• Bu Bir Yalan

    Şair: Onyinyechukwu Udegbe

    Bu bir yalan, görülmekten korkmuyorum.
    Bakışlarınız beni görmüyor.
    Bakışlarınız beni göremez.
    Bakışlarınız beni görmedi.
    Bakışlarınızın gördüğü Ben değilim.

    Bakışlarınız, burada, kendi mutfağımda hoş karşılanmıyor.

    Onlar Hotantoları da sevmişti (1), herkes sirkten hoşlanır.

    İki eli olanların yakınında, onların arasında çalışmak ve yaşamak…
    Evinize, yaşamınıza davet ederseniz, onların bakışlarına karşı hazırlıklı olmalısınız.
    Tek elle ve acı içinde yemek pişirme, temizlik yapma ve yaşayabilme mucizenizi görmek için izlerler. Evet, sadece bir elle işlemeye devam etmek, güdük uzvunuza aldırmadan…

    Aralarında en iyi niyetli olanları, kendilerini sizin müttefikiniz olarak nitelendirenler, size sağlamcılığa karşı kendilerini eğittiklerini söyleyenler, sizinle ittifak halinde, sağlamcılığa (2) karşı duruşlara katkıda bulunduklarını, sağlamcılık karşıtı eserler ürettiklerini söyleyenler bile, bakacaklar.

    Gözlemleyecekler, yalnızca zararsızca gözlemleyecekler, anlamak ve kendi yönlendirmeleri ile meydan okudukları kavramlarla yanıtlar bulmak için.

    Güzel, çünkü sizi eğitmek benim sorumluluğum DEĞİL. Sizi EĞİTMEYECEĞİM, benim ezilmişliğimi paylaşmanın nasıl birşey olduğu konusunda aydınlatmayacağım. Sadece ezilmek istemiyorum. Sadece, sizin gözlem altındaki kadavranız, leşiniz olmak istemiyorum.

    Onlar gözlerler, bu tür bir gözlem, bu tür bir inceleme için onaya gerek yoktur. Onlar gözlerler, her küçük ayrıntıyı, her küçük hareketi ve seçme şansı
    bir mucizedir.

    Onlar artık öyle basit hareketler değil, bana ait olan,
    Genç kadın mutfağında, bir el soğan doğruyor, bir kadın yemek hazırlıyor,
    artık o kadar basit değil,
    sizin bakışlarınızla.

    Hottentot Venüs’ü hatırlıyor musunuz? (3)
    Hatırlıyor musunuz?
    Afrikalıları ilk zorla bu topraklara getirdiklerinde,
    Onları keşfedip, gözlemlemek için zorla alıkoyduklarında,
    Gözlemlemek için
    Tecrit edip, tuttuklarında,
    Anlamamız için kaydedilen mucizeler.

    Benim mutfağımı, üzerinde yemek yediğim masamı, içinde uyuduğum evimi, ve yemeğimi, laboratuvarınız, i.... edilesice bir deney haline dönüştürmek istiyorsunuz.
    Benim, sizin leşinizin, gözlemleriniz için, daha iyi anlayabilmeniz için, böylelikle bana daha iyi yardımcı olabilmeniz için, benimle daha iyi ittifaklar kurabilmeniz için, benim daha iyi olabilmem için, daha iyi yaşayabilmem, yemek pişirebilmem, beslenebilmem, konuşabilmem, gözlemleyebilmem, kendimi inceleyebilmem için burada sessizce durmamı istiyorsunuz.

    Neden?

    Ben kendi rahatsızlığımda zaten rahatım.

    Neden? Rahat mı olmalıyım? Ben bu dünyada yaşıyorum, acı çekmeyenler, iki eli olanlar için tasarlanmış bu dünyada. İdare etmek zorundayım. İdare ediyorum. Taa ki, güdük uzuvlular için tasarlanmış kendi dünyamı yaratana kadar.

    Kadavranızın içinden sıcak kan akıyor olmasından mı korkuyorsunuz? Sizi benim acımın, benim rahatsızlığımın, benim barışımın üzerine uyumakla suçlayacağımdan mı korkuyorsunuz?

    Ama ben buradayım,
    Tüm o iyi niyetinizle,
    Bakışınızla,
    Sizin rahatınız için, içinde rahatça çalışmak zorunda olduğum bu i..... edilesi rahatsız mutfakla,
    ve hala,
    Hala, sizin rahatsızlığınızla başa çıkmak durumundayım,
    Bunun beni bir yerde,
    Birgün,
    İyileştireceği
    Oyununda size katılmalıyım?
    Nasıl?
    Neden?

    Tüm hissettiğim benimkinin üzerine binmiş sizin rahatsızlığınızken, o tanıdık bakış,

    Onların hottentot venus’e baktığı gibi, siz gözlerinizi üzerime dikmişken.

    _______
    (1) 19. yüzyılda Avrupalı sömürgecilerin kendilerine “farklı” gelen beden yapılarından dolayı bir “ucube” olarak gözlemlediği Güney Afrikalı bir kabilenin üyeleri.
    (2) “Sağlamcılık” ifadesi burada İngilizce’deki “ableism” kavramının karşılığı olarak kullanılmıştır. “Sağlamcılık” bu anlamda ilk olarak Çağrı Doğan tarafından kullanılmıştır.
    (3) Hottentot Venüs ifadesi, 19. yüzyılda Avrupalı sömürgeciler tarafından Afrika’dan Avrupa’ya “sergilenmek” amacıyla getirilen Hottentot kabilesinden Saartjie Baartman adlı kadına referans olarak kullanılmış. Baartman’ın vücut hatları sömürgeciler tarafından “sıradışı” bulununca, Baartman Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde bedenini “sergilemek” üzere, köle olarak pazarlanmaya başlanır. Baartman dönemin ucube şovlarında meraklı gözleri tatmin amacıyla sergilenir.
    Ek$i Sözlük'te ile ilgili başlık için tıklayın.
    Yıldırım Türker'in Sarah Baartman/Hottentot Venüs ile ilgili Radikal'deki yazısı için tıklayın


    Not: Onyinyechukwu Udegbe bir öğrenci, ikizler burcu, Nijeryalı, queer, şişman, göçmen, travmazede, blogcu, doğuştan gelen ve ilerleyen sakatlığı bulunan, iktidarı, hiyerarşiyi, sessizliği ve tahakkümü sorgulayan genç bir kadın.
    Yorum 6 Yorum
    1. SERAFİM Avatarı
      SERAFİM -
      mükemmel bir yazı paylaşım için teşekkürler,bir kızılderili sözünde herkes etrafında ki bir kişi için bir şey yapsa dünyada mutsuz fakir insan kalmaz deniyor,maalesef insanlar birbirlerini gagalamayı seviyor,14.yüzyılda ilk köle gemisi portekize geldiğinde portekiz halkı buna karşı çıksaydı,o gemiyi portekize getirenler yargılansaydı insanlık belki de bugün çok daha ilerilerde olacaktı,veya memurlar sırf kendileri için değil de asgari ücretliler içinde yürüyüş yapsa ve onların hakkını arasaydı o zaman bu toplumda empati diye bir şey var diyebilirdik,ve ya kendi ırkımızdan,dinimizden ,rengimizden olmayanların hakları için de endişelenseydik o zaman herşey daha iyi olurdu

      vakti zamanında sanırım 18.yüzyıla kadar ingiltere de angut isminde bir kuş türü yaşamış,bu kış çok cana yakın ve sevecen olduğu için kendisini çağıran her insanın yanına gidiyormuş,ve derken kuş canayakın ve sevecen olmanın bedelini doğal seleksiyona uğrayarak ödemiş,artık yeryüzünde angut diye bir kuş yok,birey olarak toplum içerisinde bir çok endişeye sahip olmamız paranoyak olmamızdan ziyade belkide çevremizde ki insanlardan gördüğümüz zararın bir yansımasıdır

      peki şimdi sevecen olup yok olmayı mı tercih edeceğiz,yoksa önemli olan kazanmak tır diyerek başarılı olma adına her şeyi deneme yoluna mı gideceğiz,güçlü olmak demek iyi olmak demektir,varsın insanlar fakir,sakat,aptal,yeteneksiz vs desinler insanın bedeni değil yüreği engelli olmasın

      maxim gorki nin ana isimli romanında <şiddet ören insan şiddet uygular<diye bir söz var,bu söz aslında yaşadığımız bir çok yanlışın nedenini çok güzel açıklıyor
    1. SERAFİM Avatarı
      SERAFİM -
      60 lı yıllarda kenya başkanı john kenyatta nın söylediği çok güzel bir söz var ,şöyle diyor <beyaz adam topraklarımıza geldiğinde elinde incil vardı,bize gözlerimizi kapatmayı ve dua etmeyi öğrettiler,biz de gözlerimizi kapatıp dua etmeye başladık,gözlerimizi açtığımızda ise bizim elimizde incil ,onların elinde topraklarımız vardı....
    1. tarelif Avatarı
      tarelif -
      Pinhan'daydı sanırım ,ucube görünüşlü bir kişi meydana kurulan sahnede yoğun kalabalığın bakışlarına maruz kalıyordu.Benimde görünüşüm çok ucube olduğundan bu yazıda anlatılan kişiyide ,diğerlerini de çok iyi anlıyorum.Sizede oluyor mu bilmiyorum ama bazen bu bakışlar yapacağım bir işin başarısılığına sebep olabiliyor.Neysek o olalım ,sevecensek sevecen,dikkafalıysak dikkafalı...Bana ne derlerse desinler,sakatlığımın en çok bu yanını seviyorum zaten 0'dayım kaybedecek neyim var ki,umrumda değil aptal,çirkin,iğrenç görünümlü olmak.Olaylara olduğu gibi bakıyorum cici bakmak için yırtınmıyorum.
      Bu yazıyı sevdim,ben mutfakta 3 parmakla çalışıyorum,soğan doğramak işkence oluyor zaman zaman,ama soğan doğrayabilmenin bile çok büyük nimet olduğunu böylelikle yaşayarak öğreniyorum.Evet bazı insanlar bu doğal seleksiyonu sözleriyle dile getiriyorlar.Onlar için anne karnındaki her sakat cenin öldürülmeli,sakatlara ölüm hep sağlamlar yaşasın.Zaten bizi görmek bile onları rahatsız ediyor.İnsanlara göre insanlar ne düşünecek ne diyecek hoş görecek mi hor görecek mi topuna hoşt.
      Bâki saygı ve sevgilerimle...
    1. SERAFİM Avatarı
      SERAFİM -
      eğer bir insan diğerini engelli diye,laz diye,kürt diye ,ermeni diye ,türk diye,kıyafeti ucuz diye,cebinde parası yok diye ,cinsel kimliğinden ötürü,dışlıyorsa ,alsında dışladığı kendisidir,felsefenin değişmez kuralı ,insan tanımadığına düşmandır,bir insan tanımadığı birisinin derinliğine inme zahmetine girerse elbette orada çok güzel inciler bulacaktır
    1. SERAFİM Avatarı
      SERAFİM -
      bazen normal insanlar gibi ,bazen de parçalanmış kişiliğimden ifade veriyorum,sahi ben neyim gerçekten,birinin ötekiyle alay etmesi ,öteki için başlangıçta kabullenilmesi çok zor geliyor ama zamanla bu durumada alışmaya başlıyor ötekisi,insan zamanla her şeye alışıyor ya da alışmış gibi yapıyor,işte şizofreni bu esnada kendini göstermeye başlıyor,işte karanlık bu vakit teslim almaya başlıyor ötekisini,o hep ötekisiydi birileri için,ona dokunmaya korktular,ama hırpalamaktan çekinmediler....güçlü olmak ne için kim için,kendim için mi ,peki ya kendmden de bıkmaya başlamışsam

      hayat yaşamak adına bir şans verirse yaşam başlıyor,diğer türlü elinde biletinle,yanında patlamış mısırınla,kafası dağınık ,duyguları dezankarnitive olmuş bir seyirciden öte gidemiyorsun,bazen sorarsın kendi kendine ,mecburmuyum bu saçmalıkları izlemeye,evet mecbursun!!!!!çünkü kendini o saçmalıklardan kurulu dünyadan uzak tuttuğun zaman,onlar peşine takılıp seni buluyorlar,onlar her yerde tv de,pc de,alt komşun yan komşun,uzakta ki akraban,patronun,iş arkadaşın hepsi birbirinden anlayışsız ,kişiliksiz kalabalıklar zümresi,kendi doğrularına itaat ettirmek adına yüzüncü baskıyı tükürürler suratına
    1. SERAFİM Avatarı
      SERAFİM -
      iki eli olanlar için hazırlanmış bu dünyada ,idare etmek zorundayım......mmmm bu cümleyi okuyunca fena doldu gözlerim,ahh ya neden bu insanlar bu kadar zalim,neden toplumda ki yardımlaşma ,paylaşma bu kadar az