View RSS Feed

vurguni

Hayatındaki Fay Kırılmaları /yaşarken öğrendim

Değer Biç
Hayatındaki Fay Kırılmaları /yaşarken öğrendim

2006 Mayısında ODTÜ de 3 yıllık kantin sözleşmesinin ardından 13 eylül okulların açıldığı gün Damadımın Alevi kimliğiyle benim Sünni kimliğimi çarpıştırmak isteyen ODTÜ Üst düzey yetkilileri Damadıma İftira Atarak hayatımdaki ilk fayın kırılmasını gerçekleştirdiler.

2006 aralık ayının son haftaları kantine eşimi götürüyorum bana yardımcı olması için bana damadım için anlatılan iftiralar bu sefer Esime anlatılıyor ve ardından bunları benim duymamam gerektiğini aksi taktirde kızının yuvası bozulacağını yurt müdürünün adamı ve yurt çalışanı Hatice Hanım tarafından anlatılıyor.

2007 Ocak ayı ilk haftası eşim girdiği stres ve bunalımdan sonra neredeyse felç olacak duruma geliyor ve doktor bel fıtığı teşhisi koyuyor 22 Ocakta ameliyat oluyor.

Eşimi ameliyat sonrası eve taşıyoruz 27 ocak ODTÜ de işlettiğimiz 3 yurt kantini soyuluyor eşimi komşulara bırakıyor kantin soygunuyla ilgileniyorum, bir yandan da evde hastamla ilgilenmeye çalışırken başlıyor tehditler
Eşim bir türlü iyileşemiyor ve iyi olmasını beklerken yeniden felç durumuna düşüyor el ayak tutmuyor tekrar doktoruna götürüyoruz ikinci kez ameliyata giriyor

Eşim yine ameliyata girdiği gün, Kantine atılan bir mektup soygunu gerçekleştiren kişinin yurt çalışanı olabileceğini anlatıyor ve kantinin camlarını açar iken gördüğü Nesrin isimli yurt çalışanını bize bildiriyor. Bunun üzerine, 3 Yurt kameralarının izlenmesini jandarmadan istedik. Kamera kayıtları bir türlü izlenemedi.

Eşimi ikinci ameliyatından çıkıp eve götürdüğümüzde bende ODTÜ ye giderek 3 yurt kameralarının izlenmesi için tekrar jandarmayla konuştum.
Jandarmadan yurt’a dönerken Yurtlar müdürüyle karşılaştım, Yurtlar müdürü Kamera kayıtlarını unutmamı yoksa bunun bizim için kötü olacağını söyledi.

Kantin soygununu tespit edebilmek 3 yurt kamera kayıtlarına bağlıydı ki bir türlü kamera kayıtları izlenemiyordu rektörlükteki üst düzey yetkiliye kamera kayıtlarının izlenmesi için başvurdum.
Benim 3 yurt kamera kayıtlarının ısrarla izlenmesini istemem Yurtlar müdürü tarafından bana tehdit olarak dönüyordu ve sonunda yurtlar müdürü Kantin sözleşmesini Fesih edip gitmezsek Denetleme Heyetiyle kantini denetime geleceklerini ve herhangi bir yerden kendi bırakacağı uyuşturucuyu buldum diyerek ailece bizim hayatımızı mahvedeceğini anlatıyordu. Ve bu yoğunlaşan tehditlerin ardından Üç yıllık sözleşmemizi fesih ettiğimize dair onların hazırladığı dilekçeyi imzalayarak fesih ettik.

Fesih dilekçesi martın son haftalarında verildi-
biz Mayısın 16 sına kadar kantin işletmesine devam etmek zorundaydık,
bu süre içinde bize yaptıkları tehditleri gerçekleştirirlerse kendimizi savunabilelim diye bana yaptıkları baskıları ve tehditleri İnternette antoloji sayfamda anlattım, ki Kantine yapılacak her hangi saldırıda daha önce bu konularda tehdit edildiğimizi kanıtlamaktı asıl amacım.
Yoksa ODTÜ Denetleme ekibiyle kantine girecek olan yurtlar müdürünün yapacağı böyle bir uyuşturucu tuzağını kime nasıl anlatabilirdik.
Bu yazılardan sonra tehditler yine sürse de artık eskisi kadar üstümüze gelmiyorlardı.

Mayısın ilk haftasıydı Yurt Müdürü kantinin önünde yolunu keserek sen öyle nasıl edepsiz yazılar yazarsın seninle mahkemede görüşeceğiz dedi. Birden şaşırdın yaklaşık 40 gündür yazılı olan yazıya tepki göstermeyen 3 yurt müdürü şimdi niye tepki gösteriyordu.

Gece kantini kapatıp eve geldiğimde ilk işim antoloji sayfamı açmak oldu bir baktın ki benin sayfanda Damadın Hakan için bana anlatılan iftiraları ben onlar için yazmışım gibi gösterilmiş elim ayağım bir birine dolaştı ne yapacağımı şaşırdım.
Başladım yazıları geriye düzeltmeye ama tüm yazılara girerek kimi yerleri silmişler kimi yerlere de eklemeler yapmışlar.
Kantin soygununun tespit edilmesi için yurt kameralarının izlenmesini istediğimi anlatan yazılar ile beni nasıl tehdit ettiklerini anlattığım yazıları silmişler antolojideki sayfama yapılan saldırıları başladım herkese anlatmaya. Ama onlar istediklerini yapmışlar almaları gerekeni almışlardı

Oysa ODTÜ de bana yapılanları baskı ve zulmü anlatmak için şenliklerde kendi bedenimi ateşe vermeyi de düşünmedim değil hani ama eşimin sağlık durumu beni engelledi.

Kantin işletmesini bıraktıktan sonra Yurtlar müdürü tarafından ilk hakaret davası açıldı ve ardından davalar açılmaya devam etti Damadım hakana iftirayla başlayan tehdit ve baskılar şimdi adıma açılan milyarlarca tazminat davalarıyla sürüyor..

Kantinin fesih, i ardından Bu seferde Mamak Belediyesi Oturduğumuz Evimizi ve evimizin olduğu mahalleyi yıkma kararı almış. Eşimin Sağlık durumundan dolayı direnmek yerine yenilgiyi seçtik evimizden kiraya çıktık ve evimiz yıkıldı

Onca kargaşa bunalım yani ne yapacağımı şaşırmışım ki annemin kanser olduğunu öğreniyorum
Ardından babam kalp krizi geçiriyor
Eşimin hastalığı hala devam ederken birde annem ve babamın rahatsızlığı beni de artık bu hayatı yaşayamaz hale getiriyor
Dünyayı acı çekerek yaşamak yerine tüm acılardan kurtulmak daha doğruydu ama eşim o kadar çok seviyordu ki bu rezil yaşamı ona kıyamıyordum. Ve onunla yaşamak zorunda olduğumu düşünerek Psikolojik tedaviye başladım. Şu anda şizofren tedavisi görüyorum ve bundan da utanmıyorum
Eşimi fizik tedaviye yatırdım bir aylık bir tedavi sonrası rahatsızlıkları hala sürüyor

25 Kasım annemi dönüşü olmayan bir yolculuğa uğurladık annemin yüzündeki yaşamın öncesi ve sonrasını gördüm, Anladım ki yaşıyorsam Ölüm yok Öldüğümde de yaşam olmayacak sadece gideni bir daha görememenin buruk hüznünü duyarak yaşayacağız
Yılın son ayı yurt müdürü aldığı rüşveti anlattığım için bir dava daha açmış 2007den 2008’e şimdilik adıma açılan 6 adet davayla giriyorum.

ODTÜ De işlettiğim 3 Yurt kantininde yaşadığım olaylarda intiharı çok düşündüm ama eşimi bırakarak gitmek istemiyordum eşimin hayata daha çok bağlı olması beni psikoloji tedavisine yönlendirdi şu anda Şizofren tedavisi görüyorum Öğrendiğim tek şey Yaşıyorsam Ölüm yok Öldüğümde yaşam olmayacak ikisi de umurumda değil........
9 yıllık yargılanmanın sonucunda
ODTÜ de işlettiğim 3 yurt kantinini soyanlar ve bu soygunu unutmam için Kantine uyuşturucu koyarak çocuklarının hayatlarını mahvedeceklerini söyleyenlerin yaptığı tehditleri ve Damadıma iftira atanların bu iftira üzerinden aldıkları rüşveti yok sayan mahkemeler. yaşadığım tehdit ve baskıları kanıtlarıyla anlatmama rağmen kanıtları yok sayarak kanıt sunamamıştır diye kararlarını yazsalar da bu dosyalar incelendiğinde kanıtların dosyamda olduğu görülecektir.

temyizden dönen karar da tekrar savunmamı yaptım Ceza ehliyeti yoktur raporum yüzünden 9 yıldır yaşadıklarım yüzünden asıl zarar görenin ben olduğumu anlatmama rağmen hiç bir şekilde dikkate almayan sulh ceza hakimim. davayı beni bakır köye yollayarak bitirdi. Bakırköyden ankaraya döndüğümde hakime gittim neymiş sağlığım için öyleyse neden 9 yıl beni tüm yaşadıklarımı görmeden yargıladın diye sordum. Suçsuz olduğumu bile bile benim hayatımı neden mahvettiğini sordum hiç cevap vermedi. çünkü yaşadıklarımı yazmamdan korkuyordu.
Bir kez daha anladım ki Adalet MÜLKÜN TEMELİ _Yani güçlü olanlar kazanıyor...
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. esmer_genc Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    allah yarve yardımcın olsun arkadasım burada zengın haklı cıkar fakırde zulmu ceker
  2. vurguni Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Alıntı Alıntı Yapılan Kişi: esmer_genc
    allah yarve yardımcın olsun arkadasım burada zengın haklı cıkar fakırde zulmu ceker
    Haklısınız. adalet güçlü olanın elinde