View RSS Feed

adamo

Fikrimin ince gülü

Değer Biç
90’lı yılların ortalarına doğru; gençlik başımda duman ve ciğerlerimi yakan duman ve toz pembe hayaller vardı ona karşı… Bir sonbahar akşamı ısındım ona ne kış gibi içimi dondurdu ne yaz gibi içimi yaktı; düzensiz herşeye inat ısındım ona… Oturmuş kabak çekirdeği yemiyordum ama hangi çekirdekte atom yoktur sorusunun muhtemel şıklarından biri olarak kabak çekirdeği espirisi vardı aklımda bir teknik üniversite öğrencisi olarak ve başka bir şey yoktu, sadece kocaman bir boşluk vardı aklımda hayata dair ve olan bitene dair… İlk azılı düşmanlarımı da bu tarihlerde edindim, kimi çok yakındı ciğerimi deldi geçti, kimi çok uzaktı ve hep öyle uzak kaldılar… Ama sen başkaydın be canım, manik fazlara hiç geçmemiştim henüz; depresifliği ise çok önceden tatmıştım oysa. Sen vücudumun, düşüncelerimin yani benim narkozuydun sadece; işte bu kadar yapıştım sana her ne kadar uzak dursanda belkide gölgene yapışmıştım ve hatta belkide “i would be the shadow of your dog” olurdum en paspal ve komik bir köpek türünden ve işte köpek gibi yalvarmak buradan geliyor bu duygu durumlarının eseri oluyor diye o zaman sen öğrettin bana… Gözlerim yalvarırken depresif ruhum yalvarmak ne kelime bende değildi ruhum sanki sendeydi ve işte buna da yaşayan ölü deniyormuş yaşarken ölünce öğrendim bunu. Uzaklardan sevmekti belkide sevmelerin en güzeli; bunu olsa olsa bir şair demiştir, değil mi? Oysa ben henüz değil şiir yazmak şiir okumuyorum bile ve işte bu kadar öküzken inceliği öğrettin bana rededilme korkusuyla sana bakmaya kıyamaz ve baktığının her karesini şu an bile hatırlayan bir birey yaptın beni; fikri hür, vicdanı hür topluma faydalı bir birey değil, fikrimin ince gülü sen, vicdanım darmadağın kalleş gerçeklerden ötürü… Ben yalnızlığı yüz metreden tanırım artık, benden ötürü değil senden ötürü çünkü sende yalnızdın ama pahalı oyuncakların vardı o kadar. Bana da paha biçtin ve oyuncak gözüyle baktın, dilim varmıyor ama kırdın attın şımarık çocuk gibi… Ama bu oyunacak bir kalpmiş be güzelim bunu söylemeye gerek yokmuş zaten. Ömrümün en toy zamanında geldin ve gittin, işte bu kadar basit. Bu terkedişler bitmeyecek ömür boyu. En kalıplı, en arabesk sözler söylenmiş olsa da ayrılık adına, sana hala yakıştıramıyorum o acımasız sözleri, belki de bir çıkış yolu bir kaçış yolu bir bahane ve hatta gizli bir ümidim var, ne dersem deyim gerçekler değişmeyecek, geçmiş geri gelmeyecek; şimdi bana senle bir ömür vadetseler tek bir söz söylemeye hakkım yok zaten sen yok o eski ben hiç yok
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum