1-4 Aralık 2016 tarihinde Engelsiz Yaşam Fuarı
View RSS Feed

celal1973

Zahmette Rahmet Vardır

Değer Biç
11Zahmette Rahmet Vardır

Geçenlerde bir sabah radyoyu açtığımda Sezen Aksu’nun “Eskidendi” isimlişarkısıyla güne başladım. Dinlerkensürekli eskiyle bugünü kıyas ettim ve bu yazı şekillendi kafamda…

“EskidendiÇok Eskiden”;

Hani erken inerdi karanlık
Hani yağmur yağardı inceden
Hani okuldan, işten dönerken
Işıklar yanardı evlerde
Hani ay herkese gülümserken
Mevsimler kimseyi dinlemezken
Hani çocuklar gibi zaman nedir bilmezken

Hani herkes arkadaş
Hani oyunlar sürerken
Hani çerçeveler boş
Hani körkütük sarhoş gençliğimizden
Hani şarkılar bizi henüz bu kadar incitmezken
Eskidendi, eskidendi, çok eskiden

Şimdi ay usul, yıldızlar eski
Hatıralar gökyüzü gibi
Gitmiyor üzerimizden
Geçen geçti, geçen geçti
Hadi geceyi söndür kalbim
Şimdi uykusuzluk vakti
Gençlik de, geceler gibi, eskidendi.

Söz: Murathan Mungan
Müzik: Atilla Özdemiroğlu


SUTAŞIRDIK

KonyaEreğli’den 1982’de Ankara’ya taşındık. Yedi yılEtimesgut’ta gecekonduda oturduk. O zamanlar çeşme suyu çok kireçliydi,içilmezdi. Şimdiki gibi damacana sular dayoktu.

Etimesgutsemtinde Atatürk’ün getirttiği temiz pınar çeşmesinden hergün bidonlarla eve sutaşırdık. On-oniki yaşımda evin büyük çocuğu olarakbu görev bana verilmişti.

ÖDEVYAPMAK

Okul ödevlerimizi yapmak için koca koca Hayat, Meydan Larousse (Larus) gibi ansiklopedilerden faydalanırdık. Hatta bazen zorlu ödevlerimiziçin haftasonu kütüphanelere gider, araştırırdık.

Verilenher ödev, bizler için öğrenme ve etüd etme -mevcut ansiklopedi veya kütüphaneleri kullanarak- sonrasında sentez ederekyazıya dökme süreçlerini kapsardı. Dolayısıyla öğrenilen bilgilerdağarcığımızda kalıyordu.

Şimdigençler Google’a tıklayarak anında bilgiye ulaşıyor ve hiç zahmet çekmiyorlar. Oyüzden de kitap okuyup araştırmıyorlar ve bilgiler çok çabuk unutuluyor.

Tabi bir de bizim zamanımızdaki ansiklopedilerbir uzman kurul tarafından titizlikle hazırlanıp onaylanıyordu. Şimdi Google’dabir konu aratsak yüzlerce farklı bilgi çıkıyor. Nasıl güveneceğiz…

TELEFONLAARAMAK

Seksenlerde Babam Ereğli’deki dedemgili aramakiçin PTT’ye yürüyerek gider, kuyruğa girerdi. Jeton alır ama bu seferde telefonkulübesi önünde tekrar kuyruğa girerdi. Yani kısacık bir telefon konuşması saatlerini alırdı.

Yineseksenlerde Bekir dayımın hanımı rahmetli Fadime yengemin (ölüm: Mart 2013) köyde yazın hergünçamaşır yıkadığını hatırlıyorum. Çünkü altı çocuğu vardı.

Odun ateşiyakarak kazanla su kaynatıyor; bakır leğen içinde elinde tektek çitileyerekyıkıyor, sıkıyor ve avludaki ipe asıyordu. Yani çamasır yıkamak 3-4 saatibuluyordu.

TEBRİKKARTLARI

1992’deüniversitedeyken kampüsten Konya şehir merkezine giderdik. Kırtasiyeden tebrikkartları ve zarf alırdık.

Sevdiklerimiziçin bu kartların arkasına tektek bayram kutlama mesajı yazar; sonra zarflarınüstüne adreslerini yazardık. PTT’de kuyruğa girer ve zarflara pulyapıştırırdık.

O zamanlarüç samimi dostumla beraber tebrik kartları yollamak için bir saat yol giderdik.Fakat bu uzun iş bize keyif verirdi.

Konya AlaaddinTepesinde çay ve lokantada etliekmek eşliğinde keyifli sohbet ederdik.

Şimdi iseWhatsupp ve SMS ile zahmetsiz saniyesinde tebrikleşiyoruz.

MEKTUPLAŞMAK

Günümüzdeteknolojinin gelişmesiyle birlikte iletişimçok hızlandı. Şimdiki gençler aşk duygusunu tam yaşayamıyor. Aşk özlemektir. O özlemle hayallerkurmaktır. Biz farklı şehirlerdeoturuyorduk. Seksenlerde ev telefonları vardı ama en iyi iletişim mektup yazmaktı. Biz birbirimize mektupyazardık. Ruhunun derinlik ve inceliklerini öğrenmek için satır satır omektupları defalarca okurdum. Yüzünün güzelliğiyle başladı ama sonra ruhunungüzelliğine de aşık oldum…
Gençlerartık hiç özlemiyorlar, gündüz buluşuyorlar, akşam görüntülü konuşuyorlar.Evlenince aşk çabuk bitiyor ve malesef boşanma ve tabi analı babalı yetimler…

1987’teYükseliş Koleji ortaokul kısmında okurken Din Kültürü öğretmenimizin sorusunuve cevabını hiç unutmuyorum.

O zamanınkileri saydı. Bütün bu teknolojik gelişmeler ve sürekli yeni icatlar ne içinolabilir, diye sormuştu. Sonra yanıtı kendi verdi, İnsanın daha rahat yaşaması için, demişti.

Evet şimdiartık çok rahatız ve eskiden zahmetle yapılan işler hiç zamanımızı almıyor.

Geçenlerde sevgiliHayat Nur Artıran Hanımefendinin attığı bir tweette şunu görmüştüm:

“İnsandaha kendini tanımadan bilmeden, çok muazzam bir teknolojiye ulaştı; Buinsanlık alemi için çok büyük bir tehlikedir !” ( Dr. Alexis Carrel )

SONUÇ

“Rahatzahmette; zahmet rahattadır” cümlesi, Müslümanhalkımızın yüz yıllardır Kur’ân’a dayandırarak söyleyegeldiği bir özlü sözdür.Bu atasözü, Kur’ân-ı Hakim’in, “Elbette güçlükle berâber şüphesiz bir kolaylıkvardır. Gerçekten güçlükle beraber şüphesiz kolaylık vardır” (İnşirah suresi, 5-6) âyetlerini tefsirediyor.

Zorluklar ne kadar dayanılmaz da olsa, gerekdoğrudan Allah’ın takdir ettiği musibetlerde olsun, gerekse olumlu netice almakiçin gösterilen verimli ve özverili çalışma esnasında olsun; çekilen herzorlukta; 1- Dünyevî, 2- Uhrevî olmak üzere iki büyük kolaylık vardır.

1-Dünyevî kolaylık; başarıdır,verimliliktir, kalitedir, olgunluğa ermektir, kemâl kazanmaktır, sevilmektir,sayılmaktır, el üstünde tutulmaktır, bol kazançtır, berekettir.

Meselâ özveri ile işine sarılan ve işindealınteri döken şahıs, zorluğu, sıkıntıyı ve zahmeti göğüslemiş olur. Fakat buzorluğun arkasında:

1- Çalışma zevkini tatma. 2- Başarı zevkinitatma. 3- İnsanlara hizmet verme ve memnun etme zevkini tatma. 4- Kazanmazevkini tatma. 5- İnsanlarca sevilmek ve sayılmak zevkini tatma. 6- Olgunlaşmave kemale erme zevkini tatma. gibi dünyevî kolaylıklar görmektedir.

2-Zorlukların neticesinde gelen uhrevî kolaylığa gelince: Bu, Allah’ın izniyle ve takdiriyle gelen yüksek feyiz ve sevaplabirlikte, Allah’ın rızasına, Cennetine, cemaline, sonsuz nimetlerine, hadsizmükâfatlarına ve ebedî hazinelerine ulaşmaktır.

Rahatın zahmette oluşu bu geniş mânâları ifadeeder. Katlanılan zahmetler, çekilen sıkıntılar ve göğüs gerilen zorluklar,neticede hem dünyada, hem âhirette sonsuz rahatlık, doyulmaz huzur ve ebedîsaadet kazandırıyorsa, elbette baş göz üstüne denmeli ve katlanmalıdır.

BİR HİKAYE

Şimdikonuyu daha iyi anlamamızı sağlayacak bir hikaye ile yazımızı bitiriyoruz:

Bir gün, kırlarda gezintiye çıkan bir adam, kenara oturduğu otlardanbirinin dalında , küçük bir kozanın varlığını fark etti.

Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi. Adam , bunun bir kelebekkozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diyedüşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi.

Dakikalar dakikaları kovaladı , saatler geçmeye başladı , amahenüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki , kelebeğin dışarıçıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü.

Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da , artıkyapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona.

Bu yüzden , kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçükçakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı.

Böylece , bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi.Fakat bedeni kuru ve küçücük , kanatları buruş buruştu.

Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her anaçılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğiniumuyordu.

Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek , hayatinin geri kalanını ,kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadardenese de , asla uçamadı.

Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığışey , kozanın kisitlayiciliginin ve buna karşılık kelebeğin daracık birdelikten dışarı çıkmak için gereken çabanın , Allah'ın kelebeğin bedenindekisıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kisitlayiciligindankurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu.

Bu gerçeği öğrendiğinde , hayat boyu unutamayacağı bir şey deöğrenmişti:

Bazen , hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey , çabalardır.Eğer Allah , hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi , ozaman , bir anlamda sakat kalırdık .

Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman . Ve aslauçamazdık..


Celalin Penceresinden

Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum