• Can Evren

    1. Kategori:
    2. Konuk Yazarlar,
    3. Forumun Gündemi,
    4. Can Evren,
    5. Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi

    Can Evren | Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi
    [...]
    Bu yazıyı yazmakta iki temel amacım var: Birincisi, Olimpik spor kültürünün ve ona eşlik eden Paralimpik (sakat olimpiyatları) kültürün sakatlık adına ne gibi anlamlar taşıdığını tartışmak. İkinci amacım, Olimpiyat oyunlarının Türkiye’de, İstanbul’da düzenlenmesi hakkında bir tartışma başlatmak.
    [...]
    1960’lardan beri Olimpiyatların yanında, oyunlar bittikten bir hafta sonra aynı kentte başlayan bir de Engelli Olimpiyatları düzenleniyor: Paralimpik Oyunlar. Ölçeği giderek büyüyen bu ‘yan organizasyon’, sakat vatandaşların da sporun bir parçası olduklarını göstermeyi hedefliyor. Sormak gereken şey, Engelli Olimpiyatları’nda sunulan Engelli modellerinin, sakatların gerçek gündelik sorunlarıyla ne kadar örtüşüp örtüşmediğidir. Burada son dönemde sık sık kullanılmaya başlanan bir sözü devreye sokabiliriz: “Sağlam sakatlar”. Mesela sağlam sakat sözünün en büyük örneği, 2012 Londra Olimpiyatları’nda, Engelli kategorisinde değil, sağlam atletlerle yarışan Güney Afrikalı atlet Oscar Pistorius’tu. Çok erken yaşta, çok pahalı bir diz protezi sayesinde koşmaya başlayan atlet, tabii ki çok istisnai bir sakatlık deneyimini yansıtıyordu.
    [...]
    Buraya tıklayarak Can Evren'nin yazsını okuyabilir ve tartışmalara katılabilirsiniz
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Nazmiye Güçlü,
    4. Konuk Yazarlar,
    5. Forumun Gündemi,
    6. Can Evren,
    7. Volkan Yılmaz

    Sizleri Engelliler.Biz Platformu forumu üzerinden yürüteceğimiz yepyeni bir çalışmadan haberdar etmekten mutluluk duyuyoruz!

    Biz kimiz?
    Bizler sakatlık mevzuu üzerinde düşünen, yazan ve/ya aktivist kimliği olan bir grup arkadaşız: Burcu (Yakut), Bülent (Küçükaslan), Can (Evren), Claire (Özel), Dikmen (Bezmez), Engin (Yılmaz), Gökhan(Güngör), Gökhan (İrfanoğlu), Hakan (Özgül), Hande (Sart), Mağdule (Demircioğlu), Mehmet (Ortakaya), Mine (Ekinci), Nazmiye (Güçlü), Sibel (Yardımcı), Süleyman (Akbulut), Tolga (Tezcan), Turan (Hançerli), Volkan (Yılmaz) ve Zeliha (Tören). Hatta böyle sayması zor oluyor diye bir de kendimize bir isim uydurduk: Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi.

    Ne yapmak istiyoruz?
    Şimdi biz Sakatlık Çalışmaları İnisiyatifi olarak istiyoruz ki Engelliler.biz Platformu’nda açacağımız yeni bir forum kanalıyla diğer üyelerle beraber heyecanlı ve keyifli tartışmalar yürütelim. Her hafta sakatlıkla ilgili bir başka konuda tecrübe, fikir ve duygularımızı paylaşalım; yeri geldiğinde “o konuda” daha önceden akademide, edebiyatta vs. yazılmış çizilmiş şeylerle de bağlantı kuralım.

    Buraya tıklayarak çalışmaya dair detayları okuyabilir ve görüşlerinizi paylaşabilirsiniz.
    1. Kategori:
    2. Nisyan Videoları,
    3. Çeviri Yazılar,
    4. Can Evren

    Geçtiğimiz aylarda düzenlenen Dünya Engellilik Raporu Tanıtım Toplantısı için İstanbul’a gelen Sakatlık Çalışmaları Profesörü İngiliz Tom Shakespeare, Yard. Doç. Dikmen Bezmez’in davetiyle aynı gün Koç Üniversitesi’nde bir konuşma yaptı. Bu konuşmanın videosunu ve Türkçe'ye çevrilmiş konuşma metnini yayınlıyoruz...

    Konuşmanın video çekimlerini gerçekleştiren ve konuşmayı text haline getiren Can Evren başta olmak üzere, konuşmanın transkripsiyon ve çevirisini gönüllü olarak gerçekleştiren Engelsiz Üniversiteler Platformu Moderatörü Claire Özel'e ve Koç Üniversitesi öğrencilerine gönülden teşekkür ederiz.

    ...
    1. Kategori:
    2. Bülent Küçükaslan,
    3. Nazmiye Güçlü,
    4. Konuk Yazarlar,
    5. Forumun Gündemi,
    6. Çeviri Yazılar,
    7. Can Evren

    Koç Üniversitesi Yayınları 30. TUYAP Kitap Fuarı'nda bir panel düzenliyor: Biraz da Sakatlıktan Konuşsak? Kuramlar ve Deneyimler

    Panele vesile olan şey, Koç Üniversitesi Yayınları'ndan çıkacak olan bir kitap: Sakatlık Çalışmaları (Sakatlık Çalışmalarına dair literatürde yer etmiş önemli makaleler ilk defa Türkçeye çevrildi; sakatlık mevzuunu politik alana çeken, sosyoloji disiplininin konusu haline getiren birbirinden kıymetli makaleler)

    KATILIMCILAR:
    Dikmen Bezmez, Sibel Yardımcı, Yıldırım Şentürk, Bülent Küçükaslan, Nazmiye Güçlü, Bülent Kelleci
    TARİH: 13 Kasım 2011, saat 17:30
    YER: TÜYAP Kitap Fuarı Marmara Salonu

    Buraya tıklayarak konuya dair detaylara erişebilirsiniz
    ...
    1. Kategori:
    2. Forumun Gündemi,
    3. Can Evren

    4 Temmuz tarihli Star Gazetesi'nde Şafak Pavey'in tayyörü ve protezi hakkında “Tayyör sadece bir kıyafet değildir” başlıklı, Genç Siviller üyesi Merve Alıcı imzasıyla bir yazı yayımlandı. Pavey'in sakatlığını bir trajedi ya da utanılması gereken bir durum olarak anlatan birçok haberin aksine (belki de onlara eleştirel olarak) bu yazıda Pavey'in tutumu siyasi bir eleştiriye tabi tutulmuş. Yazar, Şavak Pavey'in pantolon engeline (tayyör zorunluluğuna) itaat eden bir vekil olması ihtimalinden 'acayip rahatsız olmuş' ve bu yazıyı kaleme almış.
    [...]
    Ancak her meselenin, özellikle de sakatlığa ve Türkiye sınırları içerisinde sakatlığın deneyimlenmesine dair çıkarımları olan bir meselenin kısa yoldan diğer çatışmaların birer yansıması, onların yan etkisi olarak sergilenmesi sakatlığın siyasal bir kategori olarak tanımlanmasının önüne geçecek, toplumda sakat bireylerin yaşamlarını kolaylaştıracak, sakatların ve protezlerin özgürleşmesine katkı sunacak yaklaşımların önünü kesecektir. İdeal erkek ve ideal kadın normlarının ve dünyanın bu normatif kurgular öncülüğünde düzenlenmesi sonucu dışlanan, ezilen, hor görülen, bağımlı kılınan kesimlerin deneyimlerine gözlerini kapayarak baktığı resimde yalnızca tayyörü görüp protezi es geçen yaklaşımlar ise siyasetin içine kısıldığı statükoya mahkum etmekten öteye geçmeyecektir. Tayyörün yalnızca bir giysi olmadığını, bir siyasi zihniyetin, tarihsel bir iktidarın simgesi olduğunu söylerken protezin de içinde siyasal bir tarihi, siyaset olasılıklarını ve toplumun tüm kesimlerinde yankıları olan bir hafızayı taşıdığını unutmamak gerek. Zira o resimde yalnızca tayyör yoktu.

    Buraya tıklayarak Can Evren'in yazısının devamını okuyabilir ve tartışmaya katılabilirsiniz
    ...
    1. Kategori:
    2. Can Evren

    [...]
    Gelgelelim bu dönemde artan hizmetlerden memnun olan sakatların da, bu hizmetlere şüpheci yaklaşan sakatların da tartışılmaz bir ortak düşü var: “tek raporla kurtulmak”. 2001 yılından verdiğim alıntıya dönersek, bir devlet organının yayınında 1998 yönetmeliğinin başardığı hayal edilen bu standartlaşma, tarihin bir cilvesi olarak belki de, bu sefer sakat vatandaşların düşü haline geldi. Nitekim artan hizmetler, çok daha fazla insanın bu rapor sürecini deneyimlemesine yol açtı.
    Bir hastaneden diğer hastaneye, bir vatandaştan diğer vatandaşa işleyen standartların olduğunu iddia etsem sanırım herkes gülmekten başka bir tepki vermeyecek. “Bir kere rapor alsak, her iş için o lanet hastane koridorlarını koklamak zorunda kalmasak!” ya da “O 60 verdi, bu 30 verdi” gibi hikayeler, “Nasıl oluyor da 55'ten 25'e düşüyor” gibi sorular Türkiye'de sakat olmanın “Merhaba”sı, “Naber”i ya da “Hoşgeldin”i olmuş durumda. Sanırım birbirini tanımayan iki sakat vatandaş, bugün %'lerden bahsederek ya da ortak şikayetleri yoluyla dost olabilirler.

    Buraya tıklayarak, Can Evren'in, 1998 yılında sağlık kurulu raporlarına dair devletin kurduğu hayalin, bugün nasıl da ironik olarak sakatların hayaline dönüştüğünün eleştirisini içeren yazısını okuyabilir ve tartışmaya katılabilirsiniz.
    ...
    1. Kategori:
    2. Can Evren

    [...]
    Peki bürokratik engebelerle dolu bir süzgeç sistemini, Türkiye'nin uluslararası standartlara ulaşma zaferi olarak anlatmanın nasıl bir işlevi olabilir? Bana kalırsa bu yönetmeliğin “uluslararası standartlara” dayandığını söylemek, devlet yetkililerin sorumluluktan kaçma ve sakatların itirazlarını reddetme stratejisi olarak işliyor. (tabi bir yandan da hızla ilerleyen, değişen, gelişen Türkiye imajını pekiştiriyor) “Biz ne yapalım standartlar böyle” gibisinden bir tiyatro oyunu sanki. 2006 yönetmeliğindeki oranlardan şikayetçi olan bir çok sakat vatandaşa verilen cevap “sınıflandırmalar uluslararası sınıflandırmalara dayanıyor” şeklindeydi ve bu cevapların bazıları forumda da paylaşıldı. Halbuki şikayet edilen şey çoğu zaman sınıflandırma değildi; ya bürokratik sürece dair sıkıntılar ya da yüzde % değerlerle belirtilen tüm vücut fonskiyon kaybı oranlarının belirlenmesine dair şikayetlerdi; ve 2006 yönetmeliğinin de belirttiği gibi, ikisi de Türkiye'de, “uzmanlar ve bakanlıklar” tarafından hazırlanmıştı. Yani buralarda, gidip görebileceğimiz, ulaşabileceğimiz kişiler tarafından. Genelde bürokratik ya da yasal karışıklıkların çözülmeye çalışıldığı ancak cetvelin ise “yüce divan” mertebesinden dokunulmaz olduğu ima edildi.

    Buraya tıklayarak, Can Evren'in, sağlık kurulu raporları aracılığıyla Türkiye'de sakatlar üzerinde kurulan iktidar mekanizmasının eleştirisini içeren yazısını okuyabilir ve tartışmaya katılabilirsiniz.
    ...