1-4 Aralık 2016 tarihinde Engelsiz Yaşam Fuarı
View RSS Feed

Hodbin Böyle Diyordu!

Ye Dua Et Sev!

Değer Biç
“Ye Dua Et Sev” Julia Roberts’in böyle bir filmi var, izlemeyin, kötü bir film! Ordaki iki numaralı adam, yani esas kızın, kocasından boşandıktan sonra büyüsüne kapıldığı David. Sanırım onda bana benzeyen bir şeyler var. Hayır, baş rol falan değil, seyredenler onu sevmeyecektir bile. Hayat için lüzumsuz bir tip. Anahtar cümleler şunlar: Çocuk gibisin(adam çocuk gibi, bir gün gel benimle otur diyor, sevilmek istiyor, öbür gün sıkılıyor), seni özlemem için bana şans verecek misin(adam boğuluyor, biraz mesafe diyor), kalmamı hiç istemedin(adam gerçekten sevmiyor ya da ancak bu kadar sevebiliyor)


Birbirlerini görüyorlar, adam şair ruhlu bir tip, kolayca kızı etkiliyor… heyecan, büyü… cicim günleri… sonra durgunluk… sonra kız adamın üzerine fazla düşüyor, ona benzemeye başlıyor… adam beklentilere göre hareket etmeye başladığı anda, boğuluyor gibi hissetmeye de başlıyor… adam çocuk gibi, ne istediğini bilmiyor, daha doğrusu tercihinin yükümlülüklerini kabul etme cesareti yok, sevilme ihtiyacının manipülasyonlarından kurtulamıyor, kaçıyor… işte benden sahneler…


İzleyince siz bunların hepsini görmeyeceksinizdir ama insan bir şeyi tanıyorsa, ondan parçalar gördüğünde resmin tamamı gözünde canlanıyor.



Kendini dışarıdan görünce ne kadar iğrenç biri olduğunu daha kolay fark ediyorsun…


Şöyle bir cümle de geçiyor filmde: “İtalyanca böyle öğrenilmez, ellerin ve mimiklerin de hareket etmeli.” Ben bunu çok önceleri Fransızlar’da fark etmiştim, konuşurken elleri devamlı hareket halinde… Türkler de öyle… Sanırım bu tarz Akdenizlilerin hepsinde var…
Etiketler: aşk Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. DURU Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Gerçek hayatta da böyle değil mi nitekim?Ne zaman ki ilişkilerimizde yapmamız gerekenler yapılanlara karşılık oluyorsa boğulmaz mıyız?

    Hangi insan sevginin elinde çocuk olmak istemez ki?Şımarmak,sevginin elinde oyuncak olmak belki de!

    İğrençlik mevzuuna gelince;hep dışardan bakmak mı gerekir acaba bunu görmek için.İğrenç olunduğunu bilip de kabul etmemek olamaz mı? Burda mühim olan .ğrenç olduğunu fark etmek mi kabul etmek mi?

    Vermeye çalıştığınız mesaj benim yazdıklarım değildi sanırım.Ama ben de orda takıldım nedense!
  2. hodbin Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Benim vermek istediğim mesajın ne önemi var. Filmin vermeye çalıştığı mesaj, benim onu izlerken gördüklerimle aynı mıydı ki... Herkes karşı tarafa bakıp tanıdığı şeyleri görüyor-anlıyor... Siz de benim yazımda tanıdığınız şeyleri yazmışsınız
  3. minerva Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Kitabı okudum,filmi izlemedim.Genelde filme uyarlanan bir çok kitap gibi kötü olacağı ön yargısı ve izyenlerin eleştirisi çok da yanılmadığımı gösteriyor.Kitaptaki adam hayattan istediğini almış, özgür ruhlu ama yinede ayaklarının yere bastığını hissettiren bir karakterdi diye hatırlıyorum ve hayatının tıkandığı bir noktada yiyip dua edip severek yeniden bir anlam yakalamaya çalışan Julia için ise bir geçiş bileti gibi bir rol üstleniyordu diye hatırlıyorum ya da liman mıydı üzerinden biraz zaman geçti hatırlayabildiklerim bunlar