• Karadeniz Kadını Çok Komiktir...

    U
    zun zamandır yazmak isteyip de, havasına giremediğim için bir türlü yazamadığım Trabzon Kadını’nı, dilim döndüğünce, daha doğrusu klavyem elverdiğince yazıp, paylaşmak istiyorum. Gerçi okumak, duymak tadını vermez ama, idare edeceksiniz artık.

    Efendim, bizim Trabzon kadını gerçekten çok komiktir. Ama öyle alışageldiğiniz fıkralardakine benzer saftiriklikleriyle değil. Aksine cin gibi ve hazırcevap tavırlarıyla komiktirler.Hatta bizim ora kadınının muhatabı olmuşsanız ya da “saldırı”sına uğramışsanız, vay halinize... Duyduklarınıza gülmek bir yana, oturup, nasıl tongaya düştüğünüze yanarsınız. Bakın anlatayım.

    Yıllar önce, anneannem bize gelmiş. Oturmuş sohbet ediyoruz. Anneannemde şive güzel. İstiyoruz ki, bişeyler anlatsın. Başta nazlanıyor, ama uzunca bi süre yalakalık yaptıktan sonra nihayet bizi kırmıyor, başlıyor anlatmaya:
    “Pi gece yarıisi evde yalnuzken telefon çaldi. Gecenin iki-üçi. Pu saatte kim arar! Acaba köti haber mi? diye tüşunuyrum. Korkarak açtum telefoni. Karşida pi adam: “Pen seni çok seveyrum, çok özledum. Yanuna gelmek isteyrum” gibi laflar ediyy. Keberesice, içmiş boki [rakıyı], ne teduğuni bilmeyi. Kıizdum, ama acidum da adama. Dedum ki: Pen da seni çok özledum. Ama şimdi çok yorgunum. Sabah olunca sen peni gene ara. O zaman göruşuruz. Oyle kapattuk telefoni.”
    Hepimiz yerlerdeyiz...

    Bitane daha
    15 yıl kadar önceydi. Babaannemin bizde olması münasebetiyle, o zamanlar dahi yaşlı olan (Allah ömürler versin) ve adını halâ bilmediğim “Falcı Teyze” lâkaplı, dünyanın en komik kadınlarından biri olan akrabamız bize misafirliğe geldi.
    Bu ikili birleşince, doğal olarak, dinlemeye doyulmayacak bir üslupla, her yerin ve her şeyin konuşulduğu çok güzel bir ortam oluşuverir. Hele de çevrelerinde, muhabbetten zevk aldıklarını belli eden birilerinin varlığını sezinlediler mi, değmeyin keyiflerine...
    Gene öyle keyifli anlar yaşanıyor. Ordan-burdan-şurdan, onu-bunu-şunu derken, laf lafı açıp muhabbet koyulaştı.
    Gelgelelim, muhabbet uzayınca bizim Falcı Teyze’de bir hareketlenme başladı. Sıkışmış, tuvalete gitmesi lazım. Ama hem muhabbetin koyuluğundan, hem de çekingenliğinden dolayı, bu isteğini kimseye diyemiyor. Kıvrandı, kızardı, sıkıldı ve sonunda dayanamayarak:
    “hau ellerumi pi yikayayum. Kelduğumden beri firsat olmadi” diyerek odadan çıktı.
    Aradan bir-iki dakika geçti geçmedi Falcı Teyze odaya dönüverdi.
    Dönmesine döndü, ama yüzünde ve hareketlerinde hiçbir rahatlama olmadığı gibi, aksine daha bir huzursuz. O vaziyette biraz daha muhabbet etmeye çalıştıysa da bir süre sonra babaanneme:
    “Heyriye [aslı Hayriye’dir] pu evun tuvaleti nerdedur?” diye sordu. Babaannem de:
    “Tuvalet nerde olu! Hau içerde. Gel peşume” diyerek, beraberce tuvaletin yolunu tuttular.
    “Aha” demiş babaannem, “purasi”.
    Falcı Teyze şaşkın: “ula Heyriye, pen temin da buraya gelmişidum. Ama baktum içerde has, temiz pi tascuaz (tas/kase yani). Tedum heralda yanliş keldum. Şimdi pen haburaya mi edeceğum?”
    Bunun üzerine Babaannem de atmış havasını ve güzel güzel anlatmış alafranga tuvaletin nasıl kullanacağını.
    Biraz sonra Falcı Teyze rahatlamış olarak ve gülerek odaya girdi:
    “Huuuuuh! Pu nasi pi şeydur! Pu ne keyuftur? Pu ne iştur? Hem oturuysun hem da siçaysun! Hey gidi körduklerum!..”

    Bu da son olsun
    Faile teyzemiz var (aslında annemin teyzesidir, ama biz de teyze deriz). Onun yaşadığı ve anlattığı bir olay bu. Onun ağzından yazmaya çalışacağım:
    "Pi akşam tarladan eve geldum. Baktum kapida pi not. Deyi ki: Sayin abonemiz. Piz elektruk idaresinden keliyoruz. Elektruk saatuni okuyacakduk. Ama elektruk saatunuz evun içinde olduğu içun, okiyamaduk. Yarun sabah yine geleceğuz, lutfen evde olun.”
    E eyi ya, oluruz deduk. Sabah oldi. Kaktuk, namazumuzi kilduk. Pekle pekle pekle, ne kelen var ne kiden. İnek aşaada bağiriyor, tarlada işler pekliyor. Saat tokuza keliyor.
    Paktum olmayacak, adamun yazduğu noti aldum elume ve arkasina yazdum:
    Sayin elektrukçi, pekledum, pekledum kelmedunuz. Pen tarlaya kideyrum. Gelursenuz, hau karşiya doğru bağurun. Pen tuyar, gelurum. Teşekkür ederum."

    Aman efendim, siz siz olun, Karadeniz kadını ile aşık atmaya kalkmayın