View RSS Feed

celal1973

Ebedȋ Muhabbetin Sırrı

Değer Biç
Ebedȋ Muhabbetin Sırrı
Bendeniz, sürekli Kur’an ve sünnet ölçüsündehayat yaşamış/yaşayan, bütün âlimlerin sohbetlerini dinleyip, eserlerini okuyupbalarısı gibi öz toplamaya gayret etmekteyim.Aşağıda Büyük islam âlimi Bediüzzaman SaidNursi’nin (1876-1960) 6000 sayfalık Risale-i Nur külliyatında olanLemalar eserinden faydalı bilgiler aktaracağız.İnsanın fıtratında yaratılıştan bekaya karşı (yani devamlılık, ebedilik, ölümsüzlük) gayet şiddetli bir sevgi vardır. Yani Allahiçimize bu hissi doğuştan koymuştur.İnsan, sevdiği herşey için bir ölümsüzlükolduğunu düşünür, sonra sever.Mesela bir eşya, bir araba, bir bahçe, bir kızıseverken farkında bile olmadan onda ebedîlik hayal eder, sonra sever.Ne zaman ondan ayrılacağını düşünse veya görseiçten içe feryad eder.Şimdi Bediüzzaman Said Nursi Hazretlerinin Lemalar adlı eserinden muhabbetle ilgili bölümü kopyalayıpbilinmeyen kelimeleri parantez içinde yazacağız; Çünkü yazıyı okuyanlar kendiidrak ölçüsünde fakirden daha ziyade anlayacaklarına eminim.BİRİNCİ NÜKTE: Birinci defa يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى (Ya Baik entel Baki) bir ameliyat-ı cerrahiye (cerrahi ameliyat) hükmünde kalbi masivadan (Allah’tan gayrı herşey) tecrid ediyor, kesiyor. Şöyle ki: İnsan,mahiyet-i câmiiyeti(İnsan iç yapısı ) itibariyle mevcudatın(yaratılmış herşey) hemen ekserîsiyle alâkadardır. Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz biristidad-ı muhabbet dercedilmiştir.(sınırsız bir sevme kabiliyeti verilmiştir.)Onun için insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca dünyayıbir hanesi gibi seviyor. Ebedî Cennet'e bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbukimuhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan (Ayrılıktan) daima azab çekiyor. Onun o hadsizmuhabbeti, hadsiz bir manevî azaba medar oluyor.(sebep oluyor)O azabı çekmekte kabahat, kusur ona aittir. Çünki kalbindeki hadsizistidad-ı muhabbet,(kalbindeki sınırı olmayan sevgiyi) hadsiz bir cemal-i bâkiye mâlik bir zâta tevcih etmek için verilmiş. (sınırı olmayan bir güzellik olan Allah’asevgi için verilmiş.) O insan sû'-i istimal ederek(kötüye kullanarak) o muhabbeti fâni mevcudata sarfettiği cihetle kusur ediyor, kusurun cezasını,firakın azabıyla çekiyor.(o sınırsız sevgisini fani geçici şeylere vermekle kusur ediyor ve ondanayrılma azabıyla cezasını çekiyor.) İşte bu kusurdan teberri edip (yüz çevirse) o fâni mahbubattan kat'-ı alâka etmek, (o fani sevgililerden ilgisini kesmek) o mahbublar onu terketmeden evvel o onlarıterketmek cihetiyle Mahbub-u Bâki'ye(Ölümsüz sevgili olan Allah) hasr-ı muhabbeti ifade eden(sevggisini ifade eden)يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى olan birinci cümlesi: "Bâki-iHakikî yalnız sensin. Masiva(O’ndan gayrısı) fânidir. Fâni olan elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşkave ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz. (sebep olamaz)" manasını ifade ediyor. "***Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar; onlar beni bırakmadanevvel ben onları يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى demekle bırakıyorum. Yalnız senbâkisin ve senin ibkan ile mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. (Herşey Allah’ın bakileştirmesi ileebedidir.) Öyle ise senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lâyık değiller."demektir. İşte bu halette kalb, hadsiz mahbubatından vazgeçiyor. Hüsün (güzellik) ve cemalleri üstünde fânilik damgasını görür,alâka-i kalbi keser. Eğer kesmezse, mahbubları adedince manevî cerihalar (manevi yaralar) oluyor.*** İkinci cümle olan يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِىo hadsiz cerihalara hem merhem, hem tiryak oluyor. Yani: يَا بَاقِى"Madem sen bâkisin, yeter; herşeyebedelsin. Madem sen varsın, herşey var." Evet mevcudatta sebeb-i muhabbet olan hüsün ve ihsan ve kemal, (Evet bütün varlıkların sevilmesine sebepolan güzellik, iyilik ve mükemmellik,) umumiyetle Bâki-i Hakikî'nin hüsün ve ihsan ve kemalâtının işaratı (tümüyle gerçek sonsuzluğun sahibi olanAllah’ın güzellik, iyilik ve mükemmelliğine işaret) ve çok perdelerden geçmiş zaîf (zayıf) gölgeleridir; belki cilve-i esma-i hüsnanın(Allah’ın güzel isimlerinin görüntüsünün) gölgelerinin gölgeleridir.Güzelliklerin kaynağı
Şimdi Ehli sünnet bir alimin güzel bir sohbetinden dinlediklerimiaktaracağım: Allah, doğuştan insana sonsuz sevme kabiliyeti ve sonsuza kadaryaşama duygusu vermiştir. Fakat insanların çoğu bu duygularıyanlış kullanıyorlar. ***************İKİNCİ NÜKTE:İnsanın fıtratında (yaratılıştan) bekaya(ebedilik, ölümsülük) karşı gayet şedid bir aşk(şiddetli bir sevgi) var. Hattâ her sevdiği şeyde kuvve-i vâhime cihetiyle (vehim, hayal duygusu ile) bir nevi beka tevehhüm eder (ölümsüz olduğu, varlığının sonuolmayacağı hissine kapılır), sonra sever. Ne vakit zevalini(sona ereceğini, yok olacağını) düşünse veya görse, derinden derine feryad eder. Bütün firaklardan gelenferyadlar (ayrılıklardan gelenfaryadlar – mesela cenaze başında-), aşk-ı bekadan(içimizdeki ebedi var olma sevgisi) gelen ağlamaların tercümanlarıdır. Eğer tevehhüm-ü beka (ölümsüz olma hissi) olmazsa muhabbet edemez. ***Hattâ denilebilir ki: Âlem-i bekanın ve ebedî Cennet'in bir sebeb-i vücudu (cennetin yaratılma sebeplerinden birisi), şu mahiyet-i insaniyedeki (insanın içindeki) o şiddetli aşk-ı bekadan çıkan gayetkuvvetli arzu-yu beka ve beka için fıtrî(o şiddetli ebedi olma hissinden gelen kuvvetli ölümsüz olma arzusu için, herinsanın yaratılıştan içten ettiği duadır ki) umumî duadır ki, Bâki-i Zülcelal(Varlığı sonsuz olan Celal sahibi Allah) o şedid sarsılmaz fıtrî arzuyu, o tesirli kuvvetli umumî duayı kabuletmiştir ki, fâni insanlar için bâki bir âlemi halketmiş (Allah o şiddetli içten gelen duayı kabuletmiştir ki sonsuzluk yurdu cenneti yaratmıştır). Hem hiç mümkün müdür ki: Fâtır-ı Kerim (Bol lütuf keremiyle yaratan Allah), Hâlık-ı Rahîm (Pek şefkatli yaratıcı Allah), küçük midenin cüz'î arzusunu ve muvakkatbir beka için(küçücük midenin fıtri duasını geçici dünya için kabul etsinde…) lisan-ı hal ile duasını hadsiz enva'-ımat'umat-ı leziziyenin(sayısız lezzetli gıdalarla) icadıyla kabul etsin de, umum nev'-i beşerin (bütün insanların) pek büyük bir ihtiyac-ı fıtrîden (çok büyük yaratılıştan gelen ihtiyacımız) gelen pek şiddetli bir arzusunu ve küllîve daimî ve haklı ve hakikatlı, kalli, halli, bekaya dair gayet kuvvetliduasını kabul etmesin? Hâşâ, yüzbin defa hâşâ. Kabul etmemek mümkün değildir. Hem hikmet veadaletine ve rahmet ve kudretine hiçbir cihetle yakışmaz.*** Madem insan bekaya âşıktır,elbette bütün kemalâtı(olgunluğu,kusursuzluğu), lezzetleri, bekaya tâbi'dir. Ve madem beka, Bâki-i Zülcelal'e mahsusturve madem Bâki'nin esması bâkiyedir ve madem Bâki'nin âyineleri (sonsuz olan Allah’ın göstericileri) Bâki'nin rengini, hükmünü alır ve birnevi bekaya mazhar olur(sonsuzlaşır). ***Elbette insana en lâzım iş, en mühim vazife; o Bâki'ye karşı alâka peydaetmektir (sonsuz olan Allah ile bağ kurmaktır)ve esmasına yapışmaktır (isimlerine). Çünkü Bâki yoluna sarf olunan her şey,bir nevi bekaya mazhar olur. İşte o ikinci يَا بَاقِى اَنْتَ الْبَاقِى (Madem sen bakisin her şey baki) cümlesi bu hakikati ifade ediyor. İnsanınhadsiz manevî yaralarını tedavi etmekle beraber, fıtratındaki gayet şiddetliarzu-yu bekayı(ebedi yaşama arzusunu) onunla tatmin ediyor. (3. Lema)http://www.erisale.com/#content.tr.3.40Eğer Rabbimizin emir ve yasaklarına uygun ömür geçirmişsek, inşallah bizi lütfuyla, keremiyle, affıyla, rahmetiyle cennetinealırsa, orada sonsuza dek Rabbimizin Cemalini seyretmekle müşerref olacağız inşallah. Efendimizin SAV tabiriyle mehtabı seyreder gibi…
Celalin Penceresinden
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. LÜ'LÜ VEL MERCAN Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Maşallah. seni tebrik ediyorum kardeşim. Çok güzel. bende çok seviyorum risaleinurları