View RSS Feed

celal1973

Şehitlere Ölü Demeyin

Değer Biç
1

Şehitlere Ölü Demeyin




Geçenlerde bir AVM’de gezdik, yemek yedik. Etrafımızdakimasalarda kızlı erkekli gençler koyu muhabbete dalmışlardı. Kızların argokonuşmalarından ben utandım.



Gençler bu gelip geçici dünyaya öyle kapılmışlar ki, zanlarınca keyiflerinibozacak şeyleri istemiyorlar. Bu yüzden tekerlekli sandalyedeki beni görmezdengeliyorlardı.



Diğer masada ise yirmili yaşlardaki genç aşıklar elele çay içipsohbet ediyorlardı.



17 ocak 2016’da Diyarbakır Sur’da şehit olan Adana’lı gencecik Uzman Çavuş Uğur Şahin 2gün önce Facebook’ta şunu paylaşmış. Haberlerde çıkmıştı.





“Bizdebilirdik kar altında sevgiliyle gezmesini, fotograf paylaşmasını;


Lakinbizimkisi


memleketmeselesi…” yazıyordu.




Empati ne demek bilir misiniz? Kendimizi karşımızdakinin yerinekoyarak onun duygu ve düşüncelerini hissedebilmeye empati denir.



Hani Nasreddin hoca damdandüştüğünde başına toplananlar hekimiçağıralım deyince, “bana damdandüşen birini çağırın” demiş ki, ne yapması gerektiğini sorsun. (Empati)





Empati yaparak düşünelim. Sur’da, Nusaybin’de veya başka yerdegörev yapan polis ve askerlerimize hiç olmazsa dua ederek destek verelim.



Onlar da şimdi elbette çocuklarıyla beraber evde oturup çay içmeyiisterlerdi.



Mesela, karşı apartmandaki komşumuz özel Harekȃt polisi bey şu an Diyarbakır Sur’daki görevinibaşarıyla tamamladı ve Nusaybin’e yeni göreve gitti.



Orda çadırda kalıyorlar. Ne için, biz rahat uyuyalım diye…



O da, kızının Pazar günkü (13 Mart 2016) YGS sınavında yanında olup moral desteği vermeyi elbet isterdi. Allahonu ve arkadaşlarını sağlıkla sevdiklerine kavuştursun.




Şehit Uğur Şahin’de AVM’de nişanlısıyla gezebilirdi. Lakin O vatandedi uzman çavuş oldu. İsteseydi, Adana’da ailesinin yanında yüzlercefabrikanın birinde çalışabilirdi.



Kardeşim Faik’de Uzman Çavuşiken 1998-2001 arası Şırnak’ta çalışmıştı. Annem operasyonlarda şehit olanaskerlerin haberlerini izledikçe hep ağlıyor, hepsine dua ediyordu.



Yazımızın başlığı hepimizinbildiği o ayete dayanıyor evet.




“Ve Allahyolunda öldürülen (şehit) lere “Ölüler” demeyiniz. Bilakis, onlar yaşıyor, ama siz farkındadeğilsiniz.” (Bakara suresi, 154.ayet)




Ama bu başlığı seçmemizin asıl nedeni yıllar önce TV’de izlediğimgerçek olay idi.



Şehit olduktan sonra elindeki silahı bırakmayan asker vardı. SunayCivan



Silahını teslim etmiyordu, tıpkı Çanakkale şehidinin silahınıvermemesi gibi…



Şehit’in elindeki silahı komutanı gasilhanede inanılması güç, bir okadar anlamlı bir şekilde alıyordu. Canlandırma şeklinde filme almışlardı,babamla izlerken ağlamıştık.



Gasilhane’de elindeki tüfeği asker arkadaşı ne kadar zorlasa daelinden alamıyordu. Komutanı emretti, o anda şehidin elleri gevşedi ve silahıaldılar; dedi ki:



“Asker! Görev bitti, silahı bırak.” Komutanı gözyaşını tutamıyordu.



***




Evet, şehit olana düğün, bayramdır ama gözü yaşlıeş, ana, babaların yürek sancısı ölene kadar dinmiyor. Biz haberlerde her şehithaberinde ağlıyoruz ama ya o şehit çocukları.





Onlar birömür baba özlemi duyacaklar. Evet şimdi baba hasretini anlatan, bir şehitkızının babasına yazdığı bu mektup ile yazımızı bitiriyoruz:







Sevgili Babacığım,





Yıllar yıllargeçiyor, her şey değişiyor, her şeyden öncede ben değişiyorum. Değişmeyen tekşey değişimin kendisiymiş ya… Ama benim hayatımda hiç değişmeyen ve asladeğişmeyecek olan tek ve en acı gerçek; SENİN KAYBIN.





Yoksun baba; yanımda, tenimde,saçımın telinde yoksun. Kalbimde, ruhumda, beynimde olsan da, yaşamımın hiçbiranında, hiçbir üzüntümde, hiçbir mutluluğumda, hiçbir sevincimde, hiçbir hayalkırıklığımda sen yoksun. Varlığın, bedenin yok. Elbette ki her şey maddeselolarak var olmak değil, ama ben seni hiç tanımadım ki!





Gülüşünü, konuşmanı,sesinin tonunu, kahkahanı hiç görmedim, duymadım ki! Hep düşünüyorum yanımda olsaydın ağzından"yavrum, kızım" sözcükleri nasıl çıkardı? Bu duygu dolu sözler benimyüreğimi nasıl ısıtırdı? İnsanların nefret ettiği sözcükler olur mu? Benim var:BABA.





Çünkü ben bu sözcüğü"hiçbir zaman" doya doya, dolu dolu söyleyemedim. Bunu duyacak,gözlerinin içi gülecek ve beni çok büyük bir sevgiyle kucaklayacak bir babamolmadı hiç!





Evet tüm bunlar benimüzüntülerim, yokluklarım. Ama tüm bu büyük acının yanında bana en büyük onuru,şerefi yaşattın: BEN BİR ŞEHİT KIZIYIM.





Bugün ölümünün tam 10.yılı. Şu anda yanında, sevgi dolu kucağında olamasam da tam baş ucundayım . Osoğuk mezar taşının tozunu ellerimden ateş çıkarcasına yıkıyorum babacığım.





Gittin baba, gittin. Ben daha üç yaşındayken, seni sevmeye,tanımaya başlarken… Ben karısını, minicik bebeğini vatanı için bir yanabırakan, canını vatanına feda eden, cesur, yiğit, yüreği vatan sevgisiyledopdolu gencecik bir üsteğmenin kızıyım. Ağlamamalıyım.





Senin ak saçlı bir dedeolduğun günleri hiçbir zaman göremeyeceğim; ama sen benim anılarımda,hatıralarımda hep o yakışıklı, gururlu, cesur ve gepgenç üsteğmen olarakkalacaksın. Bu, çok onur verici baba!





Bir tek kez seni görüpseninle tanışma ve konuşma şansına sahip olsaydım sana sadece teşekkür etmekisterdim. Annemi ve beni senden yoksun bıraktın; ama bana da, Çocuklarıma da,torunlarına da inanılmaz bir gurur yaşatan ve yaşatacak olan"ŞEHİTLİK" ünvanını kazandırdın. Teşekkür ederim babacığım, teşekkürederim…





Begüm ÖZCAN





*****************



AĞLAMAK GÜZELDİR… KALBİ YIKAR, TEMİZLER, YUMUŞATIR…



GÖZYAŞI, KALBİMİZE ABDEST ALDIRAN SUDUR…







Celalin Penceresinden





Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum