1-4 Aralık 2016 tarihinde Engelsiz Yaşam Fuarı
View RSS Feed

celal1973

Ben 2003’te Darbe Yaptım

Değer Biç
11Ben 2003’te Darbe Yaptım
15 Temmuz 2016 Cuma akşamı22 sularında başlayan ve sabah saatlerine kadar devam eden yönetime el koymayıamaçlayan '' Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir cuntanın parlamenterdemokrasimize yönelik darbe girişimi'' oldu. Sivil, asker, polis toplam 240 şehidimiz ve binbeşyüz’e yakınyaralımız oldu. Ölenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dileriz. Çok şükür, kahraman polis ve yüce Türk milletimizin basiretiyle buhain darbe teşebbüsü engellenmiştir. En kötü demokrasi bile, askeri darbeden hayırlıdır. Allah tekrarından korusun, ülkemize birlik, huzur, selamet versin…Ülkemizde televizyonlar günlerce günboyu darbe ile ilgili haberlerverdiler. Geçen yerel kanalda bir röportajda bir baba, oniki yaşındaki kızının;Baba, darbe ne demek, sorusuna cevap vermekte zorlandığını söyledi. Evet ben 1980 darbesini hayal meyal hatırlıyorum, yedi yaşındaydım.Darbe, seçimler olmadan ülkenin seçilmiş yönetimini silahlı güçkullanarak ele geçirmektir. Ama bendeniz bu yazıda size 2003 yılında yaptığımdarbeden bahseceğim. İLAHİ AŞKLA YANANLARNaçizane ben ilahi aşkla yananlardan değilim fakat kendimi sadeceilahi aşk denizinin kıyısına ulaşabilmiş bahtiyarlardan sayıyorum. Artık gayem, Hem Allah’ın rızasını kazanabilmek, hem de O’nunsevgisini kaybetmemek için...Benkendimi bildim bileli bu dengesiz yürüme (Friedreich Ataksisi) hastalığım hepvardı. Dengesiz yürürken hep alay edilirdim. Bu yüzden hep içime kapanıktım. Sankiböyle yürümeyi ben istiyordum. Ama neden böyleyim Allah’ım, diye hiç isyanetmedim. Her gece yastığa başımı koyunca, sadece düz yürümenin hayallerinikurardım. Onaltıyaşımda bir kızla karşılaştık. Onu ilk gördüğüm anda gözlerimi ondanayıramadım. Hele o güzel gözleriyle bana ilk bakışında heyecandan kalbimduracaktı. Bundansonra hayallerim sadece, normal bir insan gibi dümdüz yürümek ve dökmeden çaytaşımak değildi. Sevdiğimkızın benim gücüme güvenip koluma girip yürümesi, bir toplulukta göz göze gelipbana hayranlıkla bakmasının hayaliydi de artık.Artık O, kalbimin zirvesine oturdu. Her zaman onu düşünürdüm. Bilmediğimhastalığımı ve onun düz yürüyüşünü kafama takar, bu aşkın imkansızlığınıdüşünür, uyuyamazdım. Arabeskaşk şarkıları dinler, sigara içer ağlardım. Arkadaşlarıma hep onunla anılarımıanlatırdım. Onu tanıyan birini görünce sabaha kadar ondan bahsetmesiniisterdim.Annem,babam, kardeşlerim bile neler yaşıyorlar, bu ev nasıl geçinir düşünmezdim.Neyse uzatmayayım isterseniz, O beni terk ettiğinde ondokuz yaşındaydım. Moralbozukluğuyla bu hastalık ilerledi ve yirmi yaşında hastaneye yattım.Efendimtekrar hayatımı anlatıp sıkmayacağım. Yirmili yaşlarım engelli kadrosuylatekerlekli sandalyede çalışmakla, arabesk aşk şarkılarıyla ağlamakla ve hayatısorgulamakla geçti. Düşün,düşün, düşün… Yeni kararlar almalıydım. 2002 de sigarayı bıraktım. HAYATIMIN DÖNÜM NOKTASI O MEKTUP
Yaşım otuz olmuştu. Hayatımın en önemli dönüm noktası 2003 yılında aldığım bir E-mail’dir.Biliyorsunuz E-mail ingilizce bir kelimedir ve elektronik mektupdemektir. Stresli çalışma ortamında çalışırken bir e-mail aldım. Mailde birhikaye vardı. Hikayede anlatılan şeyleri düşünmemiz isteniyordu ve konuylailgili çarpıcı sorular soruluyordu.
Mail, insan, aynenhikayedeki gemiye bindirilen genç gibi, Allah’ı sevdiğini ispat etmesi içindünyaya sabır imtihanına gönderildi, diye devam ediyordu.

Bizler de, gaflet uykusundan uyandığımızda, yani dünyamızın, uzaydenen okyanusta yüzen bir gemi olduğunun şuuruna vardığımız o an, hepimizmantıken şöyle sorgulamayız:

Biz dünyaya nereden geldik, Yaşamın gayesi nedir, Ölüm nedir,öldükten sonra başımıza neler gelecek, Ölen insanlar nereye gidiyor? , vs. …

Mailde, bu gibi sorularıncevaplarını Kuran-ı Kerim'de bulabilirsiniz, diyordu.

Ve Dünya hayatının değersizliği... Kalpten yapılan bir tövbe ilegünahsız yaşama başlanacağı... vs. gibi konularla ilgili ayetleri de, Kuran-ıKerim'de bulabileceğimizi belirtiyordu.

Ve e-mail yani mektup, insan bu soruların cevabınıbulamazsa kalpten huzuru, mutluluğu asla yakalayamaz, diye bitiyordu.
Kuran’ınTürkçe mealini merak ettim ve Allah’ın nelerden bahsettiğini okudum. Altı yediayda bitirdim. Amadefalarca okudum ve ayetlerdeki emirleri yapamaz mıyım diye nefsimle savaşagirdim.Bir sözvardır: “Oku, düşün, uygula,neticelendir” Uygulamaya tam olarak başlamam iki sene sürdü. 2006’dateyemmümle namaza başladım. DARBEArabeskten zevk almaz oldum ve sanat müziğine meylettim. Artık TürkSanat Müziği dinliyorum. Yine ağlıyorum ama bu kez merhametten…anlatacağım.İmanın kalbe yerleşmesi için önce kalpteki putları kırmak vetemizlemek gerekir.Para,kadın, şehvet, masiva (günah işlemek) , malayani (faydasız işler) gibi… Ben öncelikle samimi tövbe-istiğfar ederek kalbimi gözyaşlarıylayıkadım, sevgiyle boyadım ve artık kalbimin zirvesİne Allah’ıyerleştirdim. Bu yaptığım işi, konuştuğum sözü Allah beğenir mi diye hep teyakkuzhalindeyim. Çünkü Allah herşeyi görür, duyar, bize şah damarımızdan yakındır. Yani 2003’te darbe yaptım ve kalbimin idaresini nefis ve şeytandangeri aldım. (Nefis vücutta hakim olursa kalp kuyudadır. Ve Kuran’ın ipiylekuyudan çıkar. )Kuran’ınTürkçe mealini bitirdikten sonra, Peygamber Efendimizin SAV hayatını merakettim. Allah’ın en sevdiği kulu O’ydu ama ne çok çileler çekmiş. EfendimizinSAV ve sahabelerin hayatını empati yaparak okudum ve gözlerim yaşlarla doldu.Kainata iman gözlüğüyle bakınca her şey farklı görünüyor. Buhastalığımda benim kusurum yokmuş. Bu hastalık bana Rabbimin bir hediyesiymiş. Mesela,önceden görmezden geldiğim bir engelli çocuğun yerine kendimi koyarak (empati)onun duygu ve düşüncelerini hissetmeyi öğrendim. Rabbimistediği için namaz kılıyorum, ibadet ediyorum. Allah sevdiği için EfendimiziSAV ve sahabeleri çok seviyorum. Anne,baba, akraba, eş, dost, komşu sevgisini Allah istediği için daha bir içtenseviyorum. Hatta bilirsiniz ki Allah, ana babaya öf! bile demeyin, diyor. Namazla,iman kalbimde gitgide pekişiyor. Allah’ın yarattığı tüm kullarına sevgi, şefkatve merhamet besliyorum. Namazlarımdasadece ailem değil 250 kişiye ismen –bazen- ağlayarak dua ediyorum. Allahaffedip bizi cennetine alırsa hiç ayrılmayalım istiyorum. Dinden,oruç, namazdan uzak yaşayan sevdiklerime fırsatını bulunca yumuşak dillebildiklerimi anlatıyorum. Ama cehennemle korkutmadan sevdirerek… İçimde herkese öyle SEVGİM var ki, inşallah hep beraber direkcennete girelim, o alevli ateşe hiç uğramayalım, istiyorum. Bunun içinçabalıyorum.İşte ilahi aşk buna diyorlar. O kıza duyduğum aşk ilahi aşkayükseldi. Önceden herkese ondan bahsederken şimdi sözü hep sohbeti Canan’abağlıyorum. Yani, Allah’a… Ha şimdi diyeceksiniz ki, sen cennetlik misin ki herkesi kurtarmayaçalışıyorsun?Ben nefsimi en pislik yaratık olarak görüyorum ve Allah benicehenneme sürüklettirip attırsa haklıdır, çok günahkarım itiraz edemem, derimhep. Sonra Allah tövbeleri kabul eder, çok affedicidir, rahmetisonsuzdur, der ümitlenirim. Evet ilahi aşk, Allah’a samimi ibadet eden kul, Peygamberimize SAVlayık bir ümmet olmaktır. İlahi aşk, Efendimizin SAV sünnetine tabi olarak, ahlakıylaahlaklanmak ve O’nun tebliğ yolunu takip etmekle tezahür eder. İlahi aşkla yananlar küsmek, kızmak, yorulmak, nefret nedirbilmezler. Yaratandan ötürü tüm insanları severler; öyle severler ki, ateşedoğru uçuşan kelebekleri kurtarmak için çırpınanlar gibi, durmadan sevgiylekoştururlar, yorulma bilmezler. ***Fakat nefis ve şeytan beni gaflete düşürtüp tekrar bir darbe yapıpkalbimi ele geçirmek için fırsat bekliyor. Buna fırsat vermemek için namazadevam ediyorum ve sürekli Efendimizin SAV duasını tekrarlıyorum. “Allah’ım göz açıp kapayıncaya kadar bile olsa nefis ve şeytanlabeni başbaşa bırakma!”Dünya hayatındaki Allah’ı sevdiğimizi ispat etme imtihanı sonaerinceye, ölene kadar kalbimizin iman iktidarımızı korumalıyız. Bunun için fakir her namazımın sonrasında Hz Yusuf’un AS duasınıediyorum:“… Allah’ım müslüman olarak canımı al ve beni salih kullarınınarasına kat.” (Yusuf suresi, 101. ayet)
Celalin Penceresinden

Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum