1-4 Aralık 2016 tarihinde Engelsiz Yaşam Fuarı
View RSS Feed

veli kaplan

''El(imdeki) Veda''

Değer Biç
Senden önce hayatımda ki vedalar hiç bu kadar anlamlı olmamıştı. Vedaların büyülü aşk masallarının sonunda olduğuna inanırdım hep. Ben hiçbir zaman bu masalların birinin kahramanı olamayacaktım çünkü, kimse beni gerçekten sadece ben olduğum için sevmeyecek, kimse bana nedensizce bakmayacak ve kimse sesimdeki duygusallığı fark etmeyecekti.
Nedensizce hep O masallarda ki sevgi ve aşkı aradım. O kadar uzun zamandır arıyordum ki artık bırakma zamanımın geldiğini biliyordum. Doğruyu söylemek gerekirse inancımı kaybetmiştim. Ne kadar arasam da, tarasam da, bakınsam da aradığım şeylerin sadece masallarda olduğu kabul etmem gerekiyordu artık. Ruhunda beni hissedecek biri yok dediğim anda, bana bahşedilen yaşamın sonuna geldiğim anda, ellerim ile gözlerimden akan yaşları silmekten yorulduğum anda karşıma sen çıktın.
Aslında gelişin hiçte hayal ettiğim gibi olmamıştı. Yani seni ilk gördüğümde, masallardaki gibi arkandan zıplayan bir ceylan ya da gökyüzünde kayan bir yıldız olmadı. Ancak masal da olmayan bir şey, o anda bana oldu.
Kalbim hızla çarpmaya başladı. Sanki göğsümü parçalayıp sana ulaşmak istercesine yaptı bunu. Sakinleştirmeye çalıştıkça daha çok nefes istedi, daha çok nefesle kalbim, daha da çok coştu. Tüm bedenimin kaskatı kesilmesine rağmen, sana bağlı olan kalbiminden gelen sıcacık kan ile tüm bedenim ve ruhumu ısıtmıştı.
Konuştuğum kelimeleri duymuyor olsam da, bedeninin yaptığı zarif keskin ve etkileyici hareketleri izlemek için gözlerimi kocaman açtığımı hatırlıyorum.
Her anı kaydetmelisin dediğimi hatırlıyorum kendime, her anı kaydetmeliydim çünkü sen benim masalım olacaktın bunu hissedebiliyordum.
Gözden kayboluşun ile kendi yalnız, gri ve hiç yaprağı olmayan ağaçların doldurduğu çıplak ormanıma geri dönmek zorunda kaldım. Ama çok değil az önce bu orman, göz alabildiğine kocaman yapraklı rengarenk çiçekler, mutluluktan şarkılar söyleyen kuşlar, dalların üzerinde yakalamaç oynayan sincaplar, onları izleyen yaramaz tavşanlar ve zıplarken gözlerini kıpran ceylanlar ile doluydu.
Sen gidince hepsi bir anda kayboldu.

Bu ormanın soğuk esen rüzgarları bana bir şeyi daha hatırlatmaya başlamıştı. Gidişinden duyduğum açıyı farketmiş oldum. Tek bir cümle, tek bir kelime hatta tek bir harf söylemeden öylece arkanı dönüp, ruhumdan seni koparmak. İşte bunu sevmedim demek istemiştim arkadan. Hey masallarımdaki kız, beni duyuyormusun? Bunu sevmedim, bir anda bırakıp gitmeni, giderken bir şey söylememeni, ruhunu da yanında götürmeni sevmedim.
Sen kalabalık sokaklar arasında gözlerimden kaybolurken, aklımdan geçenler bunlardı. Sihirli ormanım, toz, duman, küfür ve mutsuzluk dolu sokakların arasında sıkışıp kalmıştı. Üzerime gelen mutluluk içinde zıplayan ceylanlardan biri değil, kocaman sarı taksinin kornası ve taksicinin beni yetiştiren insanlar için söyledikleri kötü kelimelerdi.
Boynum bükük, kalbim kırık ve ruhum huzursuz olarak anlaşılmayan konuşmaların olduğu mis kokulu kahve dükkana geri döndüm.
Dışarısı gibi kokmuyordu burası, belki de günümün neredeyse tümünü burada harcamamın nedeni de buydu. Bu kokuyu hiç yerde bulamazdın aynı benim masalımdaki ormanı bulamayacağın gibi. Burada gözlerimi kapatmam, hayallere dalmam için yeterli oluyordu.
Hergün bir kerelikte yaşamış olsam, sana aşık olduğum O zamanı hatırlatıyorum kendime.
Seni ilk gördüğüm gün hangi hayalleri kuruyorsam bugünde aynı hayalleri kuruyor ve seni masalımızın içindeki yerine yerleştiriyorum.
Seni sevmemin bir nedeni olmadı, senin de gidişinin bir nedeni olmasın.
Olmasın ki, ömrümün geri kalanında bulduğum ve kısa bir sürede olsa hissettiğim huzur, ruhumda yaşamaya devam etsin. Ormanın tam ortasındaki o küçücük gölü hatırlıyormusun? Hani yosundan yemyeşil olmuş taşlar ile çevrili üzerinde iri yapraklı nilüferlerin olduğu içinde ismini hiç söyleyemediğimiz balıklar ile dolu olan göl. İşte orasını sen inşa ettin. Ruhunu ferahlattığını söylemiştin. O göle doğru yürürken yüzüme çarpan o rüzgar tüm üzüntülerimi, kırgınlıklarımı alıp götürüyor artık biliyormusun.
Bir şey söyleme ki, yaşadığımız her şey o ormanın içindeki diğer canlılar gibi gerçek olsun, nefes almaya ve mutlu olmaya devam etsin.
Daha önce elimde bir veda kaldığını biliyorsun. Ve ben çok uzun zamandır bana bıraktığın veda ile yaşıyorum.
Onun için, vedanın insanın içinde neleri kuruttuğunu iyi biliyorum. Gidebilirsin ve ne zaman istersen bu ormana geri dönüp yeşerttiğin ve yetiştirmeme yardım ettiğin duyguları tekrar keşfedebilirsin.
Bu akşam, ormandaki arkadaşlarıma yine seni anlatacağım. Onlar yine heyecan ve mutluluk içerisinde seni dinleyecekler. Masalın sonlarına doğru bazıları kırılacak, bazıları kızacak, bazıları üzülecek. Ama onlara son olarak şunu söyleyeceğim.
Arkadaşlar, hepiniz ormanın bir taraflarına dağılın. Onu aramaya başlayın.
Neye benzediğini, nasıl koktuğunu veya ne olduğunu tarif edemem ancak onu bulduğunuzda hissedeceğiniz duygu öyle bambaşka olacak ki işte O'anda bulduğunuz O şeyin O olduğunu bileceksiniz...
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum