View RSS Feed

Hodbin Böyle Diyordu!

Grup taassubu, Soner Yalçın, Sevilay Yükselir...

Değer Biç
Normalde yazılarıma bir süre ara vermiştim ve o süre daha dolmuş değil fakat defterimde gündemin değişmesiyle önemini yitirebilecek bir yazıya denk geldim. Soner Yalçın gündemdeyken yazmışım... Ekleyeyim de emeğim zayi olmasın Bu neviden bir kaç yazı daha ekleyebilirim bu ara, gönlüme belli olmaz... Bâki selamlar...

Soner Yalçın çok fazla tanıdığım biri değil. Muhtemelen bunun nedeni, onun ürettiği bilgi tarzına olan ilgisizliğim. Oda TV’ den de bulunduğum sanal ortamlarda zaman zaman önüme konan Ak Parti aleyhinde, gerçekliği şüpheli bazı haberler vasıtasıyla haberdar oldum. Bu haberler genelde komplo teorileri tarzı istihbari şeylerdi: Şu, masonmuş, yok şu şurda şununla buluşmuş, şunun arkasında şu varmış gibi... Bu tür haberlerin çoğu genelde çok şüphelidir ve insanların fikirleri dururken; ailesinin ve kendisinin ilişkileriyle, etnik kökeniyle, diniyle vs. uğraşması nedeniyle de belden aşağı vurarak birilerini yıpratmak için yapılır. Ergenekon haberlerine de aynı ilgisizliği gösterdiğimi söylersem, tarafsız olduğumu düşünmenizi biraz olsun bekleyebilirim, sanırım.


Sevilay Yükselir’i de katıldığı programlarda tanıdım. Soldan geliyor, SHP de siyaset yapmış CHP’nin daha sosyal demokrat bir parti olmasını istiyor, Baykal’a karşı Kılıçdaroğlu’nu destekliyordu. Bunu da oldukça keskin ifadelerle yapıyordu. Dürüst ve tarafsız olma gayretinden olsa gerek Ak parti’nin olumlu bulduğu politikalarına da destek vermekten geri duramıyordu.

Fakat bu durumlarda tutucu gruplarda şöyle bir mekanizma işlemeye başlar:
Sohbet ortamlarında konu iki de bir bu mevzulara gelir, karşı tarafı her konuda haksız görmeniz, mümkünse ona küfretmeniz zımnen sizden beklenir. Yarısı dolu bir bardak kabul edilmez… Ya bizdensin ya onlardan denilerek tarafınızı seçmeniz istenir. Çünkü bu guruplar dışa kapalıdır, grup içinde ya da kendilerine yakın odaklarda üretilen bilgiler haricindeki her bilgiye şüpheyle yaklaşırlar. O yüzden siz onlarla konuşurken sanki farklı dünyalarda yaşıyormuşsunuz hissine kapılırsınız.


Fakat gurubun kendini korumak için devreye giren bu mekanizma, gurubun aleyhine bir sonuç doğurur. Vatandaş biraz ehl-i insafsa gruba daha fazla isyan etmeye başlar ve karşı guruba yakınlaşır.


Şimdi kendisinden öğreniyoruz ki aynı şeyler Yükselir’in de başına da gelmiş. Kılıçtaroğlunu sevdiği ve destek verdiği halde sırf Ak parti’yi bir parça olumlu buldu diye Oda TV de hakkında bir sürü belden aşağı haber çıkmış ve bazı solcu arkadaşı da buna çanak tutmuş.


Bu durumun örneklerine daha önce milli Görüş, Ak Parti ayrılığında yakından şahit olmuştum. Biraz açık görüşlüler Ak partiyle beraber hareketten kopmuş, geride aşırı Ortodoks bir zihniyet kalmıştı ancak Ak Parti’ye yakın bir zihniyette olmasına rağmen hareketten kopamayan bazı insanlar da vardı ki bunlardan biri en yakın arkadaşım ve aynı zamanda dayımdı(benden üç yaş büyük)… Hareket ihanete uğramışlık hissiyle, Ak Parti’nin, Siyonizm’in Türkiye’deki ajanı olduğu varsayımından; en ufak bir sapışa bile tahammül göstermiyordu. Kendisine, orada çok fazla kalamayacağını, söylemiştim. Öyle de oldu. Şimdi de Sevilay Yükselir’in başına aynı akıbetin geleceğinden kuşkum yok.

Ahmet Hakan’a da benzer uygulamalar yapıldı. Bağımsız olma gayretinin, kolay anlaşılmamasının nedeni, belki bağımsız olmayı becerebilen kafaların da ender bulunması. Çoğunluk, bir “tarafın” güvenli kollarına kendilerini bırakıveriyor.
Etiketler: siyaset Etiket Ekle / Değiştir
Ana Sayfa Bölümleri
Diğer

Yorum

  1. MeTePe Avatarı
    • |
    • (Bu Mesajın Linki)
    Sevilay Yükselir'in AKP yanlışı haber yapıp yapmadığı konusunu eleştirmeyeceğim. İsterse yapar. Sonuçta gazetecidir. Taraf tutmakta özgürdür.

    Ama kesinlikle CHP'yi eleştirmediği ortada. Yaptığı şeye sadece yalan haber üretmek ve CHP'yi gözden düşürmek denebilir. "Bir abimle görüştüm.. CHP içinden bilgi aldım" tarzı verdiği haberlerin neredeyse tamamı yalan ve yanlış çıkıyor. Kendisini neredeyse her gün takip ediyorum. Henüz 1 tane bile tarafsız haberini görmedim. Yazdıklarına ise yapıcı eleştiri demek mümkün değil. İyi tabiriyle BÖLÜCÜ eleştiri denebilir.