View RSS Feed

ömergün

Hayat Bir Türk Filmi!

Değer Biç
Hayat bir Türk Filmi.


Yanlış aşka ithaf olunur...
Geniş katılımlı bir arkadaş toplantısı.Faruk içeri girdi etrafı süzdü.
İçeri girer girmez onu farketti.Onu ilk farkettiği an kendisinde bir kalp olduğunu da ilk farkettiği andı. Sırasıyla isimlerin söylendiği tanışma faslı.
-Merhaba ben Faruk.
-Merhaba ben Azra
Karşısına oturdu ve onu seyre daldı.
O nun gözlerine baktı:Bakışlarında kaybolmaktan korktuğu gözlere
Onun saçlarına baktı: Dolunay kadar aydınlık olan yüzü bir gece karanlığı gibi saran saçlara
Onun kalbine baktı:Sanki dalgaları yeni çekilmiş bir deniz kıyısı misali sakin ve kimsesiz görünen kalbine.
Konuşmak,ona birşeyler anlatmak istedi,ama konuşamadı.Birşey demeden onu öylece seyretmek çok güzeldi.Lafların bu masalsı seyri bozmasını istemedi.
Orada zamanın nasıl geçtiğinin farkında olamadan ayrılık vakti geldi.Herkes vedalaşıp ayrılıyordu.Faruk da ister istemez derin düşünceler,tuhaf duygular içinde oradan ayrılmak zorundaydı.
“Azra”sının bindiği aracın arkasından baktı bir süre. Sonra otobüse binip eve doğru yol aldı.
Eve vardığında ilk işi bilgisayarın başına geçip ona söyleyemediklerini yazmak oldu.
“Merhaba.Size bu mesajı “kısmetime ne çıkarsa” diyip oltasını denize atan bir balıkçı gibi düşünerek değil,dolunayı gördüğünde ona daha yakın olmak isteyen bir çocuğun duyguları içinde yazıyorum.Sizi gördüm çok etkilendim vs vs...”
Günlerce cevap alamadı.
Sonra bir gün mesaj kutusunda Azra'dan gelmiş bir mesaj gördü: “Merhaba.yazdığın şeyler çok güzel ama... "
"Ama" ile devam eden olumsuz kısacık bir cümle.
Gözleri dakikalarca mesajda kaldı.Bakışları bulanıklaştı.
Bu yıkıntı içinde bir müddet kaldıktan sonra kendini toparlamaya çalıştı.Kendi kendine “mantıklı ol oğlum,daha seni iyice tanımıyor bile,belki tanıdıkça
Belki,belki...
Bundan sonra onun olduğu her ortama girmeye gayret etti.Yakın olmaya çalıştı.Herşey iyiydi hoştu da, şu tam konuşmaya ihtiyacı olduğu zamanlarda dilinin tutukluğuna bir çare bulamadı.
Bu ortamlarda uzun süre Azra'yı seyrediyor,sonra onu sıkmamak için etrafı dolaşıyordu.
Faruk'un “kankam” dediği samimi bir arkadaşı vardı,Serkan.Sık sık görüşüp dertleşiyorlardı.Ama ne Serkana ne başka birine Azra'dan bahsetmemişti. .O gün yine kankasıyla görüşecekti.Kendi kendine “kankama bu durumu açayım da o bir yol göstersin bana”diye düşündü.
Akşam Serkan'la bir çay bahçesinde görüştüler.Çaylar geldi.Önce Serkan başladı söze:
-Oolum yeni gelişmeler var,dur da anlatayım. dedi.gülümseyerek.
-Hayırdır noldu Serkan?
-Bir kızla çıkmak üzereyim.Telde konuştuk epey bugün.
-Hıı,kim bu talihli bakiim.diye heyecanla sordu Faruk.
Serkan biraz durdu sigarasından bir yudum aldı.Sonra :
-Tanıyorsun be,yabancı değil.Azra
"Azra,azra,azra..."
Bu isim sanki dünyanın bütün dağlarında yankılandı ve gelip Faruk'un kalbine çarptı.
Faruk'un dizleri boşaldı.elleri titremeye başladı,titremesini Serkana hissettirmemek için bardağa,masaya sıkıca tutundu.
Serkan konuşmaya devam etti,neler olduğunu anlatıyordu.
Ama Faruk Serkanı duymuyordu artık.Kaçamak cevaplar veriyordu
-Hıı,ne evet vs.
Ve Faruk,arkadaşından müsaade isteyip kalktı.Çünkü daha fazla kalırsa ya bir pot kıracak,ya da bir daha oradan kalkamayacaktı.
Durağa gelen ilk otobüse bindi.nereye gittiğine bakmadan.İçeride farketti yanlış otobüse bindiğini,tıpkı içine düştüğü yanlış aşkı gibi.
Yanlış otobüste yanlış durağa yol alırken kendi kendine söylendi:
Hayat ne kadar da Türk Filimlerine benziyor...
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum