• Balık Tutmak Bedava / Jane Field

    Geçtiğimiz ay sohbet odasında muhabbet ederken, "cekirdek" kullanıcı adlı üyemiz sakatlıkla ilgili şarkılar dinletiyordu odadakilere...
    O esnada, bir yandan dinlerken bir yandan da cekirdek'in aktardığı sözler ve hikayeler çok -bazen iyi bazen de kötü anlamda- kışkırtıcı geldi bana ve Türkçe'de buna benzer şarkılar/şarkıcılar/gruplar/söz yazarları olmadığı için, acaba dedim bu tür şarkıları Türkçeye çevirsek, üzerlerinde tartışabilir miyiz.
    "Müzikte Sakat" kategorisi bu düşünceyle hayata geçirildi.

    Sağolsun cekirdek 4 tane şarkıyı Türkçeye çevirdi bile. Bu şarkıları ve -bu konuda çalışmak isteyen üyelerle birlikte derleyebilirsek- şarkı listesini birkaç gün arayla burada yayınlayacağım.

    Sizler de sakatlıkla ilgili aşağıda örneklerini vereceğimiz içerikte şarkılar bulur ve Türkçeye çevirirseniz, Türkçede sakatlık konulu şarkı bulursanız, veya kendi sözleriniz/besteleriniz olursa, lütfen bilgi@engelliler.biz adresine bunları iletin. En kısa sürede değerlendirip burada yayınlar ve güzel bir arşiv oluşturabiliriz.

    _____

    İlki, beste ve sözleri Jane Field’e ait "Fishing is Free" (Balık Tutmak Bedava). Şarkı sağlamlarla dalga geçiyor. Jane Field sakat mücadelesinde aktif Kanadalı bir müzisyenmiş. Lakin ne yazık ki Jane Field'in söylediği haliyle Fishing is Free'yi internette bulamadım. Onun yerine “Eylem Halindeki Sakatlar” (Disabled in Action) grubunun söylediği versiyona bağlantı veriyorum. Ayrıca buraya tıklayarak da mp3 formatındaki şarkıyı bilgisayarınıza indirebilirsiniz:
    Balık Tutmak Bedava

    Sakat olunca, balık tutmak bedava
    Başkaları gibi lisans almana gerek yok;
    Sinema yarı fiyatına, ne hoş değil mi?
    Ve park yeri sıkıntısı yok, en iyi yer senin.

    Eee, sakat olmak istemez miydin?
    Sakat olmak, daha iyi bir yaşam sağlar.
    Koltuk değnekleri, beyaz bastonlar, bacak demirleri, tekerlekli sandalyeler
    yarışlara bile katılabilirsin.
    Benim gibi olmak istemez miydin?

    Sağırların işaret dili var,
    körlerin köpekleri,
    sadık, güvenilir kılavuzları yanı başlarında.
    Eee, herkesin var bir günahı, bizimse araçlarımız var.
    Ah, bizim imtiyazlı yaşamlarımızı kıskanmıyor musun?

    Eee, sakat olmak istemez miydin?
    Sakat olmak daha iyi bir yaşam sağlar.
    Dışarı çıktığımızda, ne hoştur,
    her zaman oturacak yer bulacağımızdan emin olmak.
    Ah, benim gibi olmak istemez miydin?

    Kimse bize nasıl sesleneceğini bilmiyor,
    hangi etiketin bize uygun düşeceğini.
    Ve ortada bazı şahane terimler var, aralarından seçebileceğimiz.
    Benim favorim, "tekerlekli sandalyeye bağlı" çünkü sado-mazo bir havası var.
    A, hangi sözcüğü kullanacaklarını önceden tahmin etmek eğlenceli bir oyun.

    Eee, sakat olmak istemez miydin?
    Sakat olmak daha iyi bir yaşam sağlar.
    Dükkânların özel girişleri vardır, arka kapıdan
    içeri alırlar bizi.
    Ah, benim gibi sakat olmak istemez miydin?

    Sakat olmak daha iyi bir yaşam sağlar.
    Tüm bu ayrıcalıklar ve ek getiriler,
    sistem böyle işler işte.
    Ah, benim gibi olmak istemez miydin?

    Ha, sakat olunca balık tutmak bedavadır.
    Diğerleri gibi lisansa ihtiyacın olmaz.
    Sinema yarı fiyatına, ne hoş değil mi?
    Ve park yeri sıkıntısı yok, en iyi yer senin.

    Çeviri: cekirdek
    Çevirenin notu: Jane Field’in sözleri için buraya tıklayabilirsiniz
    Yorum 11 Yorum
    1. Kalem Avatarı
      Kalem -
      Bence sadece saglamlarla değil biz Türkiyeli sakatlarla da dalga geçiyor
      Vay balık tutmak bedava ha
      Park sıkıntısı yok ha
      Dükkana arka kapıdan girmek mümkün ha
      Dışarı çıkmak mümkün ha
      Sağırların işaret dili var ha
      Ay körlerin de köpekleir var ha
      Senn gibi olmak istrim tabi
      Öyle yaşamı bulduk da "hayır" mı dedik

      Bu işler için para gerek babo para
      en önemliis sistemi komple değiştirmek gerek
      Neyse biz Türkiyeli sakatlar da şarkımızı söyleyelim müsadenizle:
      Bedava yaşıyoruz!Cem karaca - bedava yaşıyoruz | İzlesene.com

      Otomobillerin dışı
      sinemaların kapısı
      camekanlar onlar bedava
      peynir ekmek değil ama
      acı su bedava
      kelle fiyatına hürriyet esirlik bedava
      bedava yaşıyoruz dostlar bedava
      NOT: "popüler müzikte sakat "kategorisi ruhumda sinir sayısında tavan yaptı. Sakatlık konusu zaten müziğin bir parçası. Her müzikte sakatlık yaşıyor zaten.
      Siz el atacaksanız görsel sanatlara el atın. Görsel sanatlarda, fotografçılıkta vs sakatlıgı inceleyin .
      Müzik sakatlık konusunda en temiz ve en dolu, kodlardan arınmış alandır. gorsel sunular maşallah muziğin katkısını gezegenin dibine gömüyor!
      İnsan bilincini şekillendiren en hızlı iletişim agı resimlerde, fotograflarda gazetelerde dergilerde vs vs vs gözünüzee dayatılan sunuşlarda. Gözlere hitap edenin gücüyle baş edemior artık müzik!
      bu gibi popüler müzik altında sakatlık adına -yukarıdaki örnekteki gibi- farkındalık yaratmaya inanmak tartışılması gereken bir konu. şu an sinirden yazamıorum Evrensel müzik konseyi çıldırıyor şu an
      Güvenlik önlemleri şart.
    1. cekirdek Avatarı
      cekirdek -
      Şimdi, benim bildiğim, bu kategorinin içi üyelerin kendi gönderdikleriyle belirlenecek. Fikrin nasıl çıktığını Bülent anlatmış. O yüzden kategorinin kendisine dair illa bir şey demem gerekiyorsa: Çok iyi de olabilir, kötü de olabilir. Bu da, toplanacak eserlerden çok, toplama sürecinin nasıl örgütleneceğine bağlı gelirdi bana. En yakın örnek bana Engelliler.biz Sinema Kulübü gibi görünüyor. Orasının da içi üyelerin gönderdiklerinden oluşuyor.

      Benim cevap verebileceğim şey, gönderdiğim şarkıya ilişkin yazdıkların bu durumda.

      İlk şarkıları ben gönderdiğim için genel olarak bu ilk şarkılar üstüne bir şey:

      Başta, bu 5 şarkı daha çok "protest müziğe" giriyor bence; hiçbiri de ana akımda çok satmış, ortalığı kasıp kavurmuş insanlar değil. Sakatlık müzisyenleri. (ama tabii tarzları "popüler": folk, rock, punk, rep vs.) Söyleyenlerin hepsi farklı oranlarda da olsa sakat hakları mücadelesinde aktif. Kolb ve Crescendo'nun şarkıları "marş" niteliğinde şarkılar (çeviriler bölünerek ekleniyor görünüyor, birkaç güne çıkar sayfada herhalde).

      Kendim dinlerken güzel gelen şey bunların kolektif bir mücadeleyi yansıtan şarkılar olmasıydı (bu şarkıcıların bazıları İngiltere ve ABD'deki sakat hakları mücadelesinin en aktif eylemcilerindenmiş; şarkıları o mücadeleden çıkmış). (Zaten pek şarkı bildiğim yok bu aralar bakınıp buldum çoğunu).

      Şimdi, Field'in sözlerine değinmem gerektiğine göre: Açıkçası, "Türkiye'deki sakatlarla dalga geçmeye" nasıl vardığını bilemiyorum. Belki, "sağlamlarla dalga geçiyor" yerine, bağlantıdaki sayfadaki gibi "şarkılarında mizah ve hicve başvuruyor" yazsaymışım daha iyi olurdu. Kaldı ki bunun farkında olursak Türkiye koşullarında da aşağı yukarı aynı sözler bestelenebilir: "balık tutmak bedava," "en iyi park yeri senin," (hesapta öyle; gerçekte öyle olması gerekmiyor) "sağırların işaret dili var," "sinema (eh, aşağı yukarı) yarı fiyatına" gibi... Çoğu park yerinin hiç de öyle olmaması vs. mesele değil burada. Şarkı, sakatların "kazanımlarını" anlatmıyor! Ha, belki yanlış anlamaya yol açan fark: "durumumuz rezalet vallahi, yanlış değerlendiriyorsun bizi" demiyor. Kaldı ki, ironi hiçbir yerde değilse şurada belli zaten "a, ne zevklidir hangi sözcüğü kullanacaklarını tahmin etmek" ...

      Burada, başka şeyler de ekleyebilirdik: biraz durursan bir köşede, tutuştururlar eline bozukları, yemeğin bedava; canın isterse ölçtürürsün kendini yeni bir sisteme göre, sağlam olursun bir günde. Futbol maçlarında en iyi yer senin... Ne bileyim işte...

      Field'le yapılmış röportajdan çıkan bir yazının aşağıya aktardığım kısmı açıklayıcı olur umarım. (1996)
      Label Me Normal! - Abilities Canada - Abilities Magazine

      "Jane [Field] açıklıyor: Sakatlığımı ya da kimsenin sakatlığını "hafife" almıyorum ve eşcinselliğimi de hafife almıyorum. Benim alaya aldığım şey, sakatlığa karşı tutumlar ve hükümetin --erişilebilir taşıma sağlamadan-- geyik avlamamıza izin veren gülünç yasaları.

      Field'in gönderme yaptığı şey, Ontario'da Thunder Körfezi'nde, sakat insanların geyik avlamaya sağlamlardan bir hafta önce başlamalarına izin veren yasa. Bu garip yasa, Ontorio'lu sakatların lisans gerekmeksizin balık avlayabileceklerini keşfetmesiyle birleşince Field'in albümündeki "Balık Tutmak Bedava" şarkısına adını vermiş. Bu şarkıda Field, sakatlara yönelik başka ekstralardan da bahsediyor: "Sinema yarı fiyatına/ ne hoş değil mi/ ve en iyi park yeri senin..."

      Jane'in şarkılarından bir çoğu başkalarıyla yaptığı konuşmalardan ya da medyada bulduğu materyalden esinlenmiş: "Genelde bir yerde okuduğum gülünç bir şey, örneğin birinin ağzından çıkan, bir anda ilgimi çeken tek bir ibare ya da satır, oluyor bu."...

      Jane her zaman aktivizmle iç içeydi, Nikaragua'da çalıştığı yerel toplum projeleri olsun, Nijerya'da ingilizce öğretmenliği olsun. "Yoksulluk ve kalkınma sorunlarıyla çok ilgiliydim," diyor. Ancak daha sonra, 1988'de sakatlandıktan sonra "küresel meseleler çok daha uzak göründü ve benim yakın çevremde savaşmak gereken birçok şey olduğunu farkettim." Yaşadığı kentteki erişilebilir ulaşım hizmetinin sınırlılığı onu dehşete düşürmüş. "Bu beni çok kızdırdı" diyor. "Ulaşım bir imtiyaz değil, haktır. Gidin bir (sağlam) insanlara otobüse binmelerine izin olmadığı için yarın işe gidemeyeceklerini söyleyin bakalım. Sokaklarda isyan çıkardı!"

      "Size farklı bir biçimde aktivizm bilinci kazandıran şey, kendinizi bir anda bu adaletsizlik dünyasının içinde bulmanız. Bir yönden, sakat hakları hareketine sadece sakat kalmamdan sonra dahil olduğum için utanıyorum. Neden beni kişisel olarak etkilemediği dönemde de sakat hakları için savaşmıyordum ki? Ancak bir sorundan kişisel olarak etkilenmeden o sorunla 'aşağıdan' mücadele etmeye başlayacağınızı düşünmüyorum."
    1. lara belen Avatarı
      lara belen -
      bu yazılar güzel olmuş
    1. Kalem Avatarı
      Kalem -
      Cekirdek saolasın uzun uzun yazmış emek sarfetmişsin. Emeğine ve sana saygım sonsuz. Ama aynı şeyi Field in bu şarkısı için söyleyemeyeceğim Tam bir rezalet!
      Bu şarkıya panzehir olacak bişi bulsam diye aranıp dururken Lois Keits'in şu şiiri imdadıma yetişti
      Bu şarkıya; Field'in sakatlık hakkındaki mantıgına da ironisine de her bi şeyine de şu şiir cevap versin:

      Yarın İngiliz dilini yeniden yazacağım
      Tüm o başarı ve iktidar meraklısı
      yürümeci metaforları atacağım
      Ve kendi gücümü anlatmak için
      Yeni imgeler yaratacağım,
      Bana ait yeni, farklı gücü.

      O zaman bağımlı hissetmem gerekmeyecek,
      Kendi Ayaklarımın Üstünde Dur-amadığım için.

      Ve kendimi kaybetmiş saymayacağım,
      Bir Adım Önde Ol-madığım için.

      Yetersizim gibi hissetmeyeceğim,
      Kendimi Dimdik Ayakta Savun-madığım için.

      Ya da akıldışı davrandığımı düşünmeyeceğim,
      Adım adım İlerle-mediğim için.

      Anlamalarını sağlayacağım, dünyayı böyle tanımlamak
      tam erkek yöntemi:
      Tüm o "Başı Dik Yürüme"ler
      Ve "Büyük Adımlar Atma"lar

      Evet, yarın İngiliz Dilini yeniden yazacağım,
      Dünyayı kendi imgemde yaratarak.
      Benimki daha yumuşak, kadınca bir yöntem olacak.
      İlerlememi tarif etmek için,
      tekerime sarılacak, çevresinde döneceğim, ilgi gösterecek, etrafını saracağım.

      Evet, bir şekilde tümünü söylemeyi öğreneceğim.

      NOT: Kusura bakma sadece bir şiir kopyalayarak geçiştirdiğimi düşünme lütfen. Baya bir yogunum ve sinirden yazacaklarımı toparlayamıorum. Rahat bir vakitte yazmaya çalışacagım. Hem bu arada diğer şarkılarla da tanışmış oluruz...
    1. DOĞAN 74 Avatarı
      DOĞAN 74 -
      ağzınıza sağlık arkadaşlar
    1. cekirdek Avatarı
      cekirdek -
      Sağol Kalem; benim de şarkıyı her koşulda ne olursa olsun savunmak gibi bir derdim yok. Eğer çoğu üye senin gibi düşünüyorsa, okuyan üyeler için benim yüzümden sorunlu bir başlangıç olmuş demektir. Gerçi burası arşiv olacağına göre, her örneğin "güzel" örnekler olmasına gerek yok muhtemelen, ama ben beğenip göndermiştim. En azından bunun üstüne yazışmak güzel oluyor.

      Tamam, ben de sen yazdıktan sonra yazayım asıl. Şimdilik not düşeyim:

      İkinci mesajında "rezalet" derken, ilk mesajındakiyle aynı şeyi mi kastediyorsun, tam anlayamadım.

      Keith'in şiiri bana bu şarkı sözleriyle ters düşmüyor, gibi görünüyor.

      Bir de şarkıyı neden beğendiğimi kısaca yazayım: Bilmiyorum ben mi çok zorluyorum; ama bana göre şarkının "düz özeti" şu: "Bizi kıytırık kırıntılarla kandıramazsınız; sakatlık sorunlarının 'bedava balık tutturarak' vs. çözüleceğine, kanmayız (ya da, bizde bir sürü örnek var, özürlüler günü'nde tekerlekli sandalyelere oturarak, mesela). Gereken şey (tam da senin dediğin gibi) "sistemi komple değiştirmek"tir. Evet, bunu hicivle, çok dolaylı bir yoldan söylüyor; ama bana göre vardığı yer bu.

      Yazışmak üzere
    1. lavinia Avatarı
      lavinia -
      orjinal sözlerine de baktım çeviri muhteşem olmuş.. hele ki böylesi bi şiir çevirisi.! emeğine sağlık yahu..
    1. düşle Avatarı
      düşle -
      merhaba bende türkçe engellilerle ilgilimiki şarkı var oraya nasıl ekleyebilirim bilmiyorum.
      sizdekileri dinleye bilsem hiç değilse bendekilrle aynı mı anlardım?
    1. OturanBoğa Avatarı
      OturanBoğa -
      düşle, hangi şarkı? Buraya yazabilir misin?
    1. düşle Avatarı
      düşle -
      merhaba

      1. Ranger Ft ByZaliM - Engelsiz Yasam
      2. kaldırımaktivistleri

      sizdekiler hangisi? nasıl dinleyebilir ve edinirim?
      erdemle...
    1. OturanBoğa Avatarı
      OturanBoğa -
      düşle, bana gönderdiğin Ceza'nın "Engelliler" isimli şarkısını kısa sürede bu kategoriye ekleyeceğim...

      Yukarıda yazdığın iki şarkıyı da bilmiyorum, bulamadım. Onları da bana gönderir misin?