• Sahte İlişkiler Masalı

    İ
    şte çözümsüzlüğün ve kandırmacanın en önemli ayağı!
    İşte sözde işbirliğinin en sahte yüzü!
    İşte “hizmet ediyoruz” diyenlerin yalanları!
    İşte hepimizin ayıbı!

    Sözlerime “istisnalar kaideyi bozmaz” diyerek başlamak istiyorum. Çünkü biraz sonra ele alacağım konular tüm belediyeler ve kurumlar için geçerli olamaz. Ancak bu sözlerin geçerliliğine karar verecek olanların belediyeler ve kurumlar değil biz engelliler olduğunu da hatırlatmak isterim. Yani istisna dedik diye kimse üste çıkmasın!

    Masal Bu Ya...
    Bir varmııış bir yokmuş.
    Güzel ülkemin en büyük şehirlerinden birinde engellilerle ilgili 4 tane dernek varmış. Adları; “Lay Lay Lom Derneği”, “Kermes, Konser ve Plaket Derneği”, “tekerlekli sandalye Dağıtma Derneği” ve “Hak Alma Derneği” imiş.

    Şirin mi şirin bu derneklerde bir çok iyi insan toplanıp “örgütçülük” oynarmış. Bir gün “engelliler de normal insan” konusu konuşulur ve bu saptama dünyaya ilan edilir diğer gün engellileri askerlerin sırtına yükler dağlara taşlara tırmanırlarmış. Bir gün tekerlekli sandalye dağıtmak için kermes düzenlerler diğer gün kermese katılanlara plaket verirlermiş. Bir gün mankenlerle engellileri aynı havuzda yüzdürür diğer gün “haberleri” gazete ve televizyonlardan takip ederlermiş. Bir gün engellilerle birlikte piknik yaparlar diğer gün kendilerini pikniğe götüren amcalara ziyarete giderlermiş. Bir gün milletvekili amcaları ziyaret ederler diğer gün onlarla birlikte “Engelliler Haftası”nı kutlarlarmış. Bir gün bir televizyona malzeme olur diğer gün öbür televizyona...

    Ve bu tatlı hayat sürüüüp gidermiş.

    Ne var ki oynayacak alan ve oyuncak konusunda sık sık sorunlarla karşılaşırlarmış. Öyle ya bu kadar oyuna oyuncak mı dayanır? Tabi ki dayanmaz!

    Ama şirin derneklerimiz her seferinde bu sorunun üstesinden gelmeyi başarıyorlarmış. Nasıl mı? “Sorun”la karşılaştıklarında hemen amcalarına gidiyorlarmış. Belediye başkanı amcaları, milletvekili amcaları, televizyoncu amcaları, gazeteci amcaları... hepsi çok iyi insanlarmış. İstedikleri her şeyi yapıyorlarmış. Gerçi hepsinin bazı şartları oluyormuş ama olsun, önemli olan onların oyunlarına devam edebilmesi değil mi? Bu uğurda yerine getirilmeyecek ne şart olabilir ki!

    Hem şartlar da basitmiş;
    hizmet veriyormuş gibi davranacağız, “veriyorsunuz” diyeceksiniz,
    duyarlıymışız gibi davranacağız, “duyarlısınız” diyeceksiniz,
    sizi seviyormuşuz gibi davranacağız, “seviyorsunuz” diyeceksiniz,
    sorun yok gibi davranacağız, “sorun yok!” diyeceksiniz,
    seçimler öncesi kameraların karşısına beraber çıkalım diyeceğiz, “çıkalım” diyeceksiniz
    ve tabi verdiğimizden fazlasını istemeyeceksiniz...

    bu kadar!

    Amaaaaaaaaaaa
    Ne var ki içlerinden biri -Hak Alma Derneği- hep mızıkçılık yapıyormuş. Her seferinde haktan, adaletten, hizmetten, sosyal devletten, işten, sağlıktan yani büyüyü bozacak kavramlardan bahsediyormuş.

    Oysa bu kelimelerin oyunda kullanılması yasakmış. Bu kelimeleri kullananlar “yanar” ve bir daha oyuna alınmazmış.
    “Ama neden?” diye soranlara
    “Ne yapalım, akıl sır ermez bu işe, oyunun kuralı bu...” derlermiş.

    Ne var ki bir gün bir şey olmuş. Hak Alma Derneği’nin taraftarları çoğalmaya başlamış. Git gide daha çok kişi oyunun kurallarına uymaz olmuş. Etrafta; bu oyundan sıkıldıklarını, kurallarını beğenmediklerini ve artık oynamayacaklarını söyleyen insanlar dolaşmaya başlamış.

    Ve bir gün gelmiş sokaklar gümbür gümbür insan kalabalığıyla dolmuş taşmış.
    Herkes meydanlarda aynı türküyü söyler olmuş

    Hak istiyoruz,
    Adalet istiyoruz,
    Sosyal Devlet istiyoruz,
    İş istiyoruz,
    Eşit eğitim istiyoruz,
    Sağlık hizmeti istiyoruz...

    O günden sonra hiç bir şey eskisi gibi olmamış.
    Ülkenin her yerinden aynı ezgiler yükselmeye başlamış,
    Gün gelmiş bu türküyü 7 milyon kişi söylemiş..

    Ve oyun bozulmuş,
    Bu masalda burada bitmiş.