• Merhem Kampanya

    C
    anımdan bezdim artık şu ağrılar yüzünden.
    İki kuş görme arasında sürekli kendimi camdan atmak geçiyor içimden.
    Fakat, kuşlar uçtuğu sürece çok bekleyecek sevgili helva severler.
    Ve sardunyalar açtıkça.
    Arkadaşlar aradıkça/geldikçe.
    Ah şu arkadaşlar!
    Tanıdığım herkesi en az bir kez, başı ya da dişi ya da başka bir yeri ağrırken gördüm; kadınları tüm ağrılara ek olarak her ay sancı çekerken de.
    Eve gelen ya da arayan herkese, "O çektiğin ağrı ya da sancıları üç aydır kesintisiz çektiğini düşün. Sinirlerim kaynamış don lastiği gibi oldu. Bu yüzden hoş görü istiyorum. Kelimenin sözlük anlamıyla hoşgörü! Eğer hoşgörü gösterebileceksen gel. Yoksa gelme!" diyorum.
    Yok, ben böyle dememişim sanki; gelip beni azarlayanlar mı istersiniz, ne kadar aksi, nalet, huysuz olduğumu söyleyenler mi?
    Artık bunaldım.
    Sıkıldım.
    Yoruldum.
    Peki, ben neden bu kadar çok ağrı çekiyorum? Kim bu ağrıların sorumlusu?
    Kim olacak, yetkililer
    Belediyeler, devlet ve hükümet.
    Yollar, binalar bu kadar ben yokmuşum gibi yapılırsa olacağı bu işte
    Offffffffffff of offfffffffffffffffffffffff.
    Bir bulutun ucu göründü.
    Sevin Nazmiye!
    Yattığım yerden arabaların sesini duyuyorum. Deliriyorum. Hayır, kıskançlıktan değil.
    Ben şu anda arabayla geziyor olabilirdim. Arabam var biliyorsunuz. Beş milyonluk benzin koysam rahatça İstanbul turu atabilirim. Dizel çünkü.
    Beni bir katın merdivenlerini kucağında indirebilecek birini de bulabilirim.
    Ve gezebilir-d-im canım İstanbul'u.
    Peki, neden yapamıyorum bunları?
    Çünkü yasalarla yasaklanmış.
    Nazmiye'nin arabasını Nazmiye'den başkası kullanamaz!
    Delirtecek beni bu yetkililer.
    Bak bakalım mektup falan var mı? (Elektronik elbette! Kim süslü kâğıtlara mektup yazıp da gönderiyor ki artık?)
    Evet. Çok güzel mektuplar gelmiş! Kendimi denize atmış gibi ferahlatan cümleler yazmışlar sevgili okurlarımız.
    Sağ olsunlar.
    Ağrısız hayatlar diliyorum herkese.
    Ve ağrılarıma merhem bir haber görüyorum.
    Engelliler.Biz bir kampanya başlatmış. Hızla okuyup, teşekkürlerimi iletiyorum. Ve kampanyaya isim annesi oluyorum.
    Yıllar önce ilk kez arabayla dolaşırken aklımdan geçen bir cümleydi, şimdi
    Kampanya adı oldu: "Arabam Benim Bacaklarım"
    Neden merhem olduğunu anladınız değil mi?
    Bu kampanya işe yarar da amacımıza ulaşırsak, şu anda olduğu gibi benim araba kullanamadığım zamanlarda "biri" beni gezdirebilecek.
    Peki, o " biri" kim olabilir?
    Ben o "biri" herkes olabilsin istiyorum.
    Devletin bu kısıtlamayı getirmesinin nedeni; kötü niyetli kişilere engel olmak. Vergi indiriminden yararlanıp aldığı aracı kar amaçlı satanlara karşı önlem olarak kampanyada önerilen: "...araç sahibinin birinci dereceye kadar kan ve sıhrî hısımlarından birileri tarafından kullanılabilmelidir.
    Ayrıca araç sahibi araçta olduğunda, aracı kimin kullandığının bir önemi olmamalıdır."
    Önerinin son cümlesi ne kadar önemli bilemezsiniz.
    Birkaç ay önce bir arkadaşım; gece hastalanınca kocası onu hastaneye götürürken polisin ceza yazdığını anlatmıştı.
    Bu kampanyayı en hararetle destekleyeceklerin başında onların geleceğinden hiç kuşkum yok.
    Telefonunu aradım bulamadım. Umarım haberleri olur.
    Ve, gece karısının doğum sancıları tutunca hastaneye giderken polisin durdurup, bana ait arabayı kullandığı için ceza yazdığı komşum da eminim öğrenince destekleyecektir bu kampanyayı.
    Ertesi gün bir yandan karısı ile uğraşırken bir yandan da polisin bağladığı arabayı kurtarmaya uğraşmıştı.
    O uğraşmıştı çünkü ben yine yürüyemiyordum o günlerde.
    Şu var olan uygulama saçmalık değil de ne söyler misiniz bana?
    Arabalar dursun yerlerinde, biz evde ya da hastanede yatarken ihtiyacı olan birine ver-e-meyelim işini görsün diye!
    Kampanyanın önemi benim için bununla kalmıyor elbette; her maddesi önemli.
    Vicdanları sızlatacak kadar ayrımcılığa uğrayanların başında gelen, çifte sakatlığı veya ağır beyin hasarı olan çocuğu/yakını olanlara yapılan haksızlığı da ortadan kaldırmayı hedefliyor.
    Ve bir yanılgıyı da düzeltmek.
    "Uygulanan bu muafiyetler, devletin, sakat vatandaşlarının cebine para koyması gibi lütufkârca bir tavırla sunuluyor. Oysa bu böyle değildir! Buradaki uygulama ile devletin kasasından tek bir kuruş dahi çıkmamaktadır. Söz konusu olan şey, araçların fabrika çıkış fiyatları üzerine devletin koyduğu verginin (ÖTV) alınmamasıdır. Bir nevi, kârdan zarar durumu!
    Uygulamanın ÖTV muafiyeti değil, ÖTV ötelemesi anlamına geldiğini...Ve diğer ayrıntıları Engelliler.Biz web sitesinde bulabilirsiniz. (NG/BA)