View RSS Feed

celal1973

Kıyıya Vuran Bebek Cesedinin Anlamı Nedir?

Değer Biç
11Kıyıya Vuran Bebek Cesedinin Anlamı Nedir?Sevgili Gönül dostlarımız, bu yazıda size Youtube’da izlediğim birsohbetin özetini yazmak istiyorum. Sohbeti araştırmacı Uğur Akkafa beyyapmaktadır. Sohbetin konusunu yazıyı okuyunca anlayacaksınız inşallah… Özeti aynenaktarıyorum: Arkadaşlar, öldükten sonra diriliş meselesi çok önemli. Hani kumsaldabir çocuk cesedi vardı, yüzüstü yatıyordu. Tahmin ediyorum hepinizin ruhdünyası altüst oldu. Hepimiz çok üzüldük, zalimlere kızdık, belki ağladık ama bu olayıaşabilmenin tek yolu ‘Ahirete İman’dır. Benim şefkatim çok fazladır. (Sanırım gençken ablasının ölümüyle başlamıştır.) Eğer ahirete imanım olmasaydı, kesinlikle bendelirmiştim. Bu hadiseyi, Ahirete iman gözlüğüyle, Allah’ın ‘olaylara böyle bak’demesiyle çözebilirsiniz. Ahiret cihetiyle bakmazsak, inanılmaz kötü birhadisedir. Ama ahiret gözlüğü bize ne diyor; Ebedi bir hayat var. O görmüşolduğunuz çocuk direk cennete gitti. O, zerre miktar dahi sıkıntı çekmedengitti. Peki, kumsalda gördüğünüz nedir? O kumsalda gördüğünüz, o bebeğindünyada kullanmış olduğu elbisesidir. O bebeğin asıl varlığı ruhu direk cennetegitti. Bazen sorular geliyor. Madem Allah bu kadar merhametli, neden oçocuğun ölümüne müsade ediyor? Ölüm bizim sandığımız gibi dehşetli bir hadise değildir. O bebekmasum, günahsızdı. Bu dünya zindanından gül bahçesi başka diyarlara gitti. Kumsaldaki gördüğümüz o çocuk değil, elbisesidir. Cesetler,ruhların terk ettiği elbiselerdir. Ahirete iman gözlüğüyle bakmazsak korkunçbir hadise olarak görürüz. Ahirete iman çok çok önemli. Bir insanı bu hayatta en mutlu edenşey, bence ebedi bir hayatın olduğunu bilmek, öğrenmektir. Yani beni hayata bağlayan şey, ebedi bir hayatın varlığını bilmekoluyor. Yani yok olmak yok, ben toprağın altına girmeyeceğim. Peki ahiretindelili nedir? Bediüzzaman Said Nursi (1876-1960) 10. Söz, Haşir Risalesindebirkaç misal vermiş.
Birinci Suret: Hiç mümkünmüdür ki: Bir saltanat, bâhusus (özellikle) böylemuhteşem bir saltanat, hüsn-ü hizmet (güzel işler)edenmutilere (itaatkar) mükâfatı (ödül) ve isyan edenlere mücazatı (ceza) bulunmasın. Burada yok hükmündedir. Demek başka yerde bir mahkeme-ikübra (büyük mahkeme) vardır.
Allah’ın öyle büyük bir saltanatı var ki, güneşten, aydan, ta en küçükmahluka kadar zerrece taviz vermeden büyük bir itaatle vazifelerine devamediyorlar.

Güneş saniye atlamadan hersabah doğuyor. Ben artık bal yapmam diyen arı yok. Sütünüzü kendiniz yapın diyeninek yok. Vs… Hepsi büyük itaatle vazifelerine devam ediyorlar.

Demekki kainatta herşeyin hakimi gerçek saltanat sahibi bir tekAllah’tır.

Kainattaki Allah’ıntasarrufunu düşündükçe Onun sonsuz sıfatlarını tanıyoruz. Allah bizi böyleballarla, sütlerle, muzlarla, baklavalarla, kebaplarla beslesin de, sonra da bizi öldürüp çukura atsın, yok etsin. Akıl bunukabul etmiyor.
O bebek ile onları botlara bindiren şerefsiz, ömrü bitince aynı toprağagömülüyor. Ne o bebek mükafat gördü, ne de o zalim ceza… Bu işte bir adaletsizlik yok mu? İnsan bunu kabul edemiyor. İşte onun için, herkesin ölmesi ve bir kıyamet lazım; sonraölülerin yeniden dirilmesi ve adil bir mahkeme ile sonsuz bir mükafat yurdu veceza mekanının olması gerekir. Ne diyordu Üstad Bediüzzaman:
Birinci Suret: Hiç mümkünmüdür ki: Bir saltanat, bâhusus (özellikle) böylemuhteşem bir saltanat, hüsn-ü hizmet (güzel işler)edenmutilere (itaatkar) mükâfatı (ödül) ve isyan edenlere mücazatı (ceza) bulunmasın. Burada yok hükmündedir. Demek başka yerde bir mahkeme-ikübra (büyük mahkeme) vardır.

(Bediüzzaman Said Nursi –Haşir Risalesi)
İnsan, Allah’ın böyle büyük saltanatını gördükçe kalbi bunahükmediyor. Elbette mümkündür… Burada yok görünüyor, Elbet başka bir yerdebüyük bir mahkeme vardır. Bunu da en sevdiği kulu habibi SAV ile bize haber göndermiş. Nediyor Cenab-ı Hak:“Sakın o zalimlerin yaptıklarından Allah’ı habersiz sanma! Allah,onların cezalarını korkudan gözlerin yerinden fırlayacağı bir güne erteliyor.” ( İbrahim suresi, 42 .ayet)Ben özetini aktardım. Sohbetin tamamı:https://www.youtube.com/watch?v=0jtwbOwOqLw(12dk)Yarın 10 Muharrem. Rahmetli Prof. Dr. Mahmud Esad CoşanHocaefendi’nin (1938-2001) konu ile ilgili bir Cuma sohbetinden bir bölümkopyalayarak yazımızı bitiriyoruz: AŞURE GÜNÜ ORUCU
Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz SAV şöylebuyurmuşlardır:

"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, ogünden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümitediyorum."( A.g.e.,Savm: 47)

"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah'ın ayı olan Muharremayında tutulan oruçtur”(
İbniMâce. Siyam: 43
)

hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.Buhadisin açılamasında İmam-ı Gazali,


"Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle biryılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamıda daha fazla ümit edilir" demektedir.

Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam ÂşuraGününe denk getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu veya on, onbirincigünlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbasrivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, birgün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.

Bu günde oruçtan başka hayır hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin deyaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır.


Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularınaikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsandabulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz,mü'minin aile efradına
Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.

Bîr hadiste şöyle buyurular:"Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkınaikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket vegenişlik ihsan eder."(
et-Tergîbve'l-Terhİb, 2:116
)

Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular dagirmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamayalüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.


Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbelakaranlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem'ine ait 10.gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli birhain tarafından Kerbelâ'da hunharca şehit edilmiştir.

Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onunKüfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzathaber verdiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin'i Cennet gençlerininefendisi olma şanına yüceltmiştir.

Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah'ın dazalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemizyoktur.

Kader hükme boyun eğen her mü'min bu olaya üzülür, ancakitidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklaragötürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür.

Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" halinedönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

Prof. Dr.Mahmud Esad Coşan'ın (1938-2001) bir cuma sohbetinden…
Yazıdananladığımız Aşure oruçlarını tutalım ve aşure günü evimize gıdayıbollaştıralım. Celalin Penceresinden

Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. eylulesintisi Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    bende Fcebokda Uğur akkafayı takip ediyorum.çok hoş boğmadan yargılamadan naif örneklerle anlatıyor. üstelik basit bir dille ...tavsiye ederim.
  2. yalnız insan Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    elinize yureginize zahmetinize teşk ederiz evet guzel bir anlatım
  3. Nafe Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Insanin yakini oldugunde aglamazmi? yas merasimi duzenlemezmi? Huseyn.e.hepimizin en yakini degilmi? neden ona yas tutmayalim,Imam Huseynin.e.basini susuz kesdiler,yakinlarini esir etdiler! bu zulme Peygamber.s.e.a.s agliyor,xanim Zehra.e.agliyor..biz aglamayalim da ne yapalim?! Imam Huseyne aglamak zulme haykirmakdir...Kalb yanmasa gozden yas cikmaz,ne kadar dunya duruyor kalbi yanan muslumanlar Huseyne aglayacak....