View RSS Feed

Zalimin mazluma zulmünü görüpde müdehale etmeden seyirci kalan zalimin tarafındadır.

25 Kasımın Kelebekleri

Değer Biç
quuq -

25 Kasımın Kelebekleri

1981'de Dominik'te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak ilan edildi.


25 kasım 1960 kuzey Dominik bölgesi, uçurumun dibinde üç kelebek, üçüde Dominik faşist diktatörlük sivil askerleri tarafından, arabalarından zorla indirilip, işkence ve tecavüz edilerek, uçurumdan aşşağı atılmış.

katledilmişler

Bu katliam Dominik haberlerinde kaza olarak sunulsada, gerçek çok fazla gizlenemeden ortaya çıkmış. bir yıl sonrasında ise sistem şiddeti ile toplumsal şiddete ve faşist diktatörlüğe karşı olan kelebekler hareketi, faşist diktatorlüğün düşmesine neden olmuş.

Kelebeklerden biri savaşları ve mücadeleleri için şöyle diyor : “Çocuklarımızın, bu yoz ve zalim sistemde yetişmesine izin vermeyeceğiz. Bu sisteme karşı savaşmak zorundayız. Ben kendi adıma her şeyimi vermeye hazırım; gerekirse hayatımı da” (Patria Mercedes Mirabel 1924)

Kelebekler için dönemin başbakanı faşist Rafael Leonidas Trujillo da şuları söylüyor : bizim için iki tehlike var, Kilise ve Mirabal Kardeşler! Kelebekler…

25 Kasımın Kelebekleri küçük burjuva aiylelerinden gelselerde bu onların adada eşleriyle birlikte 30 yıl faşist diktatörlüğe karşı mücadele etmelerine engel olamamış. Ezilen sömürülen Halkları acı çekerken onlar bencillik yapıp kenara çekilerek korkakça bunları seyretmemişler. 1960 yılında kebekler örgütlerini kurduklarını, tüm adada kadınların faşizme ve şiddetine karşı örgütlü olmaları gerektiğini bildirerek, ada kadınlarını harekete çağırıp hareketle mücadele etmelerini sağlamışlar. Kelebeklerin kimisi hukuk okumuş, kimisi mücadele içinde öğrenim görmüş. Sürgünler, mapusluklar, işkenceler, katliamlar yaşamışlar. Aiylelerindeki erkekler neredeyse hepsi faşist diktatörlük tarafından katledilmiş.

Tüm bu yaşananlar acı ve kendileri için kayıplar olsada Dünyada feodal ve kapitalist devlet organları egemenler tarafından sınıf mücadelesinde kadınları sindirmek, susturmak için işkenceyi, tecavüzü, cinsel tacizi, katliamı politikaları haline getirselerde, kelebekler bu adadan dominikten karanlığın içinden kızıl bir fişek göndererek gökyüzüne, tüm dünya kadınlarının sınıf mücadelesinde aydınlık tarihi oldular. faşist diktatörlüğü yenip kelebekler kazandı.

Sonsuza dek daima
zafer bizim.

Kelebek Patria Mercedes in kod adıdır.

Lev
Etiketler: Boş Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. hüseyin19 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    faşist Rafael Leonidas Trujillo da söylemiş kilise yani hristiyanlık ve isamiyet hatta musevilik yani tevrat bile kadının şiddet görmesini asla kabul etmez.materyalist düşüncede kadın bir mal gibi alınır satılır peş keş çekilir dövülür bir zevk aracı gibi kullanılır ve nihayet eskiyince de atılır.

    'Nitekim Cenâb-ı Hakk Kur’ân-ı Kerîm’inde:

    "Erkeklerin kadınlar üzerinde hakları olduğu gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır." buyurmuştur.

    Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz de erkekleri, kadınların hak ve hukûkunu gözetmeye dâvet etmekte ve bu konuda:
    "Kadınların haklarını yerine getirme husûsunda Allâh’tan korkunuz! Zîrâ siz onları Allâh’ın bir emâneti olarak aldınız." buyurmaktadır.

    Başka bir hadîs-i şerîflerinde de:

    "Sizin en hayırlınız, ehline (eşine ve çocuklarına) en hayırlı olanınızdır. diye söyler.Allah'tan korkan kadına, kıza el kaldırmaz .

    levent.. yalnız bu yoz toplumda kelebek yetmez ancak güvercin,kartal,leylek kanatları gerek..toplumun kafası, kalbi, beyni karışık..
  2. leventsaritas Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    materyalist düşüncede kadın bir mal gibi alınır satılır peş keş çekilir dövülür bir zevk aracı gibi kullanılır ve nihayet eskiyince de atılır.

    bu yaşanıtı nezaman nerde yaşanmış ?
    ve bu bilginin kaynağınıda verirsen sevinirim
    ayrıca rafael materyalist değil idealisttir.
  3. hüseyin19 Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    levent
    eğer gerçekten rafael edeailist olsaydı kadının ruhunaa düşüncesine inanacına saygı duyardı o ne bir materyalist ne de idealisttir o anacak olsa olsa şeref yoksunu bir diktatördür. diktatörlerin de diktası felsefesidir.

    gelelim materyalizme..oda kadını salt bir madde gibi görür. ruhuyla, inancıya ilgilenmez. materyalizme göre ekonomi ve maddi ihtiyaçlar hayata yön verir. eğer bu ihtiyaçlar ve ekonomik doygunluk kadın ruhuna yetseydi mutsuzluk sıralamasında fransa önde olmazdı.kapitalizm de sosyalizm de kadının sadece maddi yönüyle ilgilenir. bugün kadının mutsuzluğu, dövülmesi, sömürülmesi,öldürülmesi, hor görülmesi işte bundandır.

    çarlık dönemindeki rusya da kadının sadece adı vardı. 1917 ihtilalinden sonra kadın bir çok alanda haklar elde tti ama ruhu,vicdanı, inanacı yok edildi. cinsellik biyolojik bir ihtiyaç olarak görüldü.kadının annelik rolü elinden alındı ağır makineler altında ezildi. kadın sokağa itildi ve hala da geri gelmedi. rusyada lolita,türkiyede nataşa oldu.sex turizmi en çok rusya,küba,doğu avrupa ülkelerinde yaygınlaştı. batıda özgürlük diye kadın alınıp satıldı, doğuda eşitli diye fabrikalara yollandı. hep ezildi..hep ezildi..bak sistemin adı ne olursa olsun bir defa kadına şiddeti kesmenin yolu ÖNCE KALBİNDE ALLAH KORKUSU OLMALI İNSANIN.. yapılan zulmun mutlaka karşılık bulacağını bilmesi e kendisi gibi kadına da haklarını verip koruyup kollamasıdır.
  4. leventsaritas Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    diktatörlerin de diktası felsefesidir.
    dikta diye diktatörlere ait bir akım yok.

    materyalizm kadının hislerinden zihnine piskolojisine kadar ilgilenir, istersen onları yunan feylozoflarından buyan oku kadınlar için ne demişler. 1917 sonrası ne kadınların nede erkeklerin inancı yokedilmedi çünki insanlar inancı yokedebilecek teknik aramadılar. dini inancı kasdediyorsan sscb de insanlık dini inancını dünyada hiç olmadığı kadar özgürce yaşadı, laiklikle yaşadı devlet kiliselerin giderini karşılamadı, böyle olunca din misyonerleri, pazarlayıcıları din propagandası yapamadılar. buyüzden halkı kışkırtıp ayanklanmalar yaratsalarda bunlar durduruldu, o saatten sonrada kimse sen nekadar inanıyorsun, sen neden inanmıyorsun, sen inanıyormusun diye birbirine sormadı din devletin ve din pazarlamacılarının dayatmacılarının kontrolünden çıkartılıp kişilerin tasarrufuna bırakıldı. insanlar allahla başbaşa bırakıldılar. hiçbir dini inançlı kendini suçlu hissedip kimseye hesap vermek zorunda kalmadı. dönemin moskova merkez klisesi hala ödenek almaz rusya federasyonu teklif ediyor ancak kilise sosyalizm kurallarından şaşmamak için parayı almıyor. çünkü halka bağımlı kalmak istiyor devlete değil. insanlar korkmadan özgürce yaşadılar dini inançlarını kimseye hesap vermeden.

    evet maddi ihtiyaçlar ve ekonomi siyaset politika hayata yön verif. ihtiyaçlar ve ekonomik doygunluğu yasadılar sscb de sosyalist toplumda ve bunlarla kalmadılar kadın ve erkeğin toplumun hislerine güdülerine piskolojisine iyi gelen sanat eserleri ürettiler sanat % % desteklendi tiyatroda resimde sinama edebiyatta müzikte farklı yöntemler denenip insan hislerine iyi faydalı yeni sanat biçimleri yaratıp bunları dünyayla paylaşarak insanlığa armağan ettiler. fransız devrimi ise sosyalist devrim deildi o jüzden kadına birşey veremedi, ancak çağına göre çok ileriydi. sosyalizmde sömürü erkek egemenliği dövülmek hor görülmek yoktur ne erkek nede dişi için leninden stalin döneminin sonuna dek sscb de sosyalist toplumda bunlar yoktur. çünkü yasalarla bunlar engellenmiştir.

    yine leninden stalin dönemine dek kadın eve kapatılmaktan çıkarılıp toplumsal üretime katıldı, ekonomik gücü olan kadın erkeğe bağımlı kalmadan ayakta durabilmesi sağlandı, çalışan kadınların çocuklarına akşama dek ücretsiz halk kıreşleri baktı. gençlerin öğrenimleri beslenmsi ebebeyinleri iştenten gelene dek ücretsiz karşılandı. yine kadının üstündeki hizmetçi yükünü almak için halk mutfakları kuruldu, ürünler nerdeyse bedavaya verildi. kadına kürtaj hakkı ve çocuk edinebilme hakları verildi. kadın erkeklerle aynı yasal haklara sahip oldular. kadınlar sanayidede üretime katıldılar ağır sanayi değil hafif sanayide çalıştılar. tekstilden dokumaya ipliğe kumaşa kadınlar vardı tarımda parlementoda %30 öğretmenlerin yarısı yasama yürütme hukukda % 45 kadın toplumsal yaşamın yarısına katıldı ve kurtuldu, avruba gelişmiş kapitalist sanayi devletlerinin 300 yılda yapamadıklarını kadına ve topluma sosyalizm verdiği haklarıyla 30 yılda kazandırdı. ne din nede kapitalizm kadına ve erkeğe topluma hala bu hakları verebilmiş değil.

    stalin sonrası sscb yenildi kapitalist pazar hakim oldu ezilenlerin sömürülenlerin devleti burjuvaya karşı diktatörlüğü sona erdi. sonrasında yoz kötü ahlakıyla kültürüyle egemen kapitalist devletler yoksullara ezilenlere sömürülenlere karşı burjuva diktatörlüklerini yani burjuva demokrasisi çoğulcu katılımcı demokrasilerini tekrar baskı aracı olarak kurdular. halk demokrasisi yokoldu rusya federasyonuna geçildiğinde.

    sosyalizm e karşı staline devrime karşı karalamalar yalanlar iftiralar devam ededursun, kapitalist devletler ve paralı kalemşörleri karalama kitapları, köşe yazıları yaza dursunlar. din misyonerleri atıp tutsunlar sosyalizm insanlığın kazanımı olmaktan çıkmayacaktır.