View RSS Feed

jehya

Bendeniz

Değer Biç
Merhaba,
Bendeniz JEHYA.
Bu zamana kadar ki verdiğim hayat mücadelesini Engelliler Biz sayesinde sizinle paylaşmak Bu fırsatı bana, bizlere verdiği için kendisine çok teşekkür ediyorum.

İlçeye bağlı kasabasında ikamet etmekte olup ilkokul ve ortaokulu burada tamamladım. Lise hayatımı ise bağlı bulunduğum ilçede. Ve şuan kendi köyümde bakkal tarzı küçük bir büfe işletiyorum.

1,5 yaşında iken yakalanmış olduğum Bilateral altextremitede polio sekeli. Sağda paralizi, solda parezi seviyesinde. Sol tarafta 8 cm kısalık var ve diz kapağım kilitleme vazifesini yapmıyor. ve sol bacağımı kullanamıyorum. sağ bacağımında sadece üstüne basabiliyorum. çok yönlü hareketler yok. Şöyle ki ellerim olmadan her iki bacağımı kaldırmam mümkün değil. kollarının gücü ile savaşanlardanım [IMG]file:///C:/DOCUME~1/USER/LOCALS~1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG] iki koltuk değneği olmadan yürüyemiyorum.

İlkokula başlayana kadar evde ve dışarıda emekliyerek yürüdüm. Sonrasında bastonlarım hayatıma girdi. Bastonla da olsa ayakta durabilmenin ne büyük zevk olduğunu o zaman anladım.

Derslerim iyi olmasına rağmen içe dönük ve kendini ifade edemeyen bir okul hayatım oldu. Ön planda olmayı isterken özgüvenimin olmamasından dolayı hep arka planda kaldım. Ve bundan dolayı da kendimi hep suçlamışımdır.

Lise döneminde engelimi çok sorun ettim. Üniversiteyi hayal edemeyecek kadar. Okula gidiş-gelişlerimde yaşadığım zorluklar da buna etken elbet. Üniversiteyi hayal edemeyecek kadar büyük bir sorundu benim için. Ailem olmadan üniversiteye gitmem mümkün değildi ve bunu unutmalıydım. Neticede bu benim öz güvensizliğimden kaynaklı bir durumdu. Ama hayıflanmanın hiçbir faydası yok. Yaşamam gerekiyormuş deyip es geçiyorum bu durumu J Geçmiş zamanı anlatmak kolay ama yaşarken bu denli kolay olmuyor J

Lise döneminde olmak üzere belirli zaman aralıklarında elişi yapıp satmaya başladım.94 yılında babamla birlikte Bursa da lokanta işlettik.94 krizinden etkilendik ve kapattık. Tekrar köye geldik.

95 ağustosunda yerel radyoda iş ilanı duydum ve telefon açtım. Gittim görüştüm. Benim için sosyal güvencenin çok önemli olduğunu söyledim. Sskyı yatıramayacaklarını ama başka bir yerde bir işin olduğunu söylediler,o kişi ile görüştüm. Ve ertesi gün işe başladım. Söz verdikleri halde 1,5 sene boyunca sskmı yatırmadılar. Sonrasında yatırıldı. Bir 5 yıl kadar çalıştım.2000 yılında işten ayrıldım. Özel sektörde çalışan olmak o kadar zor ki bir dönem sonrasında tahammül edemiyor insan maalesef. Ama şimdi durum nasıl derseniz J bana göre çalışan olmak daha kolay. Sabah 8, akşam 5 J Kafan dinç.

2002 yılına kadar kendimi tamamen dünyaya kapattım. Hayattan beklentilerim olmadı. Tabiri caiz ise çok depresif bir hal takındım. Ve maalesef insan kendi kabuğuna çekildiği zaman içinde büyük fırtınalar kopuyor. Hayatta en zor olan şeylerden bir tanesi de nedir biliyor musunuz? İnsanın kendi kendini teselli etmek zorunda kalması. Lakin iyi olan yanı da yok değil. Yandıkça güçleniyorsunuz. Beni ben düşünmez isem kimin beni düşünmesini bekleyebilirim ki? Kendimi sorguladıkça, zamanımı bu şekilde öldürmemin hiç doğru olmadığını ve her geçen günün benim aleyhime işlediğini düşünüyordum. Ve benim bir şeyler yapmam gerekiyordu.

Devletin engelliler için yapmış olduğu bütün sınavlara girdim. Ama nedenini bilemiyorum memur olma sıfatına nail olamadım J Şuan emekliyim hala sınavlara giriyorum. Tabiri caiz ise ölene kadar devletin başının etini yemeyi düşünüyorum.

Sonrasında bir petrol istasyonunda ön muhasebe işi yaptım. 6 ay kadar çalıştım. İşyeri sahiplerinden bir şahıs bana bastonlarını gizle kimse görmesin dedi. Neden diye sordum, görünmesini istemiyorum dedi. Onlar benim parçam, sizi neden rahatsız ediyor ki? dediğim de Otururken normal insan gibisin. Bastonların görünmesini istemiyorum demez mi. Beynimden vurulmuşa döndüm. Sskm da yatmıyordu zaten. Dedim Zehra senin burada durman için hiçbir sebebin yok ve işten ayrıldım. Uzunca bir süre geri dönüp çalışmamı istediler ama dönmedim.

Yine örgü işleri yapmaya başladım. Örüp satıyordum. Aynı zamanda tanıdık ağabeyler sayesinde evde mail aracılığı ile bilgisayarda çok sayıda firmanın fiyat listeleri hazırladım. Sezonluk olarak Pancar dairesinin ve kooperatiflerin raporlarını tuttum. Ev-ofisimi kurmuştum o zamandan J O zamanlar bu tip işler çok yaygın değildi. Şimdi çok yaygılaştı. Bir dönemde bu şekilde devam etti. Düzenli ve istikrarlı bir iş değildi. Baktım olmuyor 2005 yılında 2022 maaşından faydalanmak istedim ve 3 yıl kadar bu maaşı aldım. Öyle ki içinde bulunduğumuz çevre bu maaşı aldığımız zaman devletin hazinesinin engellilere aktığını sanıyor. Ve nasıl olsa maaşın var diye öteleniyoruz. Bu bakış açısı bende psikolojik baskı uyguluyordu. Almak istemiyordum ama o an için yapacak başka bir alternatifim yoktu. Ve şuan da bile hiçbir engelli arkadaşın bu maaşı almasını istemiyorum.

Bu geçen zaman içerisinde en büyük mutluluğum akülü arabamın olmasıydı. Onunla kendimi daha güçlü hissediyordum. Bozulduğu zaman çok mutsuz oluyordum. Ve bir dönem sonra tamamen bozuldu. O zaman kendimi çok aciz hissetmiştim ve mutlaka bir şeyler yapmalıydım. Kaymakam Beyle görüştüm. Sağolsun ilgilendi ve benim kullanabileceğim motorlu bir araç temin etti. Ama elime çok geç vakte gelebildi. Hiç değilse bu araçla bir şeyler satabilirim düşüncesi ile mantıklı geldi bana. Müracaat ettim ve beklemeye başladım.

Bu dönemde kozmetik ve temizlik ürünleri satmaya başladım. tekerlekli sandalye ile kapı kapı satış yaptım. Kimi acıdığı için, kimi sevdiği için, kimi vicdani rahatlık için alıyordu. Ama umrumda değildi. Kimin ne amaçla aldığı. Ben sakatlığı kullanma amaçlı olsaydım işte o zaman bu durum beni üzerdi.

2007 ortasında hatır için bir telefon bayisinde çalışmaya başladım. Ssk isteyince kimse yatırmak istemiyor maalesef. Burada da aynı sorunla karşılaştım. Lakin işten edindiğim çevre sayesinde de kozmetik ve temizlik ürünleri satıyordum. Bir güzel yanı da bu işte çalışırken sosyal olaylardan haberdar olabiliyordum.

O sıralar postahaneler postbank merkezleri açıyordu. Buna müracaat ettim ama olumlu sonuç alamama korkusu vardı bende ve bu endişemi Müdür Bey’le paylaştım. Engelimin bu işi yapmaya sorun teşkil edip etmediğini, engelimden dolayı bu anlamda farklı sorunlar yaşadığımı, eğer sorun olacaksa bunu bana en başında söylemelerini, boş yere umutlanmak istemediğimi söyledim. Sağolsun Müdür Bey araştırdı ve böyle bir sorunun olmadığını ki raporumu da götürmüştüm, bu işi yapabileceğimi söyleyince dünyalar benim oldu tabiî ki. Bu esnada işyeri olarak kullanabileceğim bir büro arayışına girdim ve belediyeye ait bir yeri ihale usulü kiraladım.İl ve ilçe müdürlükleri baş müdürlüğe bu işin bana verilmesine dair yazılı talepte bulunmuşlar sağolsun. Benden habersiz. Ama yine engeller peşimi bırakmadı. Benimle aynı işe talip olan arkadaş benim engelimin bunu yapmaya müsait olmadığına tabiri caiz ise kütürüm olduğuma dair bir dilekçe vermiş. Siyasi baskı ile kütürüm oldum ve ne hikmetse kütürümlüğüm ne hikmetse benim dışımda herkesin işine yarıyor.Ve tabiî ki sonuç yine olumsuz. J Netice yine olumsuz olunca yine çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamanın verdiği negatif psikoloji hakim oldu bende. Devlet babanın yandaşları sağolsun. Beni farkında olmadan bileğlediler. Artık bocalamak, ezik büzük bir hayat yaşamak ve pes etmek istemiyordum. Gücüm yettiğince hakkımı aramak istedim bu durum karşısında. Çok kişi üzüntüsünü ifade etti ama yapacak bir şey yoktu. O fasıl kapanmalıydı.

İhale ile almış olduğum dükkan bir yıl boyunca boş kaldı. Ve bu durum da beni çok üzüyordu. Sermayemin olmaması ileri adım atmamı engelliyordu. Üzgün ve bitkin bir bocalama devresi daha beni bekliyordu. Ki bu dönem şükür uzun sürmedi.

Hayatımın dönüm noktası : )

27/12/2007 gece saat 2:00 umutsuz ve umarsız kendimi kitap okumaya verdiğim bir gece. Melih Arat’ın 7.vites adlı kişisel gelişim kitabını okuyorum ki kişisel gelişim alanın da farklı kitaplar okumama rağmen hiç biri beni bu kitap kadar etkilememiştir.

Kitapta bahsedilen ve beni etkileyen konu: Elinizde bir kibrit çöpü,bir mum,bir gaz lambası ve birde gaz ocağının olduğu soğuk ve karanlık bir odanın içerisindesiniz. İlk önce hangisini ateşlemek istersiniz?

Benim cevabım ise, soğuk ve karanlık olduğu için, bir taş ile iki kuş vurma amaçlı gaz ocağını ateşlersem hem ısısından hem de ışığından faydalanırım diye düşündüğüm için gaz ocağını yakarım dedim. Lakin cevap bu değil. Her birini ateşleyebilmek için ilk önce kibriti yakmam gerekiyor. Aha dedim ahaa benim kibrit olarak kullanabileceğim neyim var!!!!!!!!!

Ve başladım düşünmeye… Ben ne yapmak istiyorum?

1- Sskmı yatırabileceğim bir işimin olmasını ve akabinde emekli olmayı istiyorum
2- Araba almak istiyorum.
3- Kendime ait kutu gibi içinde rahatça hareket edebileceğim bir evimin olmasını istiyorum.

Peki bunları elde edebilmek için şu aşamada benim kibrit çöpü olarak kullanabileceğim neyim var?...

O sene 2008 mart seçimleri var. Siyaseti sevmiyorum ama ben muhtar olabilirimJ muhtar olursam uzun zamandır yatıramadığım sskmı yatırmış olurum. Boş duran bir işyerim var onu da muhtarlık bürosu olarak kullanırım. Aynı zamanda günlük ihtiyaçlarımı karşılamak için içine aparatif bir şeyler koyup satabilirim. Evetttt Evetttt ben muhtar adayı olup bunları yapabilirim. Olmazsa da hiç sorun değil.

Hiçbir şey göründüğü gibi kolay değil maalesef. Mart ayına kadar bu anlamda çalıştım ama o zaman da, daha çok anladım ki siyaset benim harcım değil. Anladım ki doğru olmak siyasetin gerekliliklerinden değil ama pes etmek yok Zehra. Ben pes etmesem deJ sonuç benim için yine hüsran.

Şuan bunları sizlerle paylaşırken gülüyorum ama o zaman hayırlısı böyleymiş, kısmet değilmiş ifadeleri benim için o kadar sinir bozucuydu ki… Söylenecek ya da yapılacak bir şey yok, konuyu kapatmak için kullanılan bir cümleydi benim için. Ve duymak istemiyordum.

Seçim sonu bu konuşmaları dinleyip kendimi daha fazla yıpratmamak ve bu atmosferden uzaklaşmak için bir müddet Erzincan’a kardeşimin yanına gittim. İnzivaya çekildim bu sayede J iki uçuk ay kadar kaldım. Ve döndüm.

Ve dönüşte beni bekleyen kocamannnn bir boşluk. Bozulmuş ve tamiri mümkün olmayan akülü bir araba, Kaymakam Beyin bana söz verip hala elime geçmeyen bir motorbisiklet sevdası ve bir türlü açamadığım boş bir dükkan.

Artık kendimi kandırmam mümkün olmuyordu. Elimi attığım her şey kuruyor. Ne yapmalıyım bilmiyorum. Moralmen bitiğim. Mayıs sonu. Geç vakitte kalktım. Ve tekerlekli sandalye ile geziniyorum. Bahçelik bir yere gittim. Başladım Allah ‘la senli benli konuşmaya. Benim artık dayanacak gücümün kalmadığını, ne yapmam gerektiğini, benim için neyin hayırlı ya da hayırsız olduğunu bilmediğimi, bebeler gibi ağlayarak sesli bir şekilde anlattım. Ya canımı al yada birilerini elçi kıl hayatıma yön vereyim dedim.J Bir müddet sonra eve döndüm. Niyetim bir antidepresan ilaç alıp uyumak. O sırada telefon çaldı. Bursa’dan motorbisiklet için arıyorlar. Motorbisikletin geri vitesinde ki sorunun çözüldüğünü ve satma ruhsatını aldıklarını ve gönderebileceklerini söylüyorlar. Güzel haber.

Akabinde tekrar telefon çaldı.
Dertleşebileceğim biri uzunca bir süre konuştuk. Dükkanı açmak için bana destek olabileceğini, maddi ve manevi her yönde yardım edebileceğini söyleyen bir dost sesi duymak ne kadar mutluluk verici. Düşünebiliyor musunuz? Bir saat içinde dualarım kabul olduJ

Bu zamandan sonra bütün gayretimle büfeyi açmaya uğraştım. Ve nihayet bütün işler bitti. 14/08/2008 dükkanımı açabildim. O zamandan beri sorumlu olduğum, Sskmı yatırabildiğim, ihtiyaçlarımı karşılayabildiğim, geleceğe umut var bakmamı sağlayacak bir işim var.

Yaşadığım kasabada 10 kadar esnaf her hafta nöbet tutmakta ve ben büfe tarz açtığım için bu nöbetlere dahil değildim. Sağolasunlar dükkanın ihale döneminde kendi aralarında para toplarak, ya nöbete gireceksin ya da biz ihale bedelini yükseltip ödeyecez ve dükkanı elinden alacaz diye tehdit ettilerJ Şimdi gülüyorum ama o zaman dokuz doğurmuştum. Yapacak bir şey yok, ya öyle ya böyle. Uydum nöbete.

Şuan emekli oldum şükür. Aynı anda fatura tahsilatı,bakkal vs vs envayi çeşit iş yapıyorum. İstemeyenim çok J amma velakin yapacak hiçbir şey yok. J Bir araba almayı ve net üzerinden online satış yapabileceğim bir işle meşgul olmayı ve gezebileceğim kadar gezmeyi istiyorum.

Edindiğim hayat tecrübesinden yola çıkarak sonuç olarak size söyleyebileceklerim şunlar:

Kişi için en olması gerekenin öz güven, azim ve kararlılık olduğunu ve sonucu ne olursa olsun doğru olmak gerektiğini düşünüyorum. Sen kendin için bir şeyler yapmadığın sürece kimsenin senin için bir şeyler yapmasını umut etme. Beklide sadece benim için geçerli Hedefi olmayan ok yaydan saparmış.

Emek olmadan yemeğin asla olmadığını, emeksizce kazanılan hiçbir şeyinde kıymetinin olmadığını, ki, bu anlamda şunu belirtmek isterim; ne kadar küçük olursa olsun bu dükkan benim için her şeyden önemli. Çünkü verdiğim mücadeleyi ancak ben biliyorum.

Bu sayede önüme çıkan engelleri ve yaşadığım zorlukları, benim pişmem ve lezzetli hale gelmem için, yaşamam gerektiği için, yaşadığımın farkındayım arttık.

Yaşam koşulları ne kadar zor olsa da, isteklerimize ulaşmak için ‘taşı delen suyun gücü değil, damlaların sürekliliğidir’ düşüncesi ile hareket etmemiz gerektiğini ve asla ve asla umudumuzu kaybetmememiz gerektiğini, konum ve koşul ne olursa olsun her engellinin mutlaka başarabileceği bir şeyleri olduğunu, kişilerle uğraşanların değil işi ile uğraşanların mutlu ve huzurlu olduğunu düşünüyorum. Ve bunu başardığım için de kendimi çok mutlu hissediyorum.

Her şeye rağmen hayat bir şekilde devam ediyor ve içimizdeki çocuğu asla öldürmemek, asla mücadeleyi elden bırakmamak gerektiğini üstüne basa basa beliterek; hayat mücadelesinde özellikle bütün engelli arkadaşlarıma başarılar diliyorum. Hayatımız sınav değil mi?

YÜREĞİ VE GÖNLÜ GÜZEL KADERDAŞLARA BENDEN KUCAK DOLUSU SEVGİLER VE SAYGILAR

JEHYA
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Bugünüme Dair

Yorum

  1. aksiyon61 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    memur olamazsın cünkü tenbelsin
  2. jehya Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Aynı fikirde değilim.Tembellik konusunda
  3. Rain_Man Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    MÜBAREK ROMAN YAZMIŞSIN....ŞİMDİDEN MEMURLUĞUN HAYIRLI OLSUN.
  4. jehya Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Teşekkürler
  5. shukufe Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    tasi delen suyun gucu degil damlalarin surekliligidir demissiniz.
    budeyisi bilmiyordum. cok begendim.
    babannem sabirla koruk helva olur derdi. yapamadigim, basaramadigim zaman hep bunu akilda tutarim. yilmadan ugrasinca bir sekilde hepsi oluyordeneyimlerimde.
    engeline ragmen bu basardiklarin, yilmadan yikilinca tekrardan ayaga kalmani alkisliyorum buradan.
    butun iyi istedigin seyler senin olsun.hayat mucadelende hicbir zaman yilma, mutlu ol.
  6. jehya Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    shukufe Teşekkür ederim. Hepimizin temennisi bu yönde