan 5 yıl geçiyor. Son zamanlarda otomobilinizin sorun çıkarmaya başlaması üzerine otomobilinizi yenileme kararı alıyorsunuz. Zira yolun ortasında istop eden otomobilinize tekerlekli sandalye kullanan biri olarak müdahale etmeniz ya da yardım aramanız imkânsız. Neyse ki her 5 yılda bir olmak koşuluyla eski otomobilinizi satıp, vergi muafiyetli yeni bir otomobil satın alabiliyorsunuz! Böylece üstüne biraz daha para koyup, sürekli sorunsuz bir otomobil kullanma şansınız olabiliyor. Ve galeriye gidip eskisini verip yenisini almak istediğinizi söylüyorsunuz. Ve rüya bitiyor! “Şimdi sizin otomobilinizin piyasa değeri 25-30 bin YTL arasında. Sizden aracınızı bu fiyata alırım, ama sonra siz, bu arabayı 5 yıl önce satın alırken ödemediğiniz 20 bin YTL’yi götürüp Maliye’ye vermek zorundasınız. Yasa böyle! Otomobili alırken vergi ödemiyorsunuz, ama o vergiyi, satarken aynen ödüyorsunuz...”
    Oracıkta düşüp bayılıyorsunuz!
    - Ne oldu bana, nerdeyim ben?!
    - Türkiye efendim. Burası Türkiye!

    Vs.vs.vs.vs.

    Evet, bu okuduklarınız, sakatlığı olan kişilerin otomobil alımı, satımı ve kullanımı ile ilgili olarak varolan yasal düzenleme ve uygulamalardan derlenmiştir. İstedik ki sakatlığı olan kişilerin nasıl engelli kılındığı daha somut ifadelerle sergilensin...

    Çözüm...
    Düzenlemeler planlanırken/yapılırken tüm aşamalarda sakatların da yer alması sağlanmalıdır.
    Hiçbir aşamada kimlikler hiyerarşize edilmemeli; yasaların tüm yurttaşlar için olduğu, sakatların otomobil kullanmasının en temel haklarından biri olduğu ve sürücü olma kriterini karşılayan herkesin eşit olduğu unutulmamalıdır.
    Çok genel olarak söylersek: H sınıfı sürücü belgesi kaldırılmalı ya da tanımı değiştirilmelidir, plakalardaki özel işaret kaldırılmalıdır, otopark için özel kart uygulamasına geçilmelidir, otomobil alırken ‘vergi indiriminden yararlanan’ ile ‘vergi indiriminden yararlanmayan’ şeklinde bir ayrım yapılmalıdır, kullanımla ilgili yasaklar ortadan kaldırılmalıdır, hangi sakatlığı olanların nasıl bir donanımla sürücü olabileceği ile ilgili olarak gelişmiş ülkelerde kullanılan teknolojik normlar ülkemizde de kullanılmaya başlanmalıdır, sağ uzvundan sakat-sol uzvundan sakat ayrımı ortadan kaldırılmalıdır, (eskiden olduğu gibi) ÖTV ve KDV muafiyeti getirilmelidir.
    Hepsinden önemlisi, düzenlemeler yasak getirmek için değil, hakların kullanımında ortaya çıkabilecek sorunları ortadan kaldırmak için yapılmalıdır.

    ***
    Engelliler.Biz Platformu olarak bu saçmalıklara ve haksızlıklara dikkat çekmek ve ilgililerin harekete geçmesini sağlayabilmek için ARABAM BENİM BACAKLARIM isimli bir girişim başlattık. Sizler de sitemizi ziyaret edip, sorunlarımızın önerilerimiz doğrultusunda çözülmesi için bizlere destek olabilirsiniz.

    Ve son söz: "Bilmiyor musun ki, sen(den) olmayanı ne kadar öldürsen, sen de o kadar ölürsün. Ben olmazsa(m) Sen de olmaz(sın). Ölümüm için yerden kaldırdığın her taş, ölümün için yerde bir çukur açar. ve Beraber ölürüz...
    Oysa... ‘Düşündüm de, belki sen ve ben... beraberce bir yere gidebiliriz. Bugünlerde...
    " (Feride Zülfü)