View RSS Feed

Mekri Volkan ALy

Kim?

Değer Biç
Kim?

hissediyorum..
her zaman farklı bi duyguya kapılıyorum aslında.
empatik oluyorum hayatta, yoruyor beni.
değişik karakterlere büründürüyor zaman, düşüncesel.
bazen bir köpek yavrusu oluyorum hayatta..
soğuktan ayakları üşümüş, büyük sokak itlerine kafa tutan.
köpek demiyorum onlara, şerefsiz tavırları yüzünden it diye atlandırıyorum.
bi sınıfa sokamıyorum..
sokak köpeği?
evcil?
bazen kendimi de kategori etmekten çekiniyorum.
büyük tavırlar sergileyip şekil yaptığım için diğer canlılara..
ama daha çok küçüğüm, ağlayacak yaştayım; süte muhtaçken bayat ekmek dolu sokaklarda.
kendimce posta koyuyorum, gözler çapaklı; havlaya ağlaya, ağzımı doldura doldura.

hissediyorum..
sokak karısı gibiyim...
itibarım namusla et arasına sıkışmış gibi.
kimisi avcılar gibi et peşinde, pençe atıp koparayım.
kimisi aşk peşinde tutup kolundan çekip kurtarayım.
selam veriyorum her önüme gelene, araba camlarından içeri eğilir gibi.
ama her ne yapsamda içimdeki ateş hiç bi zaman sönmüyor..
ilerde herşey değişir geçiyor aklımdan.
yoluma devam ediyorum yanlış olsada, tam gaz.

bazen pamuk sakalllı bir dede oluyorum.
camiden yeni çıkmış, günahlarını affettirme derdinde olan.
yıllarca eşine eziyet etmiş ve ölümünden sonra namaza başlayan.
acısını beynimde hissediyorum.
mantıksızlık, gaddarlık, boş bulunmuşluk ve dahası.
pişmanlığı kalbimde hissediyorum.
kötü davranmışlık, en acı vereni, en kötüsü yanlızlık.
ve onca şeyi kapatma derdine düşmüşlükle gelen, namaz kılmalar..
hacı, hoca desinler, geçmişi sormasınlar ayağı..
götünü yediğim ayağı işte adı ne?

cami demişken, cami avlusuna bırakılmış kundakta bebek..
hissediyorum diyorum da bu kez yalan..
aile ile büyümüş ben nasıl hissederim, onun o saatlerini.
neden kış aylarında terkederler bebekleri?
bebeklerin geneli neden kışın doğar?
neden düğünler yazındır?
her düğünün kışı çocuk arifesi midir?
hepsini geçtim de binlerce sorudan
sadece bi tanesi hep aklıma gelir.
neden terkeder insanlar?
bebeği, çocuğu, genci, adamı, yaşlıyı?
herşeyin sebebi neden yanlızlık?
yanlızlığı severken neden suçlarız kavramı?
tek bişey var bildiğim, bunca soruyu sorarak geçirecek ömrünü.
o masum, ama bahtsız, yanakları al, gözleri yeşil, kilosu yerinde
sağlıklı, kız yada erkek...
her ailenin isteyeceği şekilde bi bebek.




bedenimin soğuduğu, kalbimin durduğu anlarda oluyor elbet.
kendimi son hamleyi yapacak imama teslim etmiş gibi hissediyorum.
hiç yadırgamıyorum pamuğu, hayatta yediğim kazıklar varken.
götümüze parmak atıp tadını çıkaran insanlar varken.
ölümün soğukluğunu unutturamıyor hiç birşey.
son abdestini aldırırken kullandıkları su bile ısıtmıyor beni.
hoşgörüsüzlük, burnu havadalık..
burnu havadalık hafif gelir götü kalmışlık, yerel tabirle tepra..
zenginlik, doyumsuzluk, onca olumsuz kavramın art arda gelmesi
kendimi ceset gibi hissetmeme neden oluyor.
kokuşmuşlukla savıyorum başımdan bu tipleri.
fransız parfümleri ile yıkanıyorlar bastırmak için kokumu.
ama burunlarının direklerinde yer ediyor 35li yaşlarda bedenime sinmiş kokular.
ölmüş olabilirim ama son kez göz gezdirebilirim geri de bıraktıklarıma diye düşünüyorum
ve beni böyle çekenler tıkamıyor bile burunlarını
"ikram edilen gül suyuna dahi uzanmıyorlar!" diyorum
mimiksiz gülümsüyorum son yolculuğa beni hazırlayan insanlara.


yol kenarına tezgah açmış dilenci oluyorum kimi zaman.
soğuk betona oturmuşluk sıkıntı vermiyor bana.
bu kaldırımlara düşmüşlük bu günü kurtarma işi sıkıyor.
soruyorlar anlatıyorum.
"ilk başlarda ihtiyaç duyduğum için kaldırımlardaydım
her sadaka atandan atmayandan aldığım öğütler yüzünden hala burdayım.
kaç kez işittim git çalış elin ayağın tutuyor lafını.
yapmadım mı sanıyorsunuz, açmadım mı iş için onca kapı.
ama hala burda oturuyorum bir saatte ısıttığım kaldırım taşında.
insanların dediklerine aldırmıyorum, karın tokluğuymuş, pehh!
aylık kazancım en kötü memurdan iyi.
istismar ediyorum gönülleri, kandırıyorum insanları..
paralarını alıyorum onların, akşamları köpek öldüreni bırakıp kaliteye geçeli çok oldu.
beni bu hale siz düşürdünüz diyorum, bi ismim vardı, tanımazdan gelirdiniz.
şimdi dilenci deyin herkez bilir, iş elbiseleri eski, günlük elbiseleri fiyaka..
iş aleti koltuk değneği, arabam yahudi benim, hemde ne caka."
dediğimi işitiyorum kulaklarımda.
para atıyorlar mendiline, nesini sevdiler bilmiyorum ama hikayenin
o yoluna bakıyor ben yoluma.


bazen sen oluyorum.
hissediyorum belki de ucundan kenarından da seni.
ama biliyor musun?
ben olmayı unuttuğum zamanlar oluyor.
anlayamıyorum bu yüzden kendimi.
hissediorum ama geç oluyor bazen.
ben özlemişim beni
kendimi hissetmeyi..


yaaa uzun zaman olmuş bak bir defterin sayfalarını kirletmeyeli.
hoş geldin ben.. sevindik dönüşüne..

mekri
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Psikolojime Dair

Yorum