View RSS Feed

d_iskender

12 eylül günü engellendim...

Değer Biç
3,5 senelik omirilik felçliyim. tekerlekli sandalyede Ankara'da hayatımı idame etmeye çalışıyorum. Bu OF lu olarak 3. oy kullanışım.

1. si tek katlı bir okulda kullandım. Okulun girişinde 3 basamak vardı, kardeşim basamakları akrobat hareketleriyle beni sandalyemde atlatarak bir sınıfın oy kullanma yerine getirdi oyumu bu şekilde kullandım. O zaman önemsememiştim. Okul köydeydi.

2.si taşındığımız için oy kullanacağımız şehrin merkezinde gelişmiş bir semteydi okul. Tabiki gene okulun girişinde rampa yoktu ve saymadım ama 15 basamaklı bir girişi vardı okulun. Oy kullanmadan aylar önce İlçe seçim kurulunu telefonla arayarak engelli olduğumu ne gibi okullarda önlem aldıklarına dair bilgi istedim. Bana engellilerin oy kullanılacak okulların giriş katındaki sınıflara kurulacak sandıklarına verdiklerini söylediler. Başka bir şekilde yardımcı olamayacaklarını sandık görevlilerine gerekli yardımlarının sağlanması için bilgi verdiklerini söyleyip konuşmamızı tamamladık. Gerçektende oy kullanacağım sandık giriş katındaydı ama giriş katına gidebilmek için basamaklar vardı. Onları gene kardeşimin yardımıyla akrobasi hareketleriyle aşarak sandığa ulaşabildim. Bu beni çok rahatsız etti. Kalabalıklar bizi izliyordu ve herhalde içlerinden bana acıyorlardı. Çok dokundu bana. Seçimden sonra oy kullandığım okulun web sitesini bularak müdürüne e-posta yazdım. Okulunun girişine rampa yapılması için yardımlarını beklediğimi bildirdim. Bana geri dönüş olmadı. Bu sefer mahallemizde bulunan faal olarak gönüllü bir derneğin yetkilisine e-posta yoluyla durumumuzu anlatan bir yazı gönderdim. Dernek bana okul müdürleriyle ve okul aile birliğine sözlü olarak aktaracaklarını söylediler. Sevindim ve umarım yaparlar dedim. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı yeni bir genelge yayınlayarak okulların girişine rampa yapılması ve engellilerin fiziki koşullarının sağlanmasını okullara bildirildiğini gazetelerden okumuştum. Buda sevindirici haberdi ama İCRAAT lazımdı.

3. su bu referandumda aynı okula verilmiştim. Gene ilçe seçim kurulunu telefonla aradım ne gibi önlem aldıklarını sordum. Tabiki gene aynı cevapları verdiler. Duyarlılıkları gene zayıf hatta sıfırdı. 12 Eylül de oy kullanmaya gittiğimde birde ne göreyim. Sandıklar 1. kata alınmış. Giriş katında sandık yok. Çıkacağımız basamak sayısı 15 den 35 e çıkmıştı. Kardeşim beni çıkartamayacağını oyu arabanın içinde kullanabilmek için sandık görevlileri için görüşeceğini söyleyip gitti. Gerçekten görevliler gelerek oyumu arabanın içinde rahatça kullandım. Ama ben bunu istemiyorum ki. Normal olarak sandığın başına giderek paravanın arkasında oy kullanmak istiyordum. Kendimi o zaman rahatlamış hissedecektim. Gene üzülmüştüm. Yüksek Seçim Kurulu ve Okul gözümde gene değer kaybetmişti. İnsani haklarımı istiyorum. Okullara rampa yapmak bu kadar zor mu? Koca limanlar koca havaalanları yapan ben çaresizdim. ENGELLENMİŞTİM.
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. Mediha Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Maalesef benim güzel ülkemde böyle.. hepimiz bu tür zorlukları yaşıyoruz her seçim zamanında bende bu yüzden oy kullanmak istemiyorum.. Ben o kadar zorluğu çekeceğime bir oy eksik olsun diyorum..
    Umarım değişir zamanla.. Yinede karamsar olamk istemiyorum..
  2. düşle Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    işte benzer bir haber daha:
    bu bir illüzyon...3 şey var:
    gösterilmek istenen, görmek istenilen ve gerçek
    hükümet çok büyük şeyler yapmış gösteriyor kendini,
    buna inanmaya hazır ve öyle görmek isteyen kitle görmek istediği gibi görüyor,
    ama gerçek hiç de öyle değil...
    özetle: kral çıplak!

    Ayşegül DOMANİÇ
    2010-09-15 21:43
    123 b -
    Engelli Referandum
    Merhabalar, ben Ayşegül. Yaşamımı, genetik bir kas hastalığı nedeni ile, onbeş yıldan bu yana tekerlekli sandalyeye bağımlı olarak sürdürüyorum. Ne yazık ki kızım ve bir kızkardeşim de aynı hastalıktan muzdarip. Uzun zamandan beri sizlere bu sütunlardan seslenmek, engelle engelsiz yaşamaya çalışmanın nasıl bir şey olduğunu anlatabilmek istiyordum. Kısmet bu güne imiş.
    Bildiğiniz gibi, 12 Eylül’de hepimiz -ya da çoğumuz- halkoylamasına katıldık. Ben oyumu birkaç yıldır Istanbul, Kızıltoprak Zühtüpaşa İlkokulu’nda vermeye çalışıyorum. Çalışıyorum diyorum çünkü okulun şartları bir engelli için hiç uygun değil; daha girişinde bir kat merdiven var. Seçmen kütüklerinin güncellenmesi amacı ile yapılan bir önceki nüfus sayımında eve gelen memura bu konudan söz ettim ve not almasını rica ettim. Memur bana formda bu notu alabileceği herhangi bir bölüm bulunmadığını söyledi. Bunun üzerine kendisinden, en azından, formları ilgili birime teslim ederken bu ricamı iletmesini istedim. Ayrıca Kadıköy Belediyesi Engelli Merkezi’ne de raporumu ve diğer belgelerimi ileterek kayıt oldum. 12 Eylül sabahı eşim, yan komşumuz ve apartman görevlimizin de yardımı ile oy vermeye gittim. Merdiven çıkabilme ihtimalim olmadığı için, eşimin ricası üzerine, sandık görevlileri bahçeye inerek oyumu kullanmamı sağladılar. Kendilerine teşekkür ederek okuldan ayrıldık. Eşim beni eve bırakıp, aynı semtte bir başka evde yaşayan kızımızı oy vermeye götürmeye gitti.
    Bu arada Ayvalık’ta yaşayan kızkardeşim telefon ederek oy verip vermediğimi sordu ve kendi başına gelenleri anlattı. O da, bir arkadaşının yardımı ile, Ayvalık Lisesi’ne oyunu kullanmaya gitmiş. Oyunu kullanacağı sandık okulun dördüncü katındaymış. Arkadaşı, görevlilerden kardeşimin giriş katında bir odada oyunu kullanabilmesi için ricada bulunmuş. Bunun mümkün olmadığını, mevzuata ve yasalara aykırı olduğunu, birkaç yakınının kendisini yukarıya taşıyabileceğini söylemişler. Kardeşim, 85 kilo geldiğini, taşıma işinin tehlikeli olduğunu ifade etmişse de sonuç değişmemiş. Bunun üzerine, kendisi, önce ilçe seçim kurulu müdürü ardından başkanı ile telefonda görüşmüş ve her ikisinden de aynı cevabı almış. Kendilerine “Benim vatandaşlık hakkımı engellemek mevzuatta yer alıyor mu? diye sormuş ancak netice yine değişmemiş. Kardeşim yılmamış ve Belediye Başkan Yardımcılığı’nı aramış. Sonuçta, Belediye Başkan Yardımcısı’nın çabaları ve okul yöneticilerinin olumlu yaklaşımı ile giriş katında bir oda açılmış ve hem kardeşim oyunu kullanabilmiş hem de merdiven çıkamadıkları için geri dönenler tekrar çağırılarak oylarını kullanmaları sağlanmış.
    Ben bütün bunları dinleyip, içimden, bana yardımcı olan görevlilere bir kez daha teşekkür ettikten sonra eşimin hâlâ dönmemiş olduğunu fark ettim. Ama içim rahattı; ne de olsa kızım da, oyunu farklı bir yerde kullanacak ta olsa, benimle aynı yerde semtte yaşıyordu. Kızımın sağlık durumu benden daha iyi, ancak merdiven çıkamıyor. Ama oy vereceği Melahat Şefiizade İlkokulu’nun merdivensiz bir girişi var.
    Eşim ve kızım aradan oldukça uzun bir süre geçtikten sonra eve döndüler. Bu kez onların başına gelenleri dinledim.
    Kızımın oy vereceği sandık okulun en üst katında imiş; yani dört kat merdiven çıkılması gerekiyormuş. Eşim, benim için yapmış olduğu gibi, kızım için de görevlilerden aşağı gelmeleri ya da kızıma oyunu giriş katında kullanma olanağı sağlamaları yönünde ricada bulunmuş. Ancak bu sandığın görevlisi, böyle bir durumun bunun mümkün olmadığını söylemiş. Kızım Yüksek Seçim Kurulu’nu arayarak durumu anlatmış. Onlardan, kanunda bu konu ile ilgili herhangi bir madde olmadığı, İlçe Seçim Kurulu’nun duruma bir çözüm getirebileceği yönünde bir cevap almış. Bunun üzerine aradığı İlçe Seçim Kurulu ise, bu konunun sandık kurulu başkanının yetkisinde olduğunu, kendilerinin müdahale edemeyecekleri bildirmiş. Bu arada sandık kurulu başkanı, herhangi bir çözüm getirmek bir yana, eşimle hakaret ölçüsünde ağır konuşmuş. Koruma polisleri devreye girmek zorunda kalmışlar. Sonuçta iri yapılı dört CHP’li genç kızımı kucakladıkları gibi yukarı çıkartmışlar. Onun bu durumunu gören vatandaşlar nerede ise sandık kurulu başkanının üzerine yürüyorlarmış. Kızım oyunu polis kordonunda kullanmış ve yine aynı gençler tarafından aşağıya indirilmiş.
    Benim, kardeşimin ve kızımın engelli olduğumuzu gösteren, Devletimiz hastanelerinden alınmış, sağlık kurulu raporlarımız var. Ayrıca üçümüz de sayımda durumlarımızı tekrar beyan ettik. Ve işte vatandaşlık görevimizi yerine getirmek, ya da vatandaşlık hakkımızı kullanabilmek için verdiğimiz çaba...
    Ama sakın bu yazdıklarıma dayanarak benim yaşama olumsuz bakan biri olduğumu düşünmeyin. Bu köşede zaman zaman yayınlayacağım yazılarımı okumaya devam ederseniz, benim, aslında yaşamın çoğu kişinin farkına bile varmadığı güzelliklerini görebildiğimi anlayacaksınız. Esasen, daha ilk yazımda bunu yansıtabilmek isterdim. Ama ne yazık ki bu ilk yazı yaşadığımız bu kötü deneyime denk geldi.
    Kanunları yapanlar da uygulayanlar da birer insan olduklarına göre, her an onların da başına herhangi bir kaza ya da hastalık gelebilir ve engelli konumuna düşebilirler. İşte bunu fark ettikleri anda, engelliler için daha iyi şartlar sağlanacağına inanıyorum. Ama ne yazık ki insanoğlu herhangi bir şeyini kaybetmeden, kaybedenle empati kuramıyor. Ben ümitliyim. Bir gün olacak...
    Engellerimizi hissettirmeyecek, engelsiz bir yaşam dileği ile...